<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783</id><updated>2011-11-30T13:56:07.421+02:00</updated><category term='2009 hava durumu tahminleri'/><category term='ilginç haberler'/><category term='Kırmızı et ve kebabı fazla yemek neden zararlıdır'/><category term='insanlık'/><category term='küf'/><category term='meslekler'/><category term='beyin fıtığı'/><category term='sut'/><category term='Hacda Vefat Eden Türk Hacılar&apos;ın kimlikleri belli oldu'/><category term='sigra'/><category term='Konjestiv Kalp Yetmezliği (KKY)'/><category term='protez'/><category term='aşk bir hastalık olsaydı'/><category term='göbek ve çevresi'/><category term='hastalıklara karşı'/><category term='6 tavsiye'/><category term='yemek yağı'/><category term='domuz gribini anlatacak'/><category term='yaşlanmayı nasıl önlerim'/><category term='Romatizmalılarda Beslenme'/><category term='Karaciğer Sirozu Tedavisi'/><category term='Hayvan fobisi ne zaman başlar'/><category term='damacanalar'/><category term='acil bakım acil yardım'/><category term='Safran Çayının Faydaları çayı obeziteyi önlüyormu'/><category term='prostat'/><category term='domuz gribi önlemleri'/><category term='ben10'/><category term='İshal Belirtileri'/><category term='kanser eden besinler'/><category term='online lida satışı'/><category term='6 lamer ülke'/><category term='tamiflu nedir'/><category term='domuz gribi yaş grubu'/><category term='anneler'/><category term='domuz gribi risk grubu'/><category term='oje'/><category term='Size imkan sağlayan ilaçların etkileri nedir'/><category term='GDO Yönetmeliği Değişiyor'/><category term='domuuz gribi'/><category term='ceset resimleri'/><category term='Bayanlarda Sigaranın Etkileri Artıyor'/><category term='hıçkırık nedir'/><category term='panik atağın özellikleri'/><category term='böbrek hastaları'/><category term='Ömür Boyu Süren tek Gıda Alerjisi'/><category term='Çocuklar İçin Domuz Gribi Aşılaması Başlıyor'/><category term='Türk Eczacılar Birliği (TEB)'/><category term='domuz gribi aşısı son kullanma tarihi'/><category term='domuz eti'/><category term='sigara akciğer kanserine neden oluyor mu'/><category term='domain sigarası'/><category term='online bitkisel ilaç satın al'/><category term='i-saglik | sağlık bloğu Gelişmeler'/><category term='hamilelere domuz gribi'/><category term='aşı'/><category term='ayak bileği ağrıları'/><category term='bayramlaşmak nasıl bir duygu'/><category term='&apos;Sigara Öldürür&apos; Uyarısı'/><category term='Ünlü Rus Gazete Haclendi'/><category term='İlacli Stent ve Balon Yontemi Nedir'/><category term='fobi çeşitleri'/><category term='0-24 yaş arası domuz gribi aşısı'/><category term='zararlı maddeler'/><category term='domuz gribi hapı'/><category term='Türk Bilim Adamlarının 2 Önemli Buluşları'/><category term='bayram resimleri'/><category term='Bağırsak Kanseri Nedenleri'/><category term='sigara yasağına tepkiler'/><category term='GOLD Ücretleri Nedir'/><category term='h1n1 den dolayı ölenler'/><category term='Çarşambayı Sel Aldı Türküsü'/><category term='Teleskopik Sedyeler'/><category term='Baypas Nedir Baypas Ameliyati'/><category term='Doktor ya da psikiyatrist fobisi de var mıdır'/><category term='çatlamalar nasıl önlenir'/><category term='Domuz Gribi Açıklaması'/><category term='Grip Tablosu'/><category term='andırı bındık konular'/><category term='Cinsiyetlere göre fobi türleri Nelerdir'/><category term='key ödemelerini kimler alacak'/><category term='online yağ satışı'/><category term='ağrı semptomları'/><category term='kontenjan sayısı 2009 Öğretmenlik kontejanları ve başvuru tarihi'/><category term='Meme Kanserinde Yeni ilaç'/><category term='tamiflunun yararları'/><category term='ilyas çakar'/><category term='limon'/><category term='Ucuz Tedavi'/><category term='cesetler'/><category term='nasıl oluşur'/><category term='ağrılar'/><category term='herkes bir gün domuz gribi olacak'/><category term='haftasonu hava durumu'/><category term='ergenlik belirtileri'/><category term='Türk Eczacılar Birliği (TEB) &apos;in İlaç Açılımı'/><category term='gazların etkileri'/><category term='açıkta satılan ekmeklerin zararları'/><category term='Mars&apos;ta Hayat Var Mı'/><category term='Çocuk Gelişimi İçin Gerekli 10 Besin'/><category term='online fıtık ilacı'/><category term='televizyon karşısında plates'/><category term='dram'/><category term='ağrı sebebleri'/><category term='kış öncesi bakım'/><category term='Domuz Gribi Aşısı Ölümcül Olabilir Mi'/><category term='paradigma'/><category term='enerji'/><category term='blogspot'/><category term='radyo7.com.tr'/><category term='ülkeler arası ticaret'/><category term='kanser teşhisi nasıl yapılır'/><category term='mavi hastalık'/><category term='radyoaktivite'/><category term='Domuz Gribi Ispartada Can Aldı'/><category term='çinde 107 yaşındaki nene diş çıakrdı'/><category term='kötü baber'/><category term='Sigaranın İçindeki Zararlı Maddeler'/><category term='türk doktorlar'/><category term='firmalar'/><category term='portakal yemek'/><category term='çocuk eğitimi'/><category term='Alt çenede implantsız protez artık çağdışı oluyor'/><category term='en borçlular'/><category term='online temizlik malzemesi satın al'/><category term='domuz gribi var öpüşmeyin tokalaşmayın'/><category term='lida seo yarışması'/><category term='bitkisel hayat'/><category term='Zona Hastalığı Nedir'/><category term='Fobi Nedir  – Fobiler'/><category term='a gribi'/><category term='el bileği'/><category term='anevrizma'/><category term='gdolu meyveler'/><category term='Wc'/><category term='Alerjiye Karşı Künye Kullanımı nedir'/><category term='hiper tansiyonluların alacakları önlemler'/><category term='Kalp Nakli Ameliyati'/><category term='çarşı domuz gribine karşı'/><category term='msnde virus var'/><category term='esneme'/><category term='Enerji düzeyinizi kademe kademe oluşturun'/><category term='güneş yağı satın al'/><category term='benten oyunları izle'/><category term='Kabız Belirtileri'/><category term='mucize meyveler'/><category term='kalça kemiği ağrılarına son'/><category term='mekani.tk'/><category term='yoganın yararları nelerdir'/><category term='h1n1 virusu sayısı artıyor'/><category term='balinalar'/><category term='rusça gezete oku'/><category term='Yapay Damarlı Hastaya Böbrek Takıldı'/><category term='fobi nedir'/><category term='soba yanıkları'/><category term='haclenen gazeteler'/><category term='Kalın bağırsak Nedir'/><category term='bitki ne işe yarar'/><category term='Yetersiz Kalp Fonksiyonu'/><category term='mevsimi var'/><category term='kalp kapakcığı'/><category term='zehirlenme nasıl belli olur'/><category term='böbrek nasıl takılır'/><category term='fake facebook'/><category term='domuz gribi pandemik'/><category term='2010 yerel seçim'/><category term='hayvansal atıklar'/><category term='Paranoid korkularla fobi arasında ilişki var mıdır'/><category term='nobel'/><category term='Prostatı Önleyen Çay'/><category term='karamsarlık'/><category term='Prostatı Önleyen mücize Çay'/><category term='Akdeniz İhracatçı Birliği'/><category term='Bilgisayarımı Virusten Nasıl Korurum'/><category term='online damacana su satış'/><category term='Orak Hücre Anemisi Hastalığı'/><category term='Çocuklar Domuz Gribi Aşısı Vurulmalımı'/><category term='migren ağrıları'/><category term='Poşet Bitki Çayları Ne Kadar Sağlıklı'/><category term='Hastalıklara Karşı Çamaşırları Yüksek Isıda Yıkayın'/><category term='Nesne fobileri'/><category term='GDO'/><category term='domuz gribi nedir'/><category term='Kalp Ritmi Bozuklugu nedir'/><category term='organik sebzeler'/><category term='bypass'/><category term='islami konferans örgütü'/><category term='su seviyeleri'/><category term='kurban bayramı'/><category term='Domuz Gribi Keneyi Geride Bıraktı'/><category term='bir çılgın türkler'/><category term='Çevresel Aciller'/><category term='Ağız Kokusundan Nasıl Kurtulurum'/><category term='antibakteriyel jeller'/><category term='domuz gribi tehlikesi'/><category term='uykusuzluk'/><category term='sağlık tasarısı yürürlüğe girdimi'/><category term='Kadınlar Kurban Kesebilir Mi'/><category term='atatürkün manevi kızı'/><category term='Kir fobisi'/><category term='Sağlıklı Kilo Verme Kuralları neler'/><category term='Sırt Ağrısı Nedenleri'/><category term='kilolilar'/><category term='sigaranın zararları'/><category term='karamsarlığın zararları'/><category term='çarşambayı sel aldı'/><category term='Piyasa Kapanış Rakamları'/><category term='kısırlık'/><category term='Portakal Yiyin'/><category term='arama motorları'/><category term='bitki'/><category term='BİLECİK'/><category term='GDO&apos;Lu Ürünler Kanser Yapar Mı'/><category term='H1N1 Aşıısının Farkları'/><category term='Türklerde Obez Sayısı'/><category term='renk ve çizgiler'/><category term='meme kanseri'/><category term='Çocuklarınıza Günde En Az 3 Ceviz Yedirin'/><category term='Günümüzde fobi tedavisinde kullanılan antidepresan ilaçların yan etkileri var mıdır'/><category term='hava durumu tahminleri'/><category term='Asansöre binme fobisi'/><category term='sırt ağrısı'/><category term='Sanal Ortamdaki Tehditler'/><category term='Septik Şok'/><category term='2009'/><category term='Lida Zayıflama İlacı Zararlı Olabilir Mi'/><category term='Cinsel Sorunu Olanlara 18 Öneri'/><category term='kış öncesi cilt bakımı'/><category term='abd'/><category term='Domuz Gribine Karşı Geleneksel Çin İlacı'/><category term='domuz gribi aşısı ne zaman olacak'/><category term='domuz gribi olanlar nasıl beslenmeli'/><category term='domuz gribi nasıl bulaşır'/><category term='toplardamar'/><category term='bulaşıcı hastalıklar'/><category term='Kızaklı Tekerlekli Sedyeler'/><category term='fobiler'/><category term='ayna'/><category term='5 Yıldır Ölen Karısı&apos;nın İskeletiyle Yaşıyor'/><category term='Çocuklarda Fobi Tedavisi'/><category term='Tedavi edilemeyen fobiler var mıdır'/><category term='bitkiler'/><category term='yaşanan en büyük olaylar'/><category term='kalp yetersizliği'/><category term='Bel fıtıkları (Disk hernileri)'/><category term='Hastanın eğitimi'/><category term='Uçakta Domuz Gribinden Korunma Yolları nelerdir'/><category term='kalp krizinin zararları'/><category term='Sigara Bağımlılarına Dikkat'/><category term='Sıcağa Karşı'/><category term='Sağlıklı Kilo Verme Kuralları'/><category term='masa başı'/><category term='Ergenlik çağında fobi'/><category term='zeki'/><category term='Göz Tansiyonu Körlüğe Neden Olabilir'/><category term='domuz gribi çin ilacı'/><category term='İstanbulda Hava Durumu'/><category term='Ayrılma korkusu ve fobi isimleri'/><category term='Burun Kanaması Nedir Ve Zararlı Olabilir Mi'/><category term='Çocuklar Kurban Kesildiğini Görmesin'/><category term='Fobiler nasıl gruplandırılır'/><category term='Sanal Alem İçin Dilenen Çocuklar Var'/><category term='kimler domuz gribi aşısı olmalı'/><category term='hamileler için domuz gribi aşısı'/><category term='zona nedir'/><category term='yumurtanın sarısı'/><category term='kanserin teşhisi'/><category term='Yükseklik fobisi'/><category term='saglikmekani'/><category term='Denizlide 2 Kişi Domuz Gribi Nedeniyle Hayatını Yitirdi'/><category term='Meme Kanserinde Yeni Tedavi'/><category term='Türkiye&apos;de en çok hangi fobilere rastlıyorsunuz'/><category term='biyoteknolojiye örnekler'/><category term='Orak Hücre Anemisi'/><category term='insan'/><category term='Domuz Gribi Aşılarını Kimler Yapmalı'/><category term='grev ansıl yapılır'/><category term='yapay damarlı hastaya böbrek takılır mı'/><category term='dünyanın en zenginleri'/><category term='domuz gribi aşısı reaksiyonları'/><category term='travmalar'/><category term='HER RENGİN VE ŞEKLİN ANLAMI FARKLI'/><category term='goole seçim sonuçları'/><category term='Sağlık ve Temizlik'/><category term='Pandemik Aşısı İle Korunun'/><category term='h1n1 nedir'/><category term='zararlı bitkiler'/><category term='gazlarda basınç'/><category term='Küflenmiş Besinler Zararlı Mıdır'/><category term='üniversiteliler domuz gribi aşısı vurulacak'/><category term='Cs 1.6 Süper Clan Server Açıldı'/><category term='Herşey Bir Tükürükte Saklı'/><category term='esneme teorisi'/><category term='domuz gribi ilaçları'/><category term='Kalp Krizi Riski Nasıl Azaltılır'/><category term='Tarım İlaçlarına Getirilen Kurallar Nelerdir'/><category term='eczacılar'/><category term='implantsız protez'/><category term='Korku Çeşitleri Nelerdir'/><category term='eşek eti yenilen okullar'/><category term='ölen hacıların kimlikleri'/><category term='altın fiyatlarındaki artış'/><category term='Romatizmalılarda Cinsel Yaşam'/><category term='Aralık Ayı Hava Durumu'/><category term='Kalinbagirsak'/><category term='saglikli yaşam'/><category term='Aşı Olan Sayısı Artıyor'/><category term='tc kimlik no'/><category term='at eti'/><category term='Solunum sistemi acilleri ve pediatrik acil'/><category term='Acil Bakım Ünitesi Bakım İlkeleri'/><category term='Bakan Çubukcunun ailesi Aşı Vuruldumu'/><category term='ilaçlara küpür kesmek'/><category term='Çorumda 6 Aylık Bebek Yaşamını Yitirdi'/><category term='türkiye tiyatro yönetimi'/><category term='tarhana çorbası'/><category term='Kanseri Önleyen Gıdalar Nelerdir'/><category term='Dismorfofobi'/><category term='kalp nakli'/><category term='ekonomi'/><category term='domuz gribinden korunma yolları'/><category term='Domuz Gribi Sivasta'/><category term='Domuz Gribi İlacı Tamiflu Nedir'/><category term='çocuklar için'/><category term='idrar kaçırmadan nasıl kurtuluruz'/><category term='Uyuşturucu Kadar Tehlkeli Olan Gıdalar'/><category term='belirtiler'/><category term='2010 domuz gribi'/><category term='Elmanın En Önemli 6 Kullanım alanı'/><category term='domuz gribi aileleri'/><category term='şifresiz tv nasıl izlenir'/><category term='glokom nedir'/><category term='suudi arabistan'/><category term='daay'/><category term='baypas nedir'/><category term='fazla yemenin sonuçları'/><category term='sütün önemi'/><category term='korunma yolları'/><category term='online kırmızı et sipariş'/><category term='Sırt ve Karın Egzersizleri'/><category term='İzmir Aliağa Hastanesinde Yangın Çıktı'/><category term='beslenme'/><category term='Egzoz Gazının Yaşlılara Etkisi var mıdır'/><category term='zararlı antibiyotikler'/><category term='Mücize Meyve Narın Faydaları nelerdir'/><category term='pandemi kurulu'/><category term='buluş'/><category term='domuz gribi 1. sayfa'/><category term='istanbulda h1n1 aşısı'/><category term='gelenekler'/><category term='recep ivedik manaygat'/><category term='online kanser ilacı satışı'/><category term='Dünyanın En Müslüman İsimleri Kimler'/><category term='sigarayı bıraktıran ilaç'/><category term='cs 1.6 serverler'/><category term='cerrahpaşa'/><category term='her üç kişiden biri alerji oluyor'/><category term='Sakaryada Kanser Taraması'/><category term='Sağlıklı Bir Ailenin Özellikleri'/><category term='blogger yorum yazmak'/><category term='Fobilerle birlikte seyreden psikiyatrik rahatsızlıklar hangileridir'/><category term='google server'/><category term='omuz egzersizleri'/><category term='jel nedir'/><category term='biyo ışınlar'/><category term='enfeksiyon'/><category term='Çocuklarda Büyüme Ağrıları'/><category term='okullar tatil oldu'/><category term='bakteri'/><category term='sigara'/><category term='Aile Önemi Nedir'/><category term='sendikalı memurların maaşları'/><category term='sigaranın etkileri'/><category term='Akdeniz İhracatçı Birliği Boyalı Meyvelerle İlgili Açıklama Yaptı'/><category term='evlilik'/><category term='insan sağlığı'/><category term='Kadir Topbaş&apos;tan Tek Anten Müjdesi'/><category term='piyasa'/><category term='pandemik a gribi'/><category term='limonun yararları'/><category term='meslek seçimi'/><category term='sağlık tasarısı'/><category term='Dünyanın En Pahalı Bölgesi'/><category term='kaydı bulunmayanlar'/><category term='En yaygın fobiler hangileridir'/><category term='Safrakesesi Hastalıkları ve Şikayetleri'/><category term='Derbi Maçları Nasıl İzlenir'/><category term='Biyoteknoloji'/><category term='türkiyede En Çok Kazanan Takım Hngi Takımdır'/><category term='Fonksiyon fobileri'/><category term='domuz eti yiyenler domuz gribine yakalanırmı'/><category term='domuz gribinde kullanılan ilaçlar'/><category term='duymak'/><category term='Lucas Murray'/><category term='sanal alemin çocuklar uzerindeki etkisi'/><category term='Domuz Gribi Salgını Yayılıyor'/><category term='okullar tatil'/><category term='Güneşin Zararlı Yönleri'/><category term='memurlar'/><category term='Kabiz Cocuklarda Bebeklerde Kabizlik Nedir'/><category term='2010 Memur Maaş Tablosu'/><category term='magnezyum'/><category term='ilk kamyonet resimleri'/><category term='panikataktan korunma yolları'/><category term='Hipermagnezemi Nedir'/><category term='yoğurt mayalamak'/><category term='sırt ağrısından nasıl kurtulurum'/><category term='gülcan kaplan'/><category term='domuz gribinden dolayı okullar tatil oldu'/><category term='Erken Bosalmaya Son Orgazm Nedir'/><category term='sırtım çok ağrıyor'/><category term='HEPATİT B – BULAŞICI SARILIK nedir'/><category term='hamileler kürtaj olmalımı'/><category term='domuz gribi uyarısı'/><category term='daay.blogcu.com'/><category term='neden esneriz'/><category term='Ellerdeki Çatlamalar Nasıl Önlenir'/><category term='doğal antibiyotik'/><category term='samsunda domuz gribi'/><category term='Meslek Seçiminde Sağlığın Önemi'/><category term='oje satış'/><category term='tuzsuz'/><category term='ÇANAKKALE'/><category term='migrenler'/><category term='akrabalık bağları'/><category term='online F77 satışı'/><category term='Domuz Gribi Yan Etkilerini Göstermeye Başlıyor'/><category term='lida'/><category term='vergazi.com'/><category term='Kızartma Yağındaki Tehlikeler'/><category term='aylık hava durumu'/><category term='aşk nedir'/><category term='seyehat'/><category term='counter strike 1.6 server'/><category term='sırt egzersizi'/><category term='ürünler'/><category term='akciyerin önemi'/><category term='nedir'/><category term='tarım ilaçları'/><category term='Sıcak Soğuk ve Boğulmaya Bağlı Acil Durumlar'/><category term='r10.net küresel ısınma seo yarışması'/><category term='google sandbox'/><category term='Et Pişirme Sırları izle'/><category term='Hipermagnezemi Belirti ve Bulgular'/><category term='Domuz Gribi Samsunda'/><category term='Hamileler Depresyon Geçirir Mi'/><category term='domuz gribi aşısı online satış'/><category term='lida fx kurumsal seo'/><category term='Mavi Hastalik Nedir'/><category term='gdolu ilaçlar'/><category term='Domuz Gribi Olanlar Nasıl Beslenmelidir'/><category term='tek anten'/><category term='Domuz Gribi Aşısının Yan Etkileri nelerdir'/><category term='Pediatrik Tıbbi Aciller ve Pediatrik Acil Durumlar'/><category term='horlama nedir'/><category term='Üniversiteliler Domuz Gribi Aşısı Vurulacakmı'/><category term='domuz gribine karşı temizlik'/><category term='Kilo Almadan Sağlıklı Yaşam'/><category term='30 ekimde okullar tatil'/><category term='kalp krizi riski var mıdır'/><category term='çay önerileri'/><category term='Kalp Hastalığı ve Protez kapak nedir'/><category term='Kabızlık Nedir'/><category term='radyo 7'/><category term='AIDS&apos;Li Hamileler Kürtaj Olmalı Mı'/><category term='başvuru tarihi'/><category term='kızamık nedir'/><category term='kalp hastalığı'/><category term='Korku Çeşitleri'/><category term='salgın'/><category term='beslenme önerileri'/><category term='aşırı derece kör tansiyonu'/><category term='Bilimde Son 10 Yılda Yaşananlar'/><category term='TL Yerine YTL Yazana Büyük Ceza Geliyor'/><category term='domuz gribi ilacı'/><category term='Açıkta Satılan Ekmekleri Almayın'/><category term='sağlık bakanı aşı vuruldumu'/><category term='bilinmeyenler'/><category term='domuz gribi hastalığı'/><category term='çocuklarda cinsellik'/><category term='sağlıksız meslekler'/><category term='dna&apos;da tükürüğün önemi'/><category term='online yumurta satışı'/><category term='kalp krizi'/><category term='domuz gribi haberleri'/><category term='tuzsuz gıdalar'/><category term='Hipermagnezemi'/><category term='domuz gribinin zararları nelerdir'/><category term='ağrısız seyehat'/><category term='İshal Halsizlik Süreci'/><category term='Mide Öz Suyu'/><category term='genel sağlık sitesi'/><category term='çağdışı'/><category term='Uçakta Domuz Gribinden Korunma Yolları'/><category term='kanser teşhis edile bilir mi'/><category term='online sipariş'/><category term='estetik'/><category term='online ökrürük ilaçları'/><category term='sağlık'/><category term='Sigarayı Bıraktıran Öneriler'/><category term='Tarım ve Köyişleri Bakanlığı&apos;nın GDO Yönetmeliği'/><category term='domuz gribi aşısı okullarda vurulmaya başlanıyor'/><category term='Domuz Gribi Maskelerine Vurgun'/><category term='Kalbi Sağda Olan Hastaya Bypass Yapıldı'/><category term='balon'/><category term='islam'/><category term='Öksürük Tedavisi'/><category term='Hastalıklarda İlk Yardım'/><category term='bayanlarda idrar'/><category term='mutasyona uğramış domuz gribi aşısı'/><category term='2009 Kurban Bayramı Kısa Filmi'/><category term='Bayramlaşırken Alınacak Önlemler'/><category term='Ergenlik çağında fobi nedir'/><category term='bilek egzersizleri'/><category term='siroz'/><category term='dizim ağrıyor ne yapacam'/><category term='Fobilerimiz olmasa da'/><category term='GLADIO'/><category term='türk buluşlar'/><category term='Türk Eczacılar Birliği'/><category term='4 aralık 2009'/><category term='Toplardamar Pıhtılaşması Nedir'/><category term='Katarakta Riskli Gruplar'/><category term='Kurbağalar Öpülülürmü'/><category term='glokom'/><category term='google ışınları'/><category term='online ilaç satışı'/><category term='İtalya&apos;da domuz gribinden ölen 3 yaşındaki çocuğun karaciğeri'/><category term='mevsimsel grip olanlar'/><category term='Ailenin Görevleri ve Ailelerin İhtiyaçları nelerdir'/><category term='sütaş'/><category term='Aile Çeşitleri Nelerdir'/><category term='türkiyede domuz gribinden ölenler'/><category term='Bilimde Son Nokta'/><category term='domuz gribinde alınacak önlemler'/><category term='risk grubu'/><category term='2009 tıp nobel ödülü sahibi kimdir'/><category term='24 kasıma kadar tatil'/><category term='tokalaşmanın domuz gribine etkisi'/><category term='Limonun Faydaları'/><category term='Türkiyenin Böbrek Haritası'/><category term='Ailenin Görevleri ve Ailelerin İhtiyaçları'/><category term='magnezyum nedir'/><category term='hurma'/><category term='hormlamayı nasıl önlerim'/><category term='Kalp Yetersizligi Nedir'/><category term='Ankarada Su Seviyesi'/><category term='Küçük Nar Tanelerinin yararları'/><category term='vitamin hapları'/><category term='hacı adayları'/><category term='google domuz gribi'/><category term='seçimler'/><category term='Taşıma Tenteleri'/><category term='h1n1 virusu'/><category term='Eklem Sertliği (Kontraktürler)'/><category term='saglik blogu'/><category term='müslümanlık'/><category term='rus gazeteler'/><category term='plates'/><category term='toplar damar pıhtılaşması'/><category term='Erken Boşalmanın Sebepleri'/><category term='reaksiyonlar'/><category term='Çinde HIV Sayısı Artıyor'/><category term='kurban kesmek'/><category term='Yatak Odasında Çocuğuma Yakalandım Ne Yapmalıyım'/><category term='aşı olmak istemeyenler'/><category term='h1n1 asisinin farklari'/><category term='Grip Olan Domuz Gribi Aşısı Olmalımı'/><category term='soba zehirlenmesi'/><category term='sinir'/><category term='bayramlık hediyeler'/><category term='uyku'/><category term='kene ölümcül olabilirmi'/><category term='Sosyal Fobi İlaç'/><category term='kış mevsimi'/><category term='hap nedir'/><category term='Kap Pili Tedavisi'/><category term='10 önemli incelik'/><category term='süper çocuk'/><category term='faydalı bitkiler'/><category term='aşı nedir'/><category term='bitti'/><category term='narın faydaları'/><category term='çocuklar aşı vurulmalımı'/><category term='Domuz gribini ölümcül yapan ilaç'/><category term='karın egzersizi'/><category term='migren ilaçları'/><category term='virüslerden korunma'/><category term='türkiyede kalp hastalığından dolayı ölenler'/><category term='sanal ortamın zararları'/><category term='Tanılama ve pediatrik aciller ppt'/><category term='boy kısalığının nedeni tiroid olabilir'/><category term='Kıl Koparma Hastalığı'/><category term='Ergenekon&apos;u Deşifre Eden Yazar'/><category term='Soba Zehirlenmesinden Nasıl Korunurum'/><category term='kurbanlarınızı mezurayla ölçün'/><category term='Bidonlar Ve Damacanalar Zararlı Çıktı'/><category term='iç kanama'/><category term='kurbağalar'/><category term='Sedye Çeşitleri'/><category term='kurbağa öpmenin zararları'/><category term='uykusuzluk nedir'/><category term='Karamsarlıktan Kurtulma Yolları Nelerdir'/><category term='domuz gribi faturası'/><category term='meslek nasıl seçilir'/><category term='online depresyon ilacı satın al'/><category term='Hotmail'/><category term='kimler aşı vurulmalı'/><category term='İç Kanama Nasıl Önlenir'/><category term='gebe'/><category term='ithal bebe maması'/><category term='Çocuklardan bahsedecek olursak'/><category term='Sedef Hastalarına Müjde'/><category term='Domuz Gribi Aşıları'/><category term='sex'/><category term='Radyoaktivite Kirliliği Nedir'/><category term='çocuk gelişimi'/><category term='uyuşturucu'/><category term='prenses kurbağa'/><category term='Et Pişirme Sırları nelerdir'/><category term='dünya borsası'/><category term='tarım ve köy işleri başkanlığı'/><category term='sağlık sitesi'/><category term='çanak anten'/><category term='giyinme kuralları'/><category term='katarak nedir'/><category term='sex neden yapılır'/><category term='Domuz Gribi Jellerinin Zararları'/><category term='anten müjdesi'/><category term='domuz gribi aşıları ne zaman vurulacak'/><category term='online eczane'/><category term='bağışıklık sistemi'/><category term='kene'/><category term='Fobilerin Etkileri'/><category term='Türk bilim adamları'/><category term='Aşı Olmak İstemeyenlerin Dikkatine'/><category term='knight online'/><category term='sağlıklı beslenme taktikleri'/><category term='domuz gribinde wcnin önemi'/><category term='Çocuk Felci Nedir'/><category term='küflenmiş ekmek zararlı mıdır'/><category term='Romatizma ve Giyinme'/><category term='Oje tırnaklarda enfeksiyon oluşturur mu'/><category term='Cinsellik Evreleri'/><category term='gebe aşıları'/><category term='yeni türk lirası'/><category term='sanal ortamın tehditleri'/><category term='En Çok Kazanan Takım Hngi Takımdır'/><category term='kurban bedeli'/><category term='Ölüm korkusu ve fobi hastalığı'/><category term='domuz gribine karşi'/><category term='Fobilerin tarihçesi'/><category term='beyaz et'/><category term='kazakistan'/><category term='Erken Boşalma Nedenleri'/><category term='domuz gribi okullarda'/><category term='gdo yönetmelikleri'/><category term='domuz gribi maskeleri'/><category term='bebe'/><category term='kırmızı et'/><category term='maçda hakeme küfretmek'/><category term='Şok Ve Tansaş&apos;tan Sütaşa Kötü Haber'/><category term='migren tedavisi'/><category term='ticaret sırları'/><category term='Boyalı Meyveler Ne Kadar Zararlı'/><category term='bilimde son 10 yıl'/><category term='teklikeli gıdalar'/><category term='tüp bebek'/><category term='Eriyen Buzullar İlerlemeye Başladı'/><category term='körlük nasıl önlenir'/><category term='sağlık bakanlığından uyarı'/><category term='lida nedir'/><category term='böbrek vakfı'/><category term='Acil Bakım Nedir'/><category term='tl'/><category term='yapay deri'/><category term='erkeklerde cinsellik'/><category term='Neden Bilgisayar Kullanıyoruz'/><category term='tewhlikeli siteler'/><category term='sigarayı içeyin arkadaşlar'/><category term='stresten ansıl kurtulurum'/><category term='A Gribi Torpili'/><category term='çinde 107'/><category term='boyalı meyvelere ateş püskürdü'/><category term='domuz gribi aşısı olmalımı'/><category term='ankara'/><category term='Bebeklerde Beyin Gelişimi'/><category term='kanserle mücadele'/><category term='çok fazla et yemek'/><category term='İnce Bagirsak'/><category term='Vitamin Hapları Zararlı Olabilirmi'/><category term='kapanış rakamları'/><category term='Körlüğe Çare Bulundu'/><category term='Psikiyatride Değişen Paradigmalar'/><category term='100 de 100 dumansız hava sahası'/><category term='kirlilik'/><category term='hız'/><category term='okullar 24 kasıma kadar tatil'/><category term='avon online satış'/><category term='En Çok Neden Bilgisayar Kullanıyoruz'/><category term='kırmızı'/><category term='zararlı ilaçlar'/><category term='körlük nedir'/><category term='Bilimde Müthiş Buluş'/><category term='Diş hekimi fobisi'/><category term='türkiyede ölümler'/><category term='bayramlaşmak'/><category term='Sivilcelerimden Nasıl Kurtulurum'/><category term='çocuk felci duyuruları'/><category term='iki ülke arasında domuz gribi alar mı'/><category term='Kanser Teşhisini Köpekler Yapıyor'/><category term='Agorafobi Nedir'/><category term='Yıllarca Yediğimiz Zararlı Yemekleri yememeliyiz'/><category term='Risk almama davranışı ile fobi arasında ilişki var mı­dır'/><category term='Kaydı Bulunmayan Vatandaşlara Key Müjdesi'/><category term='i-saglik'/><category term='Altında Artış Sürecek Mi'/><category term='Meysimsel Grip Aşıları h1n1 aşısı içerecek'/><category term='Ben10 9. Bölüm izle'/><category term='kahvaltının önemi'/><category term='beyin egzersizleri'/><category term='Fobiler ve psikanaliz'/><category term='sanal alem'/><category term='Mastürbasyon ve Erken Boşalma İlişkisi'/><category term='bitkisel ilaçlar'/><category term='manavgat'/><category term='memur yönetmeliği'/><category term='Et Pişirme Sırları indir'/><category term='GDO nedir'/><category term='brokoli çayı'/><category term='pandemik a aşısı'/><category term='hepatit b'/><category term='domuz gribi öldürüyormu'/><category term='özel hastaneler fark istiyor'/><category term='insanlar'/><category term='küpür kesme kanunu'/><category term='Kızamıkta Ölüm Tehlikesi'/><category term='gıda alerjileri'/><category term='uykusuzlğun belirtileri nelerdir'/><category term='kadınlar'/><category term='Korkunun faydaları'/><category term='domuz gribinin türkiyedeki etkisi nedir'/><category term='Agorafobi Tedavisi'/><category term='DSÖ'/><category term='domuz gribi aşısının yan etkileri'/><category term='andırı kalsın'/><category term='Korku Nedir'/><category term='genetik bilim'/><category term='Çocuk Gelişimi İçin Gerekli 10 Besin nedir'/><category term='grip'/><category term='eş durumlu atamalar yapılırmı'/><category term='amele meslekleri'/><category term='2Kalp.com'/><category term='ilaç açılımı'/><category term='kanser hakkında bilgiler'/><category term='Erken Bosalmaya Son Organizma Nedir'/><category term='yan etkiler'/><category term='TÜP BEBEK YÖNTEMİ İLE ÇOCUK SAHİBİ OLMAK'/><category term='Antibakteriyel Sıvılara Karşı Dikkatli Olun'/><category term='Bitkinin Yararları'/><category term='teb'/><category term='Egzoz Gazının Yaşlılara Etkisi nedir'/><category term='Domuz Gribini Antibiyotik Bile Önliyemiyor'/><category term='online ilaç sipariş'/><category term='süt'/><category term='istanbul saglik'/><category term='.cm alan adı'/><category term='risk grubu aşı vurulmalımı'/><category term='Mide Nedir'/><category term='Kalp Kapakcigi Hastaligi'/><category term='domuz gribi yaş grubu değişti'/><category term='Mide Su Toplaması'/><category term='Sosyal Fobi Nedir'/><category term='idrar nedir'/><category term='metin2'/><category term='ölümcül grip'/><category term='samsunda domuz gribi varmı'/><category term='tc no'/><category term='Kalp Nakli Ameliyati nedir'/><category term='kızamıktan dolayı ölenler'/><category term='sağ ve sol göğüste ağrılar'/><category term='dumansız hava sahası projesi'/><category term='yahşi batı fragmanı'/><category term='ödül'/><category term='Sağlıklı Beslenme Yolları'/><category term='Eklem romatizması tedavisi'/><category term='Fobilerin altında yatan nedenler nelerdir'/><category term='Sağlıklı Bir Ailenin Özellikleri Nelerdir'/><category term='bedava derbi izlemek'/><category term='lipton poşet bitki çay'/><category term='2010 hava durumu'/><category term='obez gençlik'/><category term='dr.oz şov'/><category term='İnsanlar Neden Sex Yaparlar'/><category term='Domuz Gribi Olan Karaciyer Bir Hastaya Nakledildi'/><category term='Yararlı Bitkiler'/><category term='Akupunkturla migren tedavisi nedir'/><category term='sırtım ağrıyor'/><category term='Gastrit Hastalığı Hakkında'/><category term='google arama motoru'/><category term='Ankarada Okullar Tatil Oldu'/><category term='Acil Bakım Teknisyenliği'/><category term='Panik Atak Nedir Ve Belirtileri Nelerdir'/><category term='Temizlik Malzelemeleri Bağışıklığı Nasıl Etkiler'/><category term='okullar dezenfekte edilecek'/><category term='İzmir Aliağa Devlet Hastanesinde Yangın Çıktı'/><category term='Ağrısız Seyehat Yapmak İsteyenlere 6 Büyük Öneri'/><category term='geleneksel ilaçlar'/><category term='&quot;Çıldırma&quot; korkusu var mıdır'/><category term='Bağırsak Kanser Nedir'/><category term='kalp krizi nasıl önlenir'/><category term='HIV'/><category term='domuz gribi salgını'/><category term='Renk Ve Çizgilerin Sağlık İçin Önemi'/><category term='türk lirası kanunu'/><category term='Her Zaman Google'/><category term='Dünyanın En Borçlu Ülkeleri'/><category term='bedava maç nasıl izlenir'/><category term='Kalca Kemigi Agrisi ve Kalca Agrilari'/><category term='2Kalp.com bilgilendirme'/><category term='Domuz Gribinden Ölen Sayısı 195 Oldu'/><category term='İnsan Sağlığının Aynası Olan Organımız'/><category term='poşet çay'/><category term='haberler'/><category term='Domuz Gribinde Hijjen'/><category term='Karaciğer Sirozu Belirtileri'/><category term='1 milyon kişiyi ilgilendiren domuz gribi senaryoları'/><category term='18 öneri'/><category term='Domuz Gribinin İlacı Var mı'/><category term='sex yapamıyorum'/><category term='egzersizler'/><category term='bilim insanları deri üretti'/><category term='ilk kamyonet'/><category term='Altını Altın Yapan Bir Bakteriymiş'/><category term='psikiyatri'/><category term='Domuz Gribinde Vaka Sayısı Artıyor'/><category term='yatak odası'/><category term='önemli bilgi'/><category term='müdür yardımcısı'/><category term='Prostat Kanseri Tedavisi'/><category term='Sağlık Nedir'/><category term='İçe dönük kişilik ile sosyal fobi ayrı şeyler midir'/><category term='uçak'/><category term='Basit özgül fobi'/><category term='ıds buluş'/><category term='Kırmızı Etin Zararları'/><category term='Domuz Gribi Olanlarla Aynı Wc Kullanılmalımı'/><category term='Hastalık korkusu'/><category term='benten'/><category term='atılım yılı'/><category term='4 Aralık Nöbetci Eczaneler'/><category term='türk hacılar vefat etti'/><category term='radyasyon'/><category term='depresyon'/><category term='GDO yonetmeliği'/><category term='SİVAS'/><category term='2010 Atılım Yılı Olacak'/><category term='bilim insanları'/><category term='eşşek eti'/><category term='Facebook &apos;da Virüsler Var'/><category term='aıds nedir'/><category term='nöbetci eczaneler'/><category term='2010da altın fiyatları'/><category term='kazım kazım'/><category term='online satış'/><category term='Domuz Gribi Aşıları Vurulmaya Başlıyor'/><category term='kalp hastaları'/><category term='cep telefonu'/><category term='ellerdeki çatlamalar'/><category term='Sigarayı Bıraktıracak Aşı Geliyor'/><category term='aıds'/><category term='bağırsak kanseri'/><category term='burun'/><category term='Göz Tansiyonu Körlüğe Neden Olabilir mi'/><category term='kanser'/><category term='çocukların gelişimi'/><category term='renklerin tarihçesi'/><category term='Domuz Gribini Anlatacak Doktor Domuz Gribi Oldu'/><category term='domuz gribi aşısı nedir'/><category term='2010da memurlar ne kadar maaş alacaklar'/><category term='Hurmanın Faydaları'/><category term='2009 Tıp Nobel Ödülü Sahibi Açıklandı'/><category term='kanser taraması'/><category term='Egzoz Gazının Yaşlılara Etkisi'/><category term='omuz ve boyun agrısı'/><category term='domuz gribi ilaçları online sipariş'/><category term='elmanın yararları nelerdir'/><category term='hurma nedir'/><category term='HEPATİT B – BULAŞICI SARILIK'/><category term='Sırt Ağrısı Tedavisi'/><category term='Boyum Neden Kısa'/><category term='Yıllarca Yediğimiz Zararlı Yemekler nelerdir'/><category term='burun kanaması zararlı olabilir mi'/><category term='Domuz Gribi Aşıları Nasıl Yapılacak'/><category term='Ergenekon’un Çöküşü'/><category term='türkiyede Okullar Tatil Oldu'/><category term='Safran Çayının Faydaları nelerdir'/><category term='körlük'/><category term='Bazı fobiler deyim yerindeyse salgın etkisi yapabilir deniliyor bunu biraz açabilir miyiz'/><category term='resimler'/><category term='Erken Boşalan Erkekler ve Vücudun Boşalma Sistemi'/><category term='Sigara Yasağına Karşı Firmaların Cinliği'/><category term='güneşten korunmak'/><category term='Marketlerde İlaç Satılacak'/><category term='6 ülke'/><category term='BİLEZİK VEYA KÜNYE HAYAT KURTARABİLİR'/><category term='özbekistan'/><category term='Tamiflu Domuz Gribine Karşı Hala Etkili'/><category term='tamiflu'/><category term='trabzonspor'/><category term='tc no sorgulama'/><category term='Sağlıklı Kilo Verme Kuralları nelerdir'/><category term='Safra Kesesi Görevi Hakkında'/><category term='gdolu maddeler'/><category term='marsta su var mı'/><category term='Yaşlanmayı Önleyen Tavsiyeler'/><category term='iç kanama nedir'/><category term='H1N1&apos;e Karşı Nasıl Temizlik Yapmalıyım'/><category term='limon domuz gribini önlermi'/><category term='Domuz Gribi Hatayda'/><category term='tarhana çorbasının faydaları'/><category term='Domuz Gribinden Ölenlerin Sayısı Artıyor'/><category term='domuz gribi denizlide'/><category term='Kalp Hastaligi Robot Cerrahisi'/><category term='sigara nasıl bırakılır'/><category term='Balık Tüketimi Artıyor'/><category term='Yıkanmayan Atkılar Teklike Saçıyor'/><category term='Biyoteknoloji Nedir'/><category term='idrar'/><category term='acne gel'/><category term='çene kemiği ağrıları'/><category term='Meysimsel Grip Aşıları'/><category term='Amasya&apos;da Okullar Tatil'/><category term='Kalınbağırsak Hastalığı'/><category term='domuz gribi olan domuz gribi aşısı olmalımı'/><category term='domain sağlığı'/><category term='Çin&apos;in Ticaret sırları'/><category term='portakal'/><category term='Fobi İlaçları'/><category term='Mide Nedir Mide Oz Suyu Su Toplamasi'/><category term='mavi'/><category term='Travmalarla Oluşan Kas Hastalıkları'/><category term='domuz gribinde hangi ilaçlar kullanılır'/><category term='ilaçlar'/><category term='Bagirsak Kanseri Belirtileri Nedenleri Tedavi'/><category term='domuz gribi aşısı olan sayısı artıyor'/><category term='online nar satışı'/><category term='diz ve ayak'/><category term='bidonlar'/><category term='Google&apos;de En Çok Aranan Kelimeler Nelerdir'/><category term='robot cerrahi'/><category term='ek vergi'/><category term='Sosyal Fobi İlaçla tedavi'/><category term='panik atak nedir'/><category term='kanun'/><category term='herşey google'/><category term='Özel Hastanelere Ayrıcalık'/><category term='Kalp Hastalığı ve Protez kapak'/><category term='domuz gribinden dolayı ölenler'/><category term='Estetik Ameliyatlarına Ek Vergi Geliyor Mu'/><category term='Cep Telefonunun Zararları Neler'/><category term='bilgi'/><category term='25 kasım grevi resimler'/><category term='Romatizma ve Kalp'/><category term='Sağlık Bakanlığının Hastane Denetimleri'/><category term='Kış Mevsiminde Beslenmeye Dikkat'/><category term='saçlar'/><category term='mars'/><category term='Fobi'/><category term='açıkta satılan ekmekler'/><category term='Erken Boşalmanın Çaresi'/><category term='türkiye son 6 yılda'/><category term='2Kalp.Com&apos;un Amacı Nedir'/><category term='Sendikalı Memurların Maaşlarında Kesinti Olacak'/><category term='mezura'/><category term='Alerji Deyip Geçmeyin Dikkatli Olun'/><category term='cilt bakımı nasıl yapılır'/><category term='eller'/><category term='domuz gribindeki yaş grubu'/><category term='AIDS&apos;Den Daha Tehlikeli Bir Hastalık'/><category term='Sivas Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Mehmet Erşan'/><category term='kanser nedir'/><category term='Dünya Bu Çocuğu Konuşuyor'/><category term='Malatyada Domuz Gribi Alarmı'/><category term='tüp bebekler'/><category term='kıl koparma'/><category term='acil durum'/><category term='fosiller'/><category term='Cerrahlara Sanal Eğitim'/><category term='mevsim'/><category term='Radyoaktivite Kirliliği'/><category term='indirim rahatsızlığı'/><category term='Kurban Bayramında Hava Durumu Nasıl Olacak'/><category term='google online satış'/><category term='İtalya&apos;da domuz gribinden ölen 3 yaşındaki çocuğun karaciğeri nakledildi'/><category term='halime nine'/><category term='Kızgınlığını İçine Attı Kalp Krizi Geçirdi'/><category term='Domuz Gribinde Risk Grubu Aşı Olmalımı'/><category term='aşılar'/><category term='nefesi'/><category term='Sosyal Fobi ve Agorafobi Nedir'/><category term='domuz gribi olan arda turan'/><category term='Masa Başında Çalışanlara Kötü Haber'/><category term='kulak'/><category term='24 Yaş Altı Herkes Aşı olmaya Başlayacak'/><category term='İlaç tedavisi'/><category term='Yeni Gribin Direnci Yüksek Mi'/><category term='yaşamını yitrdi'/><category term='esneme ne demektir'/><category term='yorum'/><category term='Antibiyotikler Zararlı Olabilir Mi'/><category term='atkılar yıkanmalımı'/><category term='Horlamayı Önlemenin 5 Yolu'/><category term='2009 domuz gribi'/><category term='aşırı kilo'/><category term='Nar Domuz Gribini Önlüyor'/><category term='türk bilim adamlarının buluşları'/><category term='Sosyal Fobi Forum'/><category term='Kalça Ağrıları'/><category term='sanal ortamın zararları nelerdir'/><category term='Domuz Gribi Bayram Tatilini Uzatabilir Mi'/><category term='bypass kimlere yapılabilir'/><category term='Baş Ağrıları ve Boyun Baş Ağrısı'/><category term='film izle'/><category term='Domuz Gribinde Gebe Aşıları Açıklaması'/><category term='ilaçlı stent'/><category term='migren'/><category term='Saçları Beyazlatan Nedenler'/><category term='colin kazım'/><category term='Stres Nedenleri'/><category term='domuz gribinde her ilacı kullanmayın'/><category term='Nöbetci Eczaneler 2009'/><category term='ergenekon destanı'/><category term='eş durumlu atamalar yapılacak'/><category term='burun kanaması'/><category term='kanal 24'/><category term='anevrizma nedir'/><category term='almanyada domuz gribi'/><category term='şütaş iç'/><category term='24 kanal'/><category term='Ekotrent.Com'/><category term='Romatizma ve Kalıtım'/><category term='Anaflaksi'/><category term='Hiper Tansiyonların Alacakları Önlemler'/><category term='Sigaranın Zararlarını Anlatan Resimler'/><category term='Kış Mevsiminde Uyulması Gereken Kurallar'/><category term='ucuz ilaçlar'/><category term='Kardiyovasküler Aciller'/><category term='yeni tgc kimlik'/><category term='Solunum Hızı ve Şekli'/><category term='elmanın kullanım alanları'/><category term='latta'/><category term='kalbi sağda olanlar'/><category term='5 yıl önce ölen insan'/><category term='domuz gribine karşı ilaçlar'/><category term='sanal senaryolar'/><category term='Şuan Seçim Olsa Kim Kazanır'/><category term='bitkilerin yararları'/><category term='izmir devlet hastanesi'/><category term='Çocuklara Uyuşturucu Sattıran Şahıslar Yakalandı'/><category term='Msn Messenger'/><category term='domuz gribi belirtileri'/><category term='ithal'/><category term='sedef'/><category term='ÇANAKKALE Ve Sivasta Okullar Tatil'/><category term='10 yılda yaşanan olaylar'/><category term='uykusuzluğun etkileri nelerdir'/><category term='h1n1 aşısı'/><category term='Bayramda İlginç Hediyeler'/><category term='online balık sipariş'/><category term='domuz gribinin zararları.domuz gribi aşısı'/><category term='sigara öldürüyor'/><category term='ergenekon'/><category term='Bel ve Sırt Ağrıları'/><category term='Ergenlikte Dikkatsizlik Artıyor'/><category term='Yeni Kimlik Kartlarında Son Noktaya Varıldı'/><category term='virüsler'/><category term='şok'/><category term='keneden ölenler'/><category term='Sıcağa Bağlı Acil durumlar'/><category term='orta karadeniz'/><category term='İngiliz Hastayı Şaşırtan Hız'/><category term='memur maaş tablosu'/><category term='Genel Sağlık Bilgileri'/><category term='sağlık sektörüne ek vergi geliyor mu'/><category term='boyun fıtığı egzersizleri'/><category term='sağlık müdür yardımcısı'/><category term='hastalıklar'/><category term='Fobi Forum'/><category term='organik portalak'/><category term='dirsek ağrısı nedenleri'/><category term='hacı adaylarına uyarı'/><category term='Hamilelere Domuz Gribi Aşısı Uyarısı'/><category term='bebeklerde çıkan hastalıklar'/><category term='Romatizma ve Egzersiz'/><category term='Göbek Ve Çevresini Eriten Diyet'/><category term='plastik kap'/><category term='tedavi'/><category term='Sigara İçenlere Kötü Haber'/><category term='bel egzersizleri'/><category term='Domuz Gribi Siftah Yaptı'/><category term='magnezyum eksikliği'/><category term='paranoid korkularla aynı mıdır'/><category term='ozel hastenelerde fiyat aralığı'/><category term='online bitki çayı satın al'/><category term='sigarayı bıraktıran tavsiyeler'/><category term='obezler'/><category term='zekilik'/><category term='135 Yaşındaki Halime Nine'/><category term='kansere yol açan gıdalar'/><category term='of sıkıldım'/><category term='Hastalık fobisi'/><category term='nasıl gebe olurum'/><category term='dirsek ağrısı'/><category term='domuz gribi 2009 Kurban Bayramı Saatleri'/><category term='müslüman'/><category term='fenerbahçeli kazım'/><category term='estetik ameliyatları'/><category term='bayram tatili'/><category term='yararlı çaylar'/><category term='anlamıyorum'/><category term='Hiportermi Tedavi ve Bakım'/><category term='Kanser Önceden Teşhis Edilebilir Mi'/><category term='türkiye'/><category term='domuz gribi jeli'/><category term='yaşayan fosil'/><category term='yıl 2010'/><category term='Domuz Gribinin Belirtileri Nelerdir'/><category term='domuz gribinden ölenler'/><category term='Ergenlik çağında fobiler'/><category term='domuz gribi aşısını anlataak doktor'/><category term='sendikalı memurlar'/><category term='Hiportermi Nedir'/><category term='yoga'/><category term='domuz gribine karşı alınacak önlemler'/><category term='şikayet'/><category term='Sağlık Hizmetleri Nelerdir'/><category term='google çocuk gelişimi'/><category term='ilaç s'/><category term='arda turan'/><category term='Safran Çayının Faydaları'/><category term='Facebook'/><category term='kurban 2009'/><category term='Fobilerin yakın çevre üzerinde etkisi nedir'/><category term='Dünyanın En Borçlu Ülkesi abd'/><category term='ingiliz hasta'/><category term='Kan görme ve Enjeksiyon (İğne) Fobisi nedir'/><category term='marsta yaşam var mı'/><category term='sounter strike 1.6 serverler'/><category term='Domuz Gribi Teşhisi Konan Futbolcular  maça çıktı'/><category term='kanser teşhisi'/><category term='Sağlığınıza önem verin'/><category term='dikkat dağınıklığı'/><category term='Kalça Eklemi Egzersizleri'/><category term='mevsimsel grip nedir'/><category term='Gastrit Hastaligi Nedir Sikayetleri Tedavi'/><category term='kanserle nasıl başa çıkılır'/><category term='Hamilelere Domuz Gribi Aşısı Açıklaması'/><category term='50 yaş üstü hastalıklar'/><category term='türkiyedeki gelişmeler'/><category term='İlaçlar Ucuzluyor Mu'/><category term='Depresyonun de bir mevsimi var'/><category term='tansaş'/><category term='Bayramda Yapmamamız Gerekenler Nelerdir'/><category term='galatasaray'/><category term='platonik aşk'/><category term='pandemik senktomlar'/><category term='Sedye Nedir'/><category term='gen tedavisi'/><category term='bypas nedir'/><category term='dikkat edilmesi gereken konular'/><category term='Artık Kanser Teşhisi Hücre Safasında Yapılacak'/><category term='Fobi Türleri'/><category term='elmanın yararları'/><category term='&quot;Kontrfobik davranış &quot; nedir'/><category term='benten oyunları'/><category term='h1n1'/><category term='hatayın iskenderun ilçesi'/><category term='Erken boşalma nedir'/><category term='sırt ağrısı nedir'/><category term='Aile Nedir Ve Aile Önemi Nedir'/><category term='Domuz Gribi Senaryoları'/><category term='cevizin yararları'/><category term='online jel satışı'/><category term='Tuzsuz Lezzetin Sırrı'/><category term='boyum kısa'/><category term='kanser teşhis eden köpekler'/><category term='malatya'/><category term='okullar 7 gün tatil oldu'/><category term='sanal alemin etkileri'/><category term='Çocuklarda Solunum Sıkıntısının'/><category term='aıds hamileleri'/><category term='El Bileğinden Anjiyo Yapılabilir Mi'/><category term='göz tansiyonu'/><category term='Made İn Karadeniz'/><category term='kalp krizi geçiren hasta'/><category term='bu etiket yoktur'/><category term='magnezyum hakkında'/><category term='domuz gribi ilacı tamiflu'/><category term='Fobi Çeşitleri Nelerdir'/><category term='Çocuklarda Kahvaltının Önemi'/><category term='portakalın yararları'/><category term='ölümcül ilaçlar'/><category term='sitelere ceza'/><category term='Alerjiye Karşı Künye Kullanımı'/><category term='ucuz özel hastaneler'/><category term='fosil'/><category term='İthal bebek mamaları için &apos;GDO yoktur&apos; belgesi'/><category term='hücre safası'/><category term='Yüz kızarması fobisi'/><category term='Kurbanınızın Kilosunu Mezurayla Ölçün'/><category term='Tüp Bebek Tedavisi'/><category term='ağız kokusu'/><category term='kötü haberler'/><category term='gastrit nedir'/><category term='ergen'/><category term='Googlede En Çok Aranan Kelimeler Nelerdir'/><category term='Gecikmeyin – Acil durumlar beklemez'/><category term='nanoteknolojiyi kullanarak tıp'/><category term='narın yararları'/><category term='Domuz Gribinde Alınacak En Önemli Önlemler'/><category term='kanser belirtileri nelerdir'/><category term='kromozom dengesizliği'/><category term='Kalp Krizi Riski Artıyor'/><category term='ilyas'/><category term='arama motoru aramaları'/><category term='sivilcelerden kurtulmak'/><category term='bayanlarda sigaranın zararları'/><category term='google kalp sağlığı'/><category term='cinsel'/><category term='Her Derde Deva Nane Çayı'/><category term='kimler depresyon geçirir'/><category term='neden bilgisayar niçin bilgisayar kullanıyoruz'/><category term='çinde ticaret nasıl yapılır'/><category term='açıkta satılan gıdalar'/><category term='zam beklentileri'/><category term='Kalp Kapakcigi Hastaligi Nedir'/><category term='kanser türleri'/><category term='İthalatta İlk 6 Ülke'/><category term='2Kalp.Com Nedir'/><category term='2010 Yılı Zam Beklentileri'/><category term='hiper tansiyon'/><category term='çin'/><category term='genel sağlık blogu'/><category term='online hurma satınal'/><category term='h1n1 olanlar'/><category term='Sıvı Hacminde Yetersizlik'/><category term='sigaradaki nikotin'/><category term='denizlide ölenler'/><category term='domuz gribi vakaları'/><category term='ytl'/><category term='Doğal felaket korkusu'/><category term='Sünnet ve Erken Boşalma İlişkisi'/><category term='bahar feyzan'/><category term='Çocuklarda Kahvaltının Önemi nedir'/><category term='23 Yıl Komada Kalan Adamın dramı'/><category term='altın'/><category term='Safra kesesi Nedir'/><category term='eczaneler'/><category term='Uykusuzluk Nedir Ve Belirtileri Nelerdir'/><category term='andırı fıstık'/><category term='alerjik reaksiyonlar'/><category term='hamileler'/><category term='prostat ilaçları'/><category term='Meysimsel Grip Aşıları domuz gribi aşısı içerecek'/><category term='kol ağrıları'/><category term='domuz gribine karşı beslenme'/><category term='domuz gribi aşısı'/><category term='horlamayı önleme yolları'/><category term='senaryolar'/><category term='Televizyon Karşısında Yapılan Plates Zararlı Mıdır'/><category term='elmanın faydaları'/><category term='kalp hastaligi'/><category term='organ nakli'/><category term='nane çayı'/><category term='yanık ilaçları'/><category term='blogspot.com'/><category term='Kromozom dengesizliği kansere neden olabilir mi'/><category term='domuz gribi tatili'/><category term='adam msın aln sen'/><category term='Sigara Akciğer Kanserine Neden Oluyor'/><category term='blogcu.com tanıtımı'/><category term='kansere yol açan tehlikeler'/><category term='sigara yasağı'/><category term='firmaların cinliği'/><category term='çocuklar nasıl sevilir'/><category term='migros'/><category term='El Bileği ve El Ağrıları'/><category term='ondan bundan'/><category term='domain 2009'/><category term='köpekler'/><category term='Bel'/><category term='Dünya Sağlık Örgütü H1N1 Aşısı Hakkında Açıklama Yaptı'/><category term='Domuz Gribi Aşısı Ne Zaman Vurulacak'/><category term='türk lirası'/><category term='Kanal 24 Moderatörü İşinden Oldu'/><category term='yaşlanmak'/><category term='domuz gribi aşısının zararları'/><category term='dünyadan haberler'/><category term='55 dakikka'/><category term='Akupunkturla migren tedavisi'/><category term='sağlık atamaları'/><category term='domuz gribi pandemisi'/><category term='cinsellik'/><category term='Sigaranın İçindeki Zararlı Maddeler nelerdir'/><category term='Glokom Tehlikeli Mi'/><category term='zararlı meyveler'/><category term='müthiş buluş'/><category term='Atatürkün Manevi Kızı Sirozu Yalanladı'/><category term='zararlari'/><category term='sağlıklı meslekler'/><category term='korktuğumuz düşünce ve duy­gularımız var mıdır'/><category term='Kurbanlık Pazarında Tokalaşmayın'/><category term='Türk Doktorlardan Çığır Açacak Bir Buluş Daha'/><category term='beyin gelişimi'/><category term='mescidi haram'/><category term='domuz gribi ölümcül mü'/><category term='kahramanmaraş'/><category term='2009 nobel odülü'/><category term='altın fiyatları'/><category term='domuz gribinin doğal çözümü'/><category term='Sağ ve Sol Göğüste Ağrı'/><category term='antikor'/><category term='ülkeler'/><category term='Türkler'/><category term='babalar'/><category term='Kuduz korkusu'/><category term='diz ağrısı nedenler'/><category term='renklerin anlamları'/><category term='turkar resimleri'/><category term='acil durumlar'/><category term='4 Aralık istanbuldaki Nöbetci Eczaneler'/><category term='sakaryada kanser'/><category term='Göğüs Ağrısı'/><category term='google'/><category term='neler nelerdir'/><category term='Hipermagnezemi Tedavisi ve Bakım'/><category term='aıds hastalığı'/><category term='dünya sağlık örgütü'/><category term='Plastik Kapta Yoğurt Mayalamak Zararlı Mı'/><category term='Orak Hücreli Anemi Hastalığı Nedir'/><category term='online acne gel satın al'/><category term='Ürünlerde Marka Ne kadar Önemli'/><category term='küresel ısınma'/><category term='memurlar hastaneye ansıl gidecek'/><category term='balon yöntemi nedir'/><category term='ayılar'/><category term='colin kazım ne kadar ceza aldı'/><category term='23 Yıl Komada Kalan Adam'/><category term='hızlı hastaneler'/><category term='i-saglik.blogspot.com'/><category term='bağımlılık'/><category term='grip aşısı zararlımı'/><category term='Sağlık Bakanlığının Hastane Denetimleri Başladı'/><category term='burun kanaması nedir'/><category term='kalp krizi nedir'/><category term='Yaşayan Fosil İlk Kes Görüntülendi'/><category term='eşek etine karşı protesto'/><category term='kızamık'/><category term='Çene Ağrısı ve Çene Kemiği Ağrısı'/><category term='yardım sever'/><category term='Bayanlarda İdrar Problemi'/><category term='hasta öğrenciler'/><category term='sağlık blogu'/><category term='Doğuştan Kalp Hastalıkları Nedir'/><category term='canlı deri'/><category term='en pahalı ülkeler'/><category term='alt çene'/><category term='Erken Boşalması ve Cinsel Cevap'/><category term='Kalp Hastaligi İlac Tedavisi'/><category term='nedir lan o'/><category term='Küçük Nar Taneleri'/><category term='aşk'/><category term='milli eyitim bakanı çucukcu'/><category term='domuz gribi jeli satın al'/><category term='türkiyede anevrizma hastalığı'/><category term='Dolaşım Acilleri'/><category term='domuz gribi yüzünden Çorumda 6 Aylık Bebek Yaşamını Yitirdi'/><category term='blogger mesaj yazma'/><category term='Eczacılardan Lida İçin Uyarılar Nelerdir'/><category term='Zihni Çakır'/><category term='tükürüt'/><category term='Artık Yanıklar 1-2 Güne İyleşecek'/><category term='sedef hastaları'/><category term='0-24 yaş arası'/><category term='yetersizlikler'/><category term='katarakt ameliyatı'/><category term='kurban kilosu'/><category term='anti depresanın yan etkileri nelerdir'/><category term='Aşırı Kilolulara Kelepceli Çözüm'/><category term='mesaj'/><category term='yahşi batı filmini izle'/><category term='aileler'/><category term='domuz gribi jeli nedir'/><category term='çene ağrıları'/><category term='zona hastalığı'/><category term='lida zayıflama hapı online alışveriş'/><category term='recep akdağ'/><category term='Domuz Gribindeki Riskli Yaş Grubu Nedir'/><category term='Doğuştan Kalp Hastalıkları'/><category term='serbest meslek'/><category term='ilaç kanunu'/><category term='eğitim'/><category term='Sağlığın tanımı'/><category term='125 yaşında'/><category term='sanal egitim'/><category term='Basit özgül fobi Ve Diş hekimi fobisi Nedir'/><category term='Sırt Ağrısından kurtulmak için 10 tavsiye'/><category term='Sırtta Ağrı'/><category term='domuz gribi aşısı olmak istemiyorum'/><category term='En çok şikayet edilen görevliler hangi meslekte'/><category term='anjiyo'/><category term='DOMUZ GRİBİ FAKTÖRÜ'/><category term='romatizma'/><category term='domuz gribi ölümleri'/><category term='Kanser Tedavisinde Büyük Adım Atıldı'/><category term='justin tv'/><category term='İstanbulda h1n1 Virusu Sayısı Artıyor'/><category term='sağlık için önemli bilgiler'/><category term='adult'/><category term='esneme nasıl oluşur'/><category term='domuz gribi insana bulaşırmı'/><category term='arafat'/><category term='İlaçlarda İndirim Rahatsızlığı'/><category term='Yumurtanın Faydaları'/><category term='40 saniye'/><category term='bayram tatili uzayacak mı'/><category term='sırt ağrısı hakkında öneriler'/><category term='habertürk'/><category term='online kıyafet satış'/><category term='nar taneleri nedir'/><category term='anlamadıysan yuh sana'/><category term='Hamileler Domuz Gribi Aşısı Vurulmalımı'/><category term='mezar'/><category term='gebeler'/><category term='kurallar'/><category term='markaların önemi'/><category term='dünde en az 3 ceviz'/><category term='2010 ekonomi'/><category term='Sedye Çeşitleri Nelerdir'/><category term='Hastanın Değerlendirilmesi'/><category term='miting'/><category term='Durumsal Fobiler'/><category term='uyuşturucu tehlikesi'/><category term='Çarşambayı Sel Aldı Türküsü hikayesi'/><category term='saglikli yasam'/><category term='cep telefonundaki radyasyon'/><category term='hastaneler'/><category term='Karaciğer Sirozu'/><category term='Domuz Gribinde Akciyerin Önemi'/><category term='Kardiyovasküler Aciller Nedir'/><category term='nar'/><category term='Domuz Gribi Aşısının Etki Süresi'/><category term='kanama'/><category term='aile çaşitleri'/><category term='Kimler fobik insanlardır'/><category term='Domuz Gribi Aşısı Üretiliyor'/><category term='Aşk Bir Hastalık Mıdır'/><category term='büyük tavsiyeler'/><category term='kurban bayramı tatili'/><category term='Kazakistan Ve Özbekistanda Domuz Gribi Alarmı'/><category term='blogger'/><category term='önemli'/><category term='Dünyanın En Tehlikeli Siteleri'/><category term='zona'/><category term='zencefil'/><category term='Çinde 107 Yaşındaki Kadın Diş Çıkardı'/><category term='domuz gribi virusu'/><category term='Soğuğa Bağlı Acil Durumlar'/><category term='Türkiye Son 6 Senede Ne Kadar Gelişti'/><category term='Cinsiyetlere göre fobi türleri'/><category term='domuz gribi ölümcül olabilirmi'/><category term='amcası mal olanlar'/><category term='sakarya'/><category term='2009 Kurban Bayramı Saatleri'/><category term='warez siteler'/><category term='hastane ve eczane cezaları'/><category term='Kap Pili Tedavisi nedir'/><category term='Abd&apos;nin Sağlık Tasarısı'/><category term='diş çıkarmak'/><category term='gen'/><category term='Deprem Fobisi Nedir'/><category term='Kalp Ritmi Bozuklugu'/><category term='vitamin'/><category term='Stres Nedenleri  nelerdir'/><category term='Romatizma Hastalıkları Tedavisi'/><category term='boyun ağrıları'/><category term='yahşi batı filmini ful izle'/><category term='yoga nedir'/><category term='marketlerde olan ilaçlar'/><category term='bitkisel sedef hastalığı'/><category term='3 Kat Zeki Olunur Mu'/><category term='hacılar'/><category term='beşiktaş'/><category term='buzullar eriyormu'/><category term='Türk Sofrasının En Güzel Çorbası Tarhana Çorbası'/><category term='mekani'/><category term='Yardım Sever Süper Çocuk'/><category term='Kas yırtılmaları ve kas hastalığı'/><category term='zekilik geliştirile bilirmi'/><category term='İshal Hastaligi Bebeklerde İshal Belirtileri'/><category term='online mumurluk başvurusu'/><category term='ucuz'/><category term='gdolu gıdalar'/><category term='Öğretmenlik kontejanları ve başvuru tarihi'/><category term='Mide Suyu'/><category term='online Kıl Koparma Hastalığı ilacı'/><category term='Ayak Bileği Ağrısı'/><category term='hack siteleri'/><category term='Sağlıkta Eş Durumunda Atamalar Yapılacak'/><category term='omuz ağrıları'/><category term='Eklem Kontraktürü tedavisi'/><category term='bağırsak'/><category term='Yoga nefesi'/><category term='kalp hastalıkları'/><category term='Mücize Meyve Narın Faydaları'/><category term='kanser tedavisi'/><category term='Kas ezilmeleri ve kas zorlanmaları'/><category term='uçak al online sipariş'/><category term='Domuz Gribi Teşhisi Konan Futbolcular'/><category term='anevrizma hastalığı'/><category term='ilginç hediyeler'/><category term='Et Pişirme Sırları'/><category term='Bu tanımlamaları biraz açabilir miyiz'/><category term='Çocuğumuzu Domuz Gribinden Nasıl Koruruz'/><category term='40 Saniyede Açılmayan Siteye Ceza'/><category term='ilaç fiyatları'/><category term='şarkı Sözleri'/><category term='Korkuluk Nedir'/><category term='Sicak Bitkinligi Sicak Carpmasi ve Odemi'/><category term='Yaralının Sedyeye İndirilmesi'/><category term='Domuz Gribine Karşı Bitkisel Tedavi'/><category term='key ödemeleri'/><category term='sanal ortam'/><category term='plastik kapta yoğurt mayalamak'/><category term='kurban yerine para vermek'/><category term='vitamin hapı nedir'/><category term='çocuklarda domuz gribi nedir'/><category term='saglikmekani.tk'/><category term='domuz gribinin aşısı varmı'/><category term='kurbanı kimler kesebilir'/><category term='iskenderun'/><category term='Midenin Görevleri'/><category term='tiroid'/><category term='HiportermiSoğuğa Bağlı Lokal Yaralanmalar'/><category term='Yumurtanın Faydaları var mıdır'/><category term='KÜTAHYA'/><category term='2010 Öğretmenlik kontejanları ve başvuru tarihi'/><category term='anti'/><category term='İlk Türk Kamyoneti Çıktı'/><category term='Domuz Gribi Aşısı Okullarda Vurulmaya Başlıyor'/><category term='Domuz Gribi Suudi Arabistan&apos;da'/><category term='türkü sözleri'/><category term='25 Kasım Grev Uyarısı'/><category term='çocuklar nasıl öpülür'/><category term='aile'/><category term='Hastane Denetimleri'/><category term='Gdo Yönetmeliği Kararı'/><category term='Sağlık Bakanlığından Basına Teşekkür Ve Uyarı'/><category term='paradigma nedir'/><category term='Türkiyenin Kalp Sağlığı'/><category term='bilim'/><category term='Domuz Gribi Kahraman Maraştada Can Almayı Başardı'/><category term='gogus'/><category term='Hacı Adaylarına Önemli Uyarı'/><category term='elmanın faydaları nelerdir'/><category term='panik atak'/><category term='Eşek Eti Skandalı'/><category term='fobi nedenleri'/><category term='1.6 map'/><category term='domuz gribinde kullanılacak ilaçlar'/><category term='kış mevsimi uyarıları'/><category term='ankara hastanesi'/><category term='acne ilaçları'/><category term='ayak ağrıları'/><category term='vucut'/><category term='İlaç Fiyatları Kanunu'/><category term='server'/><category term='altın yapan bakteri'/><category term='sahlikmekani.com'/><category term='yasak yiyecekler'/><category term='ısparta'/><category term='Yahşi Batı Fragmanı Ful İzle'/><category term='zararlı gıda alerjileri'/><category term='Safrakesesi'/><category term='iç kanamayı önleyen antikor'/><category term='plates nedir'/><category term='Domuz gribi'/><category term='karadeniz'/><category term='beyaz saçlar'/><category term='Karaciğer Siroz Hastalıkları'/><category term='esne'/><category term='blogger resimli anlatım'/><category term='Domuz Gribine Karşı Çocuğumu Nasıl Korurum'/><category term='beslenme.cn'/><category term='Boyun Fıtığı ve Omuz Egzersizleri'/><category term='Yıllarca Yediğimiz Zararlı Yemekler'/><category term='Kurban Yerine Bedeli Para Ödesem Olur Mu'/><category term='antibiyotik'/><category term='Alerji Riski'/><category term='temizlik malzemeleri'/><category term='bağışıklık'/><category term='H1N1&apos;e Karşı temizlik nasıl yapılır'/><category term='nane cayi'/><category term='tarhana çorbası nedir'/><category term='HIV Sayısı'/><category term='Domuz Gribinden Ölen Sayısı 161 Oldu'/><category term='ağresif çocuklar'/><category term='yeni domuz gribi'/><category term='çocuk felci'/><category term='medine hurması'/><category term='jel satın al'/><category term='Yoganın yararları'/><category term='Kış Öncesi Cilt Bakımı Nasıl Yapılır'/><category term='saglik mekani'/><category term='Katarakta Riskli Gruplar Nelerdir'/><category term='domuz gribi vakası artıyor'/><category term='GDO&apos;Nun zararları'/><category term='idrar kaçırma'/><category term='Aile Nedir'/><category term='yapay damar'/><category term='sağlık bakanlığı'/><category term='ne anlarım ben bundan'/><category term='antidepresan'/><category term='ÖLÜMCÜL ALERJİ'/><category term='Ömür Boyu Süren Gıda Alerjisi'/><category term='balık'/><category term='acil'/><category term='hiper tansiyonun zararlar'/><category term='http://i-saglik.blogspot.com/'/><category term='Suudi Arabistanda Domuz Gribinden Ölenler'/><category term='sigara içenleri işe almayın uyarısı'/><category term='2009 kurban bayramı hava durumu'/><category term='Türkiyede HIV'/><category term='antibakteriyel sıvılar'/><category term='resimli anlatım'/><category term='Diz Ağrısı ve Diz kapağı ağrıları'/><category term='Çocuklarda Bebeklerde Kabızlık Hastalığı'/><category term='alerjiler'/><category term='Erken Boşalma ve Erken boşalmayı Önleyici'/><category term='Akraba Evliliği'/><category term='ağız kokusundan kurtulma yolları'/><category term='Uçuş fobisi'/><category term='İlaçlara Küpür Kesilmeyecek'/><category term='Eczanelere Ve Hastanelere Ceza Yağıyor'/><category term='bedava hastane'/><category term='akrabalar evlenmelimi'/><category term='Acil Bakım Ünitesi Bakım İlkeleri nelerdir'/><category term='el ve bilek'/><category term='Kızartma yağ'/><category term='emilim'/><category term='online yağ sipariş'/><category term='server uploading'/><category term='hıçkırık'/><category term='İlaclarin Vucuttaki Akibeti ve Emilim'/><category term='haber7.com'/><category term='Hepatit B - Bulaşıcı Sarılık Nedir'/><category term='Hakeme Küfretti 4 Maç Ceza Aldı'/><category term='saglik'/><category term='domuz gribi alarmı'/><category term='Bakan Çubukcu Aşı Vuruldumu'/><category term='blog'/><category term='blogcu.com'/><category term='google Ömür Boyu Süren Gıda Alerjisi'/><category term='Bağırsak Kanserini Brokoli Çayıyla Yendi'/><category term='sigaranın'/><category term='bypass ameliyatı'/><category term='Memurların Hastalık Raporlarını Verecek Hekim ve Sağlık Kurulları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapıldı'/><category term='Hacda Vefat Eden Türk Hacılar'/><category term='domuz gribi aşısı tehlikeleri'/><category term='Ağrı kesici ilaçlar'/><category term='recep yayyip erdoğan'/><category term='basına teşekkür ve uyarı'/><category term='elektronik'/><category term='sigaranın zararlarını anlatan yazı'/><category term='Eczacılar 4 Aralık&apos;da Protesto Yapacak'/><category term='kurban yerine'/><title type='text'>i-saglik | sağlık bloğu</title><subtitle type='html'>saglik,internet,önemli,bilgi,sağlık,yaşam,hayat,kanser,mücadele,web site,site,hastalık,iyleşme,hastalıklar,bilgiler,saglik mekani,saglık mekanı,mekani,domuz gribi,domuz gribi nedir,domuz gribi ölümcül olabilirmi,domuz gribinden korunma yolları,kanser nedir,r10.net,r10,cevher.tk,cicihosting,Genel Sağlık Blogu</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>428</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-5863350739699908730</id><published>2010-04-03T10:35:00.001+03:00</published><updated>2010-04-03T10:35:20.797+03:00</updated><title type='text'>İbrahim tarafından yapılan Google Sidewiki girişi</title><content type='html'>&lt;div xmlns='http://www.w3.org/1999/xhtml'&gt;&lt;p&gt;"Cevher.Tk | Müzik,Film,Video,Oyun | Genel Blogu" hakkında yararlı bilgiler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;a href='http://www.cevher.tk/'&gt;http://www.cevher.tk/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;konu: &lt;a href='http://www.cevher.tk/'&gt;Cevher.Tk | Müzik,Film,Video,Oyun | Genel Blogu&lt;/a&gt; (&lt;a href='http://www.google.com/sidewiki/entry/100041339261958419853/id/hF01SbHieDVRv_zTJLkdZELvN6g'&gt;Google Sidewiki'de görüntüle&lt;/a&gt;)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-5863350739699908730?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/5863350739699908730/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/04/ibrahim-tarafndan-yaplan-google.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5863350739699908730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5863350739699908730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/04/ibrahim-tarafndan-yaplan-google.html' title='İbrahim tarafından yapılan Google Sidewiki girişi'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-5862426431667008611</id><published>2010-03-31T20:32:00.001+03:00</published><updated>2010-03-31T20:32:25.618+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Depresyonun de bir mevsimi var'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevsimi var'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevsim'/><title type='text'>Depresyonun de bir mevsimi var</title><content type='html'>Psikolog Meltem Kavcar, Radyo 7'de bahar deprosyonlarından bahsetti ve panik atakla ilgili önemli bilgiler verdi.&lt;br /&gt;Radyo 7’nin sevilen programcılarından Eda Çelebi’nin hazırlayıp sunduğu Eda’yla Gün Ortası programının konuğu Psikolog Dr. Meltem Kavcar Sırmalı oldu. Kavcar, psikolojik rahatsızlıkların mevsimi olduğunu söyledi. Ayrıca depresyon ve panik bozukluğundan bahsetti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-5862426431667008611?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/5862426431667008611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/03/depresyonun-de-bir-mevsimi-var.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5862426431667008611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5862426431667008611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/03/depresyonun-de-bir-mevsimi-var.html' title='Depresyonun de bir mevsimi var'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-9147853853325541591</id><published>2010-03-31T20:31:00.001+03:00</published><updated>2010-03-31T20:31:30.022+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ithal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İthal bebek mamaları için &apos;GDO yoktur&apos; belgesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ithal bebe maması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GDO'/><title type='text'>İthal bebek mamaları için 'GDO yoktur' belgesi</title><content type='html'>Sağlık Bakanlığı, beslenme ürünü, özel tıbbi amaçlı diyet gıda ve tıbbi amaçlı bebek mamalarının ithal izni için ''GDO ve ürünlerinin kullanılmadığına dair üretici firma taahhütnamesi'' isteyecek.&lt;br /&gt;Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü'nün konuya ilişkin duyurusunda, 26.3.2010 tarihli ve 27533 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu'nun 5. maddesinin (d) bendinde, ''GDO ve ürünlerinin bebek mamaları ve formülleri, devam mamaları ve formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılmasının yasaklandığı'' hatırlatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bağlamda, söz konusu kanun hükümleri doğrultusunda, Sağlık Bakanlığı tarafından ithal izin işlemleri yürütülen enteral beslenme ürünleri, özel tıbbi amaçlı diyet gıdalar ve tıbbi amaçlı bebek mamalarının, ithal izin başvuru ve yenileme başvuru dosyalarında 29 Mart tarihinden itibaren ''GDO ve ürünlerinin kullanılmadığına dair üretici firma taahhütnamesi'' isteneceği bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, aynı belge, halen işlemleri devam eden başvurularda da ilgili firmalar tarafından gönderilecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-9147853853325541591?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/9147853853325541591/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/03/ithal-bebek-mamalar-icin-gdo-yoktur.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/9147853853325541591'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/9147853853325541591'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/03/ithal-bebek-mamalar-icin-gdo-yoktur.html' title='İthal bebek mamaları için &apos;GDO yoktur&apos; belgesi'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-2360373587995439239</id><published>2010-03-30T22:14:00.003+03:00</published><updated>2010-03-30T22:14:50.679+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Portakal Yiyin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='portakal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='portakal yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='portakalın yararları'/><title type='text'>Portakal Yiyin</title><content type='html'>Portakal dahil birçok meyvede bulunan C vitamininin damar tıkanıklıklarına iyi geldiği ve tansiyon düşürücü özelliğe sahip ol­duğu bilinen bir gerçektir. Düzenli tüketilen C vitamininin kalp kri­zi, felç ve erken ölüm riskini azalttığı saptanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;John, Güneybatı Teksas’taki bir turunçgiller çiftliğinde doğ­muştu. Çiftçilik deneyimlerinin iyisini ve kötüsünü hâlâ hatırlamak­tadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç kuşaktan beri ailesi çiftçilik yapıyordu ama iş meslek seçimine geldiğinde John çiftlikten ayrılıp öğretmen olmaya karar vermişti. Okulda öğrencilerine çiftliği matematikten fene dek uzanan tüm derslerde örnek vermeye başlamıştı. “Bu örnekten öğrenilecek o kadar çok şey var ki,” dedi John. Ayrıca öğrencilerine en sağlıklı meyve olduğuna yürekten inandığı portakal yemelerini de hatırlatıp duruyordu. Babası çiftlikte çalışırken John da ona elinden geldiğince yar­dım ediyordu. Bir süre sonra da turunçgiller çiftliğinin başına gele­bilecek en büyük felaket geldi ve ürünler dondu. Bölgede uzun za­mandan beri ilk kez böylesine yoğun bir ayaz yaşanıyordu. Soğuk­tan tüm ağaçlar donmuştu. Bu olay karşısında çok üzülen John’un babası sonunda kendini emekliye ayırmaya karar verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;John emekli olunca çiftliğe ne olacağı konusunda endişelen­meye başlamıştı, ama öte yandan da öğretmenliği bırakmaya kendi­ni hazır hissetmiyordu. Sonunda her iki işi de birden yürütmeye ka­rar vererek çiftliğin yönetimini eline aldı. “Çok değerli iki işi birden yapıyorum. Söz konusu olan bu her iki iş de farklı bağlamlarda in­sanların yaşamlanna bir şekilde katkıda bulunuyor ve onlann temel gereksinimlerini karşılıyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cambridge Üniversitesi doktorlarına göre, C vitamini içeren meyvelerin günlük tüketimi erken ölüm riskini yüzde 10 azalt­maktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-2360373587995439239?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/2360373587995439239/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/03/portakal-yiyin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2360373587995439239'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2360373587995439239'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/03/portakal-yiyin.html' title='Portakal Yiyin'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-7730974737621613663</id><published>2010-03-30T22:14:00.001+03:00</published><updated>2010-03-30T22:14:21.201+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yoga'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yoganın yararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yoganın yararları nelerdir'/><title type='text'>Yoganın yararları</title><content type='html'>Genellikle ilk üç aylık dönemde hamile kadınların yoğun fi­ziksel egzersiz yapmaları tavsiye edilmez. Özellikle de dü­şük olasılığının olduğu durumlarda bu geçerlidir. Bu yüzden hamileliğin dördüncü ayından itibaren bir egzersiz programının uygulanması önerilir. An­cak daha önce düşük yapmamış, aktif ve sağ­lıklı bir anne adayı kendisini hazır hissel ligi andan itibaren kendini zorlamadan bedenini güçlendirmeye, kaslarını geliştirmeye ve esnek­liğini artırmaya başlayabilir. Duruş pozisyonlannı kişisel gereksinimlerinize ve formunuza uyarlayarak hamileliğiniz boyunca yoga yapa­bilirsiniz. Bu durum kişiden kişiye değişecektir. Bu yüzden bedeninizle uyum içinde olmanız, ortaya çıkan rahatsızlık verici duruşları belirleyerek onları kendinize uygun bil ha­le getirmeniz gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoganın hamile kadınlara kazandıracağı fiziksel yararlar şunlardır: gücün, kasların, duruşun ve dengenin gelişmesi; kas sisteminin tamamının daha elastik ve esnek olması: hormon üretimini sağlayan salgı bezlerinin uyarılması; kan akışının hızlanması ve dolaşımın iyileşmesi: ve mükemmel nefes kontrolünün sağlanması. Yoga uygulaması sırasında iç organlara da masaj yapılmış olur. Ayrıca mide egzersiz­leri de (bkz sayfa 82-84′e) doğum yaptıktan sonra eski for­munuza kolaylıkla kavuşmanıza yardımcı olacaktır. Yoga­nın uyku bozukluklarını azalttığı ve uykusuzluk hastalığı­na iyi geldiği bilinmektedir. Yaşama pozitif gözlerle bak­manın ve genel anlamda sağlıklı olduğunuz hissinin oluş­masını destekler. Avın zamanda yoga kişisel gözlem yap­mayı öğretir. Yoga yaptıkça sezgisel olarak bedeninizle ve duygularınızla yakın temas halinde olursunuz.&lt;br /&gt;Ancak mükemmel geçen bir hamilelik süreci ve doğum için yoganın tek çare olmadığını aklınızdan çıkarmayın. Yoga, bu heyecanlı dönem boyunca size yardımcı olabile­cek ve yaşadığınız deneyimin toplam değerini artıracağını umduğumuz bir araçtır. “Doğum” zor bir iştir ve birçok ka­dının doğum yapmakla ilgili yaklaşımları biraz korku ve en­dişe içerir. Bu, oldukça normal bir durumdur ama yoganın hamilelik ve doğum sürecinizi biraz daha kolaylaştırmaya ve bu dönemle ilgili sakin ve kontrollü bir yaklaşım benim­semenize yardımcı olabileceğini umuyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-7730974737621613663?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/7730974737621613663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/03/yogann-yararlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7730974737621613663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7730974737621613663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/03/yogann-yararlar.html' title='Yoganın yararları'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-8496084992390749660</id><published>2010-03-30T22:13:00.003+03:00</published><updated>2010-03-30T22:13:54.141+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='acil durum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='acil durumlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gecikmeyin – Acil durumlar beklemez'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='acil'/><title type='text'>Gecikmeyin – Acil durumlar beklemez</title><content type='html'>Acil bir durumda yardım isteyebilecek misiniz? Bu sorunun yanıtı bilinmekle birlikte birçok kişi istemeye kararlı olmalanna karşın yine de yardım isteme konusunda gerektiği kadar hızlı davranamamaktadırlar. Acil bir durum söz konusu olduğunda alışkan­lıklarımızı bir kenara atmalı ve işin uzmanlanndan yardım istemek için hemen harekete geçmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birmingham’daki Alabama Üniversitesi doktorları 800.000 tane kalp krizi geçirmiş hastaların neredeyse yarısının ambu­lans hattına telefon etmek yerine hastaneye kendi kullandıkla­rı arabayla ya da bir arkadaşlarının veya akrabalarının kul­landıkları arabayla gittiklerini ortaya çıkarmıştır. Oysa bu sü­re içerisinde ambulansla gelen doktorlar hastalara örneğin kan pıhtısının dağılmasını sağlayacak yaşamlarını kurtaracak ilacı vermek gibi gerekli ön tedaviyi yapabilirlerdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-8496084992390749660?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/8496084992390749660/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/03/gecikmeyin-acil-durumlar-beklemez.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/8496084992390749660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/8496084992390749660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/03/gecikmeyin-acil-durumlar-beklemez.html' title='Gecikmeyin – Acil durumlar beklemez'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-5275211579224229933</id><published>2010-03-30T22:13:00.001+03:00</published><updated>2010-03-30T22:13:26.277+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Enerji düzeyinizi kademe kademe oluşturun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='enerji'/><title type='text'>Enerji düzeyinizi kademe kademe oluşturun</title><content type='html'>Eğer kolay yorulan biriyseniz enerji düzeyinizin eski haline dönüşmesinin biraz zaman alabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Yorgunluğa neden olan ister aşın yoğun bir yaşam olsun ister aldı­ğınız ilaçlann etkisi olsun dayanıklılığımzı arttırabilecek bazı basit yöntemler vardır. Ne var ki, istediğiniz sonuçlara ulaşmanız zaman alacaktır. Dayanıklılık zamanla oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yorgunluk doktorlann kafasını kanştıran bir semptomdur. Her birey yorgunluğu farklı hissettiği için tanımlaması güçtür,” diyor Dr. John Francis. “Yorgunluk beraberinde birçok farklı fiziksel so­run getirdiğinden ve anksiyete, depresyon, uykuyu yeterince alama­mak, çok fazla uyumak, yeterince spor yapmamak ya da stresle il­gin’ olabileceğinden kafa kanştıncıdır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Francis, bir hastanın yorgunluğunu anlayabilmek için dok­torunun gerçek bir dedektif gibi hastasını adım adım izlemesi, şikâ­yetlerine ve tıbbi geçmişine ilişkin olabilecek en fazla bilgiyi elde etmesi ve bunları ele geçirdikten sonra da elde ettiği ipuçlarını izle­yerek olasılıkları ortaya çıkarması gerektiğini ileri sürmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Francis hastalarına zinde olabilmeleri için üç aşama öner­mektedir. Bu üç aşamanın üçü de kişinin dikkatini daha iyiye yö-neltmesiyle ilgilidir. “Egzersiz yapmalısınız ama bunu yavaş yavaş yapmalısınız. Yorgunluğunuzu arttırmamak için egzersize yavaş baş­layın ve günde yirmi ya da otuz dakikalık hareketler yapın. Hem iş hem gündelik yaşamınızda acele etmeyin. Bir başka deyişle, önce­likleri saptayın, zamanınızı ye enerjinizi olumlu yönetin. Ayrıca iyi ve kaliteli bir uyku alışkanlığı kazanmaya çalışın. Yatağa yatıp uyu­mayı keyifli bir hale dönüştürün. Yatakta çalışmayın, gereğinden fazla kafein, çay, kola ve çikolata tüketmeyin, yatma ve kalkma sa­atlerinize sadık kalmaya özen gösterin. Böylece adım adım enerji düzeyinizi düzeltebilirsiniz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minnesota Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada sürekli yorgunluktan şikâyetçi olan on kişiden dokuzunda ani iyileş­meler ender görülmüş ama yaşam tarzının kademe kademe değiştirilmesiyle birlikte enerji düzeylerinin düzeltödiği saptan­mıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-5275211579224229933?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/5275211579224229933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/03/enerji-duzeyinizi-kademe-kademe.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5275211579224229933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5275211579224229933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/03/enerji-duzeyinizi-kademe-kademe.html' title='Enerji düzeyinizi kademe kademe oluşturun'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-4960650771399757734</id><published>2010-03-30T22:12:00.001+03:00</published><updated>2010-03-30T22:12:15.201+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yoga'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yoga nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yoga nefesi'/><title type='text'>Yoga nefesi</title><content type='html'>Yogadaki farklı nefes egzersizleri uygulamasına Pranayama adı verilir. Herhangi bir yoga nefesini uygu­lamadan önce atılması gereken ilk adım, doğru nefes alış-verişi öğrenmek olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat&lt;br /&gt;Yogada pek çok nefes egzersizi çeşidi bulunur. Burada yer verilen egzersizler, hamilelik döneminde de güvenle uygulayabileceğiniz türden egzersizlerdir. Hamileliğiniz sırasında nefesinizi asla tutmamalısınız, çünkü fetüsün her zaman&lt;br /&gt;oksijene ihtiyacı vardır. Eğer yoga konusunda deneyimliyseniz, uyguladığınız her duruş sırasında kısa süreliğine bile olsa&lt;br /&gt;nefesinizi tutmamanız gerektiğini aklınızdan çıkarmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru nefes&lt;br /&gt;Bir yoga minderinin veya havlunun üzerine sırt üstü u/a­nın. Dizleriniz kıvrılmış hakle birbirlerine değerken, ayak­larınız kalça genişliğinden daha açık duracak şekilde iki yana açılmış durmalıdır. Hamileliğiniz ilerledikçe daha rahat elmek için dizlerinizin altına bir yastık veya herhangi bir destek yerleştirebilirsiniz (I). Doğru nefes almayı (iğre­nirken uzanmanız bedeninizin rahat olmasına olanak ta­nır. Dizlerinizi kırmanız diyaframın rahat bir pozisyonda olmasını sağlar ve onları birbirlerine değdirmeni/ ise beli­nizin üzerindeki baskıyı azaltır. Eğer çeneniz tavana bakı­yorsa ve boyun omurunuzun kasılmasına neden oluyorsa, başınızın altına bir yastık yerleştirin. Dişlerinizi sıkmadığı nızdan ve dilinizin damağınıza yapışık değil, rahat bil şe kilde ağzınızın tabanında durduğundan emin olun. Üşür­ken rahatlamak güç olur. Bu yüzden gerekirse üzerini/i bîı battaniye ile örtün (bu egzersizi 30. haftadan sonra bağ­daş kurup oturarak yapın).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak nefes kalitenizi gözlemlemek dışında hiçbir şey yapmayın. Düzenli, normal ve rahat nefes alıp almadı­ğınızı anlamaya çalışın. Nefes alışverişinizi değiştirmeyin. Sadi’ce gözlemleyin. Havanın akciğerlerini/in hangi bölü­müne dolduğunu kontrol edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elinizi yavaşça göğüs kafesinizin altına yerleştirin , burnunuzdan nefes alın ve bilinçli bir şekilde aldığınız ne­fesin elinizin altındaki bölgeye dolduğunu ve doğal olarak ellerinizi birbirinden uzaklaştırmaya başladığını hissetme ye çalışın. Kollarınız hareket etmemeli. Aldığınız nefesin. ellerinizi birbirlerinden uzaklaştırmasına izin verin. Burnu­nuzdan nefes alıp vererek. 10 defa uzun ve kontrollü ne­fesler alın ve verin. Ellerinizi biraz daha yukarı doğru kay dirin. İdlerinizi göğüslerinizin altında duran orta parmak­larınız birbirine değecek kadar yukarı çıkarabilirsiniz . Bir kez daha 10 defa nefes alıp verin. Bilinçli bir şekilde aldığınız nefeslerin ellerinizin allından aşağıya doğru kay­dığını hissedin. Kollarınız, elleriniz veya omuzlarınız üze­rinde herhangi bir baskı olmamalıdır. Şimdi ellerinizi biraz, daha yukarı çıkarın ve köprücük kemikleriniz ile göğüsle­riniz arasında kalan bölgeye yerleştirin , 10 nefes daha alın. Akciğerlerini/in her bölümüne hava dolarken nelcı hissettiğinizi aklınızdan geçirin. 10 nefes daha alırken be­deninizin doğal nefes alış veriş ritmini sürdürmesine izin verin ve gevşeyin. Avuç içleriniz açık ve yukarı dönük ola­cak şekilde kollarınızı bedeninizin iki yanına uzatın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brahmari (Vızıldayan arı)&lt;br /&gt;Bir önceki egzersizdeki pozisyonda oturun. Her iki burun deliğinizden hava girecek şekilde burnunuzdan nefes alın ve burnunuzdan nefes verin. Yüksek sesle nefes verirken ağzınızı kapalı tutun. Rahat edene kadar nefes vermeyi ve ses çıkarmayı sürdürün. Sonra ses çıkarmadan burnunuz­dan nefes alın. Bu işlemi 10 kez tekrarlayın. Mırıldanma benzeri sesler çıkarmanız nefes verme sürenizi uzatacak ve nefesiniz üzerindeki kontrolünüzü geliştirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mırıldanmak derinlere inerek akciğer dokunuzda titre­şim yaratacak ve tıkanıklık hissini ortadan kaldıracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle bu egzersiz, göğsünüzün sıkıştığını hissettiği­niz zaman uygulayabileceğiniz mükemmel bir egzersizdir. Brahmari nefesi, olağanüstü yatıştırıcı ve huzur verici bir tekniktir. Nefes verme süresini uzattığından dolayı hamile kadınlar için son derece yararlıdır ve doğum için muhte­şem bir hazırlık sayılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UJJAYİ NEFESİ (YOGA NEFESİ)&lt;br /&gt;Hemen hemen tüm yoga duruşlarında Ujjayi nefesi kulla­nılır. İlk başlarda bu şekilde nefes almak biraz tuhaf gele­bilir, ama sebat edin, çünkü Hatha Yoga duruşlarının tü­münün temelinde bu teknik yatar ve kişinin yavaş ve kontrollü nefesler almasını ve hareket etmesini sağlar. Bu nefes tekniğini öğrenmenin en kolay yolu, doğru nefes egzersizi pozisyonunda uzanmaktır. Nefes alış ve verişler burundan yapılır ve ağız kapalı tutulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ujjayi nefesinin en önemli özelliği, nefes borusunun bo­ğazın arkasında yer alan glotis ile kısmen kapanmasıdır. Bu işlemi boğazın tabanında köprücük kemiklerine yakın olan kasları kasarak gerçekleştirirsiniz. Glotisi kapatmak hava giriş çıkışına mola verdirerek nefesiniz üzerinde da­ha güçlü bir kontrole sahip olmanızı sağlar. Glotisi kasa­rak daraltmak, nefesinizi yavaşça boğazın arka tarafından akciğerlere doğru kaydırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefes alırken akciğerlerinizi aşağıdan yukarıya doğru doldurun. Aldığınız nefesin göğüslerini­zin altından başlayarak köprücük kemik­lerine kadar çıktığını hissedin. Bunu bir şişeyi suyla doldurmaya benzetebiliriz: Önce şişenin dibi, sonra ortası ve en so­nunda üstü dolacaktır. Boğazınızın arka­sından içeri giren havanın ıslık (tıslama) benzeri bir ses çıkarması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Glotis kısmen kapalı durumdayken ya­vaşça burnunu/dan nefes verin. Bu eg­zersiz sırasında burun deliklerinize değil, boğazınızın arka kısmına odaklanmaksı­nız. Eğer bu egzersizi kavramakta zorluk çekiyorsanız, o zaman pencere camının üzerinde buğu oluşturmaya çalışırmış gi­bi ağzınızdan nefes verin ve boğazınızın arka kısmındaki havayı nasıl hissettiğinizi anlamaya çalışın. Şimdi aynı uygulamayı dudaklarınız ka­palıyken yapmayı deneyin. Ancak burun yerine boğazını­zın arka kısmındaki nefese odaklanmaya devam edin. Çok fazla oksijen almamak ve baygınlık hissi yaşamamak için nefes aldığınızdan biraz daha uzun bir süre nefes verme­yi unutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ujjayi nefesini 10 kez tekrarlayın ve sonra 10*luk bir set daha yapmadan önce bedeninizin normal nefes ritmini sürdürmesi için biraz zaman ayırın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-4960650771399757734?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/4960650771399757734/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/03/yoga-nefesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/4960650771399757734'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/4960650771399757734'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/03/yoga-nefesi.html' title='Yoga nefesi'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-341141868009450641</id><published>2010-03-02T14:48:00.002+02:00</published><updated>2010-03-02T14:48:37.268+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='i-saglik | sağlık bloğu Gelişmeler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul saglik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='i-saglik.blogspot.com'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='i-saglik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='http://i-saglik.blogspot.com/'/><title type='text'>i-saglik | sağlık bloğu Gelişmeler</title><content type='html'>Blogumuz tekrar akif olma düşüncesine girmiştir... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer yayına girmemiş konusunda düşünceleriniz varsa konu altına yazmanızı rica ediyoruz ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://i-saglik.blogspot.com/"&gt;i-saglik | sağlık bloğu&lt;/a&gt;&amp;nbsp;Yönetimi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-341141868009450641?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/341141868009450641/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/03/i-saglik-saglk-blogu-gelismeler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/341141868009450641'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/341141868009450641'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/03/i-saglik-saglk-blogu-gelismeler.html' title='i-saglik | sağlık bloğu Gelişmeler'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-8537065441515158061</id><published>2010-02-23T14:34:00.000+02:00</published><updated>2010-02-23T14:34:39.738+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2Kalp.Com&apos;un Amacı Nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2Kalp.com bilgilendirme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2Kalp.Com Nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GOLD Ücretleri Nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2Kalp.com'/><title type='text'>2Kalp.com bilgilendirme</title><content type='html'>2Kalp.Com Nedir?&lt;br /&gt;2Kalp.Com Bir Arkadaşlık ve Evlilik Sitesidir.&lt;br /&gt;2Kalp.Com'un Amacı Nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sitemizin amacı birbirini arayan 2 karşı cinsin birbirlerini bulmasını sağlamaktır.&lt;br /&gt;Sistem Nasıl Çalışmaktadır?&lt;br /&gt;Sitenizden gelen üye SENSİON ile takip edilerek sayfalarca dolaşıp üye olsa bile sizin üyeniz olduğu belli olur.&lt;br /&gt;Sitenizdeki GOLD Ücretleri Nedir?&lt;br /&gt;3 Aylık : 49 TL&lt;br /&gt;6 Aylık : 79 TL&lt;br /&gt;12 Aylık : 99 TL' dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ücretler Nedir?&lt;br /&gt;Standart Üye için : 0.25 TL&lt;br /&gt;GOLD Üye için : 12.5 TL&lt;br /&gt;Minimum Ödeme Ne Kadar?&lt;br /&gt;Minimum ödeme : 25 TL' dir.&lt;br /&gt;Ödeme Nasıl Yapılacak?&lt;br /&gt;Ödeme her pazartesi günü hiçbir kesinti olmadan hesabınıza HAVALE/EFT yöntemi ile gönderilecektir.&lt;br /&gt;Satış Ortaklığı Kurarları?&lt;br /&gt;2Kalp.Com satış ortaklığı, Her standart üyeye 0.25 TL , Her GOLD üyeye 12.5 TL ödemektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahte üyelik açmak yasaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banner yerine link koyabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siteyi iframe, javascript ile site içine gömmek gibi yöntemlerle illegal üyelik oluşturulması yasaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahte klik ve üyelik oluşturan kişiler fark edildiği taktirdi ücretleri ödenmeyecek ve banlanacaktırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklamlarda tıklamaya veya üye olmaya teşvik veya zorlama yasaktır. Fark edildiği taktirde banlanıp ücretleri ödenmeyecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazançlarınız %100 kesintisiz her pazartesi günü hesabınıza yatacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minimum ödeme 25 TL dir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bannerlarda oynama ( Boyut - Düzenleme - Değiştirme) yapılabilir. Kendi bannerlarınız eklenebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;POP-UP Reklam kullanımı serbesttir. &lt;br /&gt;Satış Ortaklığına üye olan herkes bu kuralları kabul etmiş sayılır. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.2kalp.com/index.php?site=13"&gt;Kayıt Olmak İçin Tıklayınız&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımızla,&lt;br /&gt;2Kalp.Com&lt;br /&gt;Msn &amp;amp; Mail : destek@2kalp.com &lt;br /&gt;Tel : 0.537.436.40.54&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-8537065441515158061?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/8537065441515158061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/02/2kalpcom-bilgilendirme.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/8537065441515158061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/8537065441515158061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/02/2kalpcom-bilgilendirme.html' title='2Kalp.com bilgilendirme'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-1710221731743393899</id><published>2010-02-11T13:12:00.000+02:00</published><updated>2010-02-11T13:12:55.147+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kalp krizi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kalp Krizi Riski Artıyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='risk grubu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğuştan Kalp Hastalıkları'/><title type='text'>Kalp Krizi Riski Artıyor</title><content type='html'>Kalp krizinin ilk belirtileri nelerdir? Bu soruya dair verilecek basit bir öneri yaşamınızı kurtarabilir. Yapılması gereken kalp krizi geçiren kişinin küçük önerilere dikkat etmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Prof. Dr. Sertaç Çiçek, sizin veya sevdiklerinizden birinin kalp krizi geçirmesi halinde hazırlıklı olmanıza yardımcı olacak pratik önerilerde bulunuyor. Kalp krizi birçok insanda kademeli şekilde başlar. Kriz başlangıçta biraz ağrı veya rahatsızlık hissettirir. Gerçekte, kalp krizi belirtisi olup olmadığını dahi fark edemeyeceğiniz kadar hafif ve algılanması güç düzeyde olabilir. Prof. Dr. Çiçek bu nedenle kalp krizini işaret edebilen belirtilere dikkat çekiyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Birkaç dakikadan daha uzun süren veya başlayıp sona eren ardından yeniden başlayan ve özellikle göğüs kafesinin ortasında oluşan bir rahatsızlık. Bu huzur-suzluk rahatsız edici bir baskı, ağırlık veya sıkışma şeklinde hissedilebilir.&lt;br /&gt;•Tek veya her iki kolda, sırtta, midede ağrı ya da rahatsızlık. Muhtemelen çene ağrısı.&lt;br /&gt;•Nefes darlığı.&lt;br /&gt;•Diğer muhtemel kalp krizi belirtileri içerisinde soğuk terleme, bulantı ve baş dönmesi yer alır.&lt;br /&gt;LİSTE OLUŞTURUN&lt;br /&gt;Kalp krizi yaşanması halinde, olaya biraz hazırlıklı olmak kalp krizi geçiren kişinin yaşamının kurtarılmasına yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;Prof. Dr. Çiçek'in böyle bir duruma karşı önlem olarak hazırlanmasını önerdiği telefon listesi şöyle:&lt;br /&gt;•Aile hekiminiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•En yakın hastane,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Ambulans hizmetleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liste evinizde telefona yakın bir yerde bulundurulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirtileri meydana gelmeden önce yapılabilecekler ve yaşam tarzında yapılacak değişiklikler ise kalp krizine karşı alınabilecek önlemlerin en önemli adımıdır. Kalp krizini önlemek için yaşam tarzında yapılacak değişiklikler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Sigara içmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Yağ, kolesterol ve tuz içeriği düşük yemekler yiyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Kan basıncı ve kolesterol takibi için doktorunuzu düzenli aralıklarla ziyaret edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Orta şiddette ve düzenli aerobik egzersizi yapın. Durağan yaşam tarzı süren, 50 yaşının üzerindeki insanlar egzersiz programına başlamadan önce doktor kontrolünden geçmelilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Aşırı kilolu iseniz kilo verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Doktorunuz düzenli şekilde düşük doz aspirin almanızı önerebilir. Aspirin kanın pıhtılaşma eğilimini azaltarak kalp krizi riskini de azaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigorta bilgileriniz hazır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp krizi hiç beklenmedik bir anda gelse de, hastaneye giderken yanınızda götüreceklerinizi bilmek işinizi de kolaylaştıracak. İşte hastaneye giderken götüreceklerinizin listesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Kullandığınız tüm ilaçlar ve dozları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Bilinen tüm allerjileriniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Sigorta bilgileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Acil durumda irtibata geçilecek aile fertleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Acil personelinin faydalı bulacağı diğer her tür bilgi (geçirmiş veya geçirmekte olduğunuz diğer hastalıklar gibi).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Yeni Şafak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-1710221731743393899?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/1710221731743393899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/02/kalp-krizi-riski-artyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/1710221731743393899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/1710221731743393899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/02/kalp-krizi-riski-artyor.html' title='Kalp Krizi Riski Artıyor'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-2259688202234316954</id><published>2010-01-15T18:27:00.001+02:00</published><updated>2010-01-15T18:30:46.266+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online ilaç satışı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='emilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İlaclarin Vucuttaki Akibeti ve Emilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vucut'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilaçlar'/><title type='text'>İlaclarin Vucuttaki Akibeti ve Emilim</title><content type='html'>&lt;strong&gt;İlaçların Vücuttaki Akibeti&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İlaçlar vücuda uygulandıkları yerden emilir ve dolaşıma katılır. Dolaşım sistemiyle etki edeceği yere ulaşır ve etkisini gösterir. Vücutta bazı ilaçlar kimyasal değişikliğe uğrar ve sonunda vücuttan atılırlar.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu olaylar değişik faktörlerin etkisi altında kalır. Buna bağlı olarak ilacın etki şekli de değişebilir.&lt;br /&gt;İlaçlar bu etkileşimler yanında bazı normal vücut olaylarını da değiştirebilir. İlaçlar uygulandıktan sonra vücutta dağılırlar, metabolize olurlar ve dışarı atılırlar. İlaç uygulandığında emilir, dağılır, mobilize olur ve vücuttan uzaklaştırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Emilim (Absorpsiyon)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlacın emilimi uygulandığı bölgede kan veya lenf dolaşımına geçmesidir. İlacın lokal etki etmesi istenildiğinde emilimi istenmez. Sistemik etki istenildiğinde emilim ne kadar çabuk olursa ilacın etkisi o kadar çabuk başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlaçların emilimlerini etkileyen bazı faktörler vardır. Bunlar emilim hızını etkileyen faktörler olarak isimlendirilir. Bu faktörler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlacın veriliş yolu, ilacın özellikleri ve emilim yüzeyinin genişliği ve daralmasıdır.&lt;br /&gt;İlacın veriliş yolu&lt;br /&gt;Ağız yoluyla uygulanan ilaçlar sindirim sisteminde özellikle ince bağırsaklarda emilirler. İlacın buraya gelmesi veya emilmesi için belirli bir zamana ihtiyaç duyulur. İlacın sindirim sisteminden emilmesinde midenin dolu veya boş olması etkilidir. Enjeksiyon suretiyle uygulanan ilacın emilimi hızlıdır. Damar içine uygulamada ise enjektör iğnesinden çıktığı anda emilmiş olur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İlacın özellikleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İlacın molekül büyüklüğü ne kadar küçük ise ve yağda çözünürlüğü ne kadar fazla ise emilim de o kadar hızlı olur. İlaçların emiliminde farmasötik şekil de etkilidir. Katı farmasotik şekillerinin emilebilmesi için önce dağılması ve ilacın çözünmesi gerekir. Bu olayın hızı emilim hızını etkiler. Süspansiyon ve enjeksiyonluk solüsyonların veya süspansiyon ve enjeksiyonluk solüsyonların emilimi de ilacın tek başına çözünmüş olarak bulunduğu solüsyonlardan daha yavaş olur. Bundan başlıca bazı ilaçların konsantrasyonu da emilim hızını etkiler. İlacın uygulandığı yerdeki konsantrasyonu yüksek olursa emilim hızı da fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emilim yüzeyinin genişliği ve damarlanması&lt;br /&gt;İnhalasyon yoluyla uygulamalarda verilen ilaç akciğer alveolerinde çok geniş bir yüzeyden emilir. Bu nedenle genel anestezik madde inhale ettirilen kişi çok kısa süre içinde anesteziye girer. İlacın uygulandığı yerdeki damarlama da emilimi etkiler. İlacın uygulandığı yer de damarlanma az veya kan akım hızını azaltan şok, hipertansiyon, kalp yetmezliği gibi durumlar oluşmuşsa emilim yavaş olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-2259688202234316954?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/2259688202234316954/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/01/ilaclarin-vucuttaki-akibeti-ve-emilim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2259688202234316954'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2259688202234316954'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/01/ilaclarin-vucuttaki-akibeti-ve-emilim.html' title='İlaclarin Vucuttaki Akibeti ve Emilim'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-3376275160040504032</id><published>2010-01-09T20:37:00.000+02:00</published><updated>2010-01-09T20:37:37.728+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Radyoaktivite Kirliliği Nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Radyoaktivite Kirliliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kirlilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='radyoaktivite'/><title type='text'>Radyoaktivite Kirliliği Nedir ?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Radyoaktivite Kirliliği&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Canlılar potasyum, kalsiyum, uran ve radon gibi doğal radyonuklidler ve on­ların parçalanma ürünlerinin yerden ışınlanması ve kozmik yüksek ışınların etkisi altındadır. İnsan tarafından yapay olarak tesis edilen ışın kaynakları, çekirdek patla­maları ve reaktörler, tıp ve araştırmalarda kullanılan röntgen aletleri ve radyoaktif maddeler, bunlara ilave edilebilir. Işın kaynakları, parçacık ışını veya elektromanye­tik dalgalar ya da her ikisini birden yayabilir. Parçacık ışınları olarak alfa (helyum çekirdeği), beta (elektronlar) ışınları, proton ve nötron ışınlarını sayabiliriz. Elektro­manyetik ışınlara ise röntgen ve gama (UV-ışınları gibi) ışınları dahildir. Işınlar hücredeki DNA ve diğer moleküllere olumsuz etki yapar ve tehlikeli olur. Bu ise hücrelerin ölümüne veya kanserleşmesine yol açar.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işın etkisi hücredeki moleküllerin iyonize olmasına dayanır. Böylece mutasyonlar ortaya çıkabilir ve hücreler ölür. Işınların etkinliği çeşitli birimlerin yardımı ile gösterilir. (Doğal Radyoaktivite)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a) Radyoaktif bir maddenin aktivitesi BEKEREL (=Bq) olarak ifade edilir. 1 Bq, bir saniyedeki çekirdek yıkımına eşdeğerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b) Işın enerji akımı olarak da ifade edilebilir. Çeşitli atom çekirdekleri parça­lanmalarında ışını farklı enerji şeklinde açığa çıkarır. 1 kg'lık bir kütle 1 joullük ışın enerjisini emerse, ışığın enerji dozu 1 J/l kg'dur.&lt;br /&gt;c) Işının canlıya etkisi sadece her kütle birimi tarafından emilen enerjiye bağlı olmayıp aynı zamanda ışının çeşidi de onu emen organa bağlıdır.&lt;br /&gt;Örneğin belli bir enerji dozuna sahip alfa ışını daha yüksek enerji dozlu beta ışınının hücreye yaptığı etkinin aynısını yapar (biyolojik eşdeğerlik = ekuivalenz). Eşdeğer doz, enerji dozu ve değerlendirme faktörünün ürünü olup Sievert (Sv)le ölçülür. Röntgen ve beta ışınları için değerlendirme faktörü l'dir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-3376275160040504032?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/3376275160040504032/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/01/radyoaktivite-kirliligi-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/3376275160040504032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/3376275160040504032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/01/radyoaktivite-kirliligi-nedir.html' title='Radyoaktivite Kirliliği Nedir ?'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-481548654327356719</id><published>2010-01-04T17:05:00.000+02:00</published><updated>2010-01-04T17:05:37.770+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kırmızı Etin Zararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kırmızı et'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online kırmızı et sipariş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kırmızı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kırmızı et ve kebabı fazla yemek neden zararlıdır'/><title type='text'>Kırmızı Etin Zararları Nelerdir ?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Kırmızı Etin Zararları&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kırmızı et ve kebabı fazla yemek neden zararlıdır&lt;/strong&gt;?&lt;br /&gt;Kırmızı et fazla yiyenlerde kalp hastalığı ve kalınbağırsak kanseri daha sık görülür. Bunun nedeni kırmızı ette bulunan doymuş yağ nedeniyle kolesterolün artmasının damar sertliği yapması ve etin yüksek ateş ve kızgın kömürde kızartılması sonucu içindeki proteinlerin kanser yapıcı hale gelmesidir. Yine kırmızı etle yapılan sucuk, sosis ve salamın içinde bulunan nitrit de kolon kanserine neden olur.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı etin yenmesi tamamen zararlı değildir. Haftada bir kez mutlaka yenmeli. Ancak yağları atıldıktan sonra haşlama veya fırında pişirilerek yenmelidir. Kolesterol korkusu nedeniyle hiç kırmızı et yemeyen kişilerde bu defa demir eksikliğine bağlı kansızlık ortaya çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Et yemeği yerken yanında pirinç pilavı veya patates kızartması değil, bulgur pilavı, sebze ve salata yenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kebap yaparken de etin yağlarını tamamen temizlemek, pişirirken de eti yakmamak gerekir. Ateş veya alevle etin temas etmesi zararlıdır. Pişirirken yanmış veya kapkara kalmış et veya döner yemeyiniz. Kebap veya dönerin üzerine tereyağı ilave etmenin de sağlığınız açısından zararlı olduğunu unutmayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-481548654327356719?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/481548654327356719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/01/krmz-etin-zararlar-nelerdir.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/481548654327356719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/481548654327356719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/01/krmz-etin-zararlar-nelerdir.html' title='Kırmızı Etin Zararları Nelerdir ?'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-5117778296206501548</id><published>2010-01-02T16:53:00.002+02:00</published><updated>2010-01-02T16:53:35.899+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='En çok şikayet edilen görevliler hangi meslekte'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şikayet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meslekler'/><title type='text'>En çok şikayet edilen görevliler hangi meslekte ?</title><content type='html'>Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'na son üç yıl içinde yapılan başvurularda ilk sırayı sağlık ve hasta haklarıyla ilgili şikayetler aldı.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;İnsan hakları konusunde en en çok doktor ve hemşirelerin uygulamalarından şikayet edildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatandaşlar, en çok doktor ve hemşirelerin hastalara gerektiği kadar özenli davranmaması, yanlış tedavi sonucunda gerçekleşen olumsuz vakalar yer aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı, 2009 yılının ilk 10 ayında kuruma yapılan başvuru sayısını ve başvuru konularını açıkladı. Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'na 2009 yılının ilk on ayında 1.806, İl ve İlçe İnsan Hakları Kurulları Başkanlıkları'na 2 bin 105 olmak üzere toplam 3 bin 911 kişi ihlal iddiasıyla başvuruda bulundu. 2008 yılında insan hakları ihlalı ile ilgili 4 bin 788, 2007 yılında ise bin 495 başvuru gerçekleştirilmişti. 2009 yılında bir önceki yıla göre başvuru oranında yüzde 18,3 oranında azalma oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan başvurular içerisinde 413 başvuru ile Sağlık ve Hasta Hakkı ilk, 272 başvuru ile Yaşam Hakkı ikinci, 163 başvuru ile Çevre Hakkı üçüncü sırada yer aldı. İnsan Hakları konusunda şikayet edilen kurumlar arasında 339 başvuru ile özel sektör geldi. 137 başvuru ile belediye, 111 başvuru ile emniyet, 99 başvuru ile ceza ve tutukevi, 75 başvuru ile eğitim ve öğretim kurumu, 42 başvuru ile sosyal hizmetler kurumu, 38 başvuru ile kaymakamlık, 27 başvuru ile il özel idaresi, 27 başvuru ile köy muhtarlıkları yer aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN FAZLA DOKTOR VE HEMŞİRELER ŞİKAYET EDİLDİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık ve hasta hakları konusunda şikayetlerin ilk sırasında, doktor ve hemşirelerin hastalara gerektiği kadar özenli davranmamaları yer aldı. Sağlık ile ilgili olarak diğer şikayetler ise yanlış tedavi sonucunda gerçekleşen olumsuz vakalar, hastanedeki yoğun kuyruklar ve muayene sırasına uyulmaması, hastanedeki araç gereç eksikliği ve kötü tedavi koşulları ile hijyen sorunları sırlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CEZAEVİ KOŞULARI BEĞENİLMİYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezaevlerinde kalan tutuklu ve hükümlülerin şikayetlerinin başında daha iyi yaşama isteği, yetersiz gıda verilmesi ve sağlık imkanlarıyla ilgili sıkıntılar olduğu belirlendi. Tutuklu ve hükümlüler ilgili diğer sorunlar ise şöyle sıralandı: "İletişimde karşılaştıkları sorunlar, ayrımcılıkla ilgili konular, af talepleri, farklı cezaevlerine nakil talepleri, infazda yaşanan sorunlar, yer sıkıntısı, cezaevlerinin doluluk oranının yüksekliği, genel hapishane koşulları ve fizik yapı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAZ İSTASYONLARI RAHATSIZLIK OLUŞTURUYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurula GSM telefonlarının baz istasyonlarıyla ilgili çok sayıda şikayet geldiği belirtildi. Çevre konusunda gelen şikayet konuları ise şöyle: "Kuraklıkla ile birlikte gelen su sıkıntısı ve içme sularının kalitesinin giderek düşmesi; nüfusu yoğun olan kentlerde yaşanan trafik ve araba park yeri sorunları; yol, köprü, alt-üst geçit ve kavşak talepleri; nükleer santraller; kültür varlıklarının korunması; düzensiz yapılaşma sonucu ortaya çıkan bazı problemler; fabrika atıklarını çevreyi kirletmesi; yerleşim yerlerine yakın eğlence merkezlerinden ve kahvehanelerden kaynaklanan gürültü kirliliği."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YARGILAMA SÜRESİNİN UZUN OLMASI ŞİKAYET EDİLDİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adil yargılanma hakkı konusunda ise tutukluluk süresinin çok uzun sürmesi ve yargılamanın geç başlaması en fazla şikayet edilen konular olduğu belirlendi. Davaların uzun sürmesi ve zaman aşımına uğraması da şikayet edilen konulardan oldu. Vatandaşlar, yargı sistemin kapsamlı bir reform çalışması yapılması ve aksaklıkların giderilmesini de istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkanlığa başvuru yapan vatandaşlar, kamu kurum ve kuruluşlarının başvurularına cevap alamamasından şikayetçi oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EĞİTİMDEKİ ÇİFTE STANDART SİKAYET EDİLDİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkanlığı başvurular arasında, eğitim ve öğretim hakkının çeşitli sebeplerle engellenmesi, kız çocuklarının okula gönderilmemesi ve öğrenci affı talepleri yer aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başvurular arasında, sakatlık ve yetim aylıklarının ödenmesinde karşılaşılan bir takım problemler, haksız işten çıkarmalar, hak ediş ve tazminatların eksik ödenmesi ya da hiç ödenmemesi ile ilgili başvurular da bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı devlet kurumlarının elaman alımında ayrımcılık yapması da şikayet konusu oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;İHA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-5117778296206501548?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/5117778296206501548/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/01/en-cok-sikayet-edilen-gorevliler-hangi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5117778296206501548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5117778296206501548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/01/en-cok-sikayet-edilen-gorevliler-hangi.html' title='En çok şikayet edilen görevliler hangi meslekte ?'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-7298317547693289299</id><published>2010-01-02T10:35:00.000+02:00</published><updated>2010-01-02T10:35:27.028+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nanoteknolojiyi kullanarak tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk Bilim Adamlarının 2 Önemli Buluşları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türk bilim adamlarının buluşları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk bilim adamları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='elektronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türkiyedeki gelişmeler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türk buluşlar'/><title type='text'>Türk Bilim Adamlarının 2 Önemli Buluşları</title><content type='html'>Türk bilim adamları, nanoteknolojiyi kullanarak tıp, elektronik, enerji üretimi gibi alanlarda devrim niteliğindeki yeni buluşlara imza atmaya devam ediyor. İşte Türk bilim adamlarının modern bilimdeki ayak izleri...&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Tamamı Türk malı cihazlarla bilimin tarihi yeniden yazılacak. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) KOSGEB Teknoloji Geliştirme Merkezi Müdürlüğü'nce yürütülen bu icatlar sayesinde yer altındaki cisimler artık bilgisayar ortamında görülebilecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memedeki kanserli tümör henüz 1 milimetre büyüklüğündeyken tespit edilip kanserden ölümler azalacak. Görüntü ve çevre kirliliği ile etrafa yayılan radyosyonun etkileri bu yeni buluşlar sayesinde minumum seviyeye indirilecek. İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi Elektrik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi, Prof. Dr. İbrahim Akduman meme kanseriyle ilgili devrim gibi bir buluşa imza attıklarını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tetkikler can acıtmayacak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geliştirdikleri cihazın göğüs kanserinde erken teşhis için büyük önem taşıdığını söyleyen Akduman çalışmalarını şöyle anlattı: "Kanserli tümörü tespit etmek için günümüzde kullanılan mamografi cihazları 8 mm'den ufak parçaları görüntülemiyor. Bizim cihazlarımız ise 1 mm'ye kadar olan parçaları bile görüyor. Bütün tetkikler de hastaya dokunmadan ve canını acıtmadan yapılacak. Ayrıca bu cihazlar X ışını verdiği için radyasyon yayıyor. Bizim cihazımız ise ancak cep telefonunun yaydığı elektromanyetik dalgaları kadar radyasyon yayıyor. Dünyanın hiçbir yerinde bunu başarabilen bir ekip yok. Bırakın 8 mm' yi, 5 mm' yi yakalamak bile o kişiye 5 yıl kazandırmanız demek" diye konuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer altındaki her şeyi görüyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gömülü cisimler üzerinde de yeni teknolojiler ürettiklerini söyleyen Akduman, başta mayın olmak üzere yeraltındaki birçok cismi bilgisayar ortamında görüntüleyebildiklerini söyledi. Akduman, "Yaptığımız mayın dedeksiyon sitemi ile gömülü mayınları havadan bilgisayara aktararak görüyoruz. Bunun yanında yer altındaki boru, boruda bir çatlak ya da bir petrol rezervi her ne varsa onu da öğreniyoruz. Daha da önemlisi bir oda düşünün. Duvarın arkasını görüntülemek istiyorsunuz ama buradan göremiyorsunuz. Biz bunu da başarıyoruz" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RADYASYON oranı azalacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 yıldır anten tasarımıyla ilgilenen ICHS Haberleşme ve Savunma Teknolojileri Genel Müdürü Dr. Cahit Karakuş ise Geliştirdiğimiz nano anten teknolojisi sayesinde, GSM operatörlerinin kullandığı, wi-fi, GSM 900, GSM 1800, 3G antenleri tek sistemde toplanabileceğini ileri sürdü. "Baz istasyonlarında kullanılan antenler konusunda önemli bir yol kat ettik" diyen Karakuş, şöyle devam etti: Çevre kirliliği engellenecek "3G teknolojisi geliştikçe operatörlerin kullandığı anten sayısı da artacak. Baz istasyonlarında antenlerin boyutları 1 veya 2 metre iken 40 cm ve daha aşağıya indirmiş olduk. Tamamen bize ait olan bu yeni teknolojiyle antenlerin boyutlarını düşürdük. Bu sayede görüntü ve çevre kirliliği engellenecek. Etrafa yayılan radyasyonun etkileri de azalacak. Bunların tasarımında sıkıntılar yaşanıyor. Hepsi yurtdışından geliyor ve maliyeti oldukça fazla oluyor. Biz bu maliyeti yarıya indiriyoruz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞUDA MAYIN KALMAYACAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Akduman, yeni geliştirilen bu yöntemin mevcut arama sistemlerine göre çok daha önemli özelliklere sahip olduğunu belirterek, doğudaki mayınların temizlenmesi için yabancı şirketlere ihale edilmesine gerek kalmadığının altını çizdi. Akduman şöyle devam etti: "Dedeksiyonla ilgili olan sorunu çözdük. Bu ister plastik ister metalik olsun her cismi en ince detaylarına kadar görebiliyoruz. Hata oranı da Mevcut mayın arama yöntemlerine göre oldukça aşağıda. Günümüzde kullanılan sistemlerde yanılma payı yüzde 40 ve üzerindeyken bizim ürettiğimiz sistemlerle bu oran yüzde 5'lere kadar iniyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;BUGÜN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-7298317547693289299?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/7298317547693289299/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/01/turk-bilim-adamlarnn-2-onemli-buluslar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7298317547693289299'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7298317547693289299'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/01/turk-bilim-adamlarnn-2-onemli-buluslar.html' title='Türk Bilim Adamlarının 2 Önemli Buluşları'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-2400566965262374757</id><published>2010-01-01T18:27:00.001+02:00</published><updated>2010-01-01T18:27:32.310+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ergenekon’un Çöküşü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GLADIO'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ergenekon destanı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ergenekon&apos;u Deşifre Eden Yazar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zihni Çakır'/><title type='text'>Ergenekon'u Deşifre Eden Yazar</title><content type='html'>Cafesiyaset.com yazarı Zihni Çakır, 2007 Ağustos ayında bir kitap yazdı 'Ergenekon'un Çöküşü' adını taşıyan bu kitapta yazanlar, geçen zaman içinde bir bir çıktı. İşte Çakır'ın o günden bu yana çıkan yazdıkları:&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;2007 yılı Ağustos ayında “Ergenekon’un Çöküşü” diye bir kitap çıktı piyasaya. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişte Celal Kazdağlı ve Can Dündar’ın kaleme aldığı “Ergenekon” isimli bir kitap vardı ama; Cumhuriyet Gazetesi bombalanması ve Danıştay saldırısı gibi eylemlerin Ergenekon isimli bir örgütce planlandığını kimse konuşmuyordu bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatansever Kuvvetler Güç Birliki Hareketi Derneği’ne yönelik Girdap operasyonunun, Danıştay Saldırısı, Cumhuriyet’e bomba, Hablemitoğlu cinayetleri gibi eylemlerin zanlısı bir derin örgüte uzayacağı yer alıyordu Zihni Çakır tarafından kaleme alınan Ergenekon’un Çöküşü kitabında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çakır sahip olduğu bilgilerle Ergenekon soruştuırması’nda da tanıktı ve verdiği bilgiler birçok operasyon dalgasının temeliydi adeta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabında ise, derin yapının bazı sivil toplum örgütlerini de bünyesine alan ve paramiliter örgüt yapısına sahip bir piramidi andıran şeması anlatılıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adı Ergenekon olan bu yapının kendine ilk adı Seferberlik Tetkik Kurulu, sonra Özel Harp Dairesi ve şimdilerde Özel Kuvvetler Komutanlığı olan ve NATO ve ABD yardımlarıyla kurulup yaşatılan rutin dışı operasyon birimlerini referans aldığı öne sürülüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihni Çakır’ın Ergenekon’un Çöküşü kitabı yaklaşık 7 ay sonra 22 Ocak 2008 tarihinde adına Ergenekon denilen operasyonla daha iyi anlaşıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik Ergenekon’un Çöküşü’nde Vatansever Kuvvetler lideri Taner Ünal ve Ahmet Cinali’yi Ergenekon’dan bağımsız görmeyen Zihni Çakır’ın bu tezi yaklaşık 2 yıl sonra ispatlandı ve Girdap operasyonu dosyası Ergenekon dava dosyasına girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, 12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bir gecekonduda ele geçirilen askeri mühimmatın sahibi, Çakır’ın kitabında tanımladığı ve analizini yaptığı Ergenekon denilen derin yapıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çakır ilk kitabı Ergenekon’un Çöküşü’nün 2. serisini de Mart 2008’de piyasaya sürdü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon’un Çöküşü’nde yapının tanımını ve organizasyonunu anlatan Çakır, Ergenekon’un Çöküşü-2’de ise örgütün eylemleri ve hedeflerini somut bilgi ve belgelere dayandırmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın 40 ve 41. sayfalarında, bugünü özetlercesine, Ergenekon’u Özel Harp Dairesi ile özdeşleştirirken, yapının dinamizmini de Seferberlik Tetkik Kurulu’na bağlıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün PKK ve Ergenekon ilişkisi tartışıladursun, Zihni Çakır Ergenekon’un Çöküşü-2’nin 65. sayfasında PKK’nın kuruluşundan bu yana derin devletle ilişkisini ortaya koymuştu. Çakır, APO ile beraber hareket eden ve MİT’e çalıştığı öne sürülen Pilot Necati’nin aynı zamanda Fikir Kulüpleri Federasyonu’nu meşru ve legal zeminden illegal örgüt bünyesine taşıma girişimlerinde de yer aldığını öne sürüyordu. Çakır’a göre THKP-C’yi kuran Mahir Çayan’ın yanında da Pilot Necati vardı. Yani İlyas Aydın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine Ergenekon’un Çöküşü isimli kitabın 96 ve 97. sayfalarında da Ergenekon, Gladyo ya da kontrgerillanın Seferberlik Tetkik Kurulu’ndan ayrı düşünülemeyeceğini iddia eden Zihni Çakır üstelik bunları tarihsel verilere dayandırıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı kitabın 121. sayfasından 129. sayfasına kadar Şemdinli olaylarını da irdeleyen Zihni Çakır, 5 Kasım 2005 tarihli provokasyonun da Ergenekon’dan ayrı düşünülemeyeceğini öne sürüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon’u Sivil Toplum Örgütleri üzerinden sivil topluma sirayet eden bir derin yapılanma diye tanımlayan Zihni Çakır, kitabın 135. sayfasındaki şu tanımıyla bugün devam eden dava ve soruşturma ile tartışmaları da tek cümlede özetliyordu adeta: “Üst karargah adı Ergenekon olan bu derin yapının anlayışında ‘özel harp’ mantığı hakimdir ve ‘gayri nizami harp’ yöntemini benimserler”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 KRİTİK TOPLANTI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çakır’ın kaleme aldığı Ergenekon’un Çöküşü-2’de en dikkat çeken bölümse, 163-172 sayfalar arasında anlatılan kritik toplantılar. Çakır, toplantı katılımcılarının isimlerini kodlayarak verirken toplantıların detaylarını olduğu gibi aktarıyordu. Hablemitoğlu suikasti ve Danıştay saldırısı öncelerinde düzenlendiğini iddia ettiği bu toplantılar dışında Ergenekon’un yeniden yapılanma toplantısı da yer alıyordu. Üstelik Çakır’a göre o dönem yapının 1 Numarası da bu toplantılarda yer alıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖZEL KUVVETLER BELGESİ KOD ADI DARBE’DE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine Zihni Çakır tarafından kaleme alınan ve 2008 yılı Mayıs ayında haftalarca gündemin baş sırasına oturan Kod Adı Darbe kitabı da bugüne ışık tutuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitapta, yaklaşık 3 ay sonra açıklanan 1. Ergenekon iddianamesinin en kritik belgelerine yer veriliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlardan en dikkat çekici olanı, kitabın 30. sayfasında yer verilen ve Genelkurmay Başkanlığı binası ile Deniz Kuvvetleri binalarını birbirine bağlayan tüp geçidin bombalanmnasına dair planın hedef kartı belgesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik bu belge, halen yapılan operasyonla gündemde olan Özel Kuvvetler Komutanlığı’na ait bir matbu belgeydi iddiaya göre. Yani Çakır, bugün kozmik oda denilen gizli bölgelere daha o zamanlar ulaşmıştı anlaşılan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kod Adı Darbe kitabının 45. sayfasında yer verilen, “gizli” ibareli, 12 Mart 2004 tarihli, Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından hazırlanan “28 Şubat 1997 Öncesindeki Durum İle Günümüzdeki Durumun Karşılaştırılması” raporu, o dönemin darbe hazırlıklarının da hangi mantığa dayandığını ortaya koyan bir belgeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çakır bu nedenle 28 Şubat ve Ergenekon’un birbirinden ayrılamayacak iki ayrı gerçek olduğunu iddia ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kod Adı Darbe’nin bir diğer bombası da, yer altından fışkıran askeri mühimmatlarla ilgili tartışmaları daha o dönem görüp noktalayacak bilgiye sahip olmasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GİZLİ CEPHANELİKLERİ DE AÇIKLAMIŞTI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın 48. sayfasında “Vietnam sandıkları mı açıldı?” başlıklı bölümde, Ergenekon’un yer altına gömülü çok sayıda mühimmatı olabileceğini söylüyordu. Bunun dayanağı da Seferberlik Tetkik Kurulu’nun yurdun şeşitli bölgesindeki gizli cephaneliğinin Ergenekonca kullanıldığı iddiasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çakır’ın bu kitabının hemen akabinde yürdun şeççitli bölhelerinde askeri nitelikli cephanelikler toprak altına gömülmüş olarak bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihni Çakır, Kod Adı Darbe kitabının 109. sayfasında “Devlete sızma girişimleri” başlıklı bölümde de ıslak imza tartışmalarının muhattabı olan Dursun Çiçek’in görev yaptığı Psikolojik Harp ve Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın Ergenekon sanıklarından rapor almasına yer veriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde itirafçı olduğu açıklanan Ümit Sayın’ın kaleme aldığı bu raporlar, Ergenekon yapılanmasının sivil ayağı olan sivil toplum örgütleri ve kuvvacı yapıların desteklenmesi gerektiğini nedenleriyle anlatıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine aynı kitapta Dağlıca baskını ile Ergenekon arasında ilişki kurarken, TÜBİTAk tarafından hazırlanan ve GES komutanlığını zan altında bırakan “gizli bir rapora” da yer veriyordu. Rapora göre, baskındaki zaafiyetlerin asıl nedeni, telsizlerin yer tespitlerini saptamakta kullanılan sistemin 3-4 kilometrelik sapmadan 50 kilometrelik sapmaya çıkarılmış olmasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihni Çakır’ın en son piyasaya çıkan “Korku İmparatorluğu GLADIO” kitabı da tartışılmakta olan Özel Kuvvetler Komutanlığı ve seferberlik Tetkik Kurulu’na dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GLADIO’yu bu birimlerde vücut bulan bir derin operasyon birimi diye adlandıran Zihni Çakır, Ergenekon yapılanmasının bu birimlerden ayrıştırılamayacağını söylüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;cafesiyaset.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-2400566965262374757?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/2400566965262374757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/01/ergenekonu-desifre-eden-yazar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2400566965262374757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2400566965262374757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2010/01/ergenekonu-desifre-eden-yazar.html' title='Ergenekon&apos;u Deşifre Eden Yazar'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-661083972467276825</id><published>2009-12-31T12:55:00.000+02:00</published><updated>2009-12-31T12:55:27.511+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel Sağlık Bilgileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saglik blogu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blogspot.com'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saglik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='i-saglik.blogspot.com'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='i-saglik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Domuz gribi'/><title type='text'>Sitem Pr Alamadı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;i-saglik.blogspot.com &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domainli &lt;strong&gt;sitemiz &lt;/strong&gt;pagerank alamamşıtır ve bunu üzülerek söylüyorum ve tüm &lt;strong&gt;saglik &lt;/strong&gt;severlere duyuruyorum :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-661083972467276825?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/661083972467276825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/sitem-pr-alamad.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/661083972467276825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/661083972467276825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/sitem-pr-alamad.html' title='Sitem Pr Alamadı'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-1645877685717816864</id><published>2009-12-30T20:31:00.000+02:00</published><updated>2009-12-30T20:31:22.653+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşşek eti'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşek etine karşı protesto'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşek eti yenilen okullar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşek Eti Skandalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='domuz eti'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='at eti'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='miting'/><title type='text'>Eşek Eti Skandalı</title><content type='html'>Adana'daki eşek eti skandalı öğrencileri sokağa döktü. Çukurova Üniversitesi'nin Yurt Kur'a bağlı yurdunda kalan öğrencileri, eşek eti yedirilmesini protesto ederken, için çok ilgin pankartlar açtılar...&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Çukurova Üniversitesi'nin Yurt Kur'a bağlı Fevzi Çakmak Öğrenci Yurdu'nda kalan öğrencileri, eşek eti yedirilmesini protesto etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversite yemekhanesi önünde eylem yapan öğrencilere formasyon için eylem yapan öğrenciler de destek verdi. İki grubun katıldığı eylemde Adana Eğitim-Sen Şube Başkanı Güven Boğa da yer aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurdun ve hastanenin ihalesini alan özel şirketin at ve eşek eti yedirdiğinin ortaya çıktığına dikkat çeken üniversite öğrencisi Banu Akkoç, "Yurtta küçük odalara balık istifi gibi dolduruluyoruz. Kirli tuvalet ve banyolara mecbur bırakılıyoruz. Tuvaletleri temizletmek için bile özel şirketlerle anlaşma yapılıyor. Yurttaki kütüphaneler ve çalışma odaları birer birer yatakhaneye dönüştürüldü. Bunların hepsi daha fazla öğrenci daha fazla para için yapılıyor. Eşek eti yemişiz at eti yemişiz kimsenin umurunda değil bunlar. Yemekhanelerde bize eşek eti yedirmenizi kabul etmiyoruz." diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Müşteri değil öğrenciyiz", "Yönetim istifa " şeklinde slogan atan öğrencilerin, daha sonra Rektör Alper Akınoğlu hakkında da 'Rektör istifa' demeleri dikkat çekti. Üniversite ise gün içerisinde de 'söz konusun eşek etinin Yurt Kur'a bağlı öğrenci yurdunda ve devlet hastanesinde yedirildiğine dikkat çekmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;CİHAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-1645877685717816864?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/1645877685717816864/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/esek-eti-skandal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/1645877685717816864'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/1645877685717816864'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/esek-eti-skandal.html' title='Eşek Eti Skandalı'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-2650392514244118549</id><published>2009-12-29T20:45:00.000+02:00</published><updated>2009-12-29T20:45:07.468+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online F77 satışı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prostat Kanseri Tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser türleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prostat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prostat ilaçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online kanser ilacı satışı'/><title type='text'>Prostat Kanseri Tedavisi</title><content type='html'>Prostat kanseri hücrelerinin "izini süren" ve hücreleri yok edebilen bir antikor bulundu. Bilim adamlarına göre F77, prostat kanserinin teşhisinde ve özellikle kanserin ilerlediği evrede hastalığın tedavisinde yeni bir umut olabilir.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;ABD'deki Pensilvanya Üniversitesinden bilim adamlarının fareler üzerinde yaptığı araştırma, F77 adı verilen antikorun prostat kanseri hücrelerine daha kolay yerleşebildiğini ve kanserli hücrelerin yok edilmesini sağlayabildiğini gösterdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Bilimler Akademisinin (PNAS) dergisinde yayımlanan araştırmada, farelere verilen F77, kanserin başlangıç evresinde olduğu dokuların neredeyse tümüne (yüzde 97), kanserin yayıldığı evrede de dokuların yüzde 85'ine yerleşti. F77, tedaviye dirençli kanser hücrelerini de tanıyabildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak F77, kalın bağırsak, böbrek, rahim ağzı, pankreas, akciğer, deri ve mesanedeki sağlıklı ve kanserli dokuları hedef almadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim adamlarına göre F77, prostat kanserinin teşhisinde ve özellikle kanserin ilerlediği evrede hastalığın tedavisinde yeni bir umut olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-2650392514244118549?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/2650392514244118549/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/prostat-kanseri-tedavisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2650392514244118549'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2650392514244118549'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/prostat-kanseri-tedavisi.html' title='Prostat Kanseri Tedavisi'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-7695610409251074741</id><published>2009-12-28T15:08:00.002+02:00</published><updated>2009-12-28T15:08:39.735+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilimde Son 10 Yılda Yaşananlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilimde son 10 yıl'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='10 yılda yaşanan olaylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşanan en büyük olaylar'/><title type='text'>Bilimde Son 10 Yılda Yaşananlar</title><content type='html'>Mars'ta su bulunmasından yüzyılın deneyi olarak adlandırılan Büyük Hadron Çarpıştırıcısına, Eris cüce gezegeninin ortaya çıkartılmasından klonlamaya, bilim adamlarının son 10 yıldaki en büyük 10 atılımı şöyle sıralanıyor:&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;BÜYÜK HADRON ÇARPIŞTIRICISI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzyılın en büyük deneyi olarak kabul edilen 10 milyar dolarlık araştırmada, Büyük Hadron Çarpıştırıcısıyla, 14 milyar yıl önce evrenin doğumuna yol açtığına inanılan Büyük Patlama ortamının yaratılması amaçlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsviçre'nin Cenevre kentindeki yeraltı tünelinde yapılan deneyde geçen yıl ilk kez çalıştırılan atom çarpıştırıcısı, bir ton helyumun tünele sızmasına yol açan elektrik bağlantısı arızası yüzünden kapatıldı. Bu yılın sonlarında yapılan ve gelecek yıl yapılacak asıl çarpıştırma operasyonunun provası olarak görülen "Atlas" adlı deneyde ise 1,18 trilyon elektrot volt gücünde, karşı yönlerde yol alan iki parçacık ışınının çarpışmayı doğurduğu açıklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarpıştırıcının katedral büyüklüğündeki dev odasında bulunan belli başlı dört detektörden biri, ilk yüksek enerjili proton çarpışmasını dünya rekoru olarak kaydetti. Çarpıştırıcının enerjisi aşama aşama artırılmaya devam edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deney sırasında tünel boyunca ayrı yönlerde iki proton huzmesi veriliyor. Işın demetleri ayrı istikametlerde, ışık hızına yakın bir süratle halka şeklindeki tünelde yol alıyor. Proton ışınlarının birbiriyle büyük bir enerjiyle çarpışmasının ardından bilim adamları, kozmosun doğasını kavramaya yarayacak yeni parçacıklar görmeyi umuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CÜCE GEZEGEN ERİS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanımı konusunda gökbilimcileri ikiye ayıran ve en sonunda "cüce gezegen" sınıfında yer almasına karar verilen Eris, 2005 yılında keşfedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyaya 15 milyar kilometre uzaklıktaki Eris, keşfinden sonraki ilk yılında güneş sisteminin 10. gezegeni olarak anılırken, Uluslararası Astronomi Birliğinin gezegen tanımını yayımlamasının ardından "cüce gezegen" sınıfına sokuldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buzullarla kaplı gezegenin yeni statüsü, kendisinden daha küçük olan Plüton'un da "cüce gezegen" kabul edilmesine yol açtı ve güneş sistemindeki gezegen sayısı Astronomi Birliğinin kararıyla 8'e düşürüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keşfedilen gezegene, tanımı üzerindeki tartışmalar nedeniyle, mitolojide kavga ve nifak tanrıçası olarak bilinen Eris'in adı uygun görüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Plüton'dan yaklaşık 115 kilometre daha geniş olan Eris, güneş sistemindeki en uzak gezegen olarak biliniyor. Eris'in güneşten uzaklığı 14,5 milyon kilometreyi buluyor. 2005 yılında yapılan gözlemlerde Eris'in bir de uydusu bulunduğu keşfedildi ve bu uyduya Dysnomia adı verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eris'in yörüngesi, Güneş sistemindeki diğer gezegenlerin yörüngesel düzlemine 45 derece eğik konumda bulunuyor. Bu eğim yüzünden 2005 yılına kadar gözlerden uzak kaldığı düşünülen Eris, Güneş'in çevresindeki turunu 560 yılda tamamlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜNEŞ SİSTEMİNİN DIŞINDAKİ GEZEGENLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrende yalnız olmadığımızı ispatlamaya yönelik araştırmaların odak noktasında bulunan güneş sisteminin dışındaki gezegenlere ilişkin keşiflerin tarihi, 1990'lı yılların başlarına dayanıyor. Bu yıllarda, güneş sisteminin dışında keşfedilen gezegen sayısı tek haneli sayılarla gösterilirken, 2000 yılında 20 kadar gezegen daha bulundu ve bu sayı son 10 yılda yüzlerce olarak anılmaya başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyaya trilyonlarca kilometre uzaklıkta bulunan bazı gezegenlerin teleskoplarla fotoğrafları çekilebildi. Keşfedilen 400'den fazla gezegenin büyük bölümünün, Jüpiter ve Satürn gibi devasa gaz gezegeni olduğu açıklanırken gökbilimciler çalışmalarını, yaşam izine rastlayabileceklerini düşündükleri Dünya benzeri gezegenler üzerinde yoğunlaştırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÖK HÜCREDE BÜYÜK DEVRİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japon bilim adamı Şinya Yamanaka, Kasım 2007'de, insan embriyosu kullanmadan kök hücre üretilebileceğini kanıtlayarak bilim dünyasının kanını donduracak bir atılıma imza attı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yamanaka, Kyoto Üniversitesi laboratuvarında, insan embriyosu kullanmadan kök hücre üretilebileceğini, farelerden alınan deri hücreleri üzerinde genetik oynama yaparak gösterdi. Araştırmayla elde edilen kök hücrenin insan embriyosu kullanılmadan üretilmesi, kök hücre çalışmalarına izin vermeyen çevreleri rahatsız etmeyecek olması dolayısıyla da büyük önem taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca iPS olarak adlandırılan, yeni geliştirilmiş kök hücre tipi, yetişkin deri hücrelerine dört gen yerleştirerek ortaya çıkardı. Vücuttaki 220 hücre tipinden herhangi birinin sayısız kopyasını oluşturma yeteneğine sahip embriyonik kök hücreler gibi davranmaya başlayan iPS hücreleri, hastanın kendi yetişkin hücrelerinden türetildiği için bağışıklık sistemi tarafından reddedilme riski taşımıyor. iPS hücreleri, embriyolardan türetilmediğinden büyük bir ahlaki ve dini soruna yol açmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 MİLYON YILLIK KAFATASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afrika'nın Çad çöllerinde 2001 yılında bulunan ve 6-7 milyon yıllık olduğu tahmin edilen kafatası, insanoğlunun atasına dair tartışmaların merkezi haline geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toumai adı verilen kafatasını bulan Michel Brunet liderliğindeki Poitiers Üniversitesi ekibi, kafatasının bir insansıya, insanların atasına ait olduğunu duyurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim dünyasında bu görüşe karşı çıkanlar da oldu. Bir kısım bilim adamı, kafatasını, maymunlarla insan arasındaki kayıp halka olarak kabul ederken, bir diğer kısım bunun bir gorile ait olduğu tezini savundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soyağacında halen belirsiz bir yere sahip olan Toumai'nin karakteristik özelliklerinde hem insan, hem de maymunla bağlantılar kuruldu, ancak halen nihai bir sonuca varılamadı. Bazı bilim adamları, bulunan kafatasından yola çıkarak, insansıların 7 milyon yıl iki ayak üzerinde yürüdüğü iddiasını da ortaya attı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KLONLAMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klonlama çağı, 1997 yılında ilk memelinin, Dolly adı verilen bir koyunun klonlanmasıyla başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolly'i 2000 yılında bir maymun takip etti ve dünyanın farklı yerlerinde birçok araştırmacı, bu iki örneğin ardından at, inek ve kedi gibi birçok hayvan türünü klonlamayı başardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2001 yılında Güney Asya öküzü, 2009 yılında ise bir deve ile bir bizon klonlandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MARS'TA SU BULUNMASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızıl Gezegen Mars'ta su bulunduğu iddiası doğrulandı. NASA, uzay aracı Phoenix'in, suyun varlığını kanıtlamakla kalmadığını, suya temas ettiğini açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayıs ayından bu yana Mars'ın yüzeyini, mekanik kolunu kürek yerine kullanarak inceleyen robotun, gezegenin daha önce tahlil edilmemiş bölgesinde suyla karşılaştığı belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİCRORNA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kez 1993 yılında keşfedilen, ancak adını 2001 yılında alan microRNA'lar, sağlık ile hastalık arasında önemli bir rolü bulunan genetik şifre parçacıklarından oluşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genin nasıl çalıştığını kontrol eden hücrelerin düzenli çalışması için ihtiyaç duyulan dengenin sağlanmasına yardımcı olan bu parçacıklar işlevini kaybettiğinde hastalıklar ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MicroRNA'ların bu nedenle yeni ilaçların keşfinde çok büyük önemi bulunduğuna inanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GENOM HAYVANAT BAHÇESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası bir çalışma olan Genom Hayvanat Bahçesi projesiyle, bir organizmanın DNA'sında kayıtlı genetik bilgilerin tamamına ulaşılmasında maliyetin düşürülmesi amaçlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;635 milyon avroya ve 10 yıllık bir çalışmaya mal olan proje, hücrelerin nasıl çalıştığının ortaya çıkarılmasına ve hastalıkların sayısız metotla araştırılmasına katkıda bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim adamları, Genom 10K adı verilen Genom Hayvanat Bahçesini yaratarak, 10 bin omurgalı türün kayıtlı genetik bilgilerinin tamamına ulaşmayı amaçlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-7695610409251074741?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/7695610409251074741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/bilimde-son-10-ylda-yasananlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7695610409251074741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7695610409251074741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/bilimde-son-10-ylda-yasananlar.html' title='Bilimde Son 10 Yılda Yaşananlar'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-2197361677381151744</id><published>2009-12-28T15:07:00.000+02:00</published><updated>2009-12-28T15:07:11.500+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online ilaç satışı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilaç kanunu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='küpür kesme kanunu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilaçlara küpür kesmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İlaçlara Küpür Kesilmeyecek'/><title type='text'>İlaçlara Küpür Kesilmeyecek</title><content type='html'>Sağlık Bakanlığının uygulayacağı İlaç Takip Sistemi ile ilaçlar, üretimden tüketim aşamasına kadar takip edilebilecek, reçetelere yapıştırılmak için ilaç kutularından kupür kesme dönemi de sona erecek.İşte ayrıntılar&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Sağlık Bakanlığının uygulamaya koyacağı İlaç Takip Sistemi ile birer kimlik numarasına sahip olacak ilaçlar, üretimden tüketim aşamasına kadar takip edilebilecek, reçetelere yapıştırılmak için ilaç kutularından kupür kesme dönemi de sona erecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürü Saim Kerman, yaptığı açıklamada, 1 Ocak 2010'dan itibaren ilaç firmalarının sadece karekodlu ürünleri piyasaya sürebileceğini, barkodlu ürünlerin ise piyasaya sürülemeyeceğini bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Karekod''un, her ilacın bir kimlik numarası olmasının, İlaç Takip Sistemine (İTS) bu numarayla kaydedilmesi anlamına geldiğini vurgulayan Kerman, sistemin, ilacın üretim aşamasından hastaya ulaşıncaya kadar her aşamada takibine imkan sağlayacağını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kerman, 1 Ocak 2010'dan itibaren piyasadaki bütün ilaçlarda karekod olmasının beklenmediğini, daha önce barkodlu olarak üretilenlerin de satılabileceğini belirterek,uygulamanın başlamasından sonraki 3-4 ay içinde ürünlerin yüzde 10'unda karekod bulunmasını umut ettiklerini kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 yıl boyunca piyasada barkodlu ürünlerin de olacağını, ama bu süre sonunda bütün ürünlerin karekodlu olmasını planladıklarını ifade eden Kerman, sistemin ülkede başarıyla uygulanması halinde, Türkiye'nin sahip olduğu bilgiyi yurt dışına satma imkanının da olabileceğini anlattı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saim Kerman, ''İlaç Takip Sistemi''nin pilot uygulamasının bir süredir devam ettiğini, piyasada bulunan az sayıdaki karekodlu ürünün bu şekilde fatura edildiğini ve devletin ödeme belgeleri arasına karekodun da girdiğini belirterek, ''Bununla ilgili programa sahip olmayan eczanelerin 1 Ocaktan itibaren bu programı yüklemelerini bekliyoruz'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''HER İLAÇ SİSTEME KAYDEDİLECEK''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sistemin işleyişi hakkında bilgi de veren Kerman, karekodlu ürünlerin İlaç Takip Sistemine kaydedilmesi zorunluluğu bulunduğunu, bu sayede hangi banttan hangi ürünün çıktığının takip edilebileceğini, sistemde kaydı bulunmayan ürünün satış sırasında onaylanmayacağını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kerman, böylece sahte ilacın önlenebileceğine, SGK'nın eczanelerle sözleşme fesih nedenlerinin başında da sahte kupürlü ilaçların geldiğine dikkati çekerek, bu nedenle eczacılardan, karekodlu ürünler eczanelerine geldiğinde önce sisteme okutmalarını daha sonra raflara yerleştirmelerini isteyeceklerini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saim Kerman, bunun eczacının da lehine olacağını vurgulayarak, ''Eczacıların karekodlu ürünleri okutarak raflara yerleştirmesinde yarar var. Bunu bir genelgeyle de duyuracağız'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medula sistemini revize eden Sosyal Güvenlik Kurumunun gerekli alt yapı düzenlenmesini yaptığını kaydeden Kerman, halen, reçete, önce SGK'nın provizyon sisteminden sorgulandığı daha sonra da İlaç Takip Sisteminden onay alındığı için eczanelerin 2 işlem yaptığını, bunun ileride tek işleme ineceğini, böylece sorgulama yapmanın daha kısa süreceğini bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''İLAÇLAR ARTIK DAHA GÜVENLİ TOPLANACAK''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sistem sayesinde artık ilaç kutularından kupür kesilmesine gerek kalmayacağını ifade eden Kerman, sistem ile ilaçların raflarda miatlarının dolması önleneceği için israf da olmayacağına işaret etti. Kerman, ''Karekod uygulamasına şimdiye kadar geçilseydi eczacıların stok zararı sorunu hiç gündeme gelmezdi. Çünkü hangi eczanede ne kadar ilaç var kolaylıkla saptanabilirdi'' diye konuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Temmuz 2010'a kadar depoların sistem dışında olacağını, bu tarihten itibaren de depoların, koli üzerinden etiket sistemini aktive edeceğini anlatan Kerman, ''Bu sayede kutu üzerinden tek tek uğraşmak gerekmeyecek. Depoda koli okutulunca içindeki bütün ilaçlar sisteme aynı anda kaydedilecek'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlaç Takip Sistemi sayesinde toplatılması gereken ilaçların daha güvenli bir şekilde piyasadan çekilebileceğini ifade eden Kerman, ''Toplatılacak ilaçların hangi eczaneye verildiği, hatta kimlik numarası yoluyla müşteri bile tespit edilerek çok sistemli bir şekilde geri çekme uygulanabilecek'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''SİSTEME TÜM PAYDAŞLAR DAHİL OLMALI''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Eczacıları Birliği (TEB) Genel Sekreteri Özgür Özel de, İlaç Takip Sistemine temelde karşı olmadıklarını, ancak ilaç zincirinin tüm paydaşlarının da dahil olduğu, ilacın üretiminden hastaya ulaşana kadarki süreçte zincirin içerisinde görev alan tüm tarafların katıldığı bir sistemi desteklediklerini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahte ilacın önlenmesinin önemine işaret eden Özel, ülke kaynaklarını eritmesi, hasta hakları ve sağlığı açısından sahte ilaç konusu üzerinde durduklarını hatırlatarak, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''İlaç Takip Sistemi, ilaçta sahteciliğin önünü kesmesi amacıyla ve iyi niyetli bir çabayla hayata geçirilmek istense de, sağlık zinciri içerisindeki tüm aktörleri ciddi anlamda etkileyecektir. Bizim sistemden en çok etkilenecek halka olan eczacılarımız adına İlaç Takip Sistemi konusunda önemli kaygılarımız ve öngördüğümüz çok hayati problemler var.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür Özel, bu sorunları Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna ilettiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Görüş ve önerilerimizin tüm taraflarca haklı bulunması sonucu, birliğimiz, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü arasında 1 Temmuz 2009'da bir protokol imzaladık. Bu protokolde, İlaç Takip Sisteminin hayata geçmesi ile ilgili olarak, birliğimizin olmazsa olmaz talepleri 7 ana başlık halinde yer aldı, bu talepler yerine gelmeden sistemin hayata geçirilemeyeceği imza altına alınmış oldu. Bu protokol ve kapsadığı taleplerimiz, sistemi doğru yönlendirmek, hastalarımızı ve meslektaşlarımızı mağdur etmemek için alınmış tedbirleri de kapsıyor. Çünkü bu gereklilikler yerine getirilmeden uygulamaya geçilmesi halinde İlaç Takip Sistemi ölü doğmuş olacak.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sistemde dağıtım kanalları ve depoların bulunmayışının, ilacın sadece eczaneden çıktığı, yani hastaya verildiği noktada sorgulanmasını öngördüğünü ileri süren Özel, ürünün rafa yerleştirilmeden önce sisteme okutulmasının da pratikte mümkün olmadığını savundu. Özel, ''Zaman ve iş gücü açısından eczane işleyişini tamamen bloke edecek bu işlem, ancak depoların sisteme dahil olmasıyla mümkün olabilir. Bu da bizim sistemin bir bütün olarak çalışması amacıyla zaten sunduğumuz ön koşullardan birisi'' diye konuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlaç Takip Sistemi ile ilgili hazırlık kapsamında, karekod sistemine uyumlu bir eczane işletim sistemine ihtiyaç duyulduğunu belirten Özel, Türk Eczacıları Birliği tarafından hazırlanan ve tüm eczanelere ücretsiz olarak dağıtılması planlanan TEBEOS eczane yazılımı ile ilgili hazırlıkların tamamlandığını, denemelerin başarıyla sonuçlanmasının ardından sistemin ilk bin eczaneye dağıtımının yapıldığını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağıtımın 2 ay içerisinde tüm Türkiye'de tamamlanacağını ve sistemin 24 bin eczaneye ücretsiz temin edileceğini bildiren Özel, bu yazılımın karekod sistemine uyumlu olduğunu, mevcut reçete onay sistemi ile tam uyumlu çalıştığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel, ''Tüm bu koşullar altında, 1 Ocakta uygulamaya başlamanın mümkün olmadığını düşünüyoruz. Zira, birliğimizin ve eczacılarımızın istemediği, kabul etmediği bir sistemin hayata geçmesi de mümkün değildir'' iddiasında bulundu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''900 MİLYON DOLAR YATIRIM YAPILDI''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merck Sharp Dohme İlaçları Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Doğu Afrika Yönetici Direktörü Jeffrey Kemprecos da, yenilikçi ilaç sektöründeki biyoteknoloji ve araştırmacı ilaç firmalarının, sahte ve taklit ilaçlarla mücadelede Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahte ilaçların hasta güvenliğini tehdit etmesinin yanı sıra, SGK'ya her ay milyonlarca TL'ye mal olarak, sağlık bütçesinde ilaç için ayrılan kaynağın yanlış yerlere kanalize olmasına sebebiyet verdiğine dikkati çeken Kemprecos, ''SGK'nın ümit vaat eden yeni ilaç ve aşılar için kaynak yaratmak amacıyla çaba gösterdiği bir dönemde, milyonlarca liranın sahte ürünler için sarf edilmesi kabul edilemez'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemprecos, orijinal ilaç sektörünün, Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu ile 2 yıldan fazladır sahte ilacın önlenmesi ve ilaç güvenliğinin sağlanmasına yönelik yeni bir sistem üzerinde çalıştığını anlatarak, şöyle konuştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Bu, her bir kutu ilacı arz zinciri, üretici, dağıtıcı, eczane veya hastaneden hastaya ulaşıncaya kadar izlemek üzere dizayn edilen, büyük ve heyecan verici bir sistem olacak. Bunun için hükümet ve özel sektör arasında sayısız toplantılar yapıldı, danışmanlık hizmeti verildi. Bugün gelinen noktada, teknik ve güvenlik ekibimiz çok önemli teknik konuların şu an için çözüldüğüne inanılıyor.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biyoteknoloji ve araştırmacı ilaç firmalarının yeni paketleme, damgalama ve takip ekipmanları için yaklaşık 900 milyon dolarlık yatırım yaptıklarını belirten Kemprecos, geçmişte sistemin yürürlüğe girme tarihiyle ilgili ertelemeler olduğunu, ancak bu ertelemeler hastaların güvenilir ilaca erişimi için bir risk yaratırken, yeni ilaç ve aşıların temini için ayrılan kaynakların da boşa harcanmasına yol açtığına işaret etti.&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-2197361677381151744?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/2197361677381151744/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/ilaclara-kupur-kesilmeyecek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2197361677381151744'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2197361677381151744'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/ilaclara-kupur-kesilmeyecek.html' title='İlaçlara Küpür Kesilmeyecek'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-4641187705496578805</id><published>2009-12-28T15:05:00.000+02:00</published><updated>2009-12-28T15:05:24.889+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeni türk lirası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türk lirası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türk lirası kanunu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TL Yerine YTL Yazana Büyük Ceza Geliyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ytl'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tl'/><title type='text'>TL Yerine YTL Yazana Büyük Ceza Geliyor</title><content type='html'>1 Ocak 2010'dan itibaren paralardaki YTL ibare tarihe karışıyor. Kanuna göre bu tarihten itibaren satış etiketindeki YTL'yi TL'ye çevirmeyenlere ceza kesilecek.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Kayseri Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü, 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren satış etiketlerindeki YTL ibarelerinden 'Y'nin atılmasını ve etiketlerin TL olarak düzenlenmesi uyarısında bulundu. Denetimlerde bu düzenlemeye dikkat etmeyenlere ise idari para cezası olarak 228 lira ödeyecekleri bildirildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayseri Sanayi ve Ticaret İl Müdürü Kamil Akçadırcı, yaptığı yazılı açıklamada, satış etiketlerindeki YTL ibarelerinin 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren TL olarak düzeltilmesi uyarısında bulundu. Akçadırcı açıklamasında, 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Para Birimi Hakkında Kanunun Hükümlerine göre 05.05.2007 tarih ve 26513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Yeni Türk Lirası ve Yeni Kuruşta Yer Alan Yeni İbarelerinin Kaldırılmasına ve Uygulama Esaslarına İlişkin Karar" gereğince, 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyeti Para Birimi olan Yeni Türk Lirası ve Yeni Kuruşta yer alan "Yeni" ibareleri kaldırılmış, para birimi olarak "Türk Lirası" ve "Kuruş" uygulanmaya başlandığını belirtti. 2009 yılında YTL' den TL 'ye geçişin sağlanması amacıyla, perakende olarak satışa arz edilen mal ve hizmetlerin etiket, tarife ve fiyat listelerinde fiyatların, "Türk Lirası" veya kısaca "TL" ya da "Kuruş" veya kısaca" Kr" olarak gösterilmesine başlandığına dikkat çekti. Bununla birlikte, "Yeni Türk Lirası" veya kısaca "YTL" ya da "Yeni Kuruş" veya kısaca "YKr" olarak gösterilmesine de imkan tanındığını hatırlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamil Akçadırcı, 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren etiket tarife listelerinde fiyatların, "Türk Lirası" veya kısaca "TL" ya da "Kuruş" veya kısaca "Kr" olarak gösterilmesi yasal zorunluluk olduğu uyarısında bilindi. Akçadırcı, yazılı açıklamasında şu bilgilere yer verdi. "Ayrıca 2009 yılında azda olsa "YTL" ve "YKr" şeklinde gösterilen fiyat etiketlerindeki "Y" harfinin silinmesi suretiyle mevcut etiketlerin 2010 yılında da kullanılması mümkün olabilecektir. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun fiyat etiketi başlıklı 12'nci maddesinin 5 inci fıkrası gereği İl Müdürlüğümüz ve Belediyeler bu madde hükümlerinin uygulanması ve izlenmesine ilişkin hükümleri ayrı ayrı yürütmekle görevli ve yetkilidirler. 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren perakende olarak satışa arz edilen mal ve hizmetlerin etiket, tarife ve fiyat listelerinde Türkiye Cumhuriyeti Para Birimi olan "Türk Lirası" veya kısaca "TL" ya da "Kuruş" veya kısaca "Kr" olarak gösterilmesi gerekmektedir." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamil Akçadırcı, il müdürlüğünün ve belediyelerce görevlendirilecek personel tarafından yapılan denetimlerde, perakende olarak satışa arz edilen mal ve hizmetlerin etiket, tarife ve fiyat listelerinde fiyatlarını TL olarak göstermeyen ve 'Y' ibaresini atmayanlara idari para cezası uygulanacağını açıkladı. Yeni yılla birlikte uygulanacak para cezası ise 228 lira olduğu bildirildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;CİHAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-4641187705496578805?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/4641187705496578805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/tl-yerine-ytl-yazana-buyuk-ceza-geliyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/4641187705496578805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/4641187705496578805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/tl-yerine-ytl-yazana-buyuk-ceza-geliyor.html' title='TL Yerine YTL Yazana Büyük Ceza Geliyor'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-7330491841886152998</id><published>2009-12-27T15:09:00.002+02:00</published><updated>2009-12-27T15:09:54.135+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Egzoz Gazının Yaşlılara Etkisi nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gazların etkileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Egzoz Gazının Yaşlılara Etkisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gazlarda basınç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Egzoz Gazının Yaşlılara Etkisi var mıdır'/><title type='text'>Egzoz Gazının Yaşlılara Etkisi</title><content type='html'>Kanada'nın Hamilton kentindeki MacMaster Üniversitesi'nden Dr. Mark Loeb başkanlığındaki ekibin araştırmasına göre fabrikaların baca ve araçların egzoz gazlarının yaşlılarda zatürreye neden olduğu belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Kanada'nın Hamilton kentindeki MacMaster Üniversitesi'nden Dr. Mark Loeb başkanlığındaki ekibin araştırması, endüstriyel baca ve egzoz gazlarına uzun süre maruz kalan yaşlıların, havası temiz ortamlarda yaşayanlara oranla iki kat daha fazla zatürreye yakalandıklarını ortaya çıkardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;American "Journal of Respiratory and Critical Care Medicine" dergisinin 1 Ocak 2010 sayısında yayımlanacak araştırmayla ilgili konuşan Dr. Loeb, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Zatürre tanısıyla hastanede tedavi gören 365 yaşlı hastanın, 2003 ve 2005 yılları arasında iki yıl boyunca yaşantılarını ve hastalıklarının seyrini izledik. Daha sonra rastgele seçilmiş aynı yaş grubundan zatürre hastası olmayan 494 kişi de ekibimizce her açıdan kontrol altında tutuldu. İlk grubun, egzoz gazı yani nitrojen dioksit nedeniyle 2.3 kat daha fazla zatürreye yakalandıklarını belirledik."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamilton kentinin, Kanada'nın en büyük demir çelik komplekslerinden birinin bulunduğu kuzey bölgesinde de araştırma yaptıklarını anlatan Dr. Loeb, bu bölgede yoğun olan endüstriyel baca gazlarının 365 kişilik ilk grup üzerinde zatürreye neden olan etkisinin, ikinci gruba oranla 2.26 kat olduğunu belirtti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava kirliliğinin, sülfür dioksit nedeniyle immün sistemi üzerinde de olumsuz etkileri bulunduğuna işaret eden Dr. Mark Loeb, daha önceki araştırmaların da astım ve kronik akciğer rahatsızlıklarının hava kirliliğiyle olan ilişkilerini ortaya koyduğunu hatırlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-7330491841886152998?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/7330491841886152998/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/egzoz-gaznn-yasllara-etkisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7330491841886152998'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7330491841886152998'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/egzoz-gaznn-yasllara-etkisi.html' title='Egzoz Gazının Yaşlılara Etkisi'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-7210099270573274793</id><published>2009-12-27T15:02:00.000+02:00</published><updated>2009-12-27T15:02:13.482+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yemek yağı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online yağ sipariş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online yağ satışı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızartma yağ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızartma Yağındaki Tehlikeler'/><title type='text'>Kızartma Yağındaki Tehlikeler</title><content type='html'>Yemeklik sıvı yağların kızartmada kullanıldıktan sonra iyi süzülmesi, hava kalmayacak şekilde şişeye doldurulması ve güneş ışığından korunması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Uludağ Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikri Başoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yemeklik sıvı yağların Türkiye'de petrol fiyatlarının bile üzerinde olduğunu söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden dar ve orta gelirli ailelerin mutfakta en pahalı ürünler arasında yer alan yağı, idareli kullanmaya çalıştığını ifade eden Başoğlu, sıvı yağda tasarruf denilince ilk akla kızartma yağlarının birkaç kez kullanılmasının geldiğini bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başoğlu, yapılan araştırmalara göre kızartma yağlarının en kötü ihtimalle en fazla 5 kez kullanılabileceğini ifade ederek, şöyle konuştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Bilim adamları 3 ve 5 kez arasında görüş bildiriyor. Kızartma yağlarının birkaç kez kullanılması için bazı kurallara uyulması gerekiyor. Öncelikle sıvı yağların baş düşmanı havadaki oksijen ve güneş ışınlarıdır. Bu yüzden kızartma yağlarını saklarken öncelikle iyi süzülmesi gerekiyor. Yağ, şişeye içinde hava kalmayacak şekilde doldurulmalı ve güneş ışığından korunmalıdır. Yağı, güneş ışığından korumak için en iyi yer buz dolaplarıdır.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok kadının kızartma yağlarını bir tasın içine aldığını belirten Başoğlu, ''Bunu da mutfağın güneş ışığı alan bir yerine koyuyor. Yani yağda zararlı bileşiklerin oluşması için her şey yapılıyor. Kızartma yağlarında kurallara uyulmazsa kanserojen maddeler oluşuyor'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başoğlu, bu konuda yapılan uyarılara rağmen halen birçok bakkalda sıvı yağların camların önüne konulduğunu ifade ederek, doğrudan güneş ışınlarına maruz kalan bu yağlarda da zararlı bileşiklerin oluşabileceğini sözlerine ekledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-7210099270573274793?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/7210099270573274793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/kzartma-yagndaki-tehlikeler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7210099270573274793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7210099270573274793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/kzartma-yagndaki-tehlikeler.html' title='Kızartma Yağındaki Tehlikeler'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-6352760221790593663</id><published>2009-12-27T14:55:00.000+02:00</published><updated>2009-12-27T14:55:49.784+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online ilaç satışı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online ilaç sipariş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Marketlerde İlaç Satılacak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='marketlerde olan ilaçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilaç s'/><title type='text'>Marketlerde İlaç Satılacak</title><content type='html'>Bir günlük kapatma eylemi yapan ve sözleşmeleri feshedilen eczanelere bir kötü haber daha... Başbakan Erdoğan, ABD’de olduğu gibi marketlerde de ilaç satılmasına yönelik bir çalışma yürüttüklerini açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Katıldığı DEİK'in 2009 yılı Olağan Genel Kurulu'nda, eczanelerin yaptıkları eylem sonrasında sözleşmelerinin feshedilmesi konusunu değerlendiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tıpkı ABD'de olduğu gibi Türkiye'de de market ve süpermarketlerde ilça satılması için çalışma başlattıklarını açıkladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdoğan'ın sözleri şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FAZLA KAZANMANIN NOKTASI YOK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göreve geldik hemen bütün SSK hastanelerinde ne kadar eczane varsa hepsini kapattık. 2003 rakamıyla söylüyorum. Yaklaşık 2,5 trilyonluk matrahtı. O 2,5 trilyonluk matrahı o günün eczanelerine devrettik. Böyle bir imkânı sağlamışız. Kimlerle görüşüyorsak, “Sağ olun var olun, çok iyi kazanmaya başladık” diyorlar. Fazla kazanmanın bittiği nokta yok ki. Batı’nın limitleri neyse bu limitlerde süreci götüreceğiz. İlaç sanayisiyle anlaşmışız. Mutabık kalmışız. Eczacılar “hayır olmaz” dedi. “Ne olacak” dedik. “Biz 1 günlük kapatma eylemi yapacağız” dediler. Bakın bu iş yanlış dedik. Hatta ilaç sanayi “aradaki farkı biz ödeyeceğiz” demesine rağmen onlar da böyle bir eyleme girdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MARKETLERDE DE İLAÇ SATILACAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama siyasi ne yaptı. Hemen onu da kullanmaya başladı. Biz şimdi ne diyoruz. Buyurun size 15 Ocak'a kadar müsaade. Direk olarak gelirsiniz SGK ile anlaşmayı yaparsınız. Biz eczacılarla başa baş bu işi götürürüz. Artı artık Amerika’da olduğu gibi, marketlerde süpermarketlerde vesaire ecza ile ilgili olarak stantlar kurulmasına yönünde çalışma yürütüyoruz. Bu işi geliştireceğiz. Başka çaresi yok. Çünkü tekel oluşturmayacağız. Her yerde rekabet alanını geliştireceğiz. Bilimden sanata her yerde. Aksi takdirde uluslar arası camiada beklediğimiz o sıçramayı yapamayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayynak:&lt;br /&gt;Haber 7&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-6352760221790593663?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/6352760221790593663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/marketlerde-ilac-satlacak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/6352760221790593663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/6352760221790593663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/marketlerde-ilac-satlacak.html' title='Marketlerde İlaç Satılacak'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-2740817052289142520</id><published>2009-12-27T14:48:00.002+02:00</published><updated>2009-12-27T14:48:35.799+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yıl 2010'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zam beklentileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='serbest meslek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2010 Yılı Zam Beklentileri'/><title type='text'>2010 Yılı Zam Beklentileri</title><content type='html'>2010 yılı ile birlikte bütçe açıklarını azaltmak için temel ihtiyaçlara zam yapılacak. Ekmek, sigara, elektrik, doğalgaz, akaryakıt, ulaşım, köprü-otoyol ücretleri, vergiler, trafik cezaları... İşte zam oranları ve beklentileri:&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;2010 yılı ile birlikte bütçe açıklarını azaltmak ve hazineye kaynak aktarmak amacıyla Maliye Bakanı Şimşek'in deyimiyle "gerektiğinde aktarılacak kaynağın "adı" yükselen vergiler ve "zamlar" olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 bütçe görüşmeleri sürerken, 2009 bütçesinin yıl sonunda 62.8 milyar lira açık vermesi bekleniyor. Rekor düzeydeki açıkların finanse edilmesi için 2010’da ek vergiler geleceği anlaşılıyor. Bütçenin 2010’da ise 50.1 milyar dolar açık vermesi bekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütçe gelirlerinin yüzde 90’ını oluşturan vergi gelirleri, krizden çıkış bütçesi olarak gösterilen 2010 bütçesi açısından büyük önem taşıyor. 2010 bütçesinde vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 18.2 artacağı tahmin ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu denli yüksek bir gelir artışının vergi oranlarını artırmadan gerçekleşmesi pek mümkün görünmüyor. Vergi gelirlerinde gelenek yine bozulmayacak. Dolaylı vergilerin toplam içindeki payı yine artacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞALGAZA YÜZDE 15 ZAM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Tener Yıldız, 2010 yılından geçerli olmak üzere yeni yılın ilk zammını yüzde 15'lik zam oranı ile doğalgazda yapılacağını açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldız, doğalgaz ithalat fiyatlarının yükselmesi halinde zammın kaçınılmaz olduğunu belirterek, zam oranının CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın ifade ettiği yüzde 50 düzeyinde olmayacağını kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ELEKTRİĞE YÜZDE 1.32 ZAM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılına girmeden ikinci zam haberi elektrikten geldi. Konutta yüzde 1.32, sanayide yüzde 1.23 oranında zam yapıldı. 1 Ocak 2010 tarihinden geçerli olmak üzere konutlarda kullanılan elektriğin kilovat saati (KWH) yüzde 1,32, sanayi elektriğinin fiyatı ise yüzde 1,23 oranında artırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK)abonelere yansıyacak perakende elektrik satış tarifelerini görüşerek karara bağladı. Buna göre 1 Ocak 2010 tarihinden geçerli olmak üzere konut elektriğinin fiyatı kilovat saatte yüzde 1,32, sanayi elektriğinin fiyatı ise yüzde 1,23 oranında artırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜTÜN ÜRÜNLERİNE YÜZDE 40 ZAM BEKLENİYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 Bütçesinde tütün mamüllerinden 16 milyar 417 milyon 469 bin lira ÖTV geliri hedefleniyor.Tütün mamülleri için beklenen zam yüzde 40 civarında. Tütün mamüllerinden alınan özel tüketim vergisi tutarlarının yeni yılda artırılması öngörülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 Bütçesinde tütün mamüllerinden 16 milyar 417 milyon 469 bin lira ÖTV geliri hedeflendiğine dikkat çeken Maliye bürokratları, şu değerlendirmede bulundu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''2010'da tütün mamüllerinden alınan ÖTV'de bu yılın gerçekleşme tahminine göre yüzde 41,5'luk bir artış söz konusu. Bu şartlarda tütün mamüllerinin özel tüketim vergisinde bir artış kaçınılmaz. Bu artışın bir defada mı, yoksa 2 aşamada mı yapılacağı henüz belli değil. Ancak, yıl içinde öngörülen gelir rakamına ulaşılabilmesi için bunun geciktirilmemesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MOTORİNE ZAM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ucuz motorin nedeniyle ciddi bir ÖTV kaybıyla karşı karşıya kalan Bakanlık, yeni dönemde motorindeki ÖTV'nin de yeniden ele alınmasını kararlaştırdı. Bu çerçevede kırsal motorin ile euro dieselden alınan ÖTV arasındaki farkın aşamalı olarak azaltılması ve süreç sonunda verginin dengelenmesi üzerinde duruluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temmuz ayındaki son ayarlamanın ardından kırsal motorine litrede 1,0845 lira, euro diesele ise 1,1545 lira ÖTV uygulanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetkililer, uygulama birliği açısından aslında motorinde tek bir ÖTV'ye geçilmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak bunun, Türkiye'de tüketilen yaklaşık 12 milyon tonluk motorinin yüzde 75'ini kırsal motorinin oluşturması ve kırsal motorindeki stok rakamlarının fazlalılığı nedeniyle kısa vadede mümkün görünmediği ifade ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÖPRÜ VE OTOYOLLARA ZAM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özelleştirmenin önünü açacak yasal düzenleme geçiş ücretlerinde rekor zammın önünü açıyor. Karayolları Genel Müdürlüğü’nü (KGM) devlet bütçesi dışına çıkararak özel bütçeli bir kurum haline getiren ve otoyolların işletme haklarının devredilmesiyle özelleştirilmesine olanak sağlayacak yasa tasarısı, TBMM’ye sunuldu.Tasarıyla, “kamu yararı ve zaruret bulunduğu” gerekçesiyle devletin ormanlık alanlarda yaptığı tesislerin de benzeri biçimde özelleştirilmesinin yolu açılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tasarıyla köprü geçişlerine de yüzde 53.8 düzeyinde rekor zam yapılması öngörülürken, yasa çıktığında kamyonet, pikap, ambulans ve cenaze araçlarının 3.25 TL yerine 5 TL ödemesi gerekecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EKMEĞE ZAM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yılın zam furyasına ekmek fiyatına zam yapmaya hazırlanan fırıncılarda katılıyorlar. Türkiye Fırıncılar Federasyonu Genel Başkanı Halil İbrahim Balcı, ekmek fiyatlarında 2008’den bu yana değişikliğin olmaması nedeniyle, fırın esnafı ve çalışanlarının büyük fedekarlıklar yaptığını belirterek, yeni yıl için zam sinyali verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 yıldan buyana ilk kez iki yıldır ekmek fiyatlarında değişiklik olmadığının söyleyen fırıncılar, değişmeyen ekmek fiyatları nedeniyle fırın esnafının zor duruma düştüğünü belirterek yeni yılda ekmeğe zammın kaçınılmaz olduğunu savunuyorlar. Zam oranı hakkında bilgi vermeyen yetkililer yapılacak zamların ardından ekmeğe yapılacak zammın belirleneceği belirtiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TRAFİK CEZALARINA ZAM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılına girmesen önce 2010 yılından başlamak üzere gelen zam kalemlerinden biri de trafik cezaları oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trafik Yasası'nda da köklü değişiklikler içeren ve bazı kuruluşlara görüş almak üzere gönderilen taslakta, kırmızı ışıkta bir yıl içinde beş kez geçtiği saptananların sürücü belgesine bir yıl süreyle el konulması öngörüldü. Bu kişilere ayrıca para cezası da uygulanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Ocak'ta yürürlükte On-line tescile erteleme Trafik tescil işlemlerinin on-line yapılmasına olanak sağlayan ve daha önce 1 Ocak 2010'da yürürlüğe gireceği açıklanan uygulama ertelendi ve gerekli alt yapının ancak gelecek yıl ortalarına doğru hazır olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı suçlara uygulanan cezalar şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı ışıkta geçmek: 130 lira&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hız sınırını yüzde 30 oranında aşmak: 270 lira&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkollü araç kullanırken ilk kez yakalanmak: 548 lira&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci kez alkollü araç kullanırken yakalanmak: 687 lira&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazla yolcu almak: 63 lira&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Park yasağına uymamak: 62 lira&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emniyet kemeri takmamak: 62 lira&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araç kullanırken telefonla konuşmak: 62 lira&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatalı sollama: 128 lira&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖZEL ÖĞRETİM ÜCRETLERİNE ZAM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dershaneler Birliği Derneği, 2010-2011 eğitim-öğretim yılı kayıtları için dershane ücretlerine yüzde 10 ile yüzde 25 arası zam yapmayı planlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dershaneler, 2009-2010 eğitim-öğretim yılında bir önceki yılın ücretlerinde değişiklik yapmayarak, ''zamsız'' öğrenci aldıkları ve bu karar nedeniyle zor bir yıl geçirdikleri belirtilerek 2010 yılında ders saat ücretlerine yüzde 10 ile yüzde 25 arasında zam yapmya hazırlanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel okullarda geçen yıl eğitim öğretim ücretlerine zam yapmadıklarını 2010 için yüzde 10-25'lik kaçınılmaz olacağına dikkat çekiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ULAŞIMA ZAM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulaşıma zam haberi hem Ankara'dan hem İstanbul'dan geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara'da;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) Genel Kurulu’nda 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren geçerli olacak yeni tarife şöyle belirlendi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EGO otobüsleri, Metro ve Ankaray’da tek binişlik kartlarda tam bilet 1.69 TL’den 1.85 TL’ye, çok binişli kartlarda tek biniş 1.39 TL’den 1.50 TL’ye çıktı. Yeni tarifede öğrenciler için indirimli biletlerde herhangi bir artış yapılmayarak 1.10 TL'de kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manyetik kart kullanılmayan özel toplu taşım araçlarında ise tam bilet 1.69 TL’den, 1.85 TL’ye çıkarılırken, indirimli biletlerde yine bir artış yapılmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kent merkezine uzak mesafelerde yaşayan vatandaşların EGO otobüsleri, Metro ve Ankaray’da geçerli olan 45 dakikalık transfer imkanının yetişmediğine ilişkin şikayetler üzerine süreyi 75 dakikaya çıkarttıklarını kaydeden UKOME yetkilileri, bu süre zarfında uygulanacak transferler için 50 kuruşluk bir ücret alınacağını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'da;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara'da yapılan zammın ardından İstanbul'da da 2010'u beklemeden metrobüs ücretleri 1.50 kuruştan 2 liraya çıkarıldı. Halkın ve öğrencilerin yoğun tepkisine rağmen İstanbul Büyükşehir Belediyesi geri adım atmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İthal yoluyla gelen tüm ürünlere uygulanacak zam nedeniyle akaryakıt fiyatlarındaki artış sadece İstanbul'da değil yurdun dört bir yanında toplu taşıma ücretlerine zam olarak yansıyacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emlak vergisi 2010’da yüzde 100 zamlanacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KIZILOT: EMLAK VERGİSİ 2010'DA YÜZDE 100 ZAMLANACAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Songül Hatısaru'nun röportajı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Şükrü Kızılot, 2010’da hem ÖTV, KDV gibi dolaylı vergilerin, hem de emlak vergisi ve MTV’nin artırılacağını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hızla artan bütçe açığına dikkat çeken vergi uzmanı Prof. Dr. Şükrü Kızılot’a göre, hükümet açığı kapamak için vergileri artıracak, en büyük artış da emlak vergisinde olacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye yeni yıla zamlarla giriyor. Elektriğe yüzde 1.3 zam geldi, doğalgaza ise zam yolda. 10.2 milyar TL olarak öngörülürken, 2009 bütçesi tam 6 kat artışla 62.8 milyar TL açık veriyor. Bütçenin 2010’da ise 50.1 milyar TL açık vermesi bekleniyor. Temel soru bu açığın nasıl finanse edileceği, yani ek vergilerin yolda olup olmadığı. Türkiye bu yılda öyle büyük yatırımlar, katma değer üreterek büyümeyeceğinden açık vatandaşın cebinden alınacak ek vergilerle sağlanacak. 2010 bütçesinde vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 18.2 artması bekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Vergi sisteminde yakaladığı açıklarla kanun değiştiren” adam olarak tanınan Gazi Üniversitesi İİBF Maliye Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şükrü Kızılot’a göre en büyük vergi artışı emlak da olacak. Emlak vergisi yüzde 100 artacak. Ancak emlak vergisi diğer vergilere kıyasla daha düşük olduğundan cebi asıl akaryakıt ve sigaraya yapılması beklenen ve yüzde 35-40’ları bulması beklenen zamlar yakacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görünen o ki, 2010’da vergiler yine dolaylı gelecek ve yine dar gelirli, işsiz, emekli, ücretli kesim vergi yükünün altında ezilecek. Ücretlinin gelirindeki artış yüzde 5 gibi sembolik olurken, ödeyeceği vergilerde artışlar yüzde 100’ü bulabilecek. Kızılot’la 2010’un vergilerini konuştuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütçe açığı büyüyor. Bunun finansmanı için ilave vergiler bekliyor musunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krizin yaratacağı daralma, işsizlik ve yoksulluğu öngörmeyen 2009 bütçesi, hedeflenen 62.8 milyar TL ile Cumhuriyet tarihinin en büyük açığını verecek. 2009 sonu tahminlerine göre, vergi gelirleri bir önceki yıla göre yüzde 2.7 gerileyecek. Düşünün en son 1951 yılında bir önceki yıla göre vergi gelirlerinin yüzde 0.4 gerilediği görülmüş. Vergi gelirleri 60 yıldır ilk kez gerilemiş olacak. Vergi yükünü büyük oranda üstlenen dar gelirli kesim tüketimini kısınca, vergi gelirleri rekor düzeyde geriledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krizden çıkış bütçesi olarak gösterilen 2010 bütçesi derda deva olamaz mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bütçenin krizden çıkış bütçesi olabilmesi için yatırımı, tüketimi desteklemesi gerekir. Bu bütçede aksine yatırım harcamalarında kısıntı yapılıyor, vergi gelirlerinde ciddi artış planlanıyor. Ekonominin durgunluk dönemlerinde bütçe tabii açık verecek, bu doğal. Doğal olmayan açığın boyutunu öngöremeyen hükümet. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Kadrolaşma bütçesi’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size göre bu açık ne için veriliyor, nasıl finanse edilecek? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010’da bütçeden en büyük payı alan Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesinde sadece yüzde 2.9, Sağlık Bakanlığı bütçesinde ise yüzde 11.9 artış öngörülmüş. Kurumsal bazda baktığınızda, artıştaki aslan payı yüzde 117.9 ile Başbakanlık bütçesinde olmuş. 2010 bütçesi dar gelirliye kaynak ayıran bir bütçe değil, yeşil kartlılara sağlanan kaynak sadece yüzde 4.1 artırılmış. Kamu görevlilerini gözeten bir bütçe de değil. Memura verilen yüzde 2.5 artı yüzde 2.5’lik zam, krizde gelirleri reel olarak gerileyen memura hakça yaşamasını sağlayacak kaynak aktarımını yapamamıştır. 2010 bütçesi bir kadrolaşma bütçesidir. 2010’da üniversitelere 7 bin öğretim elemanı alınması hedefleniyor. Üniversitelerin, akademik özgürlüğünün yok olduğu bir ortamda, bu kadar fazla öğretim elemanı alımı, siyasi kadrolaşmanın durmaksızın süreceğini gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En yüksek vergi artışı hangi kalemde olacak peki? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krizin de etkisiyle inşaat metrekare maliyet bedelleri, 2009’un ilk dokuz ayında yüzde 6.8 azaldı. Ama emlak vergisine baz teşkil eden konutların bina inşaat metrekare maliyet bedelleri, bu yıl yüzde 25 artırıldı. Bir de arsa değeri var. Bu da binanın değerine eklenecek. Arsaların 2010 metrekare birim değeri, bazı semtlerde (il ve ilçelere göre değişiyor) yüzde 20, bazılarında ise yüzde 600 artırıldı. Buna göre evinizin 2010 emlak vergisi hesaplanırken, önce yüzde 25 yükseltilen bina metrekare maliyet bedeline göre değeri hesaplanacak. Buna (varsa) yüzde 8 kalorifer, yüzde 6 da asansör farkı ilave edilecek. Binanın yaşına göre amortisman (aşınma payı) indirimi yapılacak. Oturduğunuz daireye isabet eden ve 2010 yılı değeri yüzde 20 ila 600 arasında yükseltilen arsa payının değeri de bina değerine eklenecek. Bütün bunlara baktığınızda emlak vergisi yüzde 50 - 100 arasında artırılmış oldu. Geçen yıl dükkanı için 1.200 TL ödeyen Hasan Bey, 2010’da 2 bin TL vergi ödeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yatırımcı şirketler daha az vergi ödeyecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vergi açısından şirketleri neler bekliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010’da şirketlerin ödediği kurumlar vergisi oranı yine yüzde 20 olacak. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin yatırım indirimiyle ilgili iptal kararı Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe girdiğinde, 2006’dan önce yatırım yapan şirketler, 2008 sonu itibariyle indirim konusu yapamadıkları yatırım indirimi tutarını 2010 ve izleyen yıllarda da kurum kazançlarından indirip daha az vergi ödeyecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009 Nisan’daki sigortalı sayısına ilave olarak 2009 sonuna kadar işe alınan sigortalıların primleri, 2010’da asgari ücret boyunca İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacak. Bakanlar Kurulu yetkisini kullanırsa bu süre daha da uzayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temmuz 2010 tarihine kadar 18-29 yaş arasındakilerle yaş şartı aranmaksızın 18 yaşından büyük kadınların istihdamı ile ilgili istihdam teşviklerinin kademeli uygulanmasına devam edilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Motorlu taşıtlar vergisi yüzde 10 artacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Motorlu taşıtlar vergisinde bu yıl oranlar nasıl olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu vergi yaklaşık 13 milyon kişiyi ilgilendiriyor. Son yıllarda yeniden değerleme oranına göre artırılan motorlu taşıtlar vergisi, bu oranının düşük yani yüzde 2.2 çıkması nedeniyle Bakanlar Kurulu’nca yetki kullanılmak suretiyle yüzde 10 civarında artırılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevre temizlik, damga vergisi ve harçlarda durum ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu vergiler yıllardır yeniden değerleme oranına göre artırılıyordu. Bakanlar Kurulu’nun yetkisini kullanıp buradaki vergilerde de yüzde 8-10 civarında bir artış yapması bekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faiz geliri kazanan beyanname vermeyecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Finansal kazançlar ne olacak? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Borsadaki vergiler bu yılda vergiden muaf. Borsa yatırımcısı beyanname de vermeyecek yine, kazançlarından stopajda kesilmeyecek. Faiz geliri elde edenler de elde ettikleri gelir ne olursa olsun bundan dolayı beyannameye vermeyecek, gelir vergisi ödemeyecekler. Hazine bonosu alınırken, mevduat, repo yapılırken işlem yapıldığı anda alınan stopaj ise devam edecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KIZILOT’TAN TÜYOLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Araba vergisini kuzu kuzu ödemeyin’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ocak ayında ödenecek vergiden önce aman dikkat aracınızın kasko değerini öğrenin. Bunun yüzde 5’ini hesaplayın, sonra bu yüzde 5 ile ödeyeceğiniz vergiyi kıyaslayın. Ödeyeceğiniz vergi bu yüzde 5’in üzerinde ise o zaman bir alt birimden vergi ödeyeceksiniz. Bu haktan yararlanmak için, bu hesaplamayı yapıp ilgili vergi dairesine bir dilekçe ile başvurmanız gerekiyor. Yaklaşık 7 milyon araba sahibini ilgilendiren bu konuda uyarıyorum, ilan edilen vergiyi kuzu kuzu ödemeyin. Önce kasko değerine bakın, çünkü sağlanacak avantaj 100 lira olabileceği gibi aracına göre 3 bin TL’yi de bulabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 2010 yılında 200 metrekareyi aşmayan tek konuta sahip emekliler hiç emlak vergisi ödemeyecek. Sadece emekliler değil çalışmayan ev hanımları, işsiz vatandaşlar, özürlüler de 200 metrekareyi aşmayan tek konutları varsa onlar da vergiden bu yıl yine muaf olacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzinin fiyatı 4.5 TL’ye çıkar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni vergilerle akaryakıt fiyatı ne olabilir yeni yılda? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 bütçesinde vergi gelirlerinin yüzde 18.2 artacağı tahmin edilmiş. Bu artış ise temel olarak KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilere dayandırılmış. Bu hedefin tutturulabilmesi için ya ÖTV oranlarının artıracaksınız ya da yurtiçi talebi canlandıracaksınız. Talebi bugünden yarına canlandıramayacağınıza göre ÖTV’ye yükleneceksiniz. Nitekim 2010’da ÖTV’de yüzde 31.6’lık artış öngörülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖTV gelirlerinin yüzde 56’sı akaryakıttan alındığına göre en büyük zam akaryakıta gelecek. Yüzde 26.15 vergi artışı hedeflenen ÖTV’de bir de yüzde 18 KDV alınacak. Alın size 35’lik zam. Benzinin fiyatı bugün 3.35 TL, bu vergi artışına göre 2010’da fiyat kaçınılmaz olarak 4.5 TL’ye yükselecek. Akaryakıt temel hammadde olduğundan kullandığımız plastiğin bile fiyatı artacak. Devlet oralardan da KDV gelirini artıracak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 liralık sigara 4.2 lira olacak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hesaba göre sigaranın fiyatı ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MHP’nin savunduğu gibi 6 liralık sigara 9 lira, 3 liralık olanı da 4.2 lira olacak. Bunun dışında özellikle alkollü içkilerden alınan vergilerde artış olacak. Hesap aynı, alkole de akaryakıtta olduğu gibi yüzde 35 zam beklenmeli. Ancak sigarada artış yüzde 40’ı bulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü yasaklar nedeniyle sigara içenlerin sayısı azaldı. Devletin buradaki azalışı telafi etmek için sigaradaki zammı daha yüksek tutması gerçekçi görünüyor. Sigaradaki zam bu nedenle yüzde 40’ı bulabilir. Bir seferde mi yapar, kademeli mi yapar onu bilemem tabii.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğim, 2010 için hedeflenen 50 milyar TL’lik bütçe açığının tutturulabilmesi vergi gelirlerindeki artış hedefinin gerçekleşmesine bağlı. Ve bu zamlar yapılacak.&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;Milliyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-2740817052289142520?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/2740817052289142520/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/2010-yl-zam-beklentileri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2740817052289142520'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2740817052289142520'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/2010-yl-zam-beklentileri.html' title='2010 Yılı Zam Beklentileri'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-4903146103336187721</id><published>2009-12-27T14:43:00.000+02:00</published><updated>2009-12-27T14:43:38.014+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastaneler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastane ve eczane cezaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eczanelere Ve Hastanelere Ceza Yağıyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eczaneler'/><title type='text'>Eczanelere Ve Hastanelere Ceza Yağıyor</title><content type='html'>SGK'nın hastane, eczane ve optik firmalarında yaptığı incelemeler sonunda, yapılan vurgun ve ve usülsüzlükler ortaya çıktı. Bir çok eczanenin sigortasız personel çalıştırdığı ortaya çıktı. 6 hastane için sözleşme iptali istendi&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Şu ana kadar incelenen 192 hastaneden 6'sının sözleşmesinin iptali istendi. Tek tek masaya oturmaya hazırlanan eczacılara dönük denetimlerde ise 10 kişiden 3'ünün sigortasız çalıştırıldığı belirlendi. Bin 41 eczaneden 231'ine idari para cezası verildi. 69'unun anlaşmasının fesih edilmesi kuruma bildirildi. 210 optik işyerine dönük incelemeden ise sadece 74'ü temiz çıktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyal Güvenlik Kurumu'nun genelgeyle yaptığı denetimler il müdürlükleri aracılığıyla oluyor. İllerde görev yapan doktor, eczacı, yoklama memuru, avukat ve diş hekiminden oluşan denetim ekipleri hastane, eczane ve optisyenleri ağustos sonu eylül başından bu yana denetliyor. Bölge eczacı odasından bir eczacı, tabipler odasından bir doktor, diş hekimleri odasından diş hekimi gözetiminde yapılan denetimlerde sağlık kuruluşları kayıt dışılık, haksız ödeme ve sahte fatura yönünden inceleniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denetim tutanaklarıyla yapılan denetimlerde aksaklıklar birer birer not ediliyor. Ardından SGK'ya ulaştırılan tutanakların sonunda denetlenen hastane, eczane, optik ve diyaliz merkezlerine uygulanacak cezalar yer alıyor. Özel hastanelerin ağırlıkta olduğu incelemeler neticesinde 192 hastanenin 67'sine uyarı cezası verildi. Özellikle gereksiz tahlillerle devletten haksız para alındığını tespit eden denetim elemanları, 28 hastaneye de idari para cezası kesti, 6 hastanenin ise bundan böyle sigortalı hastaya bakmaması tavsiye edildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ECZANELERDE 10 KİŞİDEN 3'Ü SİGORTASIZ ÇALIŞIYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eczanelere yönelik denetimlerde ise 24 maddelik tutanak kullanıldı. Eczanede kesilmiş kupür bulunup bulunmadığı, eczanede çalışanların sigorta bildiriminin yapılıp yapılmadığı, eczanede biriken sağlık raporunun olup olmadığı gibi ayrıntılara bakılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çerçevede incelemeye tabi tutulan bin 41 eczanede sigortasız çalıştırmanın yüzde 25-30'lar arasında olduğu belirlendi. Bir eczanede 30-40 hasta raporunun beklediği ve bununla bol bol ilaç verildiği ortaya çıkarıldı. İstanbul'da ise hastaya haberi olmadan doktorla anlaşarak ilaç yazıldığı tespit edildi. SGK İl Müdürlüğü ekipleri hastayı arayıp aynı ilacı sürekli aldığı sorulduğunda "Ben hiç hastaneye gitmedim ki." cevabını aldı. Benzer usulsüzlüklerin yakalandığı eczanelerin 329'un uyarı cezası verilirken, 231'i para cezasına çarptırıldı. 69'unun anlaşmasının iptali tavsiye edildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatandaşlara gözlük veren ve bedelini devlete fatura eden optisyenlere dönük incelemelerde de suistimaller ortaya çıktı. 210 optisyenin incelemesinde sadece 74'ünde yolsuzluğa rastlanmadı. Denetlenen gözlükçülerin 65'ine uyarı cezası, 69'una idari para cezası verildi, 2'sinin ise sözleşmesinin iptali istendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verilen para cezalarının miktarı açıklanmazken, sağlık kuruluşlarının devlete verdiği fatura tutarlarının 5 katına kadar yaptırım uygulanabiliyor. Bir eczane aylık 100 bin liraya varan oranlarda fatura verebiliyor.&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;CİHAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-4903146103336187721?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/4903146103336187721/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/eczanelere-ve-hastanelere-ceza-yagyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/4903146103336187721'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/4903146103336187721'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/eczanelere-ve-hastanelere-ceza-yagyor.html' title='Eczanelere Ve Hastanelere Ceza Yağıyor'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-6465863800342114866</id><published>2009-12-26T22:55:00.002+02:00</published><updated>2009-12-26T22:55:41.247+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıksız meslekler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meslek Seçiminde Sağlığın Önemi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='amele meslekleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meslek nasıl seçilir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meslek seçimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı meslekler'/><title type='text'>Meslek Seçiminde Sağlığın Önemi</title><content type='html'>İngiltere'de yapılan bir anket, sağlıklı beslenme konusunda yeterli bilgi ve imkânlara sahip olan aşçıların şaşırtıcı bir şekilde en sağlıksız yaşayan meslek grubunu oluşturduklarını ortaya çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Araştırmaya göre, aşçılar hem İngiltere'de bir haftada kişi başına tüketilen ortalama atıştırmalık miktarının üzerinde bu gıdalardan tüketiyor hem de daha fazla sigara içiyor. Hazır yiyecekler ve atıştırmalıklar ile sigaranın sağlığı olumsuz etkilediği biliniyor. Medicash adlı kuruluşun yaptığı ankette, 3 bin işçiye yeme-içme ve sigara alışkanlıkları soruldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada ortalama 50 sigara ve 14 atıştırmalıkla çiftçiler de kötü netice elde ettiler. Fakat, reklamcılar 9 sigarayla öğretmenleri takip ediyor. Ahçıların ve çiftçilerin arkasından elektrikçiler, sigorta çalışanları ve inşaatçılar geliyor. Kamyon şoförleri ve çağrı merkezi çalışanları da en sağlıksız 10 mesleğin içinde yer alıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmenler ise reklam işinde çalışanlardan çok uzakta değilken, avukatlar ve sekreterler de daha kötü sonuçlar kazandılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirleriyle karşılaştırılınca, en iyi meslekler grubunda yer alan meslek grupları ise haftada 21 sigara tüketiyor, günde en az bir kez atıştırmalık yemekten hoşlanıyorlar, haftada bir kez dışarıda yiyorlar ya da hazır yemek tüketiyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşçıların listenin başında gelmelerinin şaşırtıcı olduğunu söyleyen anket görevlileri, gerçekte evden işe gittiklerinde yemek yapmanın istedikleri en son şey olduğunu belirttiler. Tüm gün iş için mutfakta çalıştıktan sonra, ahçıların eve gidince hazır fırın yemekleriyle basitçe karınlarını doyurup yattıkları tahmin ediliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sağlıksız meslekler: Aşçı, Çiftçi, Elektrikçi, Sigorta çalışanı, İnşaatçı, Bankacı, Çağrı Merkezi çalışanı, kamyon şoförü, mühendis, seyahat acentesi sahibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sağlıklı meslekler: Reklam temsilcileri, Öğretmen, Halkla İlişkiler Asistanı, Muhasebeci, Avukat, Sekreter, Bilgi Teknolojileri çalışanı, Araştırmacı, Hemşire, Tezgahtar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;(Zaman)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-6465863800342114866?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/6465863800342114866/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/meslek-seciminde-saglgn-onemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/6465863800342114866'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/6465863800342114866'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/meslek-seciminde-saglgn-onemi.html' title='Meslek Seçiminde Sağlığın Önemi'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-7321993280435943447</id><published>2009-12-26T22:54:00.000+02:00</published><updated>2009-12-26T22:54:04.996+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık Bakanlığının Hastane Denetimleri Başladı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık Bakanlığının Hastane Denetimleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hastane Denetimleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık bakanlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='recep akdağ'/><title type='text'>Sağlık Bakanlığının Hastane Denetimleri Başladı</title><content type='html'>Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde incelemelerde bulundu.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;İncelemeleri sırasında Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü İrfan Şencan ve hastane yetkililerinden bilgi alan Akdağ, acil servisi gezerek buradaki hastalar ve yakınları ile de görüştü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra hastanenin grip polikliniğinde incelemelerde bulunan Akdağ, burada uygulanan A(H1N1) aşıları ve hastalara uygulanan tedavi ile ilgili bilgi aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan Dışkapı Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne de geçen Sağlık Bakanı Akdağ, acil servis ve diğer birimleri gezerek yetkililerden bilgi aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-7321993280435943447?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/7321993280435943447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/saglk-bakanlgnn-hastane-denetimleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7321993280435943447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7321993280435943447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/saglk-bakanlgnn-hastane-denetimleri.html' title='Sağlık Bakanlığının Hastane Denetimleri Başladı'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-4128884587549942885</id><published>2009-12-26T22:51:00.000+02:00</published><updated>2009-12-26T22:51:50.510+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='renklerin tarihçesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='renk ve çizgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık için önemli bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='renklerin anlamları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HER RENGİN VE ŞEKLİN ANLAMI FARKLI'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Renk Ve Çizgilerin Sağlık İçin Önemi'/><title type='text'>Renk Ve Çizgilerin Sağlık İçin Önemi</title><content type='html'>Şizofreni, depresyon ve kişilik bozukluğu gibi rahatsızlıkları olan hastaların resim yaparken kullandığı renkler, hastalıklarının tanı ve tedavi sürecinin belirlenmesinde etkili oluyor.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Coşkun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ruh sağlığı sorunlu kişilerin tedavisinde hastalığın şiddetine göre sürenin değiştiğini, kişilerin karakter ve ruhsal durumlarını aydınlatmak amacıyla tematik algı, Rosarch gibi psikolojik testler yapıldığını söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Ne olduğu yoruma açık çeşitli şekiller, bu konuda eğitim almış psikologlar tarafından hastalara gösteriliyor ve hastalardan gördüklerini anlatmaları isteniyor'' diyen Prof. Dr. Coşkun, testlerden, hastalığın tanısının konulmada önemli ölçüde yararlanıldığını ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür hastaların resim yapmayı çok sevdiğini, tedaviye gelen bazılarının da evde yaptıkları resimleri yanlarında getirdiğini dile getiren Coşkun, ''Hastalarımızla evde yaptıkları resimleri birlikte yorumluyoruz. Bu durum hastanın iyileşme sürecini kolaylaştıran faktörlerden biri. Tedavi gören kişilerin, resimleriyle ne anlatmak istediklerini dinlemek kendilerini tanımamız ve tedavi sürecinde gösterdikleri değişiklikleri takip açısından önemli'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Coşkun, psikiyatri servisinde tedavi gören hastaların yaptığı resimlerin Dekanlık binasında sergilendiğini de söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;HER RENGİN VE ŞEKLİN ANLAMI FARKLI&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan her resim, çizilen her şeklin kişilerdeki rahatsızlıkların tanımlanması açısından önemli bir araç olduğunu, hastanın çok karamsar olduğu dönemde yaptığı resimler ile iyileşme sürecinde yaptıkları arasında önemli farklar bulunduğuna vurgulayan Prof. Dr. Bülent Coşkun, şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Hastalığın ve özellikle karamsarlığın yoğun olduğu dönemlerde mat ve koyu renkleri kullanan hastalar, iyileşme döneminde daha canlı ve açık renkleri tercih ediyor. Huzur veren mavi, yeşil, pembe gibi cıvıl cıvıl renkler iyileşme sürecinde çok daha fazla kullanılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki uçlu duygu durum bozukluğu (bipolar bozukluk) hastalığında, yani depresyon ve aşırı coşku halinin peş peşe görüldüğü hastaların her iki dönemde yaptığı resimlerdeki renkler birbirinden çok farklıdır. Örneğin kendine ya da çevreye zarar verme eğiliminde olan bir hastamızın bıçak resimleri yapması, kanlı görüntüleri çizmesi, duygu ve dürtülerini dışarıya vurması yararlı olabilir. Hastanın bu ruh halinden çıktığında çiçek, böcek, güneş, ev ve mutluluğu anlatan resimler yaptığını görebilirsiniz. Bunların çoğu aynı hastanın değişik dönemlerde yaptığı resimler olabilir. Renklerin canlılık kazanması tedavinin olumlu gittiğinin habercisi.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-4128884587549942885?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/4128884587549942885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/renk-ve-cizgilerin-saglk-icin-onemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/4128884587549942885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/4128884587549942885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/renk-ve-cizgilerin-saglk-icin-onemi.html' title='Renk Ve Çizgilerin Sağlık İçin Önemi'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-3255981714256246254</id><published>2009-12-26T22:49:00.002+02:00</published><updated>2009-12-26T22:49:53.033+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kırmızı et'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='balık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online balık sipariş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beyaz et'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Balık Tüketimi Artıyor'/><title type='text'>Balık Tüketimi Artıyor</title><content type='html'>Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte sofralardan eksik olmayan balık, et fiyatlarının yüksek olması sebebiyle tercih sıralamasında ilk sırayı aldı. Balık özellikle kilo problemi ve kalp sorunu olanların ilk tercihi oldu..&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Bartın'da 1 kilogram kıyma 19 ile 20 TL'ye satılırken, alım gücü düşük olan vatandaşlar balığı tercih ediyor. Birçok vitamine sahip olan balık, et ve kıyma fiyatlarının artması üzerine daha da değer kazandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balıkçılar vatandaşın sağlık açısından genellikle balığı tercih ettiğini söyledi. Özellikle kalp hastaları ile aşırı kilo problemi olan vatandaşların balığı tercih ettiğini belirten balıkçılar, "Vejetaryenler ve sağlık yönünden sıkıntısı olanlar balığı tercih ediyor. Son zamanlarda Bartın'da et ve et ürünlerinden çok balık tercih ediliyor. Tercihlerde sadece sağlık problemleri ön planda değil, alım gücü de çok önemli. Et ve et ürünleri alamayan vatandaşlar da balığı tercih ediliyor" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balık satışlarındaki hareketlilik balık satıcılarını da memnun ederken, kasaplar da yeterli et tüketilmemesinden ve tüketilen az miktarda etin de marketler kanalıyla alınmasından şikayet ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;İHA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-3255981714256246254?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/3255981714256246254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/balk-tuketimi-artyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/3255981714256246254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/3255981714256246254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/balk-tuketimi-artyor.html' title='Balık Tüketimi Artıyor'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-7192349386746960496</id><published>2009-12-26T22:48:00.000+02:00</published><updated>2009-12-26T22:48:28.931+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='memurlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online mumurluk başvurusu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2010da memurlar ne kadar maaş alacaklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='memur maaş tablosu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2010 Memur Maaş Tablosu'/><title type='text'>2010 Memur Maaş Tablosu</title><content type='html'>Meclis'ten geçen 2010 yılı bütçesine göre; memurlara yüzde 2.5+2.5 zam yapılacak. 1 Ocak'ta en düşük memur maaşı bin 44 liraya yükselecek...&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Meclis Genel Kurulu'nda kabul edilen 2010 yılı bütçesi memur maaşlarına Ocak'ta yüzde 2.5, Temmuz'da da yüzde 2.5 olmak üzere toplam yüzde 5 zam öngörüyor. Buna göre; 1 Ocak 2010'da en düşük memur maaşı 25,47 lira artarak bin 44 liraya ulaşacak. En düşük maaş, Temmuz 2010'da ise bin 70 liraya çıkacak. Sosyal yardımlar dışarıda tutularak yapılan hesaplama sonucunda memur maaşları Ocak 2010'dan itibaren yılın ilk yarısı için 25,47 ila 115,26 lira arasında artış gösterecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakanlık Müsteşarı'nın maaşı 1 Ocak 2010'da 4 bin 610,25 liradan 115,26 lira artışla 4 bin 725,51 liraya ulaşacak. En düşük memur maaşı olarak bilinen ve işe yeni giren hizmetlinin aldığı bin 18 lira ise yüzde 2.5'lik artışla 1 Ocak 2010'da 25,47 lira artacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En düşük memur maaşı 2010'un ilk yarısında bin 44 lira olacak. 1 Ocak 2010'dan itibaren 16 yıllık çalışması olan avukatın maaşı 43,54; öğretmenin maaşı 34,96; imamın maaşı 32,42; hemşirenin maaşı 30,91 ve lise mezunu memurun maaşı 26,84 lira artacak. En düşük memur maaşı, 1 Temmuz 2010'dan itibaren ise bin 70 liraya çıkacak. 2010'un ikinci yarısında Başbakanlık Müsteşarı'nın maaşı 4 bin 834,65 liraya ulaşacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-7192349386746960496?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/7192349386746960496/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/2010-memur-maas-tablosu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7192349386746960496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7192349386746960496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/2010-memur-maas-tablosu.html' title='2010 Memur Maaş Tablosu'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-7945379669521108791</id><published>2009-12-25T21:51:00.001+02:00</published><updated>2009-12-25T21:52:04.569+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alerjik reaksiyonlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alerjiye Karşı Künye Kullanımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÖLÜMCÜL ALERJİ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alerjiye Karşı Künye Kullanımı nedir'/><title type='text'>Alerjiye Karşı Künye Kullanımı</title><content type='html'>Alerjik hastalıklar 3 kişiden birinde görülüyor. Ölümcül olanlar ise ilaç alerjileri oluyor. Alerjik hastalığı olanlar bilezik ya da künye kullanırlarsa kendilerine uygulanacak tedavinin de niteliği değişecektir.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. İsmail Reisli, alerjik hastalıkların her geçen gün artış gösterdiğini ve 3 kişiden 1'inin alerjik rahatsızlığının bulunduğunu bildirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doç. Dr. Reisli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaşam koşullarının değişmesi, doğal yaşamdan uzaklaşıp şehir hayatına geçiş, hava kirliliği, sigara, egzoz dumanı ve endüstriyel atıkların alerjik hastalıkların görülme sıklığını artırdığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailesinde alerjik hastalığı olan bir kişinin bu hastalığa yakalanma riskinin diğer kişilere göre 3-4 kat fazla olduğunu ifade eden Reisli, ''Çocuklarda hastalığın görülme sıklığı yüzde 20-30 arasında değişiyor. Alerjik hastalıklar toplumun yaklaşık 3'te 1'ini etkiliyor'' dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reisli, alerjik hastalıkların ortaya çıkışında genetik unsurların yanı sıra çevresel faktörlerin de önemli rol oynadığını anlatarak, genellikle 4-5 yaşından sonra hastalığın görülme sıklığının arttığını ve yetişkin çağda da ortaya çıkabildiğini bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sık deri alerjisine rastlandığını ifade eden Reisli, ''Ama bu fazla dikkati çekmez, önemsenmez. Klinik pratikte ise daha çok saman nezlesi ve astım rahatsızlığı en çok gördüğümüz hastalıklardır'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖLÜMCÜL ALERJİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Alerjik hastalıklar içerisinde en tehlikelisi 'ölümcül alerji' diye tabir edilen 'anafilaksi'dir'' diye konuşan Doç. Dr. Reisli, şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Özellikle ilaç alerjileri bu gruba giriyor. Penisilin, aspirin dahil tüm ilaçlar bu hastalığa neden olabilir. Anafilaksi riski toplumlarda 100 bin ile milyonda bir arasında değişmektedir. Sadece ilaçlar değil arı sokmaları besinler, balık ve fıstık, susam ile sağlık çalışanlarında lateks alerjisi de bu gruba girer. Herhangi bir ilaç ya da gıda ile temas sonrası bir saat içerisinde görülen ve hastanın solunum, kalp, beyin, deri, mide ve bağırsak sistemini etkileyen, tansiyonu hızla düşüren durumlara acil müdahale gerekmektedir. Aksi takdirde bu tip alerjik rahatsızlıklar ölümle sonuçlanabilir.'' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİLEZİK VEYA KÜNYE HAYAT KURTARABİLİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doç. Dr. İsmail Reisli, ölümcül alerjik hastalık riski bulunanların alerjilerinin türünün yazılı olduğu bir künye veya bilezik takmalarının çok önemli olduğunu vurgulayarak, ''Özellikle acil durumlarda ve hastanın şuurunun açık olmadığı hallerde, bileziğin veya künyenin iç kısmına bakılarak doğru ve zamanında müdahale yapılabilir. Böyle durumlarda doktor arkadaşlarımız mutlaka bilezik veya künyeleri kontrol etmelidirler'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alerjik hastalığın etkilediği organa yönelik tedavi yapılabildiğini anlatan Reisli, astımı olan kişinin solunum yollarına, saman nezlesi olan kişinin ise burnuna yönelik ilaç tedavisi uygulandığını ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda üretilen bazı ilaçlarla tedavide önemli aşama kaydedildiğini vurgulayan Reisli, ''Ancak alerjinin ilaçla tedavisi yerine alerji yapıcı maddeden uzaklaşması, temas etmemesi, yani hastanın eğitimi, tedavide başarının temelini oluşturur'' diye sözlerini tamamladı.&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-7945379669521108791?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/7945379669521108791/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/alerjiye-kars-kunye-kullanm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7945379669521108791'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7945379669521108791'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/alerjiye-kars-kunye-kullanm.html' title='Alerjiye Karşı Künye Kullanımı'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-1011835759407985504</id><published>2009-12-25T21:49:00.000+02:00</published><updated>2009-12-25T21:49:45.146+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alerji Riski'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='her üç kişiden biri alerji oluyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİLEZİK VEYA KÜNYE HAYAT KURTARABİLİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÖLÜMCÜL ALERJİ'/><title type='text'>Alerji Riski</title><content type='html'>Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. İsmail Reisli, alerjik hastalıkların her geçen gün artış gösterdiğini ve 3 kişiden 1'inin alerjik rahatsızlığının bulunduğunu bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Doç. Dr. Reisli, yaptığı açıklamada, yaşam koşullarının değişmesi, doğal yaşamdan uzaklaşıp şehir hayatına geçiş, hava kirliliği, sigara, egzoz dumanı ve endüstriyel atıkların alerjik hastalıkların görülme sıklığını artırdığını söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailesinde alerjik hastalığı olan bir kişinin bu hastalığa yakalanma riskinin diğer kişilere göre 3-4 kat fazla olduğunu ifade eden Reisli, ''Çocuklarda hastalığın görülme sıklığı yüzde 20-30 arasında değişiyor. Alerjik hastalıklar toplumun yaklaşık 3'te 1'ini etkiliyor'' dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reisli, alerjik hastalıkların ortaya çıkışında genetik unsurların yanı sıra çevresel faktörlerin de önemli rol oynadığını anlatarak, genellikle 4-5 yaşından sonra hastalığın görülme sıklığının arttığını ve yetişkin çağda da ortaya çıkabildiğini bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sık deri alerjisine rastlandığını ifade eden Reisli, ''Ama bu fazla dikkati çekmez, önemsenmez. Klinik pratikte ise daha çok saman nezlesi ve astım rahatsızlığı en çok gördüğümüz hastalıklardır'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖLÜMCÜL ALERJİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Alerjik hastalıklar içerisinde en tehlikelisi 'ölümcül alerji' diye tabir edilen 'anafilaksi'dir'' diye konuşan Doç. Dr. Reisli, şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Özellikle ilaç alerjileri bu gruba giriyor. Penisilin, aspirin dahil tüm ilaçlar bu hastalığa neden olabilir. Anafilaksi riski toplumlarda 100 bin ile milyonda bir arasında değişmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece ilaçlar değil arı sokmaları besinler, balık ve fıstık, susam ile sağlık çalışanlarında lateks alerjisi de bu gruba girer. Herhangi bir ilaç ya da gıda ile temas sonrası bir saat içerisinde görülen ve hastanın solunum, kalp, beyin, deri, mide ve bağırsak sistemini etkileyen, tansiyonu hızla düşüren durumlara acil müdahale gerekmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksi takdirde bu tip alerjik rahatsızlıklar ölümle sonuçlanabilir.'' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİLEZİK VEYA KÜNYE HAYAT KURTARABİLİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doç. Dr. İsmail Reisli, ölümcül alerjik hastalık riski bulunanların alerjilerinin türünün yazılı olduğu bir künye veya bilezik takmalarının çok önemli olduğunu vurgulayarak, ''Özellikle acil durumlarda ve hastanın şuurunun açık olmadığı hallerde, bileziğin veya künyenin iç kısmına bakılarak doğru ve zamanında müdahale yapılabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle durumlarda doktor arkadaşlarımız mutlaka bilezik veya künyeleri kontrol etmelidirler'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alerjik hastalığın etkilediği organa yönelik tedavi yapılabildiğini anlatan Reisli, astımı olan kişinin solunum yollarına, saman nezlesi olan kişinin ise burnuna yönelik ilaç tedavisi uygulandığını ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda üretilen bazı ilaçlarla tedavide önemli aşama kaydedildiğini vurgulayan Reisli, ''Ancak alerjinin ilaçla tedavisi yerine alerji yapıcı maddeden uzaklaşması, temas etmemesi, yani hastanın eğitimi, tedavide başarının temelini oluşturur'' diye sözlerini tamamladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-1011835759407985504?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/1011835759407985504/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/alerji-riski.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/1011835759407985504'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/1011835759407985504'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/alerji-riski.html' title='Alerji Riski'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-6987078601885608806</id><published>2009-12-25T21:47:00.002+02:00</published><updated>2009-12-25T21:47:54.920+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='migren'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akupunkturla migren tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online satış'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akupunkturla migren tedavisi nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='migren ilaçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='migren tedavisi'/><title type='text'>Akupunkturla migren tedavisi nedir ?</title><content type='html'>Akupunktur Medikal Estetik Uzmanı Hikmet Gülaçtı akupunkturla migren detavisi, botoks ve dolgu konularında Radyo 7 dinleyenlerine bilgi verdi. İşte o sohbetten önemli noktalar:&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;İstanbul’da 104,6 Frekansıyla yayın yapan Radyo 7’nin sevilen programcılarından Eda Çelebi’nin hazırlayıp sunduğu Eda’yla Gün Ortası programının dünkü konuğu Akupunktur Medikal Estetik Uzmanı Hikmet Gülaçtı oldu. Akupunkturla migren tedavisinin bahsedildiği programda cilde botoks ve dolgu hakkında da bilgiler verildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EDA: Akupunktur migren tedavisinden bahseder misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet Gülaçtı: Migren toplumumuzun en büyük dertlerinden biridir. Ağrıyı çekmeyen onun ne olduğunu bilmiyor. Araştırmalara baktığınız zaman her evde bir migren hastasına rastlanıyor. Migrenin kolay kolay ilaçlarla tedavi yöntemi olmuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EDA: Size gelen hastalara migren teşhisini siz mi koyuyorsunuz? Yoksa bilerek mi geliyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet Gülaçtı: Bize son çare olarak gelirler. Tedavi edilmeyen hastalıklar genelde akupunktur tedavisine müracaat eder. Bu sebeple çoğunun adı konulmuştur. Bize geldiklerinde ben migrenliyim diye gelirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EDA: Sizin teşhis ettikleriniz de var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet Gülaçtı: Çok ender olmakla elbette var. Bu üç tane bulguyu bir insana sorduğunuzda evet diyorsa ışıktan rahatsızlık bulantı o günü işten ayrı geçiriyorsa zaten bu ağrının adını migren koyabiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EDA: Akupunkturla migren tedavisi ne kadar sürede kesiliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet Gülaçtı: İlaçlar anlık ağrıyı keser. Ancak nöbet zamanında kullanılırsa rahatlayabilir. Fakat akupunktur öyle değildir. Kendi vücut sistemini yeniden kurar. Ya da hastalık öncesine döndürerek hastalıkları yenmeye çalışan bir tedavi yöntemidir. Her vücudun içinde bir kudret vardır. İyileşme potansiyeli çok yüksektir. Vücut bu potansiyeli harekete geçirerek bozulan sistemleri yeniden düzeltip akupunkturla migreni yok etme şansınız var. Beş seneye kadar nöbetsiz geçirdiğimiz hastalar var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EDA: Tedavi ne kadar sürüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet Gülaçtı: Haftada üç veya dört kere hastalarımızı alıyoruz. Sessiz bir ortamda vücudun belli bir noktaları vardır bizde o noktalara iğneleri batırarak yirmi dakika kadar yatırıyoruz. Bazen elektro akupunktur dediğimiz ucuna elektroları bağlayarak akımlar verdiğimiz zamanlarda oluyor. Yaklaşık on beş yirmi seans sürüyor. Birinci seanstan itibaren ağrıları kesilen hastalarda var. Ama bazen de on beş yirmi seansa kadar da uzayabiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EDA: Akupunktur tedavisi herkese uygulana biliyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet Gülaçtı: Çocuktan ve yetişkin hastalara uygulanabiliyor. Çok küçük çocuklarda da migren ağrısı olabiliyor. Altı yedi yaşından itibaren uygulanabilir. Ama onlardan küçüklerde de migren ağrısını tespit etmek mümkün olmayabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EDA: Akupunkturla migren tedavisinde ne tür iğneler kullanıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet Gülaçtı: Akupunkturda altın, gümüş ve çelik iğneler kullanılıyor. Altın ve gümüş iğneleri temin etmek zor olduğu için tek kullanımlık olmuyor. Bunun için tüm dünyada yaygın olan dispozıbıl denilen tek kullanımlık iğneler kullanılıyor. Çok özel bir boru içerisinde bunlar satılıyor. O boruyla birlikte iğneyi batırdığımız içinde ağrı hissedilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EDA: Vücuttaki istenmeyen çizgileri nasıl yok ediyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet Gülaçtı: Son dönemde ismi çok duyulan botoks ve dolgu işlemleri var. Bu işlemlerle yüzde birçok şeyi halletme şansımız var. Özellikle kaş ortasındaki kaş çatmadan kaynaklanan çizgiler birçok insanı mağdur ediyor. Botoks yılan zehri diye bilinir fakat yılan zehri değildir. Botilnismus toksini denilen bir şeydir. Botoks kas ile sinir kavşağı dediğimiz yerdeki iletimi bloke ederek çatılmayı ya da kasların kasılmasını geçici bir süre engelliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EDA: Cilt hangi sebeplerden dolayı kırışır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet Gülaçtı: Cildi kırıştıran birçok sebep var ve bunlardan biri sigaradır. Düzensiz beslenmelerde ve düzensiz kilo vermelerde cilt bozulabiliyor. Her şeyden önemlisi duvarı nem insanı gam öldürür derler. Üzüntülü, sıkıntılı ve öfkeli bir hayat cildinize çok fazla yansıyor. Bu yüzden iyi uyku uyumak iyi beslenmek kaliteli yerlerde mümkün olduğunca bulunmak gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EDA: Botoks gibi dolgu da kalıcı oluyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet Gülaçtı: Kalıcı olan dolgularda var fakat ben karşı çıkıyorum. Çünkü kalıcı olan dolguların yapıldığı materyaller vücut tarafından yok edilemiyor. Yok, edilemeyen bir maddeyi vücuda koyduğunuz zaman bir müddet sonra doğal yapıyla ters düşüyorlar. Vücut kendisi yaşlanıyorken o maddeler kaybolmadıkları için kabarıklılar oluşuyor. Bunları oradan çıkarmakta neredeyse imkânsızdır. Bu yüzden bu tip şeyleri yapmıyoruz ve yapılmasını da tavsiye etmiyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EDA: Kozmetik akupunkturla saç tedavisi nasıl yapılıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet Gülaçtı: Akupunktur tedavisi vücudun kendi kendini iyileştirme uyarılarını veren bir tedavidir. Vücut kendi kendini iyileştirirken birçok problemi de hallediyor. Ciltteki kan akışının azalması bir takım harabiyetlere yol açıyor. Özellikle hanımlarda bu iş daha başarılı bir şekilde yürüyor. Erkeklerde çok fazla o başarıyı bulma şansımız yok. Ama hanımlarda saç dökülmeleri birçok sebebe bağlı olabilir. Kozmetik akupunktur dediğimiz güzellikte kullanılan tarzıdır. İğnesiz akupunktur dediğimiz bir cihazımız vardır. Ve saç derisini akupunktur iğneleriyle uyarırız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EDA: Günde kaç telin dökülmesini normal görüyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet Gülaçtı: Genellikle yüz ve yüz yirmi fizyolojik sayılabilir. Daha üstüne çıktıkça saçlarda açılma başladıkça endişede baş göstermeye başlıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EDA: Terleme hangi durumda sorun haline gelebiliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet Gülaçtı: Hepimiz belli doza kadar terliyoruz. İnsanı rahatsız etmeyecek şekilde terleme sıkıntı oluşturmaz. Bazı insanlarda ellerinde ayak tabanlarında ve koltuk altlarında terleme oluşuyor. Bu çok olumsuz bir tablo yaratıyor. Bu insanları ruhsal olarakta etkiliyor. İçine kapanık toplumdan uzak kalmaya çalışan bir tipleme yaratıyor. Bu yüzden hastalık gibi bir durum ortaya çıkıyor. Terleme bu aşamaya ulaştığı takdirde bir şekilde tedavi edilmeleri gerekiyor. Ve edildiklerinde de çok mutlu oluyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EDA: Terleme tedavisinde neler uyguluyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet Gülaçtı: Birçok yöntem konuşulabilir. Benim yaptığım şey botoks uygulamasıdır. Geçici bir dönemde olsa altı aya kadar rahat ediyorlar. Çok rahatlıkla kuru bir dönem geçiriyorlar. O dönemi botoksla geçirdikleri vakit huzurlu oluyorlar ve ruhsal durumlarına elbette katkıları oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EDA: Dinleyicilerimize neler önermek istersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet Gülaçtı: İnsanlar huzurlu olmak için ellerinden geleni yapsınlar. İyi uyuyup iyi beslensinler kilodan uzak kalsınlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-6987078601885608806?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/6987078601885608806/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/akupunkturla-migren-tedavisi-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/6987078601885608806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/6987078601885608806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/akupunkturla-migren-tedavisi-nedir.html' title='Akupunkturla migren tedavisi nedir ?'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-4001911770192611116</id><published>2009-12-25T21:46:00.000+02:00</published><updated>2009-12-25T21:46:20.377+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oje satış'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='enfeksiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='avon online satış'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oje tırnaklarda enfeksiyon oluşturur mu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oje'/><title type='text'>Oje tırnaklarda enfeksiyon oluşturur mu ?</title><content type='html'>Rengarenk ojeli, manikürlü tırnaklar güzel ve bakımlı görünse de bu tırnakların altında hastalıklı eller yer alabiliyor. Oje tırnakları havasız bırakarak enfeksiyon oluşmasına neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Vücutta meydana gelen demir, çinko, folik asit ve B 12 vitaminlerinin eksikliği durumlarında tırnaklarda bir takım bozukluklar meydana gelmektedir. Tırnaklarda kırılma, kabalaşma, çatlama ve tabakalaşma gibi durumlara neden olabilen bu eksiklikleri gidermek için beslenmeye de dikkat etmek gerekmektedir. Kırmızı et, süt ve süt ürünleriyle deniz ürünlerinin tırnak sağlığı için yenmesi şart. Fakat beslenmenin yeterli olmadığı durumlarda bu eksiklikleri karşılamak amacıyla vitamin takviyesi de yapmak gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ahmet Arpacı, tedavisi çok da kolay olmayan tırnak hastalıkları ve yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El kremi kullanılmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tırnağın yüzde18’i sudan oluşmaktadır. Su yapısını dengelemek için de nemlendirici balsam türü krem ve solüsyonların kullanılması önerilmektedir. Ayrıca kişinin elini çok fazla deterjanla temas ettirmemesi de gerekmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manikür pediküre dikkat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tırnak hastalıklarının önüne geçmek için manikür ve pediküre de dikkat etmek gerekir. Çünkü tırnak hastalıklarının büyük bir çoğunluğu manikür ve pedikürden geçmektedir. Tırnak bakımını yaptırdığınız yerin hijyen kurallarına uyup uymadığını kontrol etmeniz ve mümkün olduğu kadar tırnaklarınızla oynamamanız gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oje enfeksiyon oluşumuna neden olur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kozmetik ürünlerinin çok büyük bir kısmı cilde zarar vermektedir. Oje de bu ürünlerden biridir. Her ne kadar ojeler güzel bir görünüm sergileseler de; tırnağı havasız bırakır ve bazı enfeksiyonların oluşmasına fırsat tanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz noktaların vitamin eksikliğiyle ilgisi yok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tırnakların üzerinde bazen beyaz noktacıklar görünebilir. Halk arasında vitamin eksikliği olarak değerlendiren bu durum tırnağın içerisine hava kabarcıklarının girmesiyle oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bunun vitamin eksikliğiyle hiçbir ilgisi yoktur. Endişe edecek bir durum da oluşturmamaktadır. Sadece görüntü itibariyle insanları tedirgin etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta bazen tırnağın tamamen beyazladığı durumlar dahi olabilir. Fakat bu beyazlanmadan korkulmamalıdır, bu durumun da herhangi bir zararı yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeytan Tırnağı Deyip Geçmeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeytan tırnağı kişinin yapısı ve tırnakla çok oynanmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Gerekli tedavi yapılmazsa mikrop kapıp dolamaya dahi dönüşebilir. Antibiyotik tedavisi ya da lokal anesteziyle steril bir şekilde kesilerek parmağa müdahale edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç Hastalıkları Tırnak Bozulmalarına Neden Olabilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen iç organ hastalıklarında, romatizmal hastalıklarda, kalp, karaciğer ve akciğer hastalıklarında tırnaklarda bazı bozulmalar olabilir. Tırnağın bazen de genetik olarak küçük kalması ya da batık çıkması durumu söz konusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavisi En Zor Mantarlar: Tırnak Mantarları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tırnağı hastalandıran en önemli nedenlerin başında mantarlar gelmektedir. Tırnak hastalıklarının yüzde 60’ı mantarlardır. Tırnağın serbest kenarından girer. Islaklık, nemlilik, karanlık, kapalılık, dar ayakkabı, travma ya da sıkışmayla, başkasının ayakkabısını giymekle, ve manikür- pedikürde vücuda girmektedir. Şayet kişinin vücut direnci düşükse, şeker hastasıysa, uzun süre antibiyotik kullandıysa ya da kortizon kullanmışsa bu mikropların vücuda girmesine ortam hazırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mantarlar tırnakta kalınlaşma, kırılma, sararma ve çizgilenme yapar. Mantarların batması durumunda ise dolama oluşmaktadır. Bu tür mantarlar elden çok ayakta görülmektedir. Tedavisi en zor olan mantar, tırnak mantarlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedef ya da sıkıntı hastalıklar da tırnak bozukluklarına neden olabilir. Bu durumda yüksük tırnak denilen noktacıklı bir görünüm ortaya çıkar, enine ya da boyuna çizgilenme, tırnak yatağının üzerinde kamburlaşma ve bombeleşme meydana gelebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı Tırnakların Sırrı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem güzel görünümlü, hem de sağlıklı tırnaklara sahip olmak alınacak bazı önlemlerle mümkün. İşte sağlıklı tırnakların sırrı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Tırnakları kısa kesmek gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Manikür ve pediküre dikkat etmek şart&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Elleri ve ayakları nemli bırakmamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Tırnak yemek enfeksiyonlara ortam hazırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aşırı antibiyotik ve kortizon tüketimi tırnak yapısını bozar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Başkalarının terlik ya da ayakkabılarını giymek sakıncalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Beslenmeye dikkat etmek, et, süt ve balık ürünlerinden tüketmek gerekmektedir.&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-4001911770192611116?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/4001911770192611116/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/oje-trnaklarda-enfeksiyon-olusturur-mu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/4001911770192611116'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/4001911770192611116'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/oje-trnaklarda-enfeksiyon-olusturur-mu.html' title='Oje tırnaklarda enfeksiyon oluşturur mu ?'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-1096729476974277663</id><published>2009-12-25T18:44:00.000+02:00</published><updated>2009-12-25T18:44:38.287+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kardiyovasküler Aciller'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yetersiz Kalp Fonksiyonu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kardiyovasküler Aciller Nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Konjestiv Kalp Yetmezliği (KKY)'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sıvı Hacminde Yetersizlik'/><title type='text'>Kardiyovasküler Aciller Nedir ?</title><content type='html'>Kardiyovasküler Aciller&lt;br /&gt;Tanılama&lt;br /&gt;Çocukta kan hacmi 80ml/kg'dır. Çocuğun toplam kan hacmi yetişkinden çok daha azdır. 10 kg ağırlığındaki bir çocuktan 1 fincan kan kaybı yetişkindeki 1 çeyrek kan kaybına denk düşer. Çocuklar kan kaybını artan kalp hızı oranlarıyla ve periferal va-zokonstriksiyon ile kompanse edebilirler. Kan hacminin 3'de 1 oranına kadar kan basıncında bir değişiklik olmadan hacmin kaybı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kapillerin yeniden dolum süresi pediatrik hasta­lar da perfüzyonun hassas bir göstergesidir. Normal kapillerin yeniden dolum süresinin yaklaşık iki saniye olduğunda fikir bir­liği vardır. Üç saniyeden fazla süre normotermik çocukda zayıf perfüzyon işaretidir. Romatizmal kalp hastalıkları ve viral mi-yokardit gibi edinsel kalp hastalıkları da ritm bozukluklarına neden olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluk çağlarındaki kardiyovasküler acil durumların nedenleri yetişkinlerinkinden farklıdır. Kalbi zihnimizde bir pompa gibi canlandırarak, kardiyovasküler acil vakaları sistemin işlevi ile ilgili üç kategoriye ayırarak kabaca gruplandırabiliriz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(1) Konjestif kalp yetmezliği veya doğumsal kalp hastalığı, kar-diyak ritm bozukluğunda görülen yetersiz kalp fonksiyonu, (2) De-hidratasyon, yanıklar veya travma nedeni ile volüm yetersizliği ve (3) Septik şok, anaflaksi, orak hücre hastalığında görülen sıvı da­ğılımı ile ilgili sorunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetersiz Kalp Fonksiyonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ritm Bozukluğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların genç ve güçlü kalpleri vardır. Bu yüzden, ritm bo­zuklukları nadiren görülür.Genellikle hipoksi veya metabolik ne­denler sonucunda oluşur. Bununla beraber kongenital kalp so­runları olan çocuklar, tıbbi gelişmeler sonucunda yaşama oranla­rı arttığından acil bölüme daha sık gelmektedirler. Ritm bozuk­luklarına neden olan doğumsal sorunların en sık görüleni büyük kan damarlarının transpozisyonu ve doğumsal mitral stenozdur. Kardiyomiyopatiler, romatizmal kalp hastalıkları, viral myokarditler gibi edinsel kalp hastalıklarıda ritm bozukluklarına neden olabilir. Çocuklardaki anormal ritmler basitçe hızlı, yavaş ve ri-timsiz, düzensiz, perfüzyon sorunlarına bağlı ritmler (nonperfü-zing) olmak üzere üç sınıflandırma içerisinde gruplandırılabilir. Sinüs taşikardi ve supraventriküler taşikardi çocuklarda görülen iki önemli ritm bozukluğudur. Çocuklardaki sinüs taşikardinin 140-220 arasında olduğu düşünülür. Oysa supraventriküler taşi­kardi genellikle 220 vuruş/dakika oranından daha yüksektir. Si­nüs bradikardi genellikle hipoksi nedeni ile oluşur. Oksijen veri­lerek tedavi edilmelidir. Ritmsiz, düzensiz ve nonperfüzing ritm­ler kardiyopulmoner canlandırmayı ve ileri yaşam desteği işlem­lerini gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konjestiv Kalp Yetmezliği (KKY)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konjestiv kalp yetmezliği nedeni ile AB'de görülen çocukların çoğunluğu doğumsal kalp hastasıdır. Kronik hastalıklar, ritm bo­zukluğu, kalp üzerindeki basınç, aşırı sıvı hacmi nedeni ile kalbin etkin pompalama yapamadığı durumlarda, pulmoner ödem, jugu-lar venlerde dolgunluk, karaciğer büyümesi gibi aşırı yükleme be­lirtilerine yol açarak sıvı sistem içerisinde geriye gider. KKY'nin belirtilerinden bazıları taşikardi, takipne, öksürük, rai, hırıltı, siya-noz, iştahsızlık, solukluk, büyüme yetersizliğidir. KKY ile hasta­neye getirilen çocuğun hastanede kalması yoğun değerlendirme ve tedavi görmesi gerekir. Eğer hasta ciddi solunum sıkıntısı içe­risinde ise KKY olan yetişkinlerde olduğu gibi oksijen ve solunum terapisi uygulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıvı Hacminde Yetersizlik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda hipovolaminin ana tıbbi nedeni sıvı kaybıdır. Kısa bir süre bile olsa ishal ve kusması olan çocuklar riskli durumdadır. Aynı şekilde ateşli ve sıvı alımı yetersiz bir kaç gündür hasta olan çocukta böyledir. Belli bir süre içerisinde çıktı girdiyi aşarsa, sıvı kaybı klinik olarak önemli olur ve elektrolit dengesizliği ortaya çı­kar. Bu durum sırasıyla bulantı ve kusmaya neden olur. Ancak tıb­bi girişimle geri çevrilebilen aşağı doğru bir spiral başlar. Sıvı kaybı olan çocuk çukur gözlü, soluk derili halsiz, uyuşuk ve hasta gözü­kür. Çocuğun vücut ağırlığının %5 ya da fazlası kaybolduğu za­man, deri ve mukoz membran kurur. Çocuğu değerlendirirken an­ne-babaya veya bakıcıya girdi ve çıktı hakkında soru sormak ya­rarlıdır. (Çocuğun aldığı sıvı miktarı, küçük çocuk için dışkılama ve ıslak bezin günde kaç adet olduğu). Kaybedilen sıvı miktarı yerine konmazsa ve elektrolit-sıvı dengesi düzeltilmezse durum hipovole-mik şoka doğru ilerleyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp vuruş oranı, deri bulguları ve kılcal damar dolgunluğu ço­cuğun kardiyovasküler durumu hakkında en yararlı bilgiyi sağlar. Hasta şok belirtileri gösteriyorsa yeterli havayolu sağlanır. Oksi­jen ve intravenöz (IV) sıvılar (20ml/kg serum fizyolojik iyileş­me görülünceye kadar devam eder) verilir. Hasta çocukta venöz giriş elde etmek zor ise intraoseous hatta girilebilir. Kemik iliği veya intraosseous iğne ile işlem yapılır. întraosseous hattın genel yerleştirme yeri tibianın proksismalidir veya uyluğun distal yüzü­dür. Bu işlem 1940'larda yoğun bir şekilde kullanılmaktaydı ve son zamanlarda tekrar uygulamaya konulmaktadır. 24 saatten daha az uygulandığı zaman, işlemin daha az risk taşıdığı belirtilmektedir. Diğer damar girişleri olmadığında intraosseous zerkin kullanım için geçici bir çözüm olduğu düşünülmelidir. İnt­raosseous hat aracılığı ile sıvı uygulanması daha yavaş olmasına karşın yeterli sıvı ve diğer ilaçlar başka girişler bulununcaya ka­dar bu yolla verilebilir. Verilecek sıvı miktarı çocuğun ağırlığı ve sıvı kaybı esas alınarak hesaplanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hidrasyonu değerlendirmek, tedaviye rehberlik etmek ve sıvı kaybının nedenlerinin belirlenmesine yardım etmek için genellikle kan, elektrolit, glikoz, kan üre nitratı (BUN) ve idrar tahlili gerekli­dir. Hastaneye kabulü gerektiren hastalar; %5-%10 üzerinde sıvı kaybı olanlar (tartı kaybı, mukoza kuruluğu, taşikardi, oliguri, idrar dansitesi 1030 üzerinde olanlar, yüksek BUN) ve ağızdan sıvı ala-mayanlardır.Sadece hafif sıvı kaybı olan ve laboratuvar sonuçlan normal sınırlar içerisindeki hastalar, kabul için diğer nedenler olma­dıkça evde bakım önerileri ile taburcu edilirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-1096729476974277663?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/1096729476974277663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/kardiyovaskuler-aciller-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/1096729476974277663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/1096729476974277663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/kardiyovaskuler-aciller-nedir.html' title='Kardiyovasküler Aciller Nedir ?'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-3981300780996559229</id><published>2009-12-25T18:41:00.000+02:00</published><updated>2009-12-25T18:41:53.424+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Orak Hücreli Anemi Hastalığı Nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Orak Hücre Anemisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anaflaksi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Septik Şok'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dolaşım Acilleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Orak Hücre Anemisi Hastalığı'/><title type='text'>Orak Hücreli Anemi Hastalığı Nedir ?</title><content type='html'>Dolaşım Acilleri&lt;br /&gt;Septik Şok&lt;br /&gt;Kan akımındaki anormallikler kalp debisi normal ya da yüksek olsa bile doku perfüzyonunda belirgin yetersizliklere neden olabi­lir. Akım dağılımındaki bu bozukluklar genellikle vasküler tonüs anormallikleri sonucu oluşur. Septik şok çocuklarda en sık görü­len dağılım tipi şoktur ve sıklıkla riketsiya ve virüs enfeksiyonla­rı kadar gram pozitif ve gram negatif bakterilerin neden olduğu sepsisinde komplikasyonudur. Hastalarda genellikle ateş, bitkinlik, peteşi ve bir enfeksiyon odağı vardır. Sıklıkla taşi­kardi bulunur, periferik perfüzyon bozulmuştur, extremiteler so­ğuk ve beneklidir. Kapiller geri doluş zamanı bozulur. Hipotansi­yon yoğun vazokonstriksiyon ve kardiyak indekste azalma var­dır. &lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şokun erken dönemlerinde yetersiz doku perfüzyonu sonucu oluşan yaygın hücresel işlev bozukluğu sonuçta organ işlevlerin­de bozulmaya yol açar. AB'deki işlemler hayati işlevlerin korun­ması üzerine odaklanmalıdır. Hastaya oksijen verilir. Oksijenlenme ve solunum durumunu belirlemek için arteriyal kan gazı alı­nır. IV serum fizyolojik 20 ml/kg. iyileşme görülünceye kadar ve­rilir. Eğer 90 saniyede çevresel giriş elde edilemezse intraosseous hat kullanılabilir. Laboratuvar testleri; tam kan, elektrolit, glikoz, BUN ve kreatin belirlenmesi, kan gaz analizi, kan kültürü, serum glutamic-oxaloacetic transaminase (SGOT) ve serum glutamic-pryruvic transaminase (SGPT) ölçümü ve idrar tahlilini içerir. Protrombin zamanı, kısmi tromboplastin zamanı, platelet sayımı da gereklidir. Çünkü hasta intravasküler pıhtılaşma riskindedir. Enfeksiyon IV antibiyotikleri ile tedavi edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anaflaksi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anaflaksi bir antijenle karşılaşma sonucunda immünolojik kö­kenli semptom ve bulguları olan genelleşmiş bir allerjik reaksiyon­dur. Anaflaksi, hem solunum hemde kardiyovasküler acildir. Antijene sistemik reaksiyon histamin salınımı ile sonuçlanır. Antijen; inhalasyon, oral, topikal veya parenteral yolla gelebilir. Anaflaksi vakalarının çoğu ilaçlara, besinlere ya da böcek sokmalanna kadar aşırı duyarlılığa bağlıdır. Penisilin diğer ilaçların hepsinden fazla anaflaksiye neden olur. Reaksiyonun derecesi ortaya çıkış hızı ile doğru orantılıdır. Semptomlar genellikle uyarımdan sonra 30 daki­ka içinde ortaya çıkar ve deri (ürtiker, kızarma, ödem, kaşıntı), so­lunum sistemi (stridor, ses kabalaşması, öksürük, wheezing, gö­ğüste sıkışma, takipne, rinit), kardiyovasküler sistem (hipotansi­yon, taşikardi, şok, kardiyak aritmiler) ve gastrointestinal sistemi (disfaji, bulantı, kusma, diare, karın ağrısı) tutabilir. Ölümcül reak­siyonlarda ölüm, antijenle karşılaşmadan sonra dakikalar içerisinde gerçekleşebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanı genellikle öykü ve fizik muayene ile konur. Vasküler kol-laps ile AB'e gelen her pediatrik hastada anaflaksi düşünülmelidir. Hızlı tedavi çok önemlidir. İlgili organ sistemi ve semptomların de­recesine göre değişmelidir. Havayolu açıklığı sağlandıktan sonra intramüsküler veya deri altı yolu ile epinefrin verilir. İntravenöz va-zopressör ilaçlar ve volümün yerine konması için (normal serum fizyolojik) damar yolu açılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anaflaksiye yol açtığı bilinen etkenlerden uzak durulmalıdır. Belirli bir ilaca duyarlı olduğu bilinen hastalarda antihistaminikler ve steroidlerin önceden uygulanması yararlı olabilir. Risk altında­ki hastanın tanınabilmesi için sağlık kolyesi taşımaları önerilir. Ayrıca risk altındaki hastalar için her zaman epinefrin bulundu­rulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orak Hücre Anemisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orak hücre anemisinde orak şekilli hemoglobin molekülleri üre­tilir ve düzensiz şekilli alyuvarlara neden olur. Ağrı ve organ işlev bozukluğu ile beraber eritrositlerde akut damar içi oraklaşma sonu­cu ani, bazen ağır ve yaşamı tehdit edici komplikasyonların oluştu­ğu kronik hemolitik anemi şeklinde belirti verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orak hücre anemisi olan çocuk dalak içinde eritrositlerin oraklaş­ması ile sonuçlanan dalak işlev bozukluğu nedeni ile dalağın kanla gelen mikroorganizmalan fılitre edememesi sonucu yaşamı tehdit edici enfeksiyonlara karşı duyarlıdır. Sonuçta dalak işlev bozukluğu­nu 2-4 yaş arasında sıklıkla dalak infarktı izler. Orak hücre krizinin üç temel sınıflandırması vardır. Vazo-oklüzif vücudun herhangi bir yerinde oluşabilir. Küçük damarlar, yumuşak dokular ve organ­lar (karaciğer, dalak, beyin, akciğer, penis) tıkandığı zaman iskemi, ağrı ve şişme oluşur. Çok küçük çocuklarda vazo-oklüzif kriz bir ve­ya her iki el veya ayakların şişmesi ve sıcaklığı ile karekterizedir. Daha büyük çocuklarda etkilenen organda acı, görsel bozukluk ve solunum sıkıntısı görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orak Hücre Anemisi Hastalığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orak hücre hastalığından kaynaklanan diğer bir sorun aplastik krizdir. Aplastik krizde parvo virüs B19 kemik iliğinde eritrosit ön yapılarını enfekte eder ve retikülostopeni ile birlikte geçici bir eritro­sit aplazisi başlatır. Bu durum kansızlığı arttırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siplenik sekestrasyon krizi orak hücre hastalığının en hızlı gös­tergesidir. Bu kriz daha az görülür. Fakat hızla öldürücü olabilir. Altı ay ile altı yaş arasındaki çocuklarda görülür. Hastanın eritro­sitlerinin dalakta göllenmesi ciddi anemi ve hipovolemik şokla so­nuçlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orak hücre hastalığı olan çocuklar enfeksiyonlara karşı duyarlı­dır. Özellikle streptokokus pnömoni ve diğer patojenlerle oluşan en­feksiyonlar görülür. Orak hücre sendromlu hastada 38.5 derece san­tigrattan yüksek olan ateş acil olarak değerlendirilmelidir. Yakından izlem gerektiren bir hastalık olduğundan dolayı hastaların çoğu uz­manlarca izlenir. Fakat gerek ilk kriz gerekse ciddi krize tutulan has­talar AB'de sık sık görülürler. Orak hücre krizinin bakımı hipoksi ve asidoz tedavisi için oksijen uygulamasını gerektirir. Serum fizyolojik ve ağrı tedavisi ile beraber IV hidrasyon sağlanmalıdır. Hemoglobin ve hemotokrit düzeyi belirlenmelidir. Kansızlık arttığında özellikle aplastik krizde kan ve kan ürünleri vermek gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-3981300780996559229?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/3981300780996559229/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/orak-hucreli-anemi-hastalg-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/3981300780996559229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/3981300780996559229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/orak-hucreli-anemi-hastalg-nedir.html' title='Orak Hücreli Anemi Hastalığı Nedir ?'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-1236395718246920971</id><published>2009-12-25T18:39:00.000+02:00</published><updated>2009-12-25T18:39:01.426+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tanılama ve pediatrik aciller ppt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Solunum Hızı ve Şekli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Solunum sistemi acilleri ve pediatrik acil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pediatrik Tıbbi Aciller ve Pediatrik Acil Durumlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuklarda Solunum Sıkıntısının'/><title type='text'>Pediatrik Tıbbi Aciller ve Pediatrik Acil Durumlar</title><content type='html'>Pediatrik Tıbbi Aciller ve Pediatrik Acil Durumlar&lt;br /&gt;Çocuk acil bölümlerinde çalışanlar diğer bölümlerde çalışanlara göre genellikle daha yoğun anksiyete yaşarlar. Çocuğun hastaneye apar topar getirilişinden başlayarak acil bölüm ortamında aciliyet ve faaliyet artar. Bu endişenin en önemli nedenlerinden biri küçük çocuklara karşı olan genel ilgidir. Diğer nedenler ise çocukların özel boyutlardaki aletlere, ilaç dozlarına, sıvı uygulama protokollerine gereksinim duymalarıdır. Ayrıca çocuğun bakımı yaş gruplanna öz­gü hastalık ve yaralanma bilgisine sahip acil bakım elemanlarını gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çocuklar küçük yetişkinler değildir" ifadesi çocuk hastaların bakımında endişeyi artırabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavinin bazı aşamalarında farklılık olmakla birlikte temel prensipler genellikle çocuk ve yetişkinler için aynıdır. Yetişkinlerde olduğu gibi, çocuklarda da hava yolunu etki­leyen hastalıklar, solunum, dolaşım ile ilgili sorunlar ve çocuğun nörolojik durumu birinci derecede önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişkin ve çocuklarda solunum, kardiyovasküler veya mental durumda bir bozukluk varsa hızlı tamlama ve erken girişim, çok önemlidir. Çocuk hastalıklarının yaş gruplanna göre belirtileri, bul­guları ve tedavisine yönelik genel bilginin varlığı çocuk bakımının kalitesini arttırır. Çocuklarda acil bakım ve değerlendirmeye yönelik olan sorunlar bu bölümde tartışılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solunum sistemi acilleri ve pediatrik acil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda solunum yetmezliği genellikle kalp yetmezliğinin erken belirtisi olduğu için solunum sıkıntısı ve yetmezliğini tanı­lamak önemlidir. Solunumla ilgili acil vaka tanımlandıktan he­men sonra, erken girişimde bulunulursa solunum yetmezliği, şok, kalp durması ve ölüme doğru gidebilecek kaçınılmaz ilerleme dur­durulabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanılamayı kolaylaştırmak için, acil solunum vakaları, kabaca üst ve alt solunum yolu sorunları olanlar şeklinde ayrılabilirler. Aynı zamanda solunum sorunlarına benzer belirti ve bulguları içeren ancak solunum sistemi ile ilgili olmayan durumlar da var­dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanılama ve pediatrik aciller ppt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda Solunum Sıkıntısının&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Respiratuvar Distres) Belirtileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel Görünüş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı çocuk uyanık(alert) ve aktiftir. Ağlıyorsa kolaylıkla yatıştırılır ve deri rengi normaldir. Döküntü yoktur. Sorunu olan çocuklar ise hasta görünürler. Çocuğun pozisyonu gözlemlenir. Solunum yollarında sorunu olan çocuk vücudunu ön tarafa biraz eğerek sanki çiçek kokluyormuş gibi başını koklama pozisyo­nunda tutduğu zaman rahatlık hisseder. Bu pozisyon solunum yollarında açıklığı sağlayarak çocuğu rahatlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solunum Hızı ve Şekli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların solunum kasları iyi gelişmemiş olduğundan diyafram solunumda önemli rol oynar. Küçük çocuklarda solunum oranını değerlendirmenin en iyi yöntemi steteskopla göğsün dinlenmesi ve karnın inip çıkışının gözlemlenmesidir. Solunum hızı genellikle dü­zensizdir, bu nedenle dikkatle bir dakika da değerlendirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşa göre normal solunum oranları değişir. Yenidoğan bebek dakikada 30-40 normal solunum hızına sahiptir. Çocuk büyüdük­çe bu oran düşer. Solunum sorunu ile beraber solunum oranı baş­langıçta artar. Yaş göz önünde bulundurulmaksızın dakikada 60'dan daha hızlı solunum çocukta solunum sıkıntısının belirti­si olarak düşünülmelidir. Solunum yetmezliği arttıkça çocuk asi-doza doğru kayar ve şuur değişiklikleri gözlemlenir. Solunum ora­nı yavaşlar. Pediatrik hastalarda bu nedenle bradipne ciddi bir be­lirtidir. Yetişkin solunum oranı preadölesan bir çocuk için genel­likle düşük bir orandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cheyne-stokes (derinliği git gide artan ve daha sonra azalan), dağınık apne periyodlu solunumlar veya kussmal solunum (hızlı, derin ve sıklıkla diyabetik ketoasidozda görülen solunum) gibi anormal solunum şekilleri yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da kritik hastalık ve yaralanma belirtileri olarak görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solunum Güçlüğü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solunum sıkıntısı olan çocuklar solunum güçlüğü çekerler ve so­luk almak için accessory kaslarını (interkostal, substernal, extensor ve boyun kasları) kullanırlar. Soluk alma çabası arttıkça interkos­tal, substernal ve subraklavikular kasılmalar gözükür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soluk almak göğsü genişletmek için kasların kullanıldığı aktif bir süreçtir. Soluk vermek ise, akciğer ve göğüs duvarı esnekliğine da­yanan pasif bir süreçtir. Normal şartlar altında bu iki süreç denge­lenir. Soluk verme aşağı yukarı soluk alma ile aynı zamanı alır(so-luk alma/verme oranı=l: 1). Hava yolu enflamasyon ve tıkanma ile daraldığında soluk alma zamanı aynı kalır fakat soluk verme zama­nı uzar. (Nefes alma/verme oram=l:2 veya 1:3).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solunum Kalitesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solunum kalitesi solunum derinliği ve sesini içerir. Çocuğun göğsü simetrik olarak genişlemelidir. Yetişkinlerde olduğu gibi asi­metri veya yetersiz genişleme pnomotoraks veya hemotoraks ya da yabancı cisim aspirasyonu gibi ciddi sorunları gösterir. Çocuğun göğsünü steteskopla dinlerken, steteskopu anterior aksiller hat üze­rine, her iki tarafdaki ikinci interkostal bölge düzeyine koymak ge­rekir. Bu herhangi bir anormal solunum sesinin yerinin belirlenme­sine yardımcı olur. Çocuk göğsünün küçük hacmi ve göğüs duvarı­nın inceliği göğüsün her iki tarafından sesin toraksa aktarılmasına neden olur (hatta karına). Bu yüzden göğüsün iç ve dış yüzeylerini dinlemek yetişkinlerde olduğu gibi tanılama için yararlı olmayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şuur Durumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun şuurunu tanılamada uyanıklık, bakıcılarla ilişki ve oyun oynama isteği önemli gözlemlerdir. Sinirlilik genellikle hipok-si işaretidir. Fakat giderek sakinleşen huzursuz çocuklarda bu rahatlığın düzelen oksijenasyonun sağladığı rahatlıkdan dolayı mı ol­duğunu belirlemek için dikkatle değerlendirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzleme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arteriyel kan gazlan analizi hastanın solunum durumunu açık­ça gösterir. Pediatrik hastalar için doğru ölçümlerin ne kadar değer­li olduğu göz Önüne alınmalıdır. Çünkü bu prosedürün neden oldu­ğu ek stres çocuğun durumunda kötüleşmeye neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nabız oksimetresi oksijen saturasyonunu ölçmek için sürekli ve yararlı bir araçtır ve arteriyel kan gazı ölçümü ile karşılaştırmada iyi uyum sağlar. %90 ile %93'lük oksijen saturasyonu çocuklarda ka­bul edilebilir en düşük orandır. Nabız oksimetresinin en büyük sı­nırlılığı karbondioksit ve asit baz dengesine yönelik herhangi bir işaret vermemesidir. Nabız oksimetir hemoglobin renginin analizi üzerine temellendiği için, travmadan dolayı ekstremite perfüzyonu ortadan kalktığında, vücut ısısı düştüpnde .vazopresör kullanıldı­ğında veya anemide eritrosit sayısı azaldığında yararlı olmayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üst Solunum Yollarına Ait Acil Durumlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üst havayollan trakea, larenks, glottik açıklık, epiglot, farenks, burun ve ağız boşluklarını içerir. Çocuklarda üst solunum yolları sorunları yabancı cisim aspirasyonu, krup (laringotrakeabronşit) enfeksiyonlar, epiglotitis (supraglotitis), retrofaranjiyal veya peri-tonsiller abse ve anaflaktik reaksiyonlar gibi enflamasyon sürecinin sonucu olarak üst havayolu yapısındaki ödemden kaynaklanabilir. Üst solunum yolları tıkanıklığı; burun tıkanıklığı, hırlama, kaba ses, horlama, stridoru içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krup&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Larenks, trakea ve ana bronşun enflamasyonudur. Krup kız­lardan çok erkek çocukları etkiler. 6 ay-3 yaş arasındaki çocuk­larda ve viral bir üst solunum, yolu enfeksiyonundan sonra görü­lür. Genellikle sonbahar ve kış mevsimlerinde ortaya çıkar. Çocuk ailesi tarafından acil bölüme getirilir ve bir kaç gündür ateşi ve üşütmesi olduğu, soluk almakta zorluk çektiği söylenir. Hastayı muayene ederken hava hareketinin yeterliliğini belirlemek için göğsü steteskopla dinlemek ve şuurunu dikkatlice izlemek gere­kir. Kruplu çocukta hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonunun ar­dından genellikle gece olmak üzere, aniden boğulur biçimde ök­sürük stridor ve solunum sıkıntısı başlar. Solunum kaslarında ret-raksiyon, takipne ve siyanoz gelişebilir. Vücut ısısı normal ya da hafif yüksektir. Öksürük dışndaki belirtiler bir kaç saat sonra ya­tışır. Öykü, fizik muayene, radyolojik değerlendirmelerle tanı ko­nur. Kruplu çocukta dinlenme halinde sitridor varsa, yiyecek ala­mıyorsa ve ailesi ev bakımını sağlayamayacak kadar ciddi krup rahatsızlığı varsa çocuk gözlem ve destekleyici tedavi için hasta­neye yatırılır. Serin buhar verilir. Obstriksiyonu azaltmak için bu­harla epinefrin, larenks ödemi için tek doz steroid verilebilir. Ciddi krup rahatsızlığı olan çocuk dinlenir ve uyurken hırıltı, "derin gö­ğüs kafesi reaksiyonları, huzursuzluk ve siyanoz vardır. Yiyecek alamayan ve aileleri yeterli ev bakımını sağlayamayan ciddi krupu olan çocukların hastanede kalmaları gerekir. Krup genel­likle buğu tedavisine cevap verir ve çocuklar eve gidebilecek ka­dar iyileşirler. Taburcu edilmeden önce aileye krupla ilgili evde bakım kuralları anlatılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epiglotit (supraglotit)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epiglotun (yutkunma sırasında larinks açıklığını kapatan , yutkunmayı takiben yükselerek larins açıklığını sürdüren kapak doku) enflamasyonudur. Soluk borusunu tıkayabilen nadir bir hastalıktır. Epiglotit terimi yerine supraglotit terimide kullanılır. Çünkü ses telleri (glotis) üzerindeki bölgenin herhangi bir oranda şişmesini içerir. Supraglotit 6 yaşından küçük olan çocuklarda ve genellikle bakteriyel bir üst solunum yolu enfeksiyonunu izleye­rek gelişir. Çocuk AB'e solunum sıkıntısı, hasta görünüş ve yut­kunma sorunu ile geldiği zaman bu hastalık olasılığı düşünülme­lidir. Aileler, yüksek ateşle (&amp;gt;39.4°C) hastalığın ani başlangıcını ifade ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun anne-babasının veya bakıcının kucağında rahat bir şe­kilde yatması sağlanır, oksijen verilir(maskeyi istemezse, blow by yöntemi ile üfleyerek) ve endotrakeal entübasyon veya diğer tıbbi malzemeler gerekli olabilir. Yüksek derecede tıkanıklığı olan pediat-rik hastalara bu donanımla iyi ventilasyon yapılabilir. Hasta gel­diğinde uzman bir hekim derhal çağınlmalıdır. Eğer entübasyon ge­rekli olursa, en deneyimli personel tarafından yapılmalıdır ve anes­tezi gerekebilir. IV yol bulunamıyorsa işlem ertelenir. Çünkü hasta­nın moralini bozarak soluk borusunu tıkama riski büyüktür. Epiglo-titi belirlemek için lateral boyun radyografisi çekilir. Supraglotitin ne­den olduğu ciddi solunum sıkıntısı olan hastalar genellikle doğrudan doğruya entübasyon veya trakeostomi için ameliyet odasına alınır. Enfeksiyonu tedavi etmek için streoidler değil, antimikrobial tedavi kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peritonsiller ve Retrofarenjiyal Abseler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epiglotite benzer belirti ve bulguları olan diğer sorun peritonsil­ler abselerdir. Nadirende olsa bu çocuğun solunum yollarını tehlike­ye sokabilir. Epiglotitden daha yavaş başlangıcı olan retrofarenjiyal abseler, solunum yollarında büyüyerek önemli bir risk ortaya koya-bilir.Peritonsiller veya retrofarenjiyal abseli bir çocuğun dikkate ve solunum, dolaşım fonksiyonları desteğine gereksinimi vardır. Ret­rofarenjiyal abseler ameliyathanede öpere edilir. Fakat eğer solu­num yollarını tıkama tehlikesi varsa AB'de direne edilebilir. Her iki tür abse direnajında IV antibiyotikler verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancı Cisim Aspirasyonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük çocuklar zemin üzerinde oynayarak çok iyi vakit geçi­rirler. Zeminde bulunan nesnelerin ağızlarına, boğazlarına gitme­si olasıdır. AB'e solunum güçlüğü ile getirilmiş bir çocuk diğer herhangi bir belirti yoksa, yabancı cismin solunum yollarına git­mesinden şüphe edilmelidir. Klinik bulgular, aspire edilen mad­denin anatomik lokalizasyonuna ve oluşan tıkanıklığın derecesi­ne bağlıdır. Yabancı cismin solunum sisteminde yerleştiği yere göre gözlenen belirtiler şunlardır: Larenksde ise; ses kısıklığı, ök­sürük, konuşma güçlüğü ,dispne,siyanoz, apne, stridor, trakea'-da ise; ses kısıklığı, öksürük dispne, stridor ve siyanoz, bronşlar­da ise; öksürük, dispne, atelektazi, ateş, pnömoni belirtileri görü­lür. Üst solunum yolllarında nesne gözlemlenemezse, kesin loka-lizasyon radyografi ile belirlenmelidir. Bronkoskopi gerekli olabi­lir. Yutulan objelerin genellikle sindirim yollarından geçmesine izin verilir. Uzun ve keskin nesneler bunun dışında tutulur. Çün­kü bunlar bağırsağı delebiIir. Tedavide bebek ya da çocuk için ilk yardım uygulanır. Kullanılan ilk yardım tekniği heimlich manev-rasıdır. Çocuk baş aşağı çevrilir ve skapula arasına dört beş kez vurulur. Basıncın artması ile aspire edilen cisim bulunduğu yer­den gevşeyerek çıkabilir. Cisim çıkmazsa çocuğun arkasına geçerek sternumun altına iki elle 6-10 kez basınç uygulanır. Bu iş­lemlerden sonra ağzı açılır. Ve eğer yabancı cisim görülebiliyorsa çocuk tekrar baş aşağı çevrilir. Ve iki skapula arasına 4-5 kez vurulur. Bu şekilde de çıkanlamazsa laringoskopi ya da bronkos-kopi yapılır. Yabancı cisme bağlı sekonder enfeksiyonu önlemek için antibiyotikler verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakımda aspirasyona ilişkin semptomlar değerlendirilir. Yaban­cı cisim çıkarıldıktan sonra öğürme refleksinin geri dönmesi bekle­nir. Yutması gözlenerek azar azar su verilir. Oksijen ve su tedavisi uygulanır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-1236395718246920971?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/1236395718246920971/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/pediatrik-tbbi-aciller-ve-pediatrik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/1236395718246920971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/1236395718246920971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/pediatrik-tbbi-aciller-ve-pediatrik.html' title='Pediatrik Tıbbi Aciller ve Pediatrik Acil Durumlar'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-3913457964620165830</id><published>2009-12-22T21:13:00.000+02:00</published><updated>2009-12-22T21:13:36.789+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hipermagnezemi Tedavisi ve Bakım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hipermagnezemi Nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hipermagnezemi Belirti ve Bulgular'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hastanın Değerlendirilmesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hipermagnezemi'/><title type='text'>Hipermagnezemi Nedir ?</title><content type='html'>Hipermagnezemi&lt;br /&gt;Plazmada magnezyum seviyesi normalden fazladır.&lt;br /&gt;Hastanın Değerlendirilmesi&lt;br /&gt;Varolan şikayetleri, akut böbrek yetmezliği öyküsü, aşın mag­nezyum tüketimi sorgulanmalıdır. Fizik muayene bulguları değer­lendirilir.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hipermagnezemi Belirti ve Bulgular&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalarda kan basıncı düşer, bradikardi, durgunluk, adale za­yıflığı, paraliziler, derin tendon reflekslerinde kayıp, letarji, koma ve kalp durması meydana gelir.&lt;br /&gt;Tanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asistoli, kalp bloku, P-R aralığı uzamış, QRS genişlemiş, labora­tuvar analizinde magnezyum yüksek kalsiyum düşüktür. Böbrek yetmezliği varsa kreatinin yüksek çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hipermagnezemi Tedavisi ve Bakım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulguların ciddiyetine bağlı olarak değişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IV damar yolu açılır, CaCİ 100-200 mg her 3-5 dakikada ya­pılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IV infüzyona geçilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerekirse NaCİ ve lasiks uygulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ritm bozukluğu tedavi edilir; pacemaker, ilaçlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerekirse oksijen verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam bulguları, solunum durumu, EKG ritmi, Mg, Ca dü­zeyleri, aldığı-çıkardığı sıvı kontrolü, derin tendon refleksleri, nöromusküler durumu sürekli izlenir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-3913457964620165830?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/3913457964620165830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/hipermagnezemi-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/3913457964620165830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/3913457964620165830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/hipermagnezemi-nedir.html' title='Hipermagnezemi Nedir ?'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-5583333261178512900</id><published>2009-12-22T21:10:00.000+02:00</published><updated>2009-12-22T21:10:59.591+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sıcağa Bağlı Acil durumlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çevresel Aciller'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sicak Bitkinligi Sicak Carpmasi ve Odemi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sıcağa Karşı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sıcak Soğuk ve Boğulmaya Bağlı Acil Durumlar'/><title type='text'>Sicak Bitkinligi Sicak Carpmasi ve Odemi Nedir ?</title><content type='html'>Çevresel Aciller&lt;br /&gt;Sıcak Soğuk ve Boğulmaya Bağlı Acil Durumlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcağa Bağlı Acil durumlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan vücut ısısı 37°C kadardır ve bu damarların genişletilmesi, veya daraltılması ile, solunum ve cilt yoluyla (terleme) vücut ısısı sabit tutulmaya çalışılır. Vücut sıcakla karşı karşıya kaldığında te­mel ısıyı yaklaşık 37.8°C (100°F)'de tutmaya çalışır. Ancak ilaçlar, egzersiz, çevrede yüksek derecede ve yaygın ısı, özellikle yaşlılar ve çocuklarda bu termoregülasyonun bozulmasına ve vücut ısısının artmasına yol açar.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcağa Karşı Vücudun Normal Yanıtı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcak -&amp;gt; kanın ısısını yükseltir ve bu da hipotalamus tarafından algılanır -&amp;gt; periferal vazodilatasyon, radyasyon/buharlaşma yo­luyla ısı kaybedilir (saatte 1.5 litreye kadar su kaybedilir -&amp;gt; terleme ve buharlaşma ile vücut ağırlığının %5'i ve beraberinde Na++ ve K+ kaybedilir -&amp;gt; Kalp hızı, atım hacmi, kardiyak output artar -&amp;gt; Sıvı­nın buharlaşma yoluyla kaybedilmemesi için böbrekler su ve tuz tutulumunu arttmr, glukoz depolan artar -&amp;gt;4 vücudun normal iç ısı­sı korunur. Fakat sağlıklı olmayan bireyde vücut sıcağı kompanse edemediği zaman, aşırı sıvı kaybı sonucu hipovolomik şok ve ileti problemleri ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcak Ödemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcakla karşı karşıya kaldıktan sonra ellerde, ayaklarda, ayak bileklerinde gode bırakan ödem olur. Bu durumun altında kardiyak ve renal nedenler yoktur. İklime uyum sağlayamayan yaşlı ve çocuklarda daha sıklıkla görülür. Birkaç gün belirti ver­meyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi ve Bakım: Odemli bölge yükseltilir, sıcak ortamdan uzaklaştırılır, sıvı alımı arttırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcak Krampları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorgun ve çok çalıştırılmış adalelerde ağrılı kramplar olur. Eg­zersiz yaparken veya sonrasında laktik aside bağlı olarak gelişir. Sıcak yerde egzersiz yapma, ortama uyum sağlayamama duru­munda sıvı ve elektrolit kaybı yerine konmazsa sıcak krampları oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirti ve Bulgular: Atletlerde, çok egzersiz yapan kişilerde elektrolit eksikliğinden dolayı bacaklarda, omuzlarda ağrılı kramp­lar, halsizlik, taşikardi, soluk ve nemli cilt, bulantı, aşırı idrar yap­ma görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi ve Bakım: Kaybedilen sıvı ve elektrolitler yerine konur, ortamdan uzaklaştırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcak Senkobu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İklime uyum sağlayamayan bazı kişilerde sıcakla karşı karşıya kaldıkları ilk anda senkop gelişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirti ve Bulgular: Vazomotor ileti bozuklukları, fazla sıvı kaybına bağlı hipotansiyon, venöz göllenme, ciddi dehidratasyon olur. Diüretik gibi bazı ilaçları kullanıyorsa sıvı kaybı daha fazla gö­rülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi ve Bakım : Sırtüstü yatırılır. Eksik olan sıvı ve elektro­litler yerine konur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcak Bitkinliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ter, diyare veya diüretik kullanımın nedeniyle uzun süreli sıvı kaybına bağlı olarak gelişir. Çok genç veya yaşlılarda daha sık gö­rülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirti ve Bulgular: Baş ağrısı, bulantı, kusma, kırıklık, sürek­li susama hissi, kas krampları, anksiyete, taşikardi, ortostatik hipo­tansiyon, dehidratasyon, ateş (37-40°C) hassasiyet, bilinç bulanık­lığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi ve Bakım: Kişi sıcak ortamdan uzaklaştırılır. Yeterli sı­vı ve elektrolit verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcak Çarpması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kompansasyon mekanizmasının yetersizliğinde uzun süreli nem ve rüzgarla karşı karşıya kalma, sıcak çarpmasının ortaya çık­masını sağlar. Yaşlılarda, alkolizm, kardiyovasküler hastalıklar, de­ri üzerinde büyük nekroz alanları, menstruasyon zamanı, LSD, di­üretik, antikolinerjik, beta bloker, amfetaminler gibi bazı ilaçlar sı­cak çarpmasına zemin hazırlar. Sıcakla karşı karşıya kalma süresi, aktivite derecesi, yaş, bilinç bulanıklığı sorgulanır. Kullandığı ilaç­lar, hastalıkları, alkolizm, ilaç bağımlılığı, vertigo araştırılır. Vücut kor ateşi, taşikardi, hipotansiyon, kapiller dolum bilinç düzeyi, ter­leme, cilt rengi, turgoru, titreme, nöbetler değerlendirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirti ve Bulgular: 40° C nin üzerinde vücut ısısı, taşikar­di, taşipne, hipotansiyon ve nörolojik belirtiler, terleme olur ve­ya cilt kurudur, anksiyete, konfüzyon, hırçınlık, kas koordinas­yon kaybı, halüsinasyonlar, daha ileri dönemde nöbetler ve psi­koz gelişir. Deserebre pozisyon, intrakraniyal kanama, beyin ödemi oluşabilir. Pupillalar fıks dilate, yetersiz kan dolaşımına bağlı böbrek yetmezliği, myoglobuluniri ortaya çıkar. Prognoz kötüdür ve ölüm oranı yüksektir. Elektrolit yetersizliği ileti prob­lemlerine yol açıp ölüme neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi ve Bakım: Açık hava yolu sağlanır, solunum ve do­laşım sürdürülür. Gerekirse entübe edilir. %100 konsantrasyon­da Oksijen verilir. Pulse oksimetre ile kan gazları kontrol edilir. Hasta serin bir yere alınır ve giysileri çıkartılır. Sıvı volümünün dengelenmesini sağlamak için oral yolla alamıyorsa hafif vaka­larda; IV Dekstroz ve Laktatlı Ringer verilebilir. Ciddi vakalarda; Serum fizyolojik 300 cc bolüs verilir. Kardiyak problemler yoksa: 4 litre sıvı 6-8 saat içinde verilir. İdrar miktarı ölçülür. Hipovolo-misi olan çocuklarda 20 cc/kg/st verilir. İdrar miktarı izlenir (ye­tişkinlerde 0.5 cc/kg/st, çocuklarda 0.7 cc/kg/st'in altına düşme­si tehlikelidir). Ödemli ekstremite elevasyona alınır. Vücut iç ısı­sı izlenir. Isısı 41oC(106°F)'den yüksek olan hastalarda ani, hız­lı soğutma risklidir. İç ısıyı 38.3°C (101°F) altına indirme 45-60 dakika içinde yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derinin ıslak olarak soğutulması, kuru soğutmadan 25 kez daha etkilidir. Soğutmada; sürekli hava üfleyen ventilatör, ısla­tılmış çarşaflar kullanılır. Buharı toksik olacağından alkol ban­yosu, sıcağa bağlı acil durumlarda etkisi olmadığından, koagülo-patilere ve karaciğer harabiyetine neden olabileceğinden aseto-minofen veya aspirin kullanılmamalıdır. Titremeyi engellemek için diazepam kullanılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-5583333261178512900?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/5583333261178512900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/sicak-bitkinligi-sicak-carpmasi-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5583333261178512900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5583333261178512900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/sicak-bitkinligi-sicak-carpmasi-ve.html' title='Sicak Bitkinligi Sicak Carpmasi ve Odemi Nedir ?'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-7212786441054099441</id><published>2009-12-22T21:08:00.000+02:00</published><updated>2009-12-22T21:08:37.618+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HiportermiSoğuğa Bağlı Lokal Yaralanmalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hiportermi Tedavi ve Bakım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soğuğa Bağlı Acil Durumlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hiportermi Nedir'/><title type='text'>Hiportermi Nedir ?</title><content type='html'>Soğuğa Bağlı Acil Durumlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevre ısısı genellikle 0°C'ye kadar düştüğünde, vücut ısısı belir­li bir düzeyde tutulabilmektedir. Daha düşük derecelerde ise beyin­deki ısı düzenleme merkezi görevini tam yapamaz, ısı kaybını ön­lemek, damarlardaki büzülme ve ısınmayı sağlamak için kas geril­me gücü azalır. Tiroid, böbreküstü ve pankreasın iç salgı bezlerinin çalışması bozulur. &lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Karaciğer, eklemler, bronş ve akciğer hava kese­cikleri etkilenir. Kolayca ruhsal çöküntü ve panik olur. Vücut dış ısı­sı donma noktası (0°C) altına düşmeden de soğuk, nemli, rüzgarlı ve karanlık ortamlarda vücut ısısı 35°C ye bile düşse (hipotermi) vücut besinleri yakarak, kas ve damarları çalıştırarak yeterince ısı yapamadığı ve bunu beyin gibi yaşamsal organlara yeterince dağı-tamayacağı için vücudun uç kısımlarında donma (burun, kulak, kol ve bacak gibi) veya vücutta genel olarak donma gelişir. Vücudun bir kısmında gelişen olaylar nekroza kadar gider, vücudun tümün­de olanlar ise ölümle sonlanabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuğa Bağlı Lokal Yaralanmalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Chilblains (Soğuk ve Nemden El ve Ayaklarda Meydana Gelen Kızarıklık ve Şişlik)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk ve nemli iklimlerde görülen donmanın hafif bir şeklidir. Kulaklar el ve ayak parmaklarında lokalize kaşıntı, ağrı, kızarıklık ve tekrarlayan ödem görülür. Ellerin koltuk altlarına sokulması, burnun avuç içlerine alınması yarar sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Immersion Foot (Soğuk Suda Kalmış Ayak/Asker Ayağı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su geçirmeyen bot giyilen ayaklarda, ayağın yeterince havala-namamasına bağlı olarak oluşan derinin buruşması, nem ve soğuk­luk halinin bir de soğuk hava ile teması sonucu kangrene kadar va­rabilen durumdur. Daha çok asker ve avcılarda görülür. Başlangıç­ta soluk, soğuk ve nemli olan cilt nekroza kadar gidebilir. Tedavi­de: Donan kişi ılık bir ortama alınır. Donan bölgedeki veziküller pat­latılmaz. Ilık havayla giderek ısıtılır, bacaklar 37-38°C ılık suya dal­dırılır veya ılık suya bandırılmış bezlerle sarılır. Ilık çay şekerli su içirilir. Donan yer ovuşturulmaz, masaj yapılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiportermi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücut ısısının 35°C nin altına inmesidir. Vücut yeteri kadar ısı üretemez. Genel sağlık durumunda bozulma, beslenme, ilaçlar, al­kol gibi nedenlerle vücudun ısıya yanıtı etkilenir. Hipotermiye baş­langıçta sempatik yanıt; titreme, vazokonstrüksiyon, taşikardi, me­tabolizmada hızlanma, kan şekerinin yükselmesi şeklinde olur. Başlangıçta artmış olan solunum hızı azalır, C02 birikimine bağlı hipoksi gelişir. Kardiyovasküler sistemde başlangıçta taşikardi, son­ra bradikardi olur. Kardiyak output düşer, kalp adalesinin hassasi­yetine bağlı disritmiler görülür. Soğuk diürezinden dolayı böbreklerde ve organlara giden kan azalır. Başlangıçta yükselen kan şekeri kullanılır ve hipoglisemi ortaya çıkar. Hipotermiyle karşı karşıya kalman yer ve süresi (6 saatten az ise akut, 6 saatten faz­la ise kronik hipotermi), başlangıçta ne olduğu ve kişinin neler his­settiği, özgeçmişi, travma öyküsü sorgulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a) Hafif hipotermi: 32-35°C (93-95°F) ; Önceleri taşikardi olur. Rektal olarak ısı kontrolü yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b) Orta dereceli hipotermi: 30-32°C 86-89°F) ; Yaşam bul­guları kontrol edilir, bradikardi olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c) Ciddi hipotermi: 30CC (86°F)' den daha düşük; atriyal ve ventriküler aritmiler olur. 30°C nin altında ventriküler fıbrilasyon, 15°C nin altında asistoli görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirti ve Bulgular: 35°C nin altında her 1°C ısı düşmesiyle %6 oranında beyin perfüzyonu bozulur. Başlangıçta; apati konfüz-yon, koordinasyon bozukluğu, orta hipotermide; oryantasyon bo­zukluğu, konuşma güçlüğü, ciddi hipotermide; bilinç kaybı ve ko­ma görülür. Nöromusküler sistemde; başlangıçta hiperaktif titreme­ler oluşur. 30°C nin altında ciddi hipotermilerde titreme kaybolur. Eğer hasta 30°C nin altında gelmişse 32°C ye kadar ısıtılır ve KPR öyle yapılır. Refleksler; 32 "C ye kadar alınır. 26°C nin altında tamamen kaybolur. Pupillalar; ışık refleksi 23°C ye kadar alınır. 20°C de pupillalar fiks dilate olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiportermi Tedavi ve Bakım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastanın giysileri çıkartılır. Hasta boyun ve başıyla beraber ısı kaçırmayan 40°C bir battaniyeyle sarılır. Ilık bir odada tutulur. 40°C de ılık banyo yapılır. Saat başı 0.5-2°C ısıtılır, yaşlılarda daha yavaş ısıtma yapılır. Damar yönünden zengin alan­lara ısıtıcılar (40-45°C lambalar) yerleştirilir. Ancak hipotermide ve-nöz göllenme sık olarak ortaya çıkacağından dikkatli olunur. İnter-nal ısıtma kullanılır; 40-45T ısıtılmış nemlendirilmiş %100 kon­santrasyonda 02, IV olarak ılık sıvılar (dekstroz ve izotonik verilir) ve lavaj kullanılır. Aritmilere yol açmamak için entübasyondan ka­çınılır. Hafif hipotermide ılık glikoz oral yolla verilebilir. Orta ve cid­di hipotermide hareket ve uyarıcılardan kaçınılmalıdır. Defibrilas-yon gibi elektriksel uygulamalar 28°C nin altında etkili olmayacak­ları için resüsitasyona başlamadan 32 °C ye kadar ısıtılmalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-7212786441054099441?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/7212786441054099441/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/hiportermi-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7212786441054099441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7212786441054099441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/hiportermi-nedir.html' title='Hiportermi Nedir ?'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-1164151540126472653</id><published>2009-12-21T14:12:00.000+02:00</published><updated>2009-12-21T14:12:15.783+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sedef hastaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitkisel sedef hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sedef'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sedef Hastalarına Müjde'/><title type='text'>Sedef Hastalarına Müjde</title><content type='html'>Bayrampaşa Şifalı Bitkiler Merkezi Sahibi Yunus Ersin, yaptıkları farklı çalışmalarla ve bitkisel ilaç takviyesiyle sedef hastalığına garantili çözüm bulduklarını belirtti...&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Sedef hastalarına müjde &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedim Odabaş'ın haberi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayrampaşa Şifalı Bitkiler Merkezi Sahibi Yunus Ersin, yaptıkları farklı çalışmalarla ve bitkisel ilaç takviyesiyle sedef hastalığına garantili çözüm bulduklarını, bundan böyle kendilerine müracaat eden sedef hastalarının kısa sürede dertlerine derman olabileceklerini ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah dert verip derman aratmasın. Bazı hastalıklar vardır ki, doktor doktor dolaşırsınız, fakat bir türlü derdinize derman bulamazsınız. İşte, sedef hastalığı da bu hastalıklardan biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayrampaşa Şifalı Bitkiler Merkezi Sahibi Yunus Ersin, yaptıkları farklı çalışmalarla ve bitkisel ilaç takviyesiyle sedef hastalığına garantili çözüm bulduklarını, bundan böyle kendilerine müracaat eden sedef hastalarına kısa sürede dertlerine derman olabileceklerini ifade etti. Sedef hastalarına müjde niteliğindeki bu çalışmalarda alanında uzman bir yurt dışı ekibiyle birlikte çalıştıklarını ve çok önemli bir formülasyona ulaştıklarını belirten Yunus Ersin, “Bu formül yurt dışında bile yok. Türkiye’de yaptığımız çalışmalarla bu formülasyonun etkilerini test ettik ve Sedef hastalığının tedavisinde yüzde 100 garanti verir bir konuma ulaştık. Şifalı bitkilerin modern tıbba desteğinin en üst düzeyde seyrettiği bu formülasyonun içinde insan sağlığını tehdit eder nitelikte hiçbir madde yoktur” dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullandıkları malzemelerin herkesin bildiği malzemeler olduğunu, fakat işin sırrının önemli olduğunu belirten Yunus Ersin, “Vazelin, ardıç katranı, kına, portakal yağı, kına, çörek otu yağı kullanıyoruz. Bununla beraber bu formülasyonu zenginleştirdiğimiz çamurumuz var” diye konuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedef hastalığı (Psoriasis) nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psoriasis Yunanca kaşınmak anlamına gelir. Psoriasis kalıcı bir hastalıktır. Sedef hastalığında kırmızı ve üzerinde sedefimsi beyaz pullar bulunan yaralar, özellikle kafa derisi, diz ve dirseklerde ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı vakalar o kadar hafiftirler ki bu kişiler sedefleri olduğunu bile bilmezler. Bunun tam tersi bir şekilde psoriasis vücutta geniş alanları tutabilir. Psoriasis ailesel özellik gösterebilmesine rağmen, kişiden kişiye bulaşma özelliğine sahip değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın nedeni bilinmemektedir. Bununla beraber son zamanlarda yapılan araştırmalar beyaz kan hücrelerindeki anormal fonksiyonun derideki enflamasyonu uyardığı saptanmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık bir çok şekilde görülebilir. Hastalığın şiddeti, süresi, vücutta dağılımı ve şekli kişiden kişiye değişiklik gösterir. Sıklıkla açık kırmızı renkli lekeler şeklinde başlar. Zaman içinde genişleyerek üzerinde pullar gelişir. Yüzeydeki pullar kolaylıkla kaldırılabilirken, altta yerleşenler deriye daha yapışıktırlar. Bu kabuklar kaldırıldığında deri kanamaya hassasiyet gösterir. Bu kırmızı alanlar genişleyerek oldukça büyük alanları kaplayabilirler. Diz, dirsek, kasıklar ve cinsel bölge, kollar, bacaklar, avuç içi ve ayak tabanı, saçlı deri sedefin sık görüldüğü alanlardır. Daha çok hep aynı alanlarda görülme eğilimindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-1164151540126472653?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/1164151540126472653/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/sedef-hastalarna-mujde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/1164151540126472653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/1164151540126472653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/sedef-hastalarna-mujde.html' title='Sedef Hastalarına Müjde'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-643649488296669448</id><published>2009-12-21T14:10:00.000+02:00</published><updated>2009-12-21T14:10:58.390+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lipton poşet bitki çay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online bitki çayı satın al'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='poşet çay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Poşet Bitki Çayları Ne Kadar Sağlıklı'/><title type='text'>Poşet Bitki Çayları Ne Kadar Sağlıklı  ?</title><content type='html'>Pamukkale Üniversitesi, Botanik Anabilim Dalı Başkanı Ali Çelik bir bitki avcısı... Bazen bir bitkiyi bulmak için günlerce dağları dolaşıyor. Çevik'in bitkiler üzerine yaptığı uyarıları dikkate almakta büyük fayda var...&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;H. Salih Zengin'in haberi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç şüphesiz bizim farkına bile varmadan üzerine basıp geçtiğimiz bir bitkiyi o sanki bir define bulmuşçasına eline alıp laboratuvarına götürüyor. Bizim ot dediğimiz şey onun lügatinde "bitki topluluğu." Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Anabilim Dalı Başkanı Ali Çelik'ten bahsediyoruz. 1994'ten beri aynı üniversitede tıbbi bitkiler üzerine çalışmalar yapan Çelik, bitki sosyolojisi ve ekolojisi üzerine ulusal ve uluslararası birçok makalesi bulunan, bu alanda sempozyumlarda tebliğler sunan bir akademisyen. Değişik bitkilerin kimyasal özellikleri ve biyolojik aktiviteleri üzerine çalışan bitki avcısı bilim adamı, değişik kuruluşlar tarafından desteklenen birçok projeyi yürütüyor. Türkiye'deki bitkilerin tedavi edici özelliği üzerine mevcut doğru bilgileri toplayarak kayıt altına alan Çelik, bunların sağlık alanında yapılacak buluşların temelini oluşturabileceği inancında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakkari, Artvin, Kars, Erzurum, Ağrı bölgesi dışındaki bütün dağları dolaşan ve binden fazla bitkiyi bir bakışta tanıyacak kadar konunun uzmanı olan Çelik, bizim ot diye baktığımız şeyi canlı olarak görüyor. Doğada her bir bitkinin bir görevi olduğunu belirten Çelik'e göre modern tıp ile alternatif tıbbın artık işbirliği yapma zamanı gelmiş. Tıp fakültelerinin bununla ilgili araştırma birimlerinin kullanılması ve tıp doktorlarıyla bu bilgilerin paylaşılıp deneylerle desteklenmesi gerektiğine inanan Çelik, son zamanlarda televizyonda bitkiler üzerine konuşan kişilerin işi bilmelerinden ziyade pazarlamasını iyi yaptıklarını söylüyor. "Halk dertli olduğu için bunlara sarılıyor. Bu kişilerin duyguları suistimal edilmemeli. Mesela lahanayı yıllardır tüketiyoruz ama birisi deyince herkes haftada bir tüketiyorsa bu kez çuvalıyla tüketmeye başlıyor. İlaçlar gibi bitkilerin de toksin etkisi vardır. Glikoliz içeren bitkiler var. Defnenin yaprağı faydalı, meyvesi zehirlidir. Kekik faydalı diyoruz ve gece gündüz içmeye çalışıyoruz. Fazla içildiğinde kimyasal maddeleri vücuda zararlı etki yapar. Günde bir bardak içilmesi gerekir." diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aktarlar sertifikalı olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimizin sıkça uğradığı aktar dükkanlarının denetlenmediğine dikkat çeken Çelik, aktarlar için bir eğitim programı ve sertifika zorunluluğunun şart olduğunu dillendirerek şunları söylüyor: "Meslek yüksekokulları bünyesinde bununla ilgili programlar açılıp sertifika verilmeli. Aktarları geziyorum. Birçok bitkinin bilimsel adı yanlış; yalan yanlış bilgiler mevcut çoğunda. Tipik bitkilerde bile hata var. Çuha çiçeği yağı MS hastalığında kullanılan bir madde. Kuzey Avrupa orijinli bir bitki, bizde de var ama bu etkili maddeyi içermiyor. İkisi farklı şeyler. Hiçbir etkisi olmaz yani bu alanda tedavi almak isteyenler için. Saf zeytinyağını renklendirici ile çoğaltıp koysam şuna iyi geliyor desem bunun denetimi yok. Bunun içerisinde gerçekten o bitki var mı yok mu bunun bir standardı yok." Ve sıkı durun, ciddi bir uyarı: "Piyasada satılan bitkisel ürünlerin yarısı yanlış ve etkili değil." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bitki her şeye iyi gelemez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1,5 senedir gastrit hastalığı için çalıştığımız bir ürün var. Yakın zamanda ilaç haline getirebiliriz. Birçok aktarda yıllardır bekleyen bitkiler var, oysa etkisi 1 yıldır. Onu alıp tüketseniz de etkisi olmaz ki? Toplumun genel problemi şeker, tansiyon, böbrek rahatsızlığı, kolesterol, kanser, prostat, kalp ve romatizma ise diyelim 'altınotu bunun hepsine iyi geliyor' diyor. Isırganı da öyle satıyorlar. Bunlar yanlış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kereviz ve enginarı mutlaka tüketin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günde en az bitkisel kaynaklı bir karışım içiyorum. Aromatik bitkileri karıştırıp içiyorum. Meyve kabuklarından çay yaparım, gelen arkadaşlara ikram ederim. Sabah mutlaka bal, ceviz ve peynir yerim. Akşamları mutlaka sebze yemeği yerim. Isırgan yemeklerini, ebegümecini ve iğnelik otunu sürekli kullanırım. Kereviz ve enginarın mutlaka tüketilmesi lazım. Karaciğerdeki enzim arızasını enginar giderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Poşet doğal çaylar ne derece doğal?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firmalar o kadar bitkiyi nereden buluyor, nasıl toplatıyor, nasıl kurutuyor? Gerçekten o, o bitki mi? Bunların da araştırılması lazım. Toz halinde olduğu için fiziksel olarak ayırmak zor. Almanya, Hollanda, İsviçre, Amerika bu konuda çok iyi ve denetim sağlam. Biz topladığımız doğal bitkilerin ticaretinde de zayıfız. Türkiye'de 12 bin tür bitki var ama biz yeterince faydalanamıyoruz maalesef.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çöven bitkisine yatırım yapılmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırma ve deneylerimiz sonucunda piyasada satılan antibiyotiklerden daha etken olan bir bitki bulduk. Bunu patentini aldıktan sonra açıklayacağız. Ayrıca çöven bitkisi projesi üzerine çalışıyoruz. Tekstil sanayiinde, helva ve dondurma yapımında, ilaç ve kozmetik sanayiinde, yangın söndürme tüpünde ve altının parlatılmasında kullanılıyor. Çiftçilere önerilerimiz olacak, çünkü ekonomik bir ürün ve getirisi çok yüksek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeme-içme ile kimse zayıflamaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeme içme ile insan zayıflamaz. Zayıflamanın en güzel yönü düzenli yemek ve spor yapmaktır. Şu ilacı kullandım zayıfladım, sonra vücudum bozuldu diyen birçok kişi var. Sıfır beden olacağım diye insanın morfolojisi değişiyor. Sirke, yoğurt, peynir tüketilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;ZAMAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-643649488296669448?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/643649488296669448/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/poset-bitki-caylar-ne-kadar-saglkl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/643649488296669448'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/643649488296669448'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/poset-bitki-caylar-ne-kadar-saglkl.html' title='Poşet Bitki Çayları Ne Kadar Sağlıklı  ?'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-6716627192613046937</id><published>2009-12-21T13:58:00.002+02:00</published><updated>2009-12-21T13:58:43.539+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zararlı maddeler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sigaranın İçindeki Zararlı Maddeler nelerdir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sigarayı içeyin arkadaşlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sigaranın İçindeki Zararlı Maddeler'/><title type='text'>Sigaranın İçindeki Zararlı Maddeler</title><content type='html'>Herkes sigara içmenin zararlarını bilir, ama yine de içmeye devam eder. Sigara içindeki kimyasalların vücudunu etkileri de önemli boyutta. İçinde 4 binden fazla kimyasal olan sigaranın en tehlikeli on maddesi ise şöyle:&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Herkes sigara içmenin zararlarını bilir, ama yine de içmeye devam eder. Dünya Sağlık Örgütü, 1970'lerde sigara içilmesine karşı tutum aldı ve sigara içme oranı zaman içinde düştü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara üreticileri, 1998 yılında sigaraların içinde bulunan maddeleri yazmaya mecbur bırakıldılar. Sigaranın içinde 4 binden fazla kimyasal bulunduğunu biliyoruz. İşte sigarada bulunan en tehlikeli 10 kimyasal madde: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amonyak: Nikotinin emilim oranını artırmak için kullanılıyor. Amonyak sıvı gübrenin de temel maddesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arsenik: Tütün bitkisinde tarım ilacı olarak kullanılan arsenik, fareleri öldürmek için de kullanılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadmiyum: Filtrede bulunan ve tütünün asitli topraktan topladığı metalik bileşen, cep telefonlarının pilinin şarj edilmesinde kullanılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Formaldehid: Sigara dumanının ikincil ürünü ve renksiz bir gaz olan formaldehid, ölü vücutları mumyalamakta kullanılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aseton: Ojeleri de çıkarmada ve tuvalet temizliğinde kullanılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütan: Sigara yakmaya yardımcı. Çakmak gazı olarak kullanılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Propylene Glycol: Bırakmayı önlemek için sigaralara ekleniyor. Nikotinin beyne ulaştırılmasını hızlandırıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terebentin: Özellikle mentollü sigaralarda kullanılan bu yağ, boyayı inceltmede ve tahtanın verniğini soymada kullanılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzen: Yanan sigaradan çıkan yan ürün olan benzeni tarım ilaçlarında ve benzinde bulabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurşun ve nikel: Bu metaller de sigarada bulunuyor. Peki vücudunuz bu şeyleri nasıl sindiriyor? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında, sindiremiyor. Vücut, dumanın her parçasını tam olarak ememiyor. Sigaradaki zararlı kimyasallar vücudunuzun her hücresini hırpalıyor. Duman kanı, cildi, akciğerleri, kalbi, tat ve koku alma duyularını ve dumanla temas eden her yeri etkiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigarayı bırakır bırakmaz, vücudunuz forma girmeye başlar. Kirpiksi ince tüyler uyanır ve tekrar süpürme işlemine başlar, tat alma tomurcuklarınız, üzerindeki katranla savaşır. Oksijen yeniden kalbinize ve vücudunuzun diğer bölümlerine tam gaz pompalanır. Günler, aylar, yıllar içinde kendinizi asla sigara içmemiş gibi hissedersiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara vücudumuza ne yapıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günde bir paket sigara içenler, her yıl akciğerlerine bir fincan dolusu katranı biriktiriyor. Az katranlı sigara ise efsaneden ibaret. Sigara üreticileri, mideye indirdiğiniz katran miktarını azaltmak için sigaranın filtresine küçücük delikler açtı. Maalesef, sigarayı tuttuğunuzda parmaklarınız bu deliklerin çoğunu kapatıyor ve düşük katranlı sigara içenler dumanı daha fazla derinlere çekiyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dumanda bulunan kimyasallar, hemen kan dolaşımı sisteminizin içine emiliyor. Buradan, kalbinize ve vücudunuzun herhangi bir yerine doğru gidiyorlar. Kalbiniz, sigarayı yakar yakmaz daha hızlı çarpmaya başlıyor. Bu da günde 36 bin fazladan kalp atışı anlamına geliyor. Sigara dumanı düzensiz kalp atışına ya da aritmiye neden olabiliyor. Kanınızdaki oksijen seviyesi azalıyor, çünkü sigara içtiğinizde üretilen karbonmonoksit, vücudu bunun oksijen olduğuna inandırıyor. Vücut hücrelerinizin halen oksijene ihtiyacı olduğu için kalbiniz bu oksijeni sağlarken fazla mesai yapıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzenli olarak sigara içmeye devam ederseniz, tat ve koku alma duyunuz da zayıflıyor. Çünkü katran dilinizi ve burun geçitlerinizi kaplıyor. Bu nedenle birçok sigara tiryakisi, yemeklerin tadının ve kokularının fark edilir oranda değiştiğini söylüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara içenlerin çoğu, hasarın akciğer, kalp, kan damarları ile tat ve koku alma duyusunda oluştuğunu düşünüyor. Birçok kişi, sigaranın ciltlerine verdiği zararı önemsemiyor. Ciltteki kan damarları sigarayı yaktığınızda daralıyor ve cildin sahip olduğu oksijen miktarı da sınırlanıyor. Bu da cildinizin kırışması anlamına geliyor. Sigaraya yeni başlayanlarda, gözlerin çevresinde ve ağız kenarlarında derin, koyu çizgiler oluşuyor. Cildin rengi grileşiyor ve yüz hatları süzülüyor. Sigara, ayrıca daha erken yaşlanmanıza neden oluyor.&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Zaman&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-6716627192613046937?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/6716627192613046937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/sigarann-icindeki-zararl-maddeler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/6716627192613046937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/6716627192613046937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/sigarann-icindeki-zararl-maddeler.html' title='Sigaranın İçindeki Zararlı Maddeler'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-6548108534767147373</id><published>2009-12-21T13:57:00.000+02:00</published><updated>2009-12-21T13:57:33.010+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuklarda Kahvaltının Önemi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuklarda Kahvaltının Önemi nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kahvaltının önemi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağresif çocuklar'/><title type='text'>Çocuklarda Kahvaltının Önemi</title><content type='html'>Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Küçükali, düzenli beslenmeyen ve kahvaltı alışkanlığı olmayan öğrencilerin diğerlerine göre agresif ve daha başarısız olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Atatürk Üniversitesi (AÜ) Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Küçükali, düzenli beslenmeyen ve kahvaltı alışkanlığı olmayan öğrencilerin diğerlerine göre agresif ve daha başarısız olduğunu söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yrd. Doç. Dr. Küçükali, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''Kahvaltının Eğitim Üzerindeki Etkisi'' konulu çalışma yaptığını belirterek, kahvaltı alışkanlığının çocukların eğitimdeki başarısını önemli ölçüde etkilediğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenme alışkanlığının çocuğun bedensel, duygusal ve sosyal gelişimi doğrudan etkilediğini kaydeden Küçükali, ''Araştırmada, özellikle kahvaltı alışkanlığı olmayan öğrencilerin agresif, daha başarısız ve dikkat eksikliği olduğunu gördük'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlköğretim öğrencilerinin çoğunda kahvaltı etme alışkanlığı olmadığını ifade eden Küçükali, şöyle konuştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Öğrenciler yeterince kahvaltı yapamıyor, özellikle çalışan ailelerin çocukları daha fazla sıkıntı çekiyor. Çünkü bu aileler çalıştıkları için sabahları kahvaltı hazırlamak yerine çocuklarına harçlık veriyor. Çocuklar da okulda besin değeri düşük fast-food türü besinler tüketiyor. Bu da çağın hastalığı olan obezitenin altyapısını oluşturuyor.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD'de ilköğretim okullarının kantinlerinde fast-food ürünlerin satılmasının yasaklandığını belirten Küçükali, ''Bizde bunun tam tersi. Kahvaltı sorunu olan çocukların besin değeri çok düşük olan tost, simit, hamburger ile beslendiğini gördük'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üst sınıflara çıkıldıkça kahvaltı sorununun arttığını ifade eden Küçükali, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''1. kademe eğitimde, 1'den 5'inci sınıfa kadar olan grup üzerinde araştırma yaptık. Alt sınıflarda kahvaltının daha sıklıkla, üst sınıflarda ise daha az yapıldığını gördük. İlköğretim 1. sınıfta okuyan öğrencilerin yüzde 93.75'i kahvaltı yapıyor, 5. sınıfta okuyanların ise yüzde 67.58'i kahvaltı yapıyor. Ortaöğretim, lise ve üniversite düzeyine çıktıkça bu oran korkunç derecede düşüyor. Düzenli beslenmeyen, kahvaltı alışkanlığı olmayan çocukların diğer çocuklara göre daha agresif, dikkat eksikliği yaşayan ve eğitimde başarısız olduğunu tespit ettik.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖNLEM ALMALI''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul kantinlerinde satılan fast-food türü yiyeceklerin beslenme literatürüne girmesiyle beslenme bozuklarının görülmeye başlandığını kaydeden Küçükali, şu önerilerde bulundu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Fast-food ürünlerin kalorisi diğer ürünlere göre 3-5 kat daha fazla. Bu da obeziteye neden oluyor. Milli Eğitim Bakanlığı bunu ayrıntılı olarak ele almalıdır. Özellikle sosyo-ekonomik nedenlerden dolayı sofrasını yeterince donatamayan ailelere destek çıkmalıdır. Ayrıca okullarda çocukların sağlıklı beslenmesi için kahvaltı verilmelidir.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-6548108534767147373?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/6548108534767147373/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/cocuklarda-kahvaltnn-onemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/6548108534767147373'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/6548108534767147373'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/cocuklarda-kahvaltnn-onemi.html' title='Çocuklarda Kahvaltının Önemi'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-5086570898314516677</id><published>2009-12-21T13:55:00.002+02:00</published><updated>2009-12-21T13:55:36.434+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Göz Tansiyonu Körlüğe Neden Olabilir mi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşırı derece kör tansiyonu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Göz Tansiyonu Körlüğe Neden Olabilir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göz tansiyonu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='körlük'/><title type='text'>Göz Tansiyonu Körlüğe Neden Olabilir</title><content type='html'>Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom 40 yaşın üzerindeki kişileri etkiliyor, erken teşhis edildiğinde tedavi edilecek hastalık, geç kalınması durumunda körlüğe neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Türk Oftalmoloji Derneği Derneği Glokom Birimi Yönetim Kurulu Üyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Üzeyir Günenç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, göz içi sıvısını dışarı boşaltım kanallarında yapısal tıkanıklık oluşması nedeniyle sıvının yeterli boşalamaması ve buna bağlı göz içi basıncının artması sonucu oluşan hastalığın glokom olduğunu söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk arasında bu hastalığa göz tansiyonu denildiğini bildiren Prof. Dr. Günenç, yükselen göz içi basıncının göz sinirini öldürdüğünü ve körlüğe yol açtığını, yaşanan körlüklerin yüzde 13.5'inin nedeninin glokom olduğunu kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlerleyen yaş, ailedeki glokom öyküsü, sigara kullanımı, şeker hastalığı, miyopi, uzun süren kortizon tedavisi ve göz yaralanmalarının glokoma yol açabildiğini belirten Prof. Dr. Günenç, şöyle dedi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Glokom milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir hastalıktır ve tedavi edilmezse körlüğe yol açar. Sıklıkta 40 yaş üzeri oluşur, yıllar içinde sinsice ilerler. Bu hastalıkta erken tanı önemlidir. Çünkü erken tanıda tedavi şansı varken, glokoma bağlı görme kaybı oluştuğunda geri dönüş yoktur. Dünyada körlüğe neden olan sarı nokta ve şeker hastalığıyla beraber en önemli 3 hastalıktan biridir. Ülkemizde 700 bin glokom hastasının 70 bini kör olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Gelişmiş ülkelerde bile glokomlu bireylerin yüzde 50'si gözden kaçmaktadır. 40 yaş üzerindeki kişilerin yüzde biriyle 4'ü arasındaki oranlarda görülen bu sinsi bu hastalık, ancak rutin göz muayenesinde saptanabilir. Bu nedenle en az yılda 1 göz muayenesi yaptırılması çok önemlidir.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailesinde glokom olanların 5 kat daha fazla risk altında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Günenç, Türk Oftalmoloji Derneği'nin ''Glokoma göz yummayın'' adı altında bir kampanya başlattığını ve 40 yaşın üzerindeki 6 bin kişinin göz taramasının yapılmasının planlandığını söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Günenç, bu taramanın Türkiye'nin glokom profilinin çıkarılmasında yararlı olacağını kaydetti. Kampanya çerçevesinde, özel aletlerle donatılmış glokom tırının göz taraması yapacağını bildiren Prof. Dr. Günenç, İstanbul, Kayseri, Trabzon, Bursa, İzmir gibi çok sayıda kenti gezecek olan tırın, 23 Aralık akşamına kadar İzmir'de kalacağını belirtti.&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-5086570898314516677?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/5086570898314516677/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/goz-tansiyonu-korluge-neden-olabilir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5086570898314516677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5086570898314516677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/goz-tansiyonu-korluge-neden-olabilir.html' title='Göz Tansiyonu Körlüğe Neden Olabilir'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-8513564984638293067</id><published>2009-12-21T13:52:00.000+02:00</published><updated>2009-12-21T13:52:45.502+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='protez'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='implantsız protez'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çağdışı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alt çenede implantsız protez artık çağdışı oluyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alt çene'/><title type='text'>Alt çenede implantsız protez artık çağdışı oluyor</title><content type='html'>İstanbul Üniversitesi Diş hekimliği Fakültesi Periodontoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aslan Gökbuget, konuşma ve çiğnemede sorun olan alt çenede implantsız protezin çağdışı olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;İstanbul Üniversitesi Diş hekimliği Fakültesi Periodontoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aslan Gökbuget, konuşma, çiğneme ve estetik açıdan bir çok sorunu da beraberinde getirdiği için artık alt çenede implantsız protezin çağın ihtiyaçlarına uygun bulunmadığını söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1990'ların başından itibaren büyük gelişme olan implant tedavisinin yaygınlaştığını anlatan Meffert İmplant Enstitüsü eğitmeni de olan Gökbuget, başarılı bir implant uygulaması için diş hekiminin iyi bir eğitim alması gerektiğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastaların hekim seçerken bunu mutlaka göz önüne almalarının ve tedavide kullanılacak implantın uluslararası bir sertifikaya sahip olup olmadığını araştırmalarının büyük önem taşıdığına dikkati çeken Gökbuget, ''Araba alırken nasıl yedek parçasına bakılıyorsa, implantta ileride ortaya çıkabilecek sorunların giderilebilmesi için firmanın Türkiye'de ne kadar yerleşik olduğuna ve kurumsallaşıp kuramsallaşmadığına bakılmalıdır. Aksi takdirde ileride yenilenmesi gereken implant parçaları bulunamayabilir'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökbuget, bu konuda Dünya İmplant Birliği'nin referans alınabileceğini anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''TÜRKİYE'DE DİŞ KAYIPLARI ÇOK FAZLA''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada implant tedavisinin çok yaygınlaştığını, ancak Türkiye'de diş çürüğü ve kayıplarının çok fazla olmasına rağmen yeterli uygulama yapılmadığını kaydeden Gökbuget, gelecek 10 yıllık süreçte ülkede de bu alanda büyük gelişme sağlanmasının beklendiğini, bu nedenle implant tedavisi yapacak daha fazla diş hekimine ihtiyaç olacağını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Protez Birliği'nin, artık alt dişlerin tümüyle kaybında, 2 implanta bağlı tüm protezi önerdiğini bildiren Gökbuget, şöyle konuştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Konuşma, çiğneme ve estetik açıdan bir çok sorunu da beraberinde getirdiği için artık alt çenede implantsız tüm protez çağın ihtiyaçlarına uygun bulunmuyor. Çünkü alt çene konuşma, çiğneme ve estetik açıdan çok önemli. İmplanta bağlı protezde yaşam kalitesi çok artıyor. Dünyada dişsizliğin de azalmasından dolayı artık eski tip protez fazla görülmüyor. Bizde ise çok genç yaşta tam dişsizlik çok yaygın.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökbuget, ''başarılı'' bir implantın estetik, fonksiyon ve konuşma açısından en az 5 yıl sorun yaratmaması, implantın çevresinde sert ve yumuşak dokularda kanama ve kemik erimesi gibi problem bulunmaması gerektiğini bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir implatın en az gerçek diş kadar bakıma ihtiyacı olduğunu vurgulayan Gökbuget, bu tedavideki başarı oranının alt çenede yüzde 98, üst çenede ise yüzde 96 olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökbuget, uygulama öncesi gelişmiş görüntüleme yöntemleri kullanılmasının da başarıyı büyük oranda etkilediğini sözlerine ekledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-8513564984638293067?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/8513564984638293067/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/alt-cenede-implantsz-protez-artk-cagds.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/8513564984638293067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/8513564984638293067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/alt-cenede-implantsz-protez-artk-cagds.html' title='Alt çenede implantsız protez artık çağdışı oluyor'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-4009921633606037057</id><published>2009-12-21T13:48:00.000+02:00</published><updated>2009-12-21T13:48:41.078+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ergen'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dikkat dağınıklığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ergenlik belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ergenlikte Dikkatsizlik Artıyor'/><title type='text'>Ergenlikte Dikkatsizlik Artıyor</title><content type='html'>Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, dikkat eksikliği olan ergenlerde, aile ile sık sık sorunlar yaşanabildiğini, okul başarısının düştüğünü söyleyerek, bu çocuklara özgüven verilmesinin önemli olduğunu belirtti.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Psikiyatrik Eğitim Danışma Araştırma ve Tedavi Merkezi (PEDAM) Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan ergenlerde, ders dinleyememeleri, ödev yapma sorunları ve sorumluluk almamaları nedeniyle akademik başarılarında belirgin düşüş gözlendiğini bildirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, DEHB'nun, ''Aşırı hareketlilik, dikkat sorunları, sonunu düşünmeden eyleme geçme ve kendini kontrol edememeyle belirgin olan gelişimsel bir bozukluk'' olduğuna dikkati çekerek, dikkat eksikliği bozukluğunda özellikle dikkat süresi ve kalitesiyle ilgili sorunların ön planda olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiperaktivite belirtilerinin hemen dikkat çektiğini ve erken dönemde ele alındığını, ancak dikkat eksikliğinin akademik alanda sorun olarak kendini gösterdiği için gözden kaçabildiğini ifade eden Öztürk, dikkat eksikliği bozukluğu belirtilerinin, aileler ya da eğitimcilerce ''tembellik, dersleri sevmeme, sorumsuzluk, yanlış tanımlamalar'' nedeniyle anlaşılmasının engellendiğini dile getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öztürk, dikkat eksikliğinin, çocuğun dikkat süresinin yaşına göre az olması ve özellikle ''okuma, yazma, matematik gibi akademik alanlarda dikkatinin kolay ve çabuk dağılması'' anlamına geldiğini de kaydederek, bu tür çocukların ödev yapmayı sevmediklerini, ders çalışırken sürekli yanlarında birini istediklerini, üstlerine aldıkları işi bitirmekte zorlandıklarını veya bir işi bitirmeden başka bir işe geçebildiklerini anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat eksikliği olan çocukların dersleri dinleyemediklerini, sıkılmaları nedeniyle de konuşma, arkadaşlarına laf atma gibi davranışlar sergileyebildiklerini vurgulayan Öztürk, bu çocukların sabırsızlıkları ve çabuk sıkılmaları, sorulan soruları yanlış okumaları nedeniyle sınavlarda başarısız olabildiklerini de kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öztürk, dikkat eksikliği olan çocukların çabuk sıkıldıkları için derslerle ilgilenmediklerine ve unutkanlıklarının var olduğuna da dikkati çekerek, dalgınlık ve hayal kurmanın da bu bozukluğun önemli belirtileri arasında yer aldığını dile getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayal dünyası çok geniş olan bu çocukların yaratıcı becerilerinin oldukça fazla olduğuna da vurgu yapan Öztürk, dikkat eksikliği olan çocukların test sınavlarında klasik sınavlara göre daha başarılı olabildiklerini de söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öztürk, bu çocukların sınav performanslarının düşük olduğu, var olan bilgi ve kapasitelerini sınavlara yansıtamadıkları için öz güven sorunu yaşadıklarını ve ders çalışmaya karşı da isteksiz olduklarının altını çizdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERGENLİK DÖNEMİ VE DİKKAT EKSİKLİĞİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Ergenlik döneminde DEHB'nun hiperaktivite belirtilerinde genellikle azalma gözlenirken, dikkat eksikliği belirtileri daha ön plana çıkar'' diyen Öztürk, ergenlik döneminin etkileri ve DEHB'ye bağlı sorunlar nedeniyle ergenlerin aileleriyle de sık sık sorunlar yaşadıklarını kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öztürk, ''DEHB olan ergenlerde, ders dinleyememeleri, ödev yapma sorunları ve sorumluluk almamaları nedeniyle akademik başarılarında belirgin düşüş gözleniyor'' diyerek, dikkat eksikliği bozukluğu olan ergenlerde sabah uyanmakta güçlük, ders dinlerken ve ders çalışırken uykulu olma halinin de gözlemlendiğini bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derslerine ilgisiz, yaşına uygun sorumluluk almayan, dağınık, unutkan ve yaşından daha küçük davranan bir ergenin ailesiyle de sürekli çatışma halinde olduğunu anlatan Öztürk, bu durumdaki ergenlerin arkadaşlarıyla da sorunlar yaşayabildiğini, kendisini sosyal çevreden izole ederek içine kapanabildiğini, farklı sosyal çevrelere kayarak da kendini var etmeye çalışabildiğini anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat eksikliği bozukluğunun zeka seviyesiyle ilgisinin bulunmadığına da işaret eden Öztürk, ancak dikkat eksikliği nedeniyle öğrenmede güçlükler yaşanabildiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DEHB'nun teşhisinin klinik görüşmeyle konulduğuna da işaret eden Öztürk, erken tanı ve tedavi sayesinde bu çocuk ve ergenlerin akademik altyapılarının eksik olmasının engellenebileceğini ve özgüven kazanmalarının sağlanabileceğini sözlerine ekledi.&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-4009921633606037057?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/4009921633606037057/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/ergenlikte-dikkatsizlik-artyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/4009921633606037057'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/4009921633606037057'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/ergenlikte-dikkatsizlik-artyor.html' title='Ergenlikte Dikkatsizlik Artıyor'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-5465884681178139352</id><published>2009-12-19T20:25:00.000+02:00</published><updated>2009-12-19T20:25:37.613+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sosyal Fobi İlaçla tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online satış'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Günümüzde fobi tedavisinde kullanılan antidepresan ilaçların yan etkileri var mıdır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fobi İlaçları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sosyal Fobi İlaç'/><title type='text'>Sosyal Fobi İlaçla tedavi, Fobi İlaçları ?</title><content type='html'>Sosyal Fobi İlaçla tedavi, Fobi İlaçları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fobi tedavisinde kullanılan psikiyatrik ilaçların bulun­masında neler rol oynamıştır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fobi tedavisinde antidepresan ilaçlar kullanılır. Anti-depresan ilaçların bulunması birçok keşif gibi tesadüfen olmuştur. Tüberküloz hastalarında depresyon sık görül­mektedir. Özellikle eski yıllarda modern tedavilerin daha az etkili olduğu ve tüberkülozun hele ki, sosyoekonomik durumu zayıf kişilerde yaygın görüldüğü dönemlerde bu hastalarda depresyon çok sıktı.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Tüberkülozun tedavisi için kullanılan trisiklik özellikli bir maddenin, hastalarda psikolojik açıdan bir rahatlama yaptığının görülmesi ile bu ilacın antidepresan özellikleri olduğu düşünülmüş ve son­ra ilk trisiklik ilaçlar 1950'li yıllarda üretilmiştir. Şimdi bu grup ilaçlar çok az kullanılmakta, yerini yan etkileri azal­tılmış çoğu serotonerjik özellikli yeni nesil antidepresan ilaçlar almıştır. Ancak trisiklik antidepresanların bazıları da fobi tedavisinde başarı ile kullanılmakta idi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde fobi tedavisinde kullanılan antidepresan ilaçların yan etkileri var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde serotonerjik ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçlar kullanıldıkları ilk günlerde baş ağrısı ve mide bu­lantısı yapabilirler. Çok sık rastlanmamakla birlikte uyku verici bir etki bazen de gece uygu kaçırma şeklinde yan etkileri olabilir. Ancak genellikle bu yan etkiler birkaç gün içersinde kaybolmaktadır. Hatta kimi zaman hafif yan etkiler olması, ilacın istenilen doza geldiğinin ve etkili olmaya başladığının bir işareti olabilir. Ancak bu yan et­kiler rahatsızlık verici düzeyde ise ve azalmıyorsa ilacı de­ğiştirmek gerekir. Çünkü günümüzde birçok alternatif ilaç bulunmaktadır. İlaç tedavisi görmek ille de birtakım yan etkilere tahammül etmek zorunluluğu anlamına gel­memektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyal Fobi İlaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ilaçlar aynı zamanda cinsel sorunlara neden olur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serotonerjik antidepresanların bir yan etkisi de cinsel ilişki sırasında erkeklerde boşalmayı geciktirmesidir. Her kullananda bu etki çıkmayabilir. Bazı durumlarda şikayet konusu olabilir. Doz ayarı ile bu problem aşılır. Bazen de bir başka serotonerjik antidepresana geçmekle bu yan etki kaybolur. Bu, sadece ilacın kullanıldığı sürede ortaya çıkmakta olup kalıcı bir durum değildir. Serotonerjik ilaçlar alışkanlık ya da bağımlılık yapmamaktadırlar. Ancak yine de bazı kişilerde ilacı kesme döneminde bir iki hafta kadar mide bulantısı ve yorgunluk gibi belirtiler olabilir. Seroto­nerjik antidepresanlar kalp hastalıkları bakımından da ol­dukça güvenlidir ve ileri yaşlarda da kullanılabilir. Ancak ilacın kesilmesi ile fobi yakınmasının yeniden başlaması olasılığı vardır. Bunu önlemek için ilaç tedavisinin sürdüğü dönemde psikoterapi ile tedavinin desteklenmesi yerinde olur. Psikoterapinin etkisi daha kalıcıdır. Ancak ilaç ve psi-koterapinin birlikte uygulanmasında bir sakınca yoktur. Tersine, tedavinin etkinliğini artırdığı sanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyal Fobi İçin İlaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlaçlar hangi sürede etkili olmaktadır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlaç tedavisinin bir özelliği de olumlu sonuçların ancak bir süre düzenli kullanımdan sonra ortaya çıkmasıdır. Bu süre üç haftadan az değildir. Bazen iki aya kadar uzar. An­cak genellikle ilk bir ayda önemli ölçüde düzelme elde edi­lir. Bir ay sonunda hiçbir şey değişmemişse ilaç değişikliği yapmak gerekli olabilir. Hiçbir sonuç elde edilmediği hal­de aynı ilaçta aylarca ısrar edilmesinin bir mantığı yoktur. İlaç tedavisinin bir özelliği de kişiyi bir süre için dış stres etkenlerine karşı koruma altına almasıdır. Bu her zaman gerekli bir şey olmasa da iyileşme döneminde kişinin buna ihtiyacı vardır. Ancak daha iyi olduğu dönemde kişinin za­ten dış stres verici olaylara dayanıklılığı artacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektroşok tedavisi fobiye iyi gelir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektroşok tedavisinin fobide yeri yoktur. Yararlı ol­maz. Günümüzde fobi tedavisinin uluslararası tek stan­dardı ilaç ve psikoterapidir. Elektroşok tedavisinin en çok kullanıldığı yerler şizofreni ve depresyondur. Bunun dışında kullanımı oldukça nadirdir. Ancak uygun kullanıldığı durumlarda yan etkisi olmayan ve etkili bir tedavi olduğu­na kuşku yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fobi hastaları tıbbın başka dallarına başvurur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sıkça görülür. Baş dönmesi ve mide bulantısı nede­niyle KBB uzmanına ya da gastroenterologa, kalp çarpın­tısı nedeni ile kardiyologa, nefes darlığı nedeni ile solunum hastalıkları uzmanına başvuru sık görülür. "Sinir" ile iliş­kisi olduğu düşünülüp nöroloji uzmanına başvuranlar da görülmekle birlikte gündelik dildeki kullanımı ile psikiyat­rik hastalıklardaki "sinir" daha çok öfke ve sıkıntı anla­mında iken nörolojideki "sinirin" bununla hiçbir ilgisi yoktur. Fobiler nörolojik kökenli değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tersine niyetlendirme nedir? Böyle bir tedavi var mı­dır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tersine niyetlendirme (paradox intention) bir davranış tedavisi yöntemidir. Uygun görülen vakalarda yararlı ol­duğu görülmüştür. Buradaki yaklaşım kişiyi korktuğu du­ruma yavaş yavaş alıştırmaktan çok, onunla birden yüz­leşmesini sağlamaktır, ama bunu yaparken kişinin tam da korktuğu durumu istemesi beklenmektedir. Örneğin soka­ğa çıkınca bir kriz geçirip öleceğinden korkan bir kişiden sokağa "ölmek üzere" çıkması istenecektir. Kendisinin öl­müş halini düşünmesi, buna kendini hazırlaması gereke­cektir. Tamamen zihinde yaşanan bu durumun farkı, kişi­nin korktuğu şeyi kendi kontrolü altında bir durum ola­rak düşünmesinin sağlanmasıdır. Örneğin burada ölüm beklenmedik bir zamanda gelen kontrol dışı bir şey ol­maktan çıkıp "niyetlenilen" bir şeye dönüşmektedir. Ger­çekten de her türlü fobide insanı en çok rahatlatan şey korktuğu şeyin kendi kontrolü altına girdiğini bilmesidir. Örneğin depreme karşı korku geliştirenlerde bu korkuyu yaşamalarını ama kendi kontrolü altına almalarını sağla­yan bir "kumandalı deprem odası" egzersizi birçok kişinin bu korkuyu yenmesini sağlayabilmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-5465884681178139352?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/5465884681178139352/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/sosyal-fobi-ilacla-tedavi-fobi-ilaclar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5465884681178139352'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5465884681178139352'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/sosyal-fobi-ilacla-tedavi-fobi-ilaclar.html' title='Sosyal Fobi İlaçla tedavi, Fobi İlaçları ?'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-2259484230839239871</id><published>2009-12-19T20:24:00.000+02:00</published><updated>2009-12-19T20:24:10.440+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tedavi edilemeyen fobiler var mıdır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuklardan bahsedecek olursak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuklarda Fobi Tedavisi'/><title type='text'>Çocuklarda Fobi Tedavisi</title><content type='html'>Çocuklarda Fobi Tedavisi&lt;br /&gt;Çocuklardan bahsedecek olursak?&lt;br /&gt;Bazı durumlarda çocuklarda da sıkıntı azaltıcı ilaçlar kullanılabilmektedir, ancak genellikle uzun süre verilmesi gerekmemektedir. Çocukla iletişim çok önemlidir tedavi­de. Çocuklar sorunları doğrudan anlatamasa da birlikte oyun oynama, resim çizdirme gibi araçlar yolu ile sıkıntı­larının nedenlerini öğrenmek mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aile ve çocukla birlikte görüşme yapmak çoğu zaman geniş bilgi sağlar. Ancak, çocuğun dışında kalan ama onu etkileyen birçok konu olabileceğinden, anne ve baba ve gerekirse diğer aile üyeleri ile ayrıca da görüşmeler yapılır. Çocukların tedavisinde belirti üzerinde çok durulmaması fakat arkasında yatan etkenlere dikkatin yöneltilme­si, tedavi süresini kısaltacak ve başarı oranını yükseltecek­tir. Ancak pek çok ruhsal problem özellikle ergenlik çağı sonrasında tedavisi daha güç ve zahmetli hale gelir. Bu ne­denle erken müdahalenin yararlan çoktur. Toplumumuzda bu yönde artan bir bilinç gözlenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gevşeme egzersizleri yararlı olur mu? Gevşeme egzersizleri yararlıdır. Yalnız fobilerde değil her türlü gerginlik ve anksiyete hallerinde kullanılabilir. Çünkü anksiyete, genellikle kas gerginliğine yol açmakta ve bu da ağrılar ve uykuya dalmakta güçlük yaratmaktadır. Gevşeme egzersizleri şu şekilde yapılmaktadır. Kişi ön­ce bir kas grubunu seçmekte ve onu kasmaktadır. Daha sonra bunu gevşeterek aradaki farkı hissetmekte ve sonra aynısını tekrar tekrar yapmaktadır. Daha sonra aynısını başka kas grupları ile de yapmaktadır. Bu şekilde bütün vücudunu kasıp gevşeterek aradaki farkı tanımaktadır. Bu çalışmayı 5-15 dakika içersinde gün içersinde yapmak mümkündür. Önce kol ve bacaklarla başlanmakta ve son­ra da kafa ve ense kasları ile devam edilmektedir. Bu çalış­mayı bir terapistin öğretmesi mümkün olduğu gibi kişiye yardımcı olan ses kasetleri de bulunmaktadır. Ancak gev­şeme egzersizleri tek başına duyarsızlaştırma tedavisinin yerini tutmaz. Ancak duyarsızlaştırma tedavisi ile kombi­ne etmek mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi edilemeyen fobiler var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu fobik insan çok kısa zamanda tedavi edilmeyi beklemektedir. Bu nedenle birkaç kez terapiye gittikten sonra doktorunun kendisini tedavi edemeyeceğine inanır ve tedavisini yarım bırakıp bir başka doktora gider. Bir­kaç kez ona da gider ve yine bırakabilir. Başka kişilere de gidip tedavisi bitmeyince artık kendisinin tedavi edileme­yeceğine inanmaya başlar. Bu tarz kişilerin tedavisi çoğu zaman uzar. Bazı kişiler ise bunun için bir doktora git­mekten utanır, bazıları ise kendince geçici önlemler alır ve fobik davranışının ortaya çıkma ihtimalini azaltarak kon­trol etmeye çalışır. Fakat bu vakalar bir dönem sonra te­daviye dirençli bir hale dönüşebilir. Öte yandan psikiyat­ride her hastalığın dirençli olanına rastlanır. Bununla kas­tedilen normal standart tedaviler uygulanıldığı halde bek­lenilen iyi sonucun bir türlü alınamamasıdır. Dirençli depresyon ya da dirençli obsesyon gibi dirençli fobiler de vardır. Bir psikiyatrik rahatsızlığı dirençli kılan en büyük etken stres etkenlerinin devam ediyor olmasıdır. Kişi bir yandan aile bireyleri ile problemli bir ilişki içindeyse ya da iş hayatında çözümsüz sorunlar içersinde bulunuyorsa kolay kolay sıkıntısı yatışmayacağından fobilerinden de kurtulmakta güçlük çekebilir. Böyle bir durumda tabloyu dirençli hale getiren etkenler üzerinde de çalışmak ve ko­nuşmak gerekecektir. Fobi tedavisinin yanı sıra genel ola­rak psikoterapiden yararlanmak gerekir böyle durumlar­da. Dirence neden olan etkenlerden biri de "sekonder ka­zanç" olarak bilinir. Bu ise kişinin psikiyatrik rahatsızlığı nedeniyle bazı kazanımları olmasıdır. Örneğin agorafobi­si olan bir ev kadınının belki iş hayatını düşünebilecek­ken, bu şekilde daha rahat etmesi gibi. Bu tür sekonder kazançların fark edilmesi ve kişiyle konuşulması önemli­dir. Çünkü pek çok sekonder kazanç aslında uzun vadede bir kazanç değildir kısa vadede kişiyi rahatlatsa bile. Kişi­ye uzun vadede gördüğü zararlar fark ettirilebilirse bu tu­tumundan vazgeçecektir. Sekonder kazancı olan kişiye de bu tutumundan dolayı öfkelenmemelidir, çünkü onun da bir şeyleri fark etmeye ihtiyacı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedaviden sonra hayat Fobilerinden kurtulan insanlarda ne gibi değişiklikler oluyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her türlü nevroz, ister fobi olsun ister başka bir türde bir sorun olsun, kişinin belirli bir ruhsal durumda takılı kalması, donması, statükoyu sürdürmesi anlamına gelir. Çoğu zaman kişi zaten değişiklikten korkar, içinde bulun­duğu durumu şikayetçi de olsa sürdürmek ister. O neden­le tedaviye gelen hastalarımız daima ikirciklidir. Tedaviyi hem sürdürmek hem de bırakmak isterler. Biz de sürdür­meleri yönünde motive etmeye çalışırız. Fobi ya da benze­ri bir semptom kişinin ruhsal dünyasında kapladığı yerle çoğu zaman yeni düşünce ve duyguların önünü kapatır. İşte ister ilaç tedavisi, ister psikoterapi ile olsun, fobi yani şikayet konusu belirtiyi düzeltmenin, gidermenin bir yolu bulunduğunda kişi de kendisini yeniden farklı bir konum­da bulur. Daha önce hissetmediği duyguları hisseder, gör­mediklerini görür, düşünmediklerini düşünür. Bu da onu değişime açık hale getirir. Bu nedenle fobileri olanlarda da şikayetlerinin düzelmesini takip eden günlerde kişinin o zamana kadar ertelediği bazı kararları aldığına, yapma­dığı ama yapması gereken birtakım müdahaleleri yaptığı­na, tepkileri verdiğine tanık oluruz. Bu da kişinin tedavi­de esas kazancıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-2259484230839239871?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/2259484230839239871/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/cocuklarda-fobi-tedavisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2259484230839239871'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2259484230839239871'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/cocuklarda-fobi-tedavisi.html' title='Çocuklarda Fobi Tedavisi'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-6327589535099008112</id><published>2009-12-18T20:24:00.000+02:00</published><updated>2009-12-18T20:24:32.379+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel Sağlık Bilgileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık Nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hastalıklarda İlk Yardım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık Hizmetleri Nelerdir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlığın tanımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Acil Bakım Teknisyenliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Acil Bakım Nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık ve Temizlik'/><title type='text'>Sağlık Nedir, Genel Sağlık Bilgileri ?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Sağlık Nedir, Genel Sağlık  Bilgileri&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;br /&gt;Dünya Sağlık  Teşkilatı (WHO), sağlığın tanımı çağdaş, tam ve geniş anlamıyla yapmıştır. Bu  tanım, Dünya Sağlık Teşkilatı'nın temel yasasında /er alarak kesinlik  kazanmıştır. Böylece değişikliğe uğratılması önlenmiştir. Jünkü sağlığın tanımı  değişik çevrelere göre, değişik şekilde yapılmak  isten­mektedir.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sağlığın tanımı, Sağlık ve  Temizlik&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sağlık, yalnız hastalık ve sakatlığın olmayışı değil,  bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sağlık  Hizmetleri Nelerdir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık hizmetleri, fert ve toplumun  sağlıklı, uzun ömürlü olmasını ve verimli çalışmasını sağlar. Bu amaçla sağlık  hizmetleri yürütülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık hizmetleri şunlardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a. Koruyucu  sağlık hizmetleri&lt;br /&gt;b. Tedavi edici sağlık hizmetleri&lt;br /&gt;c. Esenlendirici  sağlık hizmetleri (rehabilite edici)dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilk yardım, koruyucu sağlık  hizmetleri alanı içinde yer alır. ilk yardım, kaza yerinde veya 1. basamak  sağlık hizmeti veren kurumlarda yapılan geçici tıbbi uygulamadır. Nakil  süresince devam eder. Acil serviste veya ilgili klinikte acil,tedavi olarak  devam eder. ilk yardım nerede yapılırsa yapılsın hayat kurtarıcı  uygulamadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hastalık Nedir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık yaşamın belli  evrelerinde etkilenir. Sağlığı bozan etmenlerin sıklığı, türü ve etkinliği organ  veya sistemleri az veya çok fonksiyonlarından alıkoyar. Sonuçta insan  hastalanır. Veya sakat kalır. Ya da ölür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlığı bozan etmenler kişisel,  çevresel ve sosyal olmak üzere üç ana gruba ayrılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hastalığın  tanımı, Hastalık Belirtileri, Hastalık Hastası olmak&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişik  etmenlerin organ ve sistemlerde yaptıkları fizyolojik değişiklikler sonucu  görevlerini yapamaz hale gelmesine hastalık denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalıklar, çeşidine,  tuttukları organ ve sistemlere, toplumda görünüş özelliklerine, görüldükleri yaş  gruplarına ve etkenlerine göre sınıflandırılırlar. Örneğin: Enfeksiyon  hastalıkları, psikolojik hastalıklar, sosyal ve salgın has­talıklar, dejeneratif  hastalıklar ve bebeklik çağı hastalıkları gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hastalıklarda İlk  Yardım&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilk yardım, ani olarak hastalanan veya kazaya uğrayan  kimseye tıbbi te­davisi yapılmadan önce ve bu süre içerisinde, anında, kaza  yerinde, çevre imkanlarından yararlanarak ve ilaç kullanmadan yapılan geçici  müdahaleler bütününe ilk yardım denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilkyardım, sağlık personeli veya  bu alanda eğitim almış sağlık personeli olmayan kişilerce yapılır. Yapılan  uygulama ve derlenen bilgiler acil bakım eki­bine iletilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Acil  Bakım Nedir, Acil Bakım Teknisyenliği&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acil bakım, ilk yardım  uygulamasından sonra veya ilk yardım ile birlikte kaza yerinde, ambulansta, acil  serviste veya sağlık kuruluşunda kazazedenin hayatının devamının sağlanması için  geçici süre ile yapılan tıbbi uygulamadır. Bu uygulama, sağlık personeli  tarafından tıbbi araç-gereç kullanılarak yapılır.Acil bakımı yapan personel veya  ekip, yaptığı uygulamaları ve yardımcı bilgileri tıbbi ve cerrahi tedaviyi  yapacak olan ekibe iletir. Sorumluluğu da sona erer.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;İlk  yardım ve Acil Bakım Teknisyeni (Teknikeri), ilk yardım uygulamaları, olay  yerinin değerlendirilmesi, kazazedenin sağlığının korunması, kazazedenin acil  sağlık kurumuna teslim edilmesi gibi hizmetler veren sağlık  personelidir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-6327589535099008112?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/6327589535099008112/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/saglk-nedir-genel-saglk-bilgileri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/6327589535099008112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/6327589535099008112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/saglk-nedir-genel-saglk-bilgileri.html' title='Sağlık Nedir, Genel Sağlık Bilgileri ?'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-7995055192799733431</id><published>2009-12-18T20:22:00.001+02:00</published><updated>2009-12-18T20:22:45.654+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sedye Çeşitleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yaralının Sedyeye İndirilmesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sedye Çeşitleri Nelerdir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızaklı Tekerlekli Sedyeler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Teleskopik Sedyeler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sedye Nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Taşıma Tenteleri'/><title type='text'>Sedye Nedir, Sedye Çeşitleri Nelerdir ?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Sedye Nedir, Sedye  Çeşitleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedyeler, kullanım alanına göre değişik şekillerde  üretilmiştir. Depola­ma ve taşıma kolaylığı sağlayan teleskopik ve katlanabilir  sedyeler vardır. Katlanmayan sedyelere adi sedyeler  denir.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kızaklı Tekerlekli Sedyeler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ambulanstaki  kızağa tesbit edilen kızaklı sedyeler, eklemli katlanabilir sedyelerdir. Sedyede  ince yatak, yastık, boş yastık kılıfı ve yaralıyı sedyeye bağlamaya yarayan  askılar ve bağlar vardır.&lt;br /&gt;Çok amaçlı kullanıma sahip olan sedyelerin  tekerlekler üzerinde taşınmasına yarayan bölümleri vardır. Bu sedyeleri bir ilk  yardımcı kullanır.&lt;br /&gt;Tekerlekli sedyelerden bazıları kızaksızdır. Bu sedyeler  katlanmaz, sabit bir mekaniğe sahiptir. Özellikle ambulansa kadar veya  ambulanstan yaralının yatağa alınmasına kadar geçen alanlarda kullanılır.  Yüksekliği hasta yatağı kadardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Teleskopik  Sedyeler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedyedeki iki sırığın boyu teleskopik yapıdadır.  Sedyenin boyu ayar­lanabilir. Kullanılmadığı zamanlarda tutumaklar sırıklar  altına veya içine itilir.&lt;br /&gt;Dar geçitlerde, dönemeçlerde merdiven aralığında  kısaltılarak dönüşler kolaylaşır.&lt;br /&gt;Teleskopik sedyeler katlanabilir özelliğe  de sahiptir. Katlanan sedye tek sırık halinde kolayca taşınır ve depolanır.  Tente boyunca yer alan iki veya dört adet askı veya kayışlar, katlanan sedyenin  bağlanmasına yararlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağlanan sedye açılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katlanan sedyelerde  en az 3 veya 4 travers vardır. Traversler açılan sedyenin açık kalmasını sağlar  ve sedye tentesine destek olur,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Taşıma  Tenteleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tente, branda veya sağlam kumaşlardan yapılmış  sedyelerdir. Uzun kenarlarındaki deliklerden halat geçirilmiştir. Bu halatlara  taşıma halatı denir. Halattan tutularak yaralı taşınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşıma tenteleri  kolayca katlandığından depolama ve taşıma ko­laylığına sahiptir. Afetlerde  yaralı taşımayı kolaylaştırırlar. Ancak kırığı ve omurga kırığı olan ve ezikli  yaralılar için kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Neil Robertson  Sedye&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkı dokunmuş yelken bezinden yapılmıştır. Sırıkları  değişik materyalden yapılabilir. Sedyenin baş ve ayak tarafında demir halkalar  vardır. Bu halkadan çekme halatları geçirilir.&lt;br /&gt;Neil - Roberstson sedyesi dar  aralıklardan su yolu ve kanalizasyon ka­nallarından yaralının çekilerek  taşınmasına yarar. Yaralıyı yüksekten indir­me veya çukurdan çıkarmaya yarayan  mekanik yapıya sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedyeye, yaralının baş, gövde ve ayaklarından  tesbitine yarayan kuşakları, bağları ve yaralının örtülmesine yarayan ekleri  vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Adi Sedyeler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tente, sırıklar, tutamakları  ve sabit traverslerden meydana gelir. Adi sedyeler katlanmazlar. Yaygın olarak  kullanılan adi sedyeler iki veya dört kişi ile taşınır. Ambulansa yaralı ile  konması halinde sedyenin ambulansa ve yaralının sedyeye tesbiti  gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Eklemli Sedyeler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedye sırıklarının  ortasındaki eklem ile sedye ikiye katlanarak boyu kısaltılır. Eklemli sedyeler,  sadece depolama ve taşıma kolaylığı sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yaralının Sedyeye  Alınması, Sedye Taşıma&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yaralı Battaniye Üzerinde  Yatıyorsa&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Battaniyenin uzun kenarları hastaya doğru sıkıca  kıvrılır.&lt;br /&gt;Sedye, yaralının yanına konur.&lt;br /&gt;İlk yardımcılardan ikisi bir  tarafta diğer ikisi diğer tarafta yer alır.&lt;br /&gt;Kıvrılan battaniye uçları ve orta  kısımdan tutarak hep birlikte yaralıyı kaldırırlar.&lt;br /&gt;Yan adımlarla sedye  üzerine yaralıyı getirirler.&lt;br /&gt;Hep birlikte yavaşça sedye üzerine yaralıyı  koyarlar.&lt;br /&gt;Beşinci ilk yardımcı varsa sedyeyi, yer­den kaldırılan yaralının  altına iter. Battaniyenin artan bölümleri ile yaralının üzeri  örtülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yaralı Yerde Yatıyorsa ve Battaniye Varsa, Sedye ile  Taşıma&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Battaniye yaralının yanına paralel olarak serilir.  Uzunlamasına yarıya kadar battaniye kıvrılır.&lt;br /&gt;3 ilk yardımcı, yaralıyı  dikkatlice sağlam tarafı üzerine çevirir.&lt;br /&gt;4 ilk yardımcı battaniyenin  kıvrılmış tarafını yaralının sırtına yaklaştırır.&lt;br /&gt;4 ilkyardıma yaralıyı aynı  anda battaniye üzerine yuvarlarlar (Yaralı çevrilir).&lt;br /&gt;Yaralı sırt üstü  pozisyonda battaniyenin üzerindedir. Battaniyenin kıvrılmış tarafı açılır. 4 ilk  yardımcı hep birden battaniye ile yaralıyı kaldırırlar. Hazır duran sedye  üzerine yaralı battaniye ile birlikte konur. Yaralının üzeri battaniyenin artan  bölümleri ile örtülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yaralı Yerde Yatıyorsa ve Battaniye Yoksa,  Hasta Sedye Kullanımı&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;ilkyardımcılar yaralının sol tarafına  geçerler.&lt;br /&gt;ilk yardımcılardan biri baş ve omuzlar, birisi bel ve kalça ve  diğeri ise dizler hizasında diz çökerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördüncü İlkyardıma yaralının  bel ve kalçası hizasında yer alır.&lt;br /&gt;Diz çöken ilk yardımcılar kol­larını  yaralının altına sokarlar. Yaralıyı Çengelvarı kavrarlar.&lt;br /&gt;Sağ taraftaki 1  nolu karşı taraftaki 4 ve 3 nolu ilk yardımcının ellerinden kavrar.&lt;br /&gt;Hep  birlikte yaralıyı kaldırırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralı, sol taraftaki 3 ilk yardımcının  dizleri üzerine yerleştirilir.&lt;br /&gt;Sağ taraftaki ilk yardımcı, yaralıyı bırakır.  Hazır duran sedyeyi yaralının altına gelecek şekilde kaydırır.&lt;br /&gt;Hep birlikte  yaralıyı sedye üzerine koyarlar.&lt;br /&gt;Yaralının üzeri ceket veya başka bir örtü  ile örtülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yüklü Sedyenin Taşınması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört Kişi İle  Taşıma&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedye ortada kalacak şekilde iki teskereci sedyenin sol  tarafına, iki ilk yardımcı ise sedyenin sağ tarafında yer alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkisi baş  tarafa, ikisi ayak tarafına gelirler.&lt;br /&gt;Sedyeye yakın taraftaki elleri ile  sedyeyi tutarlar.&lt;br /&gt;Dış taraftaki elleri ile de sedyenin ortasında  tutarlar.&lt;br /&gt;Hep birlikte ayağa kalkarak uygun adımlarla ilerlerler.&lt;br /&gt;Sedye  ile geri geri de yürümek gerektiğinde verilen komutla geri geri  gidilir.&lt;br /&gt;Sedye alçaltılarak yürünecekse verilen komut ile ilkyardımcılar  bellerini ve dizlerini bükerek yürürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İki Kişi İle  Taşıma&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yardımcılardan birisi baş, birisi de ayak tarafında  yer alırlar.&lt;br /&gt;Sedye tutamakları arasına gelirler.&lt;br /&gt;Eğilerek sedyenin  tutamaklarından tutarlar.&lt;br /&gt;Ayağa kalkarak uygun adımlarla yaralıyı sarsmadan  yürürler.&lt;br /&gt;Sedye, askılı ise ilkyardımcılar tutamaklara tesbit edilmiş olan  askılığı boyunlarına takarlar, elleriyle de tutamaklardan tutarak  yürürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yaralının Sedyeye İndirilmesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralı 4  ilk yardımcı tarafından sedyeden indirilir.&lt;br /&gt;3 ilk yardımcı sedyenin sol  tarafına geçerler.&lt;br /&gt;İlk yardımcılardan birisi baş-omuz, diğeri bel-kalça ve  üçüncüsü dizler hizasında yer alırlar.&lt;br /&gt;1 nolu ilk yardımcı yaralının  (sedyenin) sağ tarafında ve bel-kalça yanında yer alır.&lt;br /&gt;Hep birlikte yere  çökerler.&lt;br /&gt;Sol taraftaki 3 ilk yardımcı kollarını sedye ile yaralı arasına  sokarlar.&lt;br /&gt;Sağ taraftaki 1 ilk yardımcı ile birlikte yaralıyı  kaldırırlar.&lt;br /&gt;Sol taraftaki 3 ilk yardımcı, yaralıyı dizleri üzerine  alırlar.&lt;br /&gt;Sağ taraftaki 1 nolu ilk yardımcı sedyeyi yaralının altından alır.  Hep birlikte yaralı yere veya yatağa konur&lt;br /&gt;Ambulansa Yükleme  Kuralları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ambulansa yaralı yükleme ve boşaltma, önce eğitim amacıyla boş  sedyelerle yapılır. Daha sonra bu eğitim ağır sedyeler ile tekrarlanır.  Becerile­rin pekiştirilmesi için içinde insan olan sedyeler ile  yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralı, standart sedye ve battaniye ile getirilmiş ise,  ilkyardımcılara boş sedye ve battaniye verilir. Yaralı doğrudan doğruya sedye  ile ambulansa yüklenir.&lt;br /&gt;Uydurma sedye ile getirilmiş ise, yaralı önce  standart ambulans sedye­sine alınır, sonra ambulansa yüklenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralının  başı ambulansın ön tarafına doğrudur. Yani önce baş taraf yüklenir.&lt;br /&gt;Bir  ambulansa 1,2 veya ranzalı ise 4 yaralı yüklenir.&lt;br /&gt;Oturabilen yaralılar,  karşılıklı olmak üzere 8 kişi bir ambulansa yüklenebilir.&lt;br /&gt;Sedyeler ambulansa,  yaralılar da sedyeye bağlanarak tespit edilir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-7995055192799733431?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/7995055192799733431/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/sedye-nedir-sedye-cesitleri-nelerdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7995055192799733431'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/7995055192799733431'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/sedye-nedir-sedye-cesitleri-nelerdir.html' title='Sedye Nedir, Sedye Çeşitleri Nelerdir ?'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-5935069234275480855</id><published>2009-12-18T20:21:00.002+02:00</published><updated>2009-12-18T20:21:19.307+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Acil Bakım Ünitesi Bakım İlkeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Acil Bakım Ünitesi Bakım İlkeleri nelerdir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='acil bakım acil yardım'/><title type='text'>Acil Bakım Ünitesi Bakım İlkeleri</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Acil Bakım Ünitesi Bakım  İlkeleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acil bakım ünitesinde bakım ilke ve kuralları hastane  servisinde uygula­nan temel ilkelerin aynısıdır. Çünkü ilk bakım ve tedavi  burada yapılır. Daha sonra ileri araştırma ve tıbbi tedavi için hasta gerek  görülen servise gönderilir.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Acil bakım ünitesine hasta ve yaralılar sık  sık geldiği için ünite (acil ser­vis) daha çok kirlenir. Yaralılar kaza yerinden  kirletici maddeleri servise taşırlar. Asepsi ve antisepsi kurallarına uymak  zorlaşır.&lt;br /&gt;Kan ve vücut sıvılarıyla tıbbi ve cerrahi araç-gereçler daha fazla  kirlenir. Araç-gereçlerin sterilizasyonuna özen gösterilmelidir. Kan yoluyla  bulaşan hastalıkların başka hastalara bulaşma riski vardır.&lt;br /&gt;Toplu  yaralanmalarda yeterli sayıda araç-gereç ve personel bulundur­ma yeterli hizmet  sunumu için önemli bir ilkedir.&lt;br /&gt;Servise bağlı olarak çalışan ambulansın  periyodik bakımı yapılmalı ve yakıt ihtiyacı devamlı sağlanmalı ve  izlenmelidir.&lt;br /&gt;Acil bakım ünitesinde bulunan tıbbi ve cerrahi araç-gereçler  devamlı iz­lenmeli, bakım ikmal ve onarımları zamanında yapılmalıdır. Tüm  araç-gereçler her zaman kullanıma hazır durumda bulunmalıdır.&lt;br /&gt;Ünitenin  (servisin) ısısı, nemi, havalandırması, aydınlatması ve kullanım alanı uygun ve  yeterli olmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-5935069234275480855?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/5935069234275480855/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/acil-bakm-unitesi-bakm-ilkeleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5935069234275480855'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5935069234275480855'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/acil-bakm-unitesi-bakm-ilkeleri.html' title='Acil Bakım Ünitesi Bakım İlkeleri'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-188953258197654063</id><published>2009-12-17T19:23:00.002+02:00</published><updated>2009-12-17T19:23:30.066+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kış Mevsiminde Uyulması Gereken Kurallar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kış mevsimi uyarıları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kış mevsimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='giyinme kuralları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online kıyafet satış'/><title type='text'>Kış Mevsiminde Uyulması Gereken Kurallar</title><content type='html'>Kış aylarında kalın giyecekler yerine ince ve kat kat giyinilmesinin daha  sağlıklı olduğu belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span id="contextual"&gt; &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Sakarya Vatan Hastanesi Başhekimi Dr. Dursun Bostancı, kalın  giysilerin, hareket etmek gibi fiziksel aktiviteleri zorlaştırma yanında  terlemeye sebep &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR9787R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9787R('click', 'olduğunu', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9787R('out', 'olduğunu', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR9787R('over', 'olduğunu', event, this);return true;"&gt;olduğunu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;,  bunun da soğuk kış günlerinde soğuk algınlığı ve gribal hastalıklara davetiye  çıkardığını söyledi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Bostancı, Cihan Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada,  kış aylarında iç çamaşırı üzerine kalınca bir kazak türü giysi, bunun üzerine  kışlık bir kaban şeklinde bir giyinmenin &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR9787R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9787R('click', 'doğru', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9787R('out', 'doğru', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR9787R('over', 'doğru', event, this);return true;"&gt;doğru&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  olmadığını kaydetti. Bu tür bir giyinmenin yürümek gibi basit bir fiziksel  aktiviteyi bile zorlaştırmanın yanında, &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR9787R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9787R('click', 'terlemeyi', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9787R('out', 'terlemeyi', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR9787R('over', 'terlemeyi', event, this);return true;"&gt;terlemeyi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  de kolaylaştıracağına dikkat çeken Bostancı, "Kışın terlemek kolay üşütmeye  sebep olur. Üşütmek de vücudun bağışıklık &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR9787R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9787R('click', 'sistemini', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9787R('out', 'sistemini', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR9787R('over', 'sistemini', event, this);return true;"&gt;sistemini&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  zayıflatır. Bu da başta soğuk algınlığı olmak üzere gribal enfeksiyonlara  davetiye çıkarır." dedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Tek parçadan oluşan kalın giysilerin giyilmesi durumunda,  kişinin dışarıda ve iç mekânlarda terleyeceğini hissettiği zaman yapabileceği  bir şey olmayacağını ifade eden Bostancı, ancak ince ve üst üste giyinilmesi  durumunda bir iki parçanın çıkarılarak terlemenin önüne geçilebileceğini  kaydetti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;KIŞIN DOĞRU GİYİNME&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Bostancı, kışın doğru giyinme şekli konusunda ise şu  önerilerde bulundu: "Giyilen giysilerin mutlaka yüzde yüz pamuklu olmasına  dikkat edilmeli. İç çamaşırının üzerine kalın bir kazak ve dışarı çıkarken onun  üzerine kışlık bir mont ya da pardösü giyilmesini tavsiye etmiyoruz. İç  çamaşırından sonra pamuklu bir gömlek, onun üzerine yine pamuklu ve kalın  olmayan bir kazak ve süveter, dışarı çıkarken de ceket ve yine çok kalın olmayan  bir mont pardösü giyilebilir. Havanın ve ortamın durumuna göre bir iki parçayı  çıkarma şansımız olur. Ancak kalın ve tek parçadan oluşan giyecek de bu mümkün  değildir. Ayrıca iç mekânda da kalın giysiler yine terlemeye sebep olur. Bu  şekilde dışarı çıkıldığında ise soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlara  yakalanmak kaçınılmaz olur." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;CİHAN&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-188953258197654063?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/188953258197654063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/ks-mevsiminde-uyulmas-gereken-kurallar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/188953258197654063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/188953258197654063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/ks-mevsiminde-uyulmas-gereken-kurallar.html' title='Kış Mevsiminde Uyulması Gereken Kurallar'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-998016964048857188</id><published>2009-12-17T19:21:00.002+02:00</published><updated>2009-12-17T19:21:45.268+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yaşlanmayı Önleyen Tavsiyeler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşlanmayı nasıl önlerim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşlanmak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online acne gel satın al'/><title type='text'>Yaşlanmayı Önleyen Tavsiyeler</title><content type='html'>Vücut yaşlandıkça cildimizin görünüşü ve karakteri değişir. Deri yaşlanması  çevresel faktörler, genetik, makyaj, beslenme ve diğer faktörlerden etkilenir.  İşte yaşlanma etkilerini en aza indiren ve durduran 6 faktör...&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span id="contextual"&gt; &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Cilt yaşlanmasında etkili olan güneş ışınları, beslenme  alışkanlıkları, derinin dış fiziksel ve kimyasal uyarılara fazla maruz kalması,  sigara kullanımı, fazla alkol tüketiminin yaşlanmayı ve beraberinde gelişen  yaşlılık belirtilerini artırabildiği, bu etkilerden kaçınılmasının yaşlanmayı  yavaşlatacağı belirtiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden  Dr. Buket Pençe, "En büyük organ olan deri de diğer organlarla birlikte 20  yaşından itibaren yaşlanmaya başlar" diyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;strong&gt;Deri yaşlanmasını etkileyen  faktörler;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;1) Genetik yapı yani ailenin deri yapısı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2)  Hormonlar: Özellikle hipofiz, tiroid, overler ve böbreküstü bezinin  hormonları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) Güneş ışınları (ultraviyole),&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) Beslenme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5)  Sigara ve alkol,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6) Stres,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7) Çevre kirliliğidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;strong&gt;Deri yaşlanırken deride oluşan değişiklikler  ve bunların belirtilerini ise şöyle sıralayabiliriz:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;1. Derinin üst tabakası (epidermis) incelir ve  kırışıklıklara neden olur, derinin yaralanması kolaylaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Epidermisin  en üst tabakasının yenilenmesi gecikir ve deri soluk bir renk alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.  Derinin onarımı yavaşlar ve küçük yaralar bile geç iyileşmeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.  Deriden su kaybı kolaylaştığı için deri kurur ve kaşınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Deriden  giren kimyasal maddelerin atılımı gecikir ve kontakt dermatitler (ekzema) artar.  Bunun nedeni ise derinin bariyer fonksiyonunun bozulmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Derinin  yaşlanmasıyla renk yapan hücreleri (melanosit) azalır ve koyu renk benler  azalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Ultraviyoleye karşı koruyuculuğu azalır güneş lekeleri  artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Derinin bağ dokusundaki (elastik ve kollagen lifler) bozukluk  nedeniyle deri gevşer ve sarkarken, elastikiyeti azalır, mimik çizgileri oluşur,  sertleşir ve pürüzlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Seboreik keratozlar (deride kalın, pürtüklü  lekeler) artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Alerjik reaksiyonlara neden olan mast hücreleri  azaldığı için erken tip (anında oluşan) ilaç ve besin alerjileri  azalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Eller ve yüzde deri altı yağ dokusu azalırken, uyluklar ve  karında artar. Bu da kadınlarda kalça, erkeklerde bel bölgesinin genişlemesine  neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Derinin immünolojik (direnç) fonksiyonu bozulduğu için  deri kanserleri artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Ter bezleri azalır ve sıcak çarpması riski  artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Deride kılcal damarların görünümü artar, kendiliğinden oluşan  morluklar artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. Derinin ısı regülasyonu bozulur ve yaşlılar daha çok  üşür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. Yaş ilerledikçe yüzde gözenekler genişler ve siyah noktalar  artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. Saçlar incelir, yavaş uzar, dökülür, beyazlaşır. Erkeklerde  saç dökülmesi 20’li yaşlarda, kadınlarda ise menapozdan sonra başlar. Yaşla  kadınlarda çenede istenmeyen kıllar oluşurken, erkeklerde kaş, burun içi, kulak  kılları uzar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. Tırnaklar incelir,yavaş uzar,kurur,matlaşır ve kolay  kırılırlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Bütün bu değişikliklere engel olabilmek için ilk ve en  önemli yapılacak şey güneşten korunmaktır. Çünkü ultraviyole ışınları, deride  serbest radikal üretimini artırarak ve antioksidan savunma kapasitesini  azaltarak foto yaşlanmaya neden olurlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;İkinci aşamada deri yaşlanmasına engel olmak ve tedavi etmek  amacıyla beslenmeye dikkat edilmeli, yaşa göre vitaminler, alfa hidroksi  asitler, bitkisel ürünler, biyolojik faktörler, serbest radikal yakalayıcılar,  antioksidanlar, bazı hormonlar dıştan veya ağızdan kullanılmalı alkol ve sigara  içilmemelidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: red; font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;strong&gt;Yaşlanmayı durduran  vitaminler&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: red; font-family: Arial; font-size: small;"&gt;1) Vitaminlerden kozmetik açıdan en  önemlileri:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Vitamin A ve deriveleri:&amp;nbsp; Retinoik (tretinoin) asit,  betakaroten (provitamin A), retinol en sık kullanılanlardır. Bunların hem  ağızdan alınmaları hem de kozmetiklerde kullanılması güneşe ve diğer tüm  etkenlere (genetik gibi) bağlı deri yaşlanmasını geriye döndürebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  etkinin görülebilmesi için retinoik asit içeren kozmetiklerin en az 6 hafta  kullanılması gerekir. Ancak deriyi tahriş edici etkisine dikkat edilmeli,  geceleri kullanılması tercih edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vitamin E: Kuvvetli bir  antioksidandır. Ultraviyole ışınlarından korur. Nemlendiricidir. Kızarıklık ve  lekelenmeyi engeller. Topikal kullanıldığında (dıştan) alfa tokoferol olarak  kırışıklıkları önler ve kollajen sentezini artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vitamin C:  Antioksidan ve leke açıcıdır. Hücrelerde kollajen sentezini düzenler ve  ultraviyole ışınlarından korur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vitamin B: Vitamin B3 (Niasin) derinin su  kaybını önler, deriyi nemlendirir ve antioksidandır. Provitamin B5 (Pantenol)  ise nemlendiricidir ve saç bakım ürünlerinde %5 oranında  kullanılabilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;2) Alfa Hidroksi Asit (AHA)ler: Meyve asitleri olarak  bilinirler. En çok kullanılanlar glikolik asit ve kaltik asittir. %2 oranında  nemlendirici etkisi olan glikolik asittir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;%2 oranında nemlendirici  etkisi olan glikolik asit, %8-12 oranında kollajen sentezini artırır, %70  oranında ise peeling yapar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;3) Bitkisel Ürünler: Flavonoidler (genistein vb.) ginkgo  biloba ekstresi, soya fasulyesi, mercimek ve kırmızı şarapta bulunurlar.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serbest radikallerden ileri gelen yaşlanmayı geciktirebilir. Piyasada  vitaminlerle birlikte yaşlanma karşıtı preparatlarda (ilaç) bulunur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;4) Polifenoller yeşil çayda bulunurlar: C ve E vitamininden  daha kuvvetli serbest radikal tutucudurlar. Saç toniklerinde erkek tipi saç  dökülmesine karşı da kullanılırlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;5) Aloe vera jeli: Ultraviyoleden koruyucu, kızarıklık  düzeltici, nemlendirici olarak yaşlanmayı geciktirmek amacıyla  kullanılır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;6) Biyolojik Faktörler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;strong&gt;Kallikrein:&lt;/strong&gt; Domuz pankreasından elde  edilir. Yara iyileşmesini hızlandırır ve kırışıklık oluşumuna engel  olur.&lt;br /&gt;Plasenta Ekstreleri: İnsan veya hayvan kaynaklı olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hücre  yenilenmesini sağlar, derinin esnekliğini artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü sırada ise  yaşlı deriyi düzeltmek ve daha fazla ilerlemesini engellemek amacıyla uygulanan  kimyasal peeling (derinin üst tabakasının soyulması), mikrodermabrazyon, lazer,  botulinum toksini, dolgu maddeleri ve estetik plastik cerrahi operasyonları  gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-998016964048857188?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/998016964048857188/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/yaslanmay-onleyen-tavsiyeler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/998016964048857188'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/998016964048857188'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/yaslanmay-onleyen-tavsiyeler.html' title='Yaşlanmayı Önleyen Tavsiyeler'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-2856471907075298965</id><published>2009-12-17T19:20:00.000+02:00</published><updated>2009-12-17T19:20:11.665+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sigarayı bıraktıran tavsiyeler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='radyo7.com.tr'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='&apos;Sigara Öldürür&apos; Uyarısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='radyo 7'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sigarayı Bıraktıran Öneriler'/><title type='text'>Sigarayı Bıraktıran Öneriler</title><content type='html'>Radyo 7'ye konuk olan Mustafa Barangül, sigarayı bırakma konusuda önemli  bilgiler verdi. Sigarasız da mutlu bir hayatın insanları beklediğini söyleyen  Barangül'den öneriler:&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span id="contextual"&gt; &lt;div&gt;Radyo 7 programcılarından Eda Çelebi’nin hazırlayıp sunduğu Eda’yla Gün  Ortası programına Yaşam Koçu Mustafa Barangül konuk oldu.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Barangül,&amp;nbsp;sigara içmeden farklı şeyler yapılarak da mutlu olunabileceği  vurgusunu yaptı ve sigarayı bırakmak isteyenlerin kendilerini güçlendirecek yeni  kimlikler edinmeleri sayesinde rahatlıkla sigarayı bırakabileceklerini  söyledi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;EDA: İnsanlar neden sigara içerler? Neden ihtiyaç  duyarlar?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MUSTAFA BARANGÜL: İnsanların sigara içmesine baktığımız zaman bunu çok  farklı sebeplere bağlamaya gerek yok. Bunlardan birisi ortaokul lise ya da  ilkokul çağlarına kadar inmiş olan sigara içiciliğinin sebebine baktığımızda  gene anlamda bir rol model olabilmenin getirdiği bir istekten kaynaklanıyor.  Tamamıyla büyük adam olabilmek ya da gencin özgürlük duygusunu ailesine ya da  çevresine kanıtlama isteği ya da arkadaşları arasında kabul edilme isteği  oluşturuyor. Belli bir süre sonra özellikle kişi kendini tamamladıktan sonra  artık bağımlılık oluşabiliyor. Ama genellikle ne olursa olsun insanlar  bağımlılığı bırakabilir. Bugün yapılan bireysel deneyleri dinleyicilere  anlattığımda kesinlikle onlarda farklı şaşkınlıklar yaşacaklar. İnsanların  sigara içmesinin ana sebebi mutlu olmak için sigara içiyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;EDA: Size gelen kişilere neler öneriyorsunuz?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MUSTAFA BARANGÜL: İnsanların şunu anlaması çok önemli; sigara içmeden  farklı şeyler yapılarak da mutlu olunabilir. İnsanların bunu keşfetmesi anlaması  çok önemlidir. Bugün sigaranın zararlı olduğunu herkes biliyor. Sigara içen  doktorlar, hekimler, profesörler bunun ameliyatını yapan uzmanlar bile sigaranın  zararlı olduğunu biliyor. Fakat bazen onlarda içebiliyor. Çünkü sigara içme  sebeplerine baktığımız zaman en temelinde insan acıdan kurtulmak mutluluğa  ulaşmak için bir davranış yapar. Bu davranış kapsamı içerisinde de kişinin hayat  kalitesini arttıran seçeneklerin olması emin olun sigara bırakabilme davranışı  çok daha kolay bir sebebe gidecektir. En temelinden hayatın bize verdiği o  farklı mutluluk yollarını görebilmek lazım. Belki hayatın gün içerisinde  getirdiği özellikleri görebilmek beklide bu işin en kolay psikolojik yapısıdır.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;EDA: Sigara içmenin en büyük zararı nedir?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MUSTAFA BARANGÜL: Baktığımız zaman artık günümüzde bu zamana kadar sigara  üreticilerinin yasaklanmış olduğu ya da engellemeye çalıştıkları bir kapsam  vardı oda sigaranın beyinde izlemiş olduğu yolu sigara firmaları saklamak için  elinden gelen her türlü kampanyayı yapmıştı. Fakat günümüzde yapılan en son  bilimsel veriler şunu gösterdi ki; diğer madde bağımlığı yani uyuşturucuların  beyinde izlemiş olduğu yol ile sigaranın izlemiş olduğu yol aynı. Aynı nöronları  uyarıyorlar aynı yolu kullanıyorlar dolayısıyla kişinin bağımlılığını  oluşturuyorlar. Birde sigaranın oluşturmuş olduğu zararların en büyük etkisi;  bizim kliniğimize gelen insanlarda sigara bırakma uygulamasına başlamadan önce  diğer branşlarla ilgili bir muayeneden geçiriyoruz. Ve bakıyoruz ki kişi  sigaraya bağlı oluşan hastalıkların tedavisini çok zor atlatabiliyor. Bugün  herhangi bir sebepten dolayı rahatsızlık geçirmiş olsanız emin olun bunun tedavi  süreci çok daha kolay olabiliyor. Sigarada ki nikotin saç diplerimizden tutunda  ayak parmağımıza kadar her yerimize yayılıyor. İşte o sebepten bir insan sigara  içtiğinde yapısına baktığımızda esmerimsi bir cilt ve yorgunluğu rahatlıkla  görebiliyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;EDA: Sigara en kolay nasıl bırakılır?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MUSTAFA BARANGÜL: İnsanlar hayatında çok farklı sebeplerden dolayı sigara  içiyor. Kimisi stresi yenmek kimisi baskı olabilir kimisi rahatlamak sıkıntısı  gidermek için olabilir. Fakat en temelinde gerçekten niçin sigara içtiğinizi  anlamanız lazım. Niçin sigara içtiğinizi anlayıp bunu keşfettikten sonra ben bu  yolu başka hangi yolla karşılayabilirim diyebilirseniz bu süreç kolay geçiyor.  İşin özüde bizim yaptığımız bir danışmanlıktır. Luksopunktur dediğimiz  Fransa’dan getirmiş olduğumuz hakikaten efektif sonuçlar aldığımız bir cihaz  var. Biz bu cihazı aynı zamanda stresi yenmek panikatak, depresyon, uykusuzluk,  migren gibi vakalarda da kullanıyoruz&lt;span style="color: red;"&gt;. &lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Dünya sağlık örgütü tarafından kabul edilen  akupunktur noktalarına bir lazer uygulaması yapıyoruz. Herhangi bir yan etkisi  olmayarak vürudumuzun sigarayı bıraktıracaksak sigarayı bırakmakla ilgili  hormonun yeniden aktif hale gelmesi için genellikle kulaklarımızdaki ellerimizde  ki belli yerlere kızılötesi uygulaması göndererek kişilerin sigarayı bırakmasını  sağlıyoruz.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;EDA: Sigarayı bırakırken kişi nasıl beslenmelidir?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MUSTAFA BARANGÜL: Kişi sigarayı içtiği zaman metabolizmanın üzerinde çok  ciddi bir ağırlık vardır. Dolayısıyla iştahı kapanır. Sigarayı bıraktığı andan  itibaren metabolizmanın üzerindeki bu ağırlık kalktığı için kişi acıkma  duygusunu yeniden fark eder. Koku duyma tat alma duygusu açılır. Dolayısıyla  kişilerin kilo almaması için biz uygulamış olduğumuz bu yöntemle kişinin  iştahını da düzene sokuyoruz. En temeli ise sigarayı bırakabilmek sadece bir  düşünce işidir. Kendimizle olan iç iletişimi kontrol edebilirsek sigara bırakma  isteğini çok daha fazla şekilde uyandırabiliriz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;EDA: Nikotin vücutta ne gibi bir etki yapıyor?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MUSTAFA BARANGÜL: Vücudumuza nikotin geldiği andan itibaren bizim  solunumumuzu çok ciddi bir şekilde etkilemeye başlıyor. Sigaranın vermeye  başladığı zarar ciğerlerimize gittiği andan itibaren değil sigarayı ağzımıza  aldığımız andan itibaren başlıyor. Çünkü tükürük yoluyla nikotin beynimize  yaklaşık sekiz saniyede beynimize ulaşıyor. Ve beyinde bir takım olumsuz  durumlar oluşturuyor. Beynimizdeki hücreler öldüğü zaman asla yenilenmeyen  hücrelerdir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;EDA: Filtreler koruyucu mu?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MUSTAFA BARANGÜL: Filtreler korucu değil. Çünkü kişiler sigara içmeye  alıştıktan sonra kişilerin almak zorunda olduğu endorfin miktarı var. Siz bu  endorfini baskılamışsanız endorfin açığınız var ve bunu nikotinle  kapatıyorsunuz. Nikotini de filtreli sigara içerek kapatmaya çalışıyorsunuz yine  vücudunuzda bir nikotin açığı var. Dolayısıyla günde üç sigara içeceğinize on  sigara içmeye başlıyorsunuz. Bu kez daha çok tüketim artmaya başlıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;EDA: Sigarayı bıraktıktan sonra kişide ne gibi değişiklikler  oluyor?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MUSTAFA BARANGÜL: Kişide en önemli bir değişim solunum almasında bir  değişiklik oluyor. Ve her şeyden öte zihinsel anlamda bir canlanma bir açıklık  oluşmaya başlıyor. Sanki kişinin önünde bir sis perdesi bir karanlık vardı da o  aydınlanmaya başlıyormuş gibi bir durum yaşıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;EDA: Sigarayı bırakmak için profesyonel bir yardım almak gerekiyor  mu?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MUSTAFA BARANGÜL: Günümüzde insanlar profesyonel destek aldığında bu konuyu  daha rahat aşabiliyor. Bunun öncesinde insanlar kendi kendilerine de sigarayı  bırakıyorlardı. İnsanlar yine sigarayı kendi kendine bırakabilir. Uzaman desteği  alındığında kişideki yıpranmış olan o sinirsel süreçler tamir edilebiliyor.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;EDA: Sigarayı daha çok hanımlar mı yoksa beyler mi  içiyor?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MUSTAFA BARANGÜL: Günümüzde bayanlarda daha çok artış miktarı  görüyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;EDA: sigaranın hamile bir bayana ve bebeğe ne gibi zararı  oluyor?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MUSTAFA BARANGÜL: Sigaranın hamile bir bayana ve bebeğe etkisi gerçekten  vahim bir durum. Bu konuyla ilgili ben bir sigara bırakma kampanyası hazırladım.  ‘Annecim babacım sigarayı bırak’ diye. Eğer hamile bir anne sigara içiyorsa her  sigara bebeğe giden kan miktarını 17 dakika süreyle engelliyor. Buda bebeğin on  yedi dakika aç kalması demektir. Sigara içen annelerin bebekleri içmeyenlere  göre yedi sekiz kat daha fazla lösemiye yirmi kat daha fazla akciğer kanserine  yakalanıyor. Sigara tiryakisi annelerin dünyaya getirdiği yüz çocuktan altmış  beşi özürlü doğuyor. Eğer bir evde sigara içiliyorsa o evde yaşayan çocukların  akciğer hastalığı sinüzit, astım beş ya da yedi kat daha fazla görülebiliyor. En  önemlisi kanserler o ailede üç kat daha fazla görülebiliyor. Dünya sağlık  örgütleri diyor ki sigara üreticileri gelişmiş ülkelerde yasaklardan dolayı  satamadıkları yüksek nikotinli sigaraları gelişmemiş ülkelerin pazarlarına  sürmektedirler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;EDA: Sigara kansere nasıl yol açıyor?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MUSTAFA BARANGÜL: Burada oluşan durum sigara içildiğinde sigaranın içinde  nikotin haricinde zehir ve kimyasallar var.&amp;nbsp;Kimyasalları vücut aldığından  itibaren vücudun bağışıklık sistemini çökermeye başlıyor. Vücut içerisinde ne  kadar olumsuz virüsler varsa bunların etkili hale gelmesini sağlıyor. Özellikle  akciğer kanserinde sigarının nikotin içerisinde bulunan diğer zararlı maddeler  bizim nefes alabilmemizi sağlayan kapakçıkların kapanmasını yıpranmasını  zedelenmesini sağlayarak vücudun gerekli oksijeni alamamasından dolayı olumsuz  virüslerin baş göstermesinden oluşan problemler olarak ifade edebiliriz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;EDA: sigarayı bıraktıktan sonra tekrar başlana biliyor  mu?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MUSTAFA BARANGÜL: Sigarayı bırakmak kadar başlamakta kolay oluyor. Kişi  hayat kalitesini arttıracak bir girişimde bulunduğu zaman bu daha zor  olabiliyor. Çünkü sigarayı bıraktım diyip o şekilde kalmaktansa hayat kalitesini  arttırmak bambaşka bir insan olmak gibi ister istemez bir değişiklik ortaya  çıkıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;EDA: Sigara isteğini azaltan yiyecekler var mı?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MUSTAFA BARANGÜL: Nikotini dolu olan yiyecekler ifade ediliyor. İştahı  azaltandan daha ziyade vücudu temizleyip yiyeceklere baktığımızda  özellikle&amp;nbsp;maydanoz sebze ve meyveler bu anlamda vücudumuzu temizledikleri için  çok önemli durumda. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;EDA: Sigaranın çocuk üzerindeki etkilerinden kısaca bahseder  misiniz?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MUSTAFA BARANGÜL: Sigaranın çocuklarımızın üzerinde fizyolojik zararlar  olabiliyor. Çocuk sigara içilebilmenin önemli bir şey olduğunu beynine kazıyor.  Ve ilerde ister istemez sigaraya başlaması daha kolay oluyor. Bu anlamda  gerçekten en çok zarar gören ailemizde ki çocuklardır. Sigara içenlerde ani ölüm  on kat daha fazla olabiliyor. Buradan şunu anlamamız lazım sigaranın hakikaten  hem ekonomik hem de sağlık anlamında çok ciddi zararları var. Yine büyük  insanlara baktığımızda bacak damarı tıkanmaları yüzde doksanı sigaradan  kaynaklanıyor.&amp;nbsp;Sigara içme davranışından kurtulmak istiyorsak en temelinde  inançlarımızı kontrol etmemiz lazım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;EDA: Sigarayı bırakmak isteyenlere neler söylemek  istersiniz?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MUSTAFA BARANGÜL: Sigarayı bırakmak isteyenler kendilerini güçlendirecek  yeni kimlikler edinmeliler. Bu kimlikleri edinebildikleri zaman rahat gelişen  güçlü olan okuyan bilgili canlı onlar sigara içen kimliği sönecek ve onlar bu  süreci atlatmış olacaklardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;radyo7.com.tr&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-2856471907075298965?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/2856471907075298965/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/sigaray-braktran-oneriler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2856471907075298965'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2856471907075298965'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/sigaray-braktran-oneriler.html' title='Sigarayı Bıraktıran Öneriler'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-1191683678250388460</id><published>2009-12-17T19:15:00.002+02:00</published><updated>2009-12-17T19:15:24.702+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='damacanalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bidonlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bidonlar Ve Damacanalar Zararlı Çıktı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online damacana su satış'/><title type='text'>Bidonlar Ve Damacanalar Zararlı Çıktı</title><content type='html'>Bazı biberonlar, su damacanaları, sert plastik bardaklar, yeniden kullanılabilir  besin kapları, gıda ambalajları gibi günlük hayatta sıklıkla kullanılan  malzemelerde yer alan kimyasal bir maddenin insan sağlığını etkilediği ortala  çıktı&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span id="contextual"&gt; Diğer kimyasallarla kombine &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR9872R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9872R('click', 'olarak', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9872R('out', 'olarak', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR9872R('over', 'olarak', event, this);return true;"&gt;olarak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  plastik yapımında uzun yıllardır kullanılan Bisfenol A (BPA) maddesinin  bağırsaklardaki olumsuz etkisi bilimsel olarak kanıtlandı. Fransız  araştırmacılar tarafından fareler üzerinde yapılan ve sonuçları Amerikan  Bilimler Akademisinin (PNAS) dergisinde yayımlanan araştırma, bazı biberonlar,  su damacanaları, sert plastik bardaklar, yeniden &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR9872R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9872R('click', 'kullanılabilir', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9872R('out', 'kullanılabilir', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR9872R('over', 'kullanılabilir', event, this);return true;"&gt;kullanılabilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  besin kapları, gıda ambalajları gibi günlük hayatta sıklıkla kullanılan  malzemelerde yer alan Bisfenol A'nın bağırsak üzerinde olumsuz etki yarattığını  ortaya koydu.&lt;br /&gt;BPA &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR9872R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9872R('click', 'ile', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9872R('out', 'ile', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR9872R('over', 'ile', event, this);return true;"&gt;ile&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  ilgili bugüne kadar yapılan araştırmaların çoğu, bu maddenin üreme ve beyin  gelişimine etkisini kapsarken, Fransa'nın Toulouse kentinde bulunan Ulusal Gıda  Araştırmaları Enstitüsü araştırmacıları, BPA'nın ilk temas ettiği organ olan  bağırsak üzerine yoğunlaştı ve maddenin olumsuz etkisini bilimsel olarak  kanıtladı. Bu arada ABD'de 6 büyük biberon üreticisinin araştırmanın  sonuçlarının yayımlanmasından sonra BPA içeren ürünlerinin satışını durdurduğu  belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-1191683678250388460?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/1191683678250388460/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/bidonlar-ve-damacanalar-zararl-ckt.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/1191683678250388460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/1191683678250388460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/bidonlar-ve-damacanalar-zararl-ckt.html' title='Bidonlar Ve Damacanalar Zararlı Çıktı'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-1648728276523362341</id><published>2009-12-17T19:13:00.002+02:00</published><updated>2009-12-17T19:13:38.808+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Domuz Gribinde Gebe Aşıları Açıklaması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gebeler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nasıl gebe olurum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gebe aşıları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gebe'/><title type='text'>Domuz Gribinde Gebe Aşıları Açıklaması</title><content type='html'>Sağlık Bakanlığı, ABD'de gebelere yapılan aşıların etkisiz çıktığı yönündeki  haberlerle ilgili açıklama yaptı. Bakanlık, Türkiye'nin hamileler için  getirttiği aşıların kaynağı ve özelliklerini açıklayarak haberdeki iddialara  cevap verdi.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span id="contextual"&gt; &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Sağlık Bakanlığı, ABD'de gebelere yapılan aşıların etkisiz  çıktığı iddialarına ilişkin, ''haberde bahsi geçen üretim yeri ABD olan aşıyla  ülkemizde kullanılan aşının aynı olmadığını'' bildirdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinden, bugün bir  gazetede yer alan ''Ülkemizde hamilelere yapılan pandemik grip aşısının ABD'de  yapılan testlerde etkisiz çıktığına ilişkin'' habere ilişkin yapılan açıklamada,  üretici firma tarafından sadece ABD'deki 6-35 aylık &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR6510R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR6510R('click', 'çocukların', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR6510R('out', 'çocukların', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR6510R('over', 'çocukların', event, this);return true;"&gt;çocukların&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  aşılamalarında kullanılan ve erişkin aşılarına göre yarı doz antijen içeren  aşının dört serisindeki antijen miktarının, olması gereken değerden daha düşük  bulunduğu ve yaklaşık 800 bin doz aşının sahadan geri çekildiği  belirtildi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;''Geri çekme işlemi yapılmakla beraber, Amerikan Gıda ve  İlaç İdaresi (FDA) tarafından yapılan açıklamada, aşının güvenliği ile ilişkili  herhangi bir sorun bulunmadığı, geri çekilen aşıdan yapılan çocuklarda istenen  bağışıklık cevabının sağlanmasında herhangi bir sorun olmadığı, bu çocuklara bir  doz daha aşı uygulanmasına gerek olmadığı açıklaması da yapılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Haberde bahsi geçen üretim yeri ABD olan aşıyla ülkemizde  kullanılan aşı aynı değildir. Ülkemizde gebelere uygulanan pandemik grip aşısı  erişkin aşısı olup, üretim yeri Fransa'dır ve antijen miktarı da  farklıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Öte yandan, ülkemizde kullanılan aşıların her serisi  kullanıma sunulmadan önce Ulusal Referans Laboratuvarımız olan Refik Saydam  Hıfzıssıhha Merkezi tarafından biyolojik kontrole tabi tutulmaktadır. Gebelere  halen uygulanan aşı da kullanıma sunulmadan önce antijen miktarı ve etkinliği  dahil kontrol edilmiş ve herhangi bir &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR6510R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR6510R('click', 'olumsuzluk', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR6510R('out', 'olumsuzluk', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR6510R('over', 'olumsuzluk', event, this);return true;"&gt;olumsuzluk&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  tespit edilmedikten sonra kullanıma sunulmuştur.''&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Açıklamada, Pandemik gribin gebe ve lohusalarda ağır ve  ölümcül seyredebilen bir hastalık olduğu vurgulanarak, ''14 Aralık 2009 tarihi  itibarıyla, ülkemizde 27 gebe ve lohusa pandemik grip sebebiyle hayatını  kaybetmiştir. Hastalıktan korunmanın en etkili yöntemi aşılanmadır.''  denildi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Konunun hassas ve hayati önem taşıdığına dikkat çekilen  açıklamada, ''Bakanlığımıza doğrulatma gereği duyulmadan, özensiz haberler  yapılması, hastalığın en ağır ve ölümcül seyrettiği gruplardan olan gebelerde  kafa karışıklığı oluşturarak aşıya karşı güveni sarsmaktadır. İnsan hayatının  söz konusu olduğu bu süreçte daha duyarlı olunması gerektiğini tekrar  hatırlatmakta fayda görüyoruz'' uyarısında bulunuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-1648728276523362341?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/1648728276523362341/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/domuz-gribinde-gebe-aslar-acklamas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/1648728276523362341'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/1648728276523362341'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/domuz-gribinde-gebe-aslar-acklamas.html' title='Domuz Gribinde Gebe Aşıları Açıklaması'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-3297731528502464741</id><published>2009-12-17T19:11:00.000+02:00</published><updated>2009-12-17T19:11:21.633+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Domuz Gribine Karşı Geleneksel Çin İlacı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gelenekler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online satış'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='geleneksel ilaçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='domuz gribi çin ilacı'/><title type='text'>Domuz Gribine Karşı Geleneksel Çin İlacı</title><content type='html'>Domuz gribine karşı ilk geleneksel Çin ilacının araştırma-geliştirme aşamasında  bulunduğu duyuruldu. Yeni ilacın ulusal ve uluslararası patent başvurusunun kısa  zamanda yapılacağı bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span id="contextual"&gt; &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Çin Uluslararası Radyosu'nun haberine göre,  "Cinhuaçingganfang" adındaki geleneksel Çin ilacı, Pekin'deki geleneksel Çin  tıbbı ve Batı tıbbı bilimsel &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR8061R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR8061R('click', 'araştırma', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR8061R('out', 'araştırma', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR8061R('over', 'araştırma', event, this);return true;"&gt;araştırma&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  kurulları tarafından geliştirildi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Pekin Belediyesi, Haziran ayında geleneksel Çin ilaçlarının  domuz gribi tedavisindeki etkilerinin araştırılması amacıyla 10 milyon yüen (1,4  milyon ABD Doları) tutarında bütçe oluşturmuştu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Çinli &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR8061R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR8061R('click', 'uzmanlar', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR8061R('out', 'uzmanlar', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR8061R('over', 'uzmanlar', event, this);return true;"&gt;uzmanlar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;,  hayvanlar üzerinde yapılan deneyler ile domuz gribine yakalanan ve durumu çok  ağır olmayan 410 hasta üzerinde yapılan klinik araştırmalar sonucu,  "Cinhuaçingganfang" adlı ilacın bu hastalığın tedavisinde başarılı &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR8061R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR8061R('click', 'olduğu', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR8061R('out', 'olduğu', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR8061R('over', 'olduğu', event, this);return true;"&gt;olduğu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  ve Tamiflu'yla aynı etkiyi gösterdiği sonucuna varıldığını belirtti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Yeni ilacın ulusal ve &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR8061R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR8061R('click', 'uluslararası', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR8061R('out', 'uluslararası', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR8061R('over', 'uluslararası', event, this);return true;"&gt;uluslararası&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  patent başvurusunun kısa zamanda yapılacağı bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-3297731528502464741?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/3297731528502464741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/domuz-gribine-kars-geleneksel-cin-ilac.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/3297731528502464741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/3297731528502464741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/domuz-gribine-kars-geleneksel-cin-ilac.html' title='Domuz Gribine Karşı Geleneksel Çin İlacı'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-8689032527748321266</id><published>2009-12-17T19:07:00.000+02:00</published><updated>2009-12-17T19:07:02.568+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamileler için domuz gribi aşısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Domuz Gribi Açıklaması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hamilelere Domuz Gribi Aşısı Açıklaması'/><title type='text'>Hamilelere Domuz Gribi Aşısı Açıklaması</title><content type='html'>Hamilelere yapılan pandemik grip aşısı ile ilgili iddialar konusunda Sanofi  Pasteur Medikal şirketi de bir açıklama yaptı: "Aşılar Fransa'da üretilmiş olup,  ABD'de üretilen ve dağıtılan aşıdan değildir''&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span id="contextual"&gt; &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Sanofi Pasteur Medikal Direktörü Tamer Pehlivan, hamilelere  yapılan pandemik grip aşısı ile ilgili iddialar konusunda, ''Hamilelerin  aşılanması için Fransa'dan ülkemize ithal edilen aşılar Fransa'da üretilmiş  olup, ABD'de üretilen ve dağıtılan aşıdan değildir'' dedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Pehlivan, ''Amerika Birleşik Devletleri'nde Sanofi Pasteur  tarafından 6 ay-35 aylık çocukların aşılanması için üretilen 0.25 mililitre  kendinden enjektörlü, 2009 &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR2730R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR2730R('click', 'yılı', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR2730R('out', 'yılı', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR2730R('over', 'yılı', event, this);return true;"&gt;yılı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  H1N1 aşısının &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR2730R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR2730R('click', 'güvenlik', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR2730R('out', 'güvenlik', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR2730R('over', 'güvenlik', event, this);return true;"&gt;güvenlik&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  ile ilgili olmaksızın dört serisinin geri çekildiği'' haberleri üzerine yazılı  bir açıklama yaptı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;6-35 ay arası çocuklarda kullanılmak üzere özel olarak  hazırlanan, sadece ABD'de üretilen ve bu ülkede dağıtılan dört seri aşının etken  madde düzeyinin hafifçe düşük çıktığını bildiren Pehlivan, ilaç kurumları CDC ve  FDA tarafından ''Bu durumun çocukların bağışıklanmasında ve hastalıktan  korunmasında bir sorun oluşturmayacağı, tekrar aşılamaya gerek olmadığı, ayrıca  aşılarda güvenlik açısından hiç bir sorun olmadığı''nın dile getirildiğini  belirtti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Bu aşıların Türkiye'de kullanımda olmadığını vurgulayan  Pehlivan, ''Hamilelerin aşılanması için Fransa'dan ülkemize ithal edilen aşılar  Fransa'da üretilmiş olup, ABD'de üretilen ve dağıtılan aşıdan değildir''  ifadesini kullandı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Türkiye'de hamilelere yapılan aşıların etken madde  içeriğinin Fransız Sağlık otoritesi ve Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi  biyolojik kontrol laboratuvarlarında test edilerek etkinlik açısından uygun  &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR2730R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR2730R('click', 'olduğunun', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR2730R('out', 'olduğunun', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR2730R('over', 'olduğunun', event, this);return true;"&gt;olduğunun&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  saptandığını kaydeden Pehlivan, ''Hamilelerimizin bu konuda herhangi bir endişe  duymasına gerek yoktur. Güvenle aşılanmaya &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR2730R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR2730R('click', 'devam', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR2730R('out', 'devam', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR2730R('over', 'devam', event, this);return true;"&gt;devam&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  edebilirler. Aşılanmaya devam etmeleri, hamilelerin pandemik grip açısından en  büyük risk gruplarından birisi olması nedeniyle hayati öneme sahiptir''  uyarısını dile getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-8689032527748321266?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/8689032527748321266/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/hamilelere-domuz-gribi-ass-acklamas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/8689032527748321266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/8689032527748321266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/hamilelere-domuz-gribi-ass-acklamas.html' title='Hamilelere Domuz Gribi Aşısı Açıklaması'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-6284829415168450585</id><published>2009-12-17T19:02:00.002+02:00</published><updated>2009-12-17T19:02:56.616+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kanser Tedavisinde Büyük Adım Atıldı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><title type='text'>Kanser Tedavisinde Büyük Adım Atıldı</title><content type='html'>Dünyada ilk kez, insanda görülen iki kanserin tüm genetik şifrelerinin yer  aldığı haritaları çıkarıldı. Genetik haritalar, son 10 yılda kanser  araştırmalarında çok önemli mihenk taşı olarak nitelendirildi.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span id="contextual"&gt; &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;İngiliz Times gazetesinin internet sitesinde yer &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR9930R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9930R('click', 'alan', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9930R('out', 'alan', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR9930R('over', 'alan', event, this);return true;"&gt;alan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  araştırma haberinde, iki hastanın tümörlerinde bulunan her bir DNA mutasyonunu  kataloglayan ayrıntılı genetik haritalar, son 10 yılda kanser araştırmalarında  çok önemli mihenk taşı olarak nitelendirildi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Haberde, Cambridge yakınlarında Wellcome Trust Sanger  Enstitüsünde Karsen Genom Projesinde görevli profesör Mike Stratton'un  liderliğinde yapılan araştırma &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR9930R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9930R('click', 'son', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9930R('out', 'son', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR9930R('over', 'son', event, this);return true;"&gt;son&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;ucunda  elde edilen genetik haritalar sayesinde her bir tümörün, şahsına münhasır bir  biçimde tedavi edilebileceği kaydedildi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Profesör Mike Stratton, bulguların, kansere bakış açısını  değiştireceğini belirtirken, bilim adamları, 2020 yılına kadar tüm kanser  hastalarının tümörlerinin, bunlara neden olan genetik bozuklukları bulmak &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR9930R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9930R('click', 'için', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9930R('out', 'için', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR9930R('over', 'için', event, this);return true;"&gt;için&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  analiz edilebileceğini ve analizlerden elde edilen bilgiyle, en çok işe  yarayacak tedavilerin seçilebileceğini öngörüyorlar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Elde edilecek bilgilerin, kansere neden olan DNA hatalarını  hedefleyecek güçlü ilaçların geliştirilmesine yol göstereceği ve hastalığın  önlenebilmesinin yollarına ışık tutacağı belirtildi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Nature dergisinde yayımlanan yeni haritaların birinin, küçük  hücreli akciğer kanseri hastasına, diğerinin de en öldürücü cilt kanseri türü  olan melanom hastasına ait olduğu kaydedildi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Kanser hastalığının genlerle ilgili olduğu biliniyor.  Sigara, radyasyon ve alkol tüketimi gibi çevresel faktörler de hücrelerin  kontrol dışı büyümesine neden olan DNA hasarına yol açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;Haber7.Com&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-6284829415168450585?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/6284829415168450585/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/kanser-tedavisinde-buyuk-adm-atld.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/6284829415168450585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/6284829415168450585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/kanser-tedavisinde-buyuk-adm-atld.html' title='Kanser Tedavisinde Büyük Adım Atıldı'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-3519437588970048423</id><published>2009-12-17T18:53:00.003+02:00</published><updated>2009-12-17T18:54:40.189+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fobi Forum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ölüm korkusu ve fobi hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fobi Çeşitleri Nelerdir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hastalık korkusu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğal felaket korkusu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ayrılma korkusu ve fobi isimleri'/><title type='text'>Fobi Çeşitleri Nelerdir ?, Fobi Forum</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;b&gt;Fobi Çeşitleri Nelerdir?, Fobi  Forum&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin otobanda hızla yol alırken haklı olarak kor­karız:  Arabamız arıza yapabilir, yolunu şaşıran bir sü­rücü üzerimize gelebilir,  denizde yüzerken bir girdapla karşılaşabiliriz, beklenmedik bir anda yaşamımız  dahi tehlikeye girebilir.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Gündelik yaşamdaki korkular sadece bedenimizle ilgili  olmayabilir. Varoluşumuza yönelik daha soyut tehditler de algılayabiliriz.  Örneğin bir işçi, işini kaybetmekten korkabilir, yönetici yanlış kararlar  almaktan korkabilir, işadamı piyasadaki dalgalanmalar­dan kaygı duyabilir. Ancak  bunların hiçbirini fobi ola­rak adlandırmayız. Öte yandan korkunun eğlenceli bir  yanı dahi vardır. Korku filmleri seyretmeyi sevenlerimiz çoktur, lunaparklarda  korku tünelleri eğlence için kulla­nılır, yüksek dağlara tırmananlar, başka  tehlikeli sporlarla uğraşanlar hep korku ile yüzleşirler. Hatta bazı in­sanlar  korkuyu özellikle ararlar, zaman zaman korku yaşamak hayatlarına anlam katar,  belki de yaşamakta olduklarım onlara gösterir. Bebekler dahi dozunda kal­mak  şartı ile küçük korku oyunları ile eğlenebilirler. Demek ki, bu özellik yaşamın  oldukça erken dönemle­rinden beri vardır. Korku boyutunda sınır önemlidir. Korku  nereye kadar eğlencelidir, nereye kadar tehdit edicidir? Korku, bireyi tehdit  ettiği andan itibaren bir soruna dönüşür ve yoğunluğuna göre bireydeki  patolo­jiyi üretir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal yaşamda sık karşılaşılan korkular nelerdir?  Normal yaşamda sık rastlanan korkulardan biri de yeniliklerden korkmadır. Buna  "neofobi" de denir. De­ğişikliklere kapalı bir yetiştirilme tarzı, risk almaktan  aşırı derecede kaçınan karakter yapıları buna yatkındır. Toplum içersinde,  genellikle yaşlıların değişikliklerden pek hoşlanmadıklarına inanılır, ancak bu  her zaman doğru değildir. Yenilik fobisi az düzeyde olsa bile bire­yin yaşamını  ve gelişimini sınırlar, bireysel yükselişini engeller. Bu açıdan belki de  günümüz insanı için en bü­yük risklerden biridir. Yenilik fobisi, insanda daha  çok gereksiz uyum davranışı geliştirir, hatta kişiyi alternatif düşünme  stillerinden uzaklaştırır ve belli kalıplar içeri­sinde yaşamasına yol açar. Bu  kişiler düzen ve sistem adına daha kolay ikna edilebilir bir konumdadır. Yenilik  fobisi olan insanların büyük bir kısmı daha çok dogma ve önyargılarla yaşar.  Onlar için karşı bir düşünce ya da yaşantı tehdit edici bir durumdur. Kendi gibi  düşünme­yen insanları rakip ya da düşman olarak algılayabilirler ve onlarla  yakınlık kurmamayı tercih ederler. (fobi net)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Fobi  Türleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakış korkusu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal yaşamda sıkça rastlanılan  bir başka korku da insanın, bakışların kendisine yöneldiği endişesini  taşı­masıdır. Bu durum daha çok genç insanlarda görülür. Bi­raz da vücudun ve  kişisel psikolojinin hızlı geliştiği bir yaş döneminde olunmasının getirdiği bir  durumdur. Bu his çoğu kişide eleştirildiği duygusunu yaratabilir. Bir in­sana  dik dik bakmak genellikle olumsuz, rahatsız edici bir his yaratır.  Hareketlerdeki doğallığı bozar. Bakışların kendisine yöneldiği endişesi taşıyan  insanların büyük ço­ğunluğu sosyallik sorunu çeken ve biraz da kendilerine düşük  özgüveni olan kişilerdir. Diğer insanlara oranla daha izole bir hayata  çocukluklarından beri maruz bıra­kılmışlardır. Bu kişilerin ebeveynleri daha çok  onları ko­rumak adına izole bir yaşamı sürdürmeye zorlamışlardır ve bu durum da  daha sonraki yıllarda alışkanlık haline gelmiştir. Öte yandan başkalarının  kendisini izlediği, kendisine baktığı, yani bir takım seyircilerin bulunduğu  duygusu normal sınırlarda olmak kaydı ile yaşamın bir parçasıdır. Bu duygu  insanı yalnızlık ve kaybolmuşluk duygusundan arındırır. Hayatlarında görüşlerine  çok önem verdikleri insanlar bulunan kişiler de birçok dav­ranışlarını sanki o  kişi ya da kişiler izliyormuş gibi düşü­nerek ayarlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ayrılma  korkusu ve fobi isimleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılma korkusu da çok temel  duygularımızdan biri­dir. Her insanda bir dereceye kadar etkili olur. Bazı  in­sanların ise yaşamını yönetecek kadar belirgin olabilir, onu bağımlı  ilişkilere mahkum hale getirebilir. Ayrılmak herkes için rahatsızlık verici bir  histir. Bu, kişisel ilişkiler­deki ayrılmalar kadar, kişinin bir kurumdan, bir  fikir­den, bir coğrafyadan ayrılması sırasında da gündeme ge­lir. Her ayrılma  olayını bir matem dönemi izler. Bazı in­sanlar için bu matem hiç bitmez, ayrılık  gerçekleştiği hal­de kafalarında o konuyu yıllarca yaşatırlar. Çoğu kişi evinden  bir başka semte taşındığında bile birkaç ay uyum problemleri yaşar. Çocuklardaki  okul değişimleri ve başka bir semte taşınma durumları çok daha ciddi uyum  sorunları yaratabilir. Bu uyum sorunları okul ba­şarısından sosyal boyuta kadar  uzanabilir. Yetişkin oldu­ğu halde anne ve babasından aynlamadığı için evlenmeyi  tercih etmeyen kişilere ender de olsa rastlanır. Hatta kişi evden ayrılmamak  için ailesine gereksiz toleranslar gös­tererek, onlar olmadan yaşamı  götüremediğine inandır­maya çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ölüm korkusu ve fobi  hastalığı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine evrensel olan bir korku da ölüm korkusudur. Ölüm  herkesçe soğuk, uzak, tüyler ürperten bir gerçek olarak algılanır. Ancak şu da  bir gerçektir ki, ölüme yak­laşan kişiler bunu çevrelerindeki insanlardan daha  rahat karşılarlar genellikle. Ama diğerleri için ölüm hep soğuk bir şeydir. Ölüm  korkusunu çoğu insan yarı bilinçli ya da bilinçsiz olarak yaşar. İnsanlar  özellikle yaşlandıkla­rında ya da emekli olduklarında ölümü daha sık düşü­nürler  ve korkmaya başlarlar.Yaşamları adına belirsizlik­leri olan ya da net hedefleri  olmayan insanlar için ölüm korkusu çok yoğun yaşanmayabilir. Nedense yaşamlarını  oturtmuş maddi ve manevi açıdan belirli bir olgunluğa gelmiş kişilerde ölüm  korkusu daha sık görülür. Bazı insanlar kendilerinin ölümünden korkup ürkerken  bazı in­sanlarsa sevdiklerinin ölümünden ürkerler. Sevdiklerinin ölümünden  korkan insanlar onları abartılı ve rahatsız edici bir şekilde koruma altına  alabilir. Bu kişiler çok sevdiği bir yakınını sadece endişe ettiği için gerekli  gerek­siz doktora götürebilir, yemek düzenleri ve ulaşımı ile ra­hatsız edici  bir şekilde ilgilenebilir. Dolayısıyla bu kişiler sevdikleri için sorun teşkil  etmeye başlar hatta yakınları zamanla kendilerinden uzaklaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık  korkusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu kişi hastalanmaktan da haklı olarak korkar ama gündelik  yaşamımızda hastalıkları kendimize pek yakıştırmayız. Hele ruhsal bozukluklar  genellikle hep başkalarında olduğu düşünülen, hiçbir zaman kendi ba­şıma gelmez  denilen türden hastalıklardır. Ama bunları görmezden gelmek gerçekleşmelerini  önlemez. Hastalık korkusu olan insanlar gereksiz yere doktora gidebilir,  ge­reksiz tahliller yaptırabilir ve bu yüzden sıkıntı yaşayabi­lirler.  Genellikle hep sağlık sorunlarından söz ettiklerin­den bu tutumları çevrelerince  pek hoş karşılanmaz ye sı­kıcı bulunur, ancak toplumumuzda genellikle bu durum  pek yüzleştirilmediğinden çoğu zaman yaşam boyu bir alışkanlık biçiminde sürer  gider. Doktorlar için de böyle davranan bir kişi ile ilgilenmek oldukça zordur.  Dokto­run asıl cevap aradığı sorular yerine bu kişilerin, şikayet­lerini sürekli  düşünme biçimlerine uygun biçimde anlat­makta ısrar etmeleri işbirliğini ve  iletişimi güçleştirir. Bu ise tam da korktukları şey olan bir hastalığın fark  edil­memesi riskini artırmaktan başka bir işe yaramaz. Çün­kü doktorlar yalnızca  anlatılanla değil muayene ve laboratuar bulguları ile de karar vermek  zorundadırlar. An­cak çoğu doktor bu gibi tutumları tecrübe ile fark etti­ğinden  etki altında kalmamaya ve nesnel bir değerlendir­me yapmaya çalışır. Bir başka  güçlük ise hastalık korku­su olan kişilerin bunun altında psikolojik bir sorunun  yattığı görüşüne genellikle itiraz etmeleridir. Bu durumda kendisini ilk muayene  eden doktorun problemin kökeni­nin psikolojik olduğunu kişinin anlayacağı bir  dille an­latması ve bu yönden ilgilenecek olan meslekdaşına uy­gun bir dille  yönlendirmesi önemlidir. Genellikle bu kişi­ler kendilerinde bir problem ya da  hastalığın olmadığı, muayene bulgularının normal çıktığı gibi bir açıklamayı  yeterli bulmazlar. Şu da bir gerçek ki psikolojik sorunlar çoğu zaman bedenin  her yeriyle bağlantısı olan otonom sinir sistemini etkilemekte ve ilk bakışta  psikolojik oldu­ğu açıklamasını kişinin şaşırtıcı bulacağı derecede beden­sel  yakınmalara neden olabilmektedir. Burada kişi ger­çekten de hissettiği bir  yakınmayı dile getirmektedir, yani hissedilenler doğrudur, ancak bu  hissedilenlerin psikolo­jik mekanizmalarla ortaya çıktığını, tetiklendiğini  anla­maları önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal felaket korkusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine herkesin  zihninin bir köşesinde doğal felaketler­den korku yatar. Hele Türkiye'de deprem  korkusu nere­deyse gündelik yaşamımızın her anına sinmiştir. Buna karşın çoğumuz  bu korkuyu bir fobi haline getirmez, gündelik yaşamımıza devam ederiz. Doğaldır  ki, korku­ları fobi haline getirmemenin tam karşıtı da aşırı derece­de inkardır.  Bu da tedbiri elden bırakmaya neden olaca­ğından ideal bir tepki  sayılamaz.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-3519437588970048423?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/3519437588970048423/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/fobi-cesitleri-nelerdir-fobi-forum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/3519437588970048423'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/3519437588970048423'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/fobi-cesitleri-nelerdir-fobi-forum.html' title='Fobi Çeşitleri Nelerdir ?, Fobi Forum'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-2489648332175151695</id><published>2009-12-17T18:17:00.000+02:00</published><updated>2009-12-17T18:17:29.314+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fobi nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bu tanımlamaları biraz açabilir miyiz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Korkunun faydaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fobi Nedir  – Fobiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fobiler'/><title type='text'>Fobi Nedir ? – Fobiler</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Fobi Nedir? –  Fobiler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fobi kelimesi, Yunancada korku anlamına gelen "phobos"  kelimesinden geliyor. Fobi genel olarak normal dışı korkular olarak  tanımlanıyor. Günü­müzde tanımlanmış yüzden fazla fobi bulunuyor. Karan­lıktan  korkma ya da bir hayvandan korkma ise neredeyse sıradan korkular olarak  biliniyor. Karanlık, uçak, kapalı yer, diş hekimi/doktor ya da kan görme gibi  belirli spesifik durumlar üzerine odaklanmış fobiler ise özgül fobiler ola­rak  biliniyor. &lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fobiler hemen her nesneye ya da duruma karşı gelişebilen tepkilerdir.  Fobik bireyler, fobik uyarana ender olarak zorlukla katlanabilse bile genellikle  bu uya­randan aşırı derecede kaçınma eğilimi gösterirler. Fobiler kişinin aktüel  ve sosyal hayatını veya mesleksel işlevselliği­ni belirgin bir şekilde aksatır  ve kişinin uyumunu bozar. Fobik birey, korkularının anlamsız olduğunu bilse bile  bu, uyarana abartılı bir korku hissedip ondan kaçınma tepki­sine engel olamaz.  (korku fobi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fobilerden önce korkular geliyor değil mi? Korku nor­mal  yaşamın parçasıdır denilebilir mi?&lt;br /&gt;Evet, korku normal yaşamın bir parçasıdır.  Fobisi ol­mayan insan yok gibidir. Ancak, bazı insanlar için günde­lik  yaşamlarında baş ettikleri bir konu olduğu için dik­katlerini çekmez. Örneğin  böcek fobisi olan bir insan bö­cek olan bir ortamda yaşamıyorsa onun için bu  korku gündemden düşmüştür ama kaybolduğu anlamına gel­mez. Dolayısıyla, fobi de  korkunun bir çeşididir. Fobik korku daima bir şeye yöneliktir, yani belirsiz  değildir. Yö­nelik olduğu bu etken bir durum, işlev ya da nesne olabi­lir. Ancak  fobinin öteki korkulardan farkı, onun yönelik olduğu etkenle orantısız derecede  aşırı şiddette olmasıdır. Bu durum ancak kişinin toplumsal yaşamı, iş ve insan  ilişkilerinde sorunlara, işlev yitimine yol açıyorsa ya da kişinin kendisini  haddinden fazla rahatsız ediyorsa bir fo­biden söz  edebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Korkunun faydaları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tanımlamaları  biraz açabilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce normal yaşamdaki korkulardan başlayalım. Korku  insanı normal yaşama uyumlu hale getirir ve ge­rekli durumlarda önlem almasını  sağlar. Hiç korkusuz olsaydık normal yaşama uyum sağlayamaz, tehlikeleri  algılamakta yetersiz kalırdık. Tehlikeler bir yana, aslın­da yaşadığımız her zor  durumda az çok korku duyarız. Bu bir yerde insanı yönlendiren bir sinyal  gibidir. Tıpkı, trafik ışıkları gibi. Kırmızıyı görünce geçmeyiz, sarı gö­rünce  daha dikkatli oluruz. Fobiler ve korkular da bir bakıma sarı ışık, hatta yerine  göre kırmızı ışık fonksiyo­nu görürler. (fobi pdf)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani, korku insanı  daha uyanık ve savaşmaya hazır ya­par öyle mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hem duygu ve düşünce,  hem de bedenin fizyoloji­si bakımından böyledir. O nedenle korkunun azı  zor­lukları aşmada faydalı, ancak çoğu zararlıdır. Çünkü korku fazla olduğunda  pek çok tepkimiz sınırlanır, he­defini şaşırır, koordinasyonunu kaybeder. Bu  durum do­nakalma ya da gereksiz itaat ya da aşırı tepkiler arasın­da gidip gelen  yanlış davranışlara yol açar. Öte yandan, dozunda korku ise bedenin hormon,  otonom sinir siste­mi aktivitesi ve sinirsel iletken düzeylerini değiştirerek  kişiyi daha saldırgan bir tepki verebilmek için hazır ha­le getirir. Mücadele  edilen tehdit unsuru da bu durumu algılayıp tutumunu ona göre ayarlayabilir.  Dolayısı ile korku bu gibi durumlarda kişinin tepkilerini ayarlama işlevi  görür.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-2489648332175151695?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/2489648332175151695/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/fobi-nedir-fobiler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2489648332175151695'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/2489648332175151695'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/fobi-nedir-fobiler.html' title='Fobi Nedir ? – Fobiler'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-3229620053105868649</id><published>2009-12-17T18:13:00.000+02:00</published><updated>2009-12-17T18:13:46.686+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='korktuğumuz düşünce ve duy­gularımız var mıdır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Korku Çeşitleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Korku Nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Korku Çeşitleri Nelerdir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fobilerimiz olmasa da'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Korkuluk Nedir'/><title type='text'>Korku Nedir, Korku Çeşitleri Nelerdir ?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Fobilerimiz olmasa da, korktuğumuz düşünce  ve duy­gularımız var mıdır&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Korku Nedir, Korku  Çeşitleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekleri tam olarak görmek çoğu kişi için zordur.  Mutlaka korku ile izah etmesek de hoşumuza gitmeyen, kabul edemeyeceğimiz ve  hatta aklımıza getirmekten korktuğumuz düşüncelerimiz, duygularımız ya da  anıları­mız olabilir. Bunları görmezden gelerek yaşadığımız za­man bir ölçüde  rahat ederiz.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Fakat bu nedenle insanlar arasında benzer olaylara karşı farklı  değerlendirmeler ol­duğunu görürüz. Herkes biraz da kendi kabul edebileceği gibi  görmek ister bir olguyu. Bu bir ölçüde gerçeklerin çar­pıtılmasına neden olur.  Kimi zaman yakın ilişki içersinde yaşayan insanlar, örneğin bir ailenin  bireyleri, eşler, sevgili­ler bu farklılıklardan dolayı huzursuzluk duyar ve  çatışma içersine girerler. Bu gibi durumlarda tarafların karşılıklı tartışmaları  da çoğu zaman bir fikir birliği sağlamaz, çün­kü direnç herkesin kendi içinden,  kendi korkularından gelmektedir. Bu korkuları bireyler olarak aşmak, gerekirse  psikoterapiye giderek, bu kişiler arasındaki çatışmaların azalmasını  kendiliğinden sağlayabilir. Çoğu insan için ge­lecek korkusu da yaşanan ve en  çok üzerinde durulan kor­kulardan biridir. İnsanlar yalnız kaldığında ya da  yakın bir arkadaşı ile bir araya geldiğinde çoğu zaman bu konu­lar üzerinde  durur. İnsanlarda yoğun yaşanan korkular­dan biri de yalnız kalma korkusudur.  Özellikle ülkemizde yalnızlık çoğu kişi için tolere edilmeyen bir durumdur. Bu  açıdan pek çok kişi yalnızlık korkusuyla yüzleşmemek için mantık evliliği  yapabilmekte hatta problemli ve yük geti­ren bir evliliği olsa bile eşinden  vazgeçememektedır. Yal­nızlık korkusu olan insanlar çoğu zaman hayır demekte  zorlanırlar hatta bu kelimeyi hiç kullanamazlar. Tek başı­na kalmamak için  benimsemediği, hatta kendilerini istismar eden kişilerle bile sosyal program  yapabilirler, yıllar boyunca aynı mekanı paylaşabilirler. Fakat çoğu zaman bunun  bedelini ağır öderler. Depresif bir yaşamın esiri ola­bilirler kendilerini  koruyamazlar, hatta bu nedenle de ken­dilerine karşı bile bir öfke  geliştirirler. Ve durumdan rahat­sız olsalar da kendilerini tekrar tekrar aynı  durumların içinde bulurlar. Değiştiremedikleri bu durum onlar için en büyük  sıkıntı kaynağına dönüşür. Dolayısı ile korkuları­mız da bir bakıma yaşamımıza  yön vermektedir perde ge­risinden. Korkuların bir sonucu da kişinin bu yönünün  başkaları tarafından istismar edilme tehlikesidir. Toplum­sal yaşamda rekabet,  kişileri ilişkilerinde saldırgan yap­makta, güç çatışmaları yaşanabilmekte ve  her türlü korku ve zayıflık bir başkasının saldırı ya da karşısındakini kon­trol  etme ve yönetmede kullandığı bir unsur haline gel­mektedir. Aslında günümüz  toplumunda ruh sağlığı hiz­metlerine artan gereksinim biraz da bu rekabet  koşulların­dan kaynaklanmaktadır. Kişilerin ilişkilerde zayıflık yara­tan  korkuları toplumda ayakta kalmalarını güçleştirmekte ve bunları giderme  gereksinimi duymaktadırlar. Ruh sağlı­ğı hizmetlerinden fazlaca yararlanan  toplumların bu özel­liği ruhsal bozuklukların daha fazla olmasından çok, sos­yal  yaşamın getirdiği rekabet koşulları ve aynı zamanda da bu hizmetlere  ulaşılabilir olması ile ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekleri görmekten korkmak kişiyi  kendi içinde de çelişkiye sokar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem evet hem hayır. Gerçekleri  görmekten kaçınan ya da kendine göre değiştirerek ya da eksilterek gören kişi  kendisini bazı çelişkilerden uzak tutmuş olur bir bakıma. Ama bu ancak bir süre  devam edebilir. Kişi çevresiyle çe­lişki yaşamaya başlayabilir, bir sosyal yaşam  krizi içersine girebilir, çünkü başkaları onunla aynı gerçeklik algısını  paylaşmamaktadır. Ya da bir süre sonra kişi kendi içersin­de de bir huzursuzluk  duymaya başkayabilir. Çelişkileri ancak ondan sonra algılamaya başlar. Ancak  çelişkileri al­gılamak bir bakıma iyidir çünkü kişi aynı konuya kendisi de  değişik açılardan bakar değişik zamanlarda. Bu durum yeni ve yaratıcı çözümler  bulmayla sonuçlanabilir eğer kişi başarabiliyorsa. Bazen bu aşırı düşünmeye  neden olur ama bir türlü sonuca ulaşılamaz. Böyle durumlarda dışarı­da  psikoterapi ile müdahale önemlidir. Zaten böyle bir du­rum sonunda kişi  depresyon, panik, fobi gibi değişik ruh­sal belirtiler nedeni ile bir anlamda  kriz yaşar ve yardım aramak zorunda kalır. Dışlanan gerçekler kişide bir  eksik­lik duygusu da yaratır. Çünkü kendini aldatan insanın bü­tünlük duygusu  bozulur. Bir tarafı kırık olan bir dişin in­sanı rahatsız etmesi gibi aklı hep  orada olur. Çünkü insan doğal olarak ruhsal yaşamında bütünlük arar. Nedense  Asya ülkelerinin pek çoğunda gerçekler yeni yeni algılan­maya başlamıştır.  Gerçekliği görmekten kaçışın kırılması hem kişisel gelişim, hem de ruhsal sağlık  için son derece önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekleri görmemekle sır tutmak arasında  bağlantı var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok kişinin ya da ailenin yaşamı sırlarla  örülüdür, bazen da çok önemli ve tek bir sır olur uzun yıllar paylaşıl­mayan.  Çoğu zaman sır konusu unutulmuştur ve alışılmış­tır. Ancak yeni bir olay  vesilesi ile bir aile toplantısı, cena­ze, evlilik töreni gibi konu gündeme  gelir. Sırra konu olan ve itiraf edilmeyen olaydan zarar gören taraf ya da  taraflar konuyu gündeme getirebilir. Bu ise hem kişisel hem de aile yaşamında  bir süre krize neden olur. Bazen de zarar gören taraflar duruma hakim olamaz ve  yeniden bazı gerçeklerin kabul edilmediği ortama geri dönülür. Çoğu zaman  ülke­mizde sırların ortaya çıkması hoş karşılanmaz. Nedense gerçekliğin kabulüne  yönelik tolerans düşüktür. Fakat ger­çekleri görmemek pek çok hastalığı  beraberinde getirebil­diği gibi fobilere de neden olabilir. Sır tutma deyiminin  bir anlamı da paylaşılan mahrem bir konunun sadece konu­şanların arasında  kalmasıdır. Bazen bunun kaçınılmaz ol­duğu durumlarla karşılaşılabilir. Önemli  olan bu sır tutma sonucunda birilerinin bundan zarar görüyor olmamasıdır.  Örneğin, psikolojik yardım ve tedavilerde de problemini paylaşan kişinin  anlattıklarının meslek sırrı çerçevesinde saklanması gerekir. Ancak bu normal  yaşamdaki ilişkilerin dışından sadece tedaviyi ilgilendiren bir ilişki  çerçevesinde yaşanan bir durumdur. Çünkü bu sır saklama kuralı enin­de sonunda  yanlışların paylaşılarak tartışmaya konu olma­sı ve giderek önlenmesine hizmet  etmektedir. Aksine bir durumda zaten kimse sır olarak sakladığı konuları  paylaş­maz ve böylelikle de değişikliğe konu etmez.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-3229620053105868649?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/3229620053105868649/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/korku-nedir-korku-cesitleri-nelerdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/3229620053105868649'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/3229620053105868649'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/korku-nedir-korku-cesitleri-nelerdir.html' title='Korku Nedir, Korku Çeşitleri Nelerdir ?'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-5360086747682708439</id><published>2009-12-17T18:11:00.000+02:00</published><updated>2009-12-17T18:11:57.691+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fobi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='&quot;Kontrfobik davranış &quot; nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='&quot;Çıldırma&quot; korkusu var mıdır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='paranoid korkularla aynı mıdır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paranoid korkularla fobi arasında ilişki var mıdır'/><title type='text'>Kontrfobik davranış  nedir ?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;b&gt;"Kontrfobik davranış "  nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı insanlar fobik yönlerini bir anlamda bu korkuları­nı  örtmek için ne kendilerine ne de başkasına itiraf etmez­ler. Tam tersine sanki  öyle değilmiş gibi davrandıkları bile görülebilir. Buna kontrfobik davranış  diyoruz. Örneğin yükseklik korkusu olan bir kişinin paraşütçü olması gibi.  Gerçekten de kişi bu şekilde korkularını görünüşte de olsa yenebilir. Ancak her  fobik kişide böyle bir davranış şekli görülmez. Bu yine kişinin kendi  özellikleri ve yetiştirilme tarzı ile ilişkili bir durumdur. Kontfrobik  davranışlar daha çok dışa dönük, tepkisel olabilen kişilerde görülür. Bazen  kontrfobik davranış da ayarsızlıklara neden olabilir. Aşırı derecede korkusuz ve  atak davranışlar ortaya çıkabilir. Böyle tutumlar  desteklenmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;"Çıldırma" korkusu var  mıdır?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Oldukça yaygın bir korku çeşididir. Ancak birçok kişi  bunu doktora dahi söylemez, içinden dert eder. Şu bir ger­çek ki böyle bir korku  hiçbir zaman gerçeğe dönüşmez. Bu türden ağır bir ruhsal bozukluğun başlamakta  olduğu bir kişide zaten böyle bir korku olmaz. Kişi korkuyor diye böyle bir  hastalık da oluşmaz. Burada kişilerin korktuğu daha çok kontrolü kaybetme  korkusudur. Çünkü fobisi ve korkuları olan insanlar genelde kontrollü kişilerdir  ve bundan ötürü kendilerini sürekli sınarlar. Bu sınama on­larda böyle bir  korkuyu besler. Çıldırma korkusu daha çok tedavisi uzun süren ya da başarısız  tedavilere maruz kalan psikiyatri hastalarında görülür. Aslında bu vakalardaki  çıldırma korkusu artık tedavi adına direnç ve isteği­nin bittiğinin  göstergesidir. Böyle bir durumdaki kişi bilin­çaltında çıldırmayı düşünerek o  anki tüm sıkıntı ve dertle­rinden kurtulmak hatta onları yok farz etmek ve  yaşama­mak isteğine işaret etmektedir. Aslında çıldırma korkusu kabullenilemeyen  bir gerçeklikle yaşama zorunluluğunun verdiği en yoğun sıkıntıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fobi,  paranoid korkularla aynı mıdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paranoid korkularla fobi arasında ilişki  var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paranoid kişilerle yaşamak zordur. Çünkü her şeyden anlam  çıkarır, çok kavgacı olurlar. Kıskanç, şüpheci bir yapıları vardır. Aslında  yaşadıkları durumu bir korku ile de izah etmezler. Tam tersine kendisinin  herkesten önemli bazı yönleri nedeniyle izlendiklerini ya da kötülüğe  uğradıklarını düşünürler. Halbuki fobik kişiler daha çok çekin­gen bir görünüm  sergilerler, kavgacı değildirler, hatta ileri derecede uyumlu  davranırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan her şüphenin altında paranoya aramamak gerekir.  Bazen de gerçekten kötülük gören ve başkalarının haksız fiillerine uğrayan  insanlar kolayca gereksiz yere şüpheci, paranoid olmakla suçlanırlar. Paranoid  tutumla­rın bir yararı da kimi zaman kimse tarafından fark edil­meyen bazı  önemli gerçeklerin böyle şüpheci kişilerin dik­katli incelemesi sayesinde ortaya  çıkabilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle depresif insanlarda görülen korkular var  mı­dır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Depresif kişilerde hemen daima belirli konularda kor­kular olur.  Bunlar hafif dereceden, çok ağır derecelere dek uzanabilir. Hatta ağır  depresyonlarda artık korkula­rının gerçekleşeceğine inanan, buna kendini  kaptıran in­sanlara dahi rastlanır. Bu gibi korkular böyle ağır derece­ye  vardığında intihar nedeni dahi olabilir. Depresif kişi­lerde temelde üç tür  korku görülür: Hatalı davranışların­dan dolayı ceza göreceğinden korkma,  bedensel bir has­talıktan dolayı öleceğinden korkma ve parasal bakımdan zor  durumda kalma sonucunda perişan bir duruma dü­şeceğinden, iflas edeceğinden  korkma. Demek ki bu üç alan, insan psikolojisinde ve hayatında önemli bir yer  tutmaktadır. Depresyon geçiren kişiler genellikle vicdani değerleri yüksek  insanlar olmaktadır. Bu nedenle sıkıntılı durumlarında kendilerini suçlama  eğilimi artmaktadır. Para ise güvenliği temsil etmektedir ve depresif kimseler  güvenlikleri konusunda hassastırlar. Çevreye olan ilgimiz azaldığında ise, ki  depresif durumlarda böyle olur, be­denle ilişkili endişelerin artması doğal  olmaktadır. Bu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;korkular bildiğimiz fobilerden farklı olarak ancak  dep­resyon tedavi edildiğinde iyileşirler. Bu korkulara doğru­dan fobi tedavisi  yapılmaz. Ancak depresyon tedavisinde de fobi tedavisinde kullanılan ilaçlardan  bazıları kullanı­lır. Buna karşılık ağır depresyonlarda ilaç etkili olmadı­ğında  ya da durum çok acil ve intihar eğilimi kuvvetli ise elektroşok tedavisi  uygulanabilir. Çünkü depresyonlarda da ilaçlar birkaç haftadan önce istenilen  etkiyi gösterme­mektedir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8553297738412437783-5360086747682708439?l=i-saglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://i-saglik.blogspot.com/feeds/5360086747682708439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/kontrfobik-davrans-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5360086747682708439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8553297738412437783/posts/default/5360086747682708439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://i-saglik.blogspot.com/2009/12/kontrfobik-davrans-nedir.html' title='Kontrfobik davranış  nedir ?'/><author><name>Seocu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15488520414374539964</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3AM9Fm6qe6c/SsyKUeBbeyI/AAAAAAAAACo/by6cKrma1RE/S220/trabzonspor.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8553297738412437783.post-3708929102015006707</id><published>2009-12-17T18:09:00.000+02:00</published><updated>2009-12-17T18:09:25.186+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nesne fobileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fobi Türleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fobiler nasıl gruplandırılır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Durumsal Fobiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayvan fobisi ne zaman başlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/
