Şişmanlarda Sperm Kalitesi Düşüyor


Aşırı şişman erkeklerde sperm kalitesinin düşük olduğu belirlendi.
Yapılan yeni bir araştırmada, aşırı şişman erkeklerde sperm kalitesinin düşük olduğu belirlendi.
Aberdeen Üniversitesi bilim adamları, kısırlık sorunundan mustarip çiftler arasından 2000 erkeğin sperm kalitesini inceledi.
Araştırmaya katılan ve vücut kütle endeksi yüksek olan erkeklerdeki anormal sperm oranının daha fazla olduğu belirlendi.
Araştırmaya katılan erkekler vücut kütle endekslerine göre 4 gruba ayrıldı.
Araştırmada, sigara, alkol ve yaş gibi kısırlığa sebep olabilecek diğer unsurlar da göz önüne alındı.
Araştırma sonucunda, vücut külte endeksi ideal ölçülerde (20-25 arasında) olanların sperm kalitesinin ve meni hacminin şişmanlara oranla daha yüksek olduğu belirlendi.
Vücut Endeksi Anormal Sperm Oranında Etkili
Barcelona'daki Avrupa İnsan Üreme ve Embriyoloji Derneği'nin toplantısında sunulan araştırmada, vücut kütle endeksi yüksek olanlarda ise meni sıvısı hacminin daha düşük olduğu ve anormal sperm oranının yüksek olduğu görüldü.
Araştırmada, sperm yoğunluğu ve hareketliliği açısından ise bu dört grup arasında farlılık bulunamadı.
Araştırmanın başkanı Aberdeen Üniversitesi'nden Dr. Giyat Şayib, "Bulgularımız diğer faktörlerden bağımsızdır ve eşleriyle bebek yapmaya çalışan erkeklerin öncelikle ideal kiloya inmeye çalışmaları gerektiğini göstermektedir" dedi.
Şayib, bundan böyle ideal kilonun getirdiği yararlar arasına meni kalitesinin artmasının da gireceğini söyledi.
Dr. Şayib, aşırı şişman erkeklerde sperm kalitesinin düşük olmasının sebebinin, obezlerdeki hormon seviyelerinin farklılığı, fazla yağ birikmesi yüzünden testislerin aşırı ısınması veya obezliğe yol açan yaşam biçimi ve beslenme alışkanlığı olabileceğini söyledi.
Araştırmacılar bundan sonra, meni kalitesinin düşüklüğünün kısırlığa doğrudan etki edip etmediğine bakmak için kısır olan ve olmayan çiftlerde erkeklerin vücut kütle endekslerine bakacaklar.
Aşırı şişmanlığın kadınlarda da gebe kalmayı zorlaştırdığı biliniyor. Başka araştırmalar obezliğin spermde DNA hasarına yol açtığını göstermişti.
TRT

Gebelik testi nasıl yapılır?

Kanda gebelik testi (hamilelik testi) ise yani B-HCG tahlili ise aç veya tok farketmez, her zaman yapılabilir..

fakat doktorun istediği gerekli bazı tahliller ise onları aç karnına vermek gerekir çünkü açlık kan şekeri ve karaciğer testleri gibi testler de istenebilir..

Erken boşalmanın önlenmesi için öneriler


Erken boşalmadan kurtulmak için yapılan egzersizler sonucunda boşalmada yeteri kadar geciktirme sağlanınca, “ben iyileştim ön yargısı” ile hareket etmek doğru değildir. Israrla vurguladığımız gibi erken boşalma bir hastalık olmadığına göre, boşalmanın geciktirilmesi, bir hastalıktan kurtuluş değildir. Böyle bir yargı, ardından gelen cinsel ilişkilerde öğrenilenlerin ihmal edilmesiyle heyecanın artmasına ve sorunun tekrarlamasına yol açabilir. Aslında en doğru olanı, erkeklerin boşalma kontrolü sağlamayı öğrenmesi ve bu tecrübelerini her cinsel ilişkide kullanmaya çalışmasıdır. Ayrıca erken boşalmayı önlemek için aşağıdaki önerilere de kulak asılmasında fayda vardır:
  • Açık havada dolaşın
  • Heyecanlardan ve önyargılardan uzaklaşın
  • Sık banyo yapın
  • Sinir sistemini dinlendirici ortamlarda bulunun
  • Hafif alkol alın
  • Her erkeğin bazen erken boşalabileceğini unutmayın, bu normaldir
  • Erken boşaldığınızda her şeyi yitirdiğinizi düşünmeyin, önemli olanın partnerinizle birlikte olmak olduğunu ve her ikinizin de hoşuna giden bir şeyler yapabileceğinizi düşünün
  • Eşinize karşı daima sağlıklı ve uyumlu düşünceler besleyin
  • Cinsel birleşim öncesi aşk oyunlarını ciddiye alın
  • Çift olarak birlikte orgazm olmayı arzulayın, bunun için daha önce bir işaret kararlaştırın ve zamanı gelince bu işaretten yararlanın
  • Psikoterapik yardım almaktan çekinmeyin
  • Cinsel ilişkide kendinizi kanıtlamak zorunda hissetmeyin
  • Aşk kaslarınızı kasıp gevşeterek boşalmanızı geciktirebilirsiniz
  • Herkesin cinsel sorunlar yaşayabileceğini unutmayın
  • Sık sık çiş yapın ve çiş yaparken kendinizi tutup bırakın, böylece aşk kaslarınızı kontrol etmeyi öğrenebilirsiniz
  • Erkeklerin penisin baş kısmı ve çevresinin uyarılmasıyla büyük heyecan duyduğunu unutmayın
  • Kendinizi yetersiz veya suçlu hissetmekte aceleci olmayın
  • Yavaşça giriş yapın, penisi olanaklı olduğu kadar derine yerleştirin, hafif hareketlerle devam edin, fazla uyarıldığınızı duyumsadığınızda gidip gelme hareketlerini hemen durdurun, penisinizin başı içeride kalacak şekilde hızla geri çekin, sakinleşene kadar derin derin nefes alıp bekleyin
  • Cinsel ilişki sırasında hareketlerinize zaman zaman ara verin, heyecanınızı yatıştırabilmek için dinlenin ve dinlenirken duyguları alevlenen ve sabırsız duruma gelen partnerinizi okşayarak ve klitorisiyle oynayarak uyarmayı ihmal etmeyin
  • Her gece yatmadan önce, kendinizi kontrol ettiğiniz uzun bir cinsel birleşmenin hayalini kurun. Yapacağınız bu “fantezi modellemesi”, boşalmanın geciktirilmesini önceden planlamanızı kolaylaştıracaktır
  • Erkeklerin ilk birleşmede boşalma süresi daha kısadır ikincisinde daha geç boşalırlar. Bu nedenle ilk birleşmede ön sevişme zamanını uzun tutun ve partnerinizin yeterince uyarılmasını sağlayın. İkincisin de ise partneriniz sizi daha çok uyarsın
  • Eşinizle sorunlarınızı konuşun ve kesinlikle iletişim eksikliği gelişmesine izin vermeyin.

Osteoartrit ve Tedavisi

Romatizmal bir hastalık olan Osteoartrit, sık rastlanan eklem rahatsızlıklarından biridir. Toplumun birçoğunu hedef alan bu hastalık sağlık açısından da son derece önemlidir. Yaşam süresini etkileyen Osteoartrit,zamanında tedavi edilmesi gereken hastalık türlerindendir.


Eklem kıkırdağının zedelenmesi yada düzensiz kemik çıkıntıları sonucu ortaya çıkan Osteoartrit, halk arasında kireçlenme olarak bilinir. Eklem kireçlenmesi olan Osteoartri genellikle 65 yaş üstü kişileri hedef alır. 65 yaş üstü yetişkinlerin %90′ı bu sorun ile karşı karşıya kalmaktalar.
Osteoartrit özellikle el parmaklarında sıkça görülür. Osteoartritin ortaya çıkmasında genetik faktörlerin payı büyüktür. Şişmanlık ve ağır egzersizlerde Osteoartriti tetiklemektedir. Osteoartrit eklem kireçlenmesi ağrı, eklemlerde tutukluk, sertlik, hareket esnasında eklem bölgelerinde çıtırtı sesleri ve şekil bozukluklarına neden olur. Tüm bu sorunlar sonucunda sakatlanma bile meydana gelebilir.

Osteoartrit Tedavisi


Osteoartrit tedavisi için hasta-hekim ilişkisi iyi olmalıdır. Hekim, hastayı Osteoartrit hakkında iyice bilgilendirmeli ve hasta da doktorunun önerilerine uymalıdır. Aşırı kilolar varsa verilmeli, ağır egzersizlerden kaçınmalı, bol bol istirahat edilmeli ve zedelenmiş eklem fazla kullanılmamalıdır. Osteoartrit için fiziksel tedavi, kaplıca tedavisi, egzersiz hareketleri ve çevresel düzenlemeler uygulanır.
Osteoartrit hastalarının büyük çoğunluğu fiziksel ve kaplıca tedavisi ile şikayetlerinden kısa bir sürede kurtulurlar. Egzersiz tedavisinde ise tutulan eklem kaslarının güçlendirilmesi ve eklemlere binen yükün azaltılması sağlanır.
Osteoartrit hastalığı tedavisi için çevresel düzenlemelerde gereklidir. Hastanın yaşadığı ortamda bazı değişiklikler yapılması tedavinin sürecini hızlandırır. Örneğin, sandalye boyunun ve tuvaletin yükseltilmesi gibi.
Son olarak ise cerrahi yönteme başvurulur. Daha önce bahsettiğimiz tedavi yöntemleri bir işe yaramadıysa tek çare ameliyattır. Ağrıları geçmeyen ve günlük yaşamı giderek zorlaşan kişilere protez takılmaktadır.

Eklem kireçlenmesi nedir?


Tıp dilinde osteoartrit, halk arasında ise eklem kireçlenmesi olarak bilinen hastalık en sık görülen eklemrahatsızlığı olarak bilinmektedir. Kireçlenme eklem kıkırdaklarının yapısını bozmasıyla, aşındırmasıyla,inceltmesiyle ve kaybına yol açmasıyla sonuçlanabilirken, eklem kenarlarında çıkıntılar ve büyümeler yaşanır. Bu durum hareketlerde kasılmaya, kısıtlamaya ve ağrıya neden olurken, en çok diz ve kalça eklemlerinde burahatsızlık ön plana çıkmaktadır.
Zamanında ve yerinde doğru tedavi edilmediği taktirde üst solunum yollarına sıçrayan virüsler kalp iltihabını kaçınılmaz bir hale kavuşturarak, insan bünyesini tamamıyla bozmaktadır.

Eklem romatizmasından nasıl korunulur?


Eklem romatizmasından nasıl korunulur?
Eklemlerde oluşan virüslerin bulunan zarı delmesiyle birlikte iltihaba yol açmasıyla ortaya çıkan bu hastalık, seneler boyunca devam ederek insanın eklemlerinin işlevini kayıp etmesine yol açmaktadır. İltihap tüm vücuda yayılarak insanın iç organlarında yıkım işlemini gerçekleştirirken erken teşhis tanısı konulmayan insanlarda oldukça önemli rahatsızlıklara yol açmaktadır.
Yaşantımıza dikkat ederek bu hastalıktan korunabilmemiz gerekirken, hastalığın en büyük dostu şişmanlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Cinsel ilişki sırasında bulaşan bazı mikroplar, doğuştan gelen kireçlenme ve kalça çıkığı sonucu da bu hastalığa neden olmaktadır.
Eklem romatizmasından nasıl korunulur?
* Cinsel ilişkide temizliğe veya korunma yöntemlerine önem gösterilmelidir,
* Aşırı sıcak veya aşırı soğuk içecekler tüketilmemelidir,
* Beslenmeye dikkat edilerek kilo almanın önüne geçilmelidir,
* Egzersiz veya spor yapılarak kaslar ile eklemler çalıştırmalıdır,
* Ağrı ve şişlikler için ilaçlar tüketilmelidir,
* Uzun olmamak koşuluyla yatak istirahatı önemlidir.

Depresyonun de bir mevsimi var

Psikolog Meltem Kavcar, Radyo 7'de bahar deprosyonlarından bahsetti ve panik atakla ilgili önemli bilgiler verdi.
Radyo 7’nin sevilen programcılarından Eda Çelebi’nin hazırlayıp sunduğu Eda’yla Gün Ortası programının konuğu Psikolog Dr. Meltem Kavcar Sırmalı oldu. Kavcar, psikolojik rahatsızlıkların mevsimi olduğunu söyledi. Ayrıca depresyon ve panik bozukluğundan bahsetti.

İthal bebek mamaları için 'GDO yoktur' belgesi

Sağlık Bakanlığı, beslenme ürünü, özel tıbbi amaçlı diyet gıda ve tıbbi amaçlı bebek mamalarının ithal izni için ''GDO ve ürünlerinin kullanılmadığına dair üretici firma taahhütnamesi'' isteyecek.
Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü'nün konuya ilişkin duyurusunda, 26.3.2010 tarihli ve 27533 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu'nun 5. maddesinin (d) bendinde, ''GDO ve ürünlerinin bebek mamaları ve formülleri, devam mamaları ve formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılmasının yasaklandığı'' hatırlatıldı.

Bu bağlamda, söz konusu kanun hükümleri doğrultusunda, Sağlık Bakanlığı tarafından ithal izin işlemleri yürütülen enteral beslenme ürünleri, özel tıbbi amaçlı diyet gıdalar ve tıbbi amaçlı bebek mamalarının, ithal izin başvuru ve yenileme başvuru dosyalarında 29 Mart tarihinden itibaren ''GDO ve ürünlerinin kullanılmadığına dair üretici firma taahhütnamesi'' isteneceği bildirildi.

Ayrıca, aynı belge, halen işlemleri devam eden başvurularda da ilgili firmalar tarafından gönderilecek.

Portakal Yiyin

Portakal dahil birçok meyvede bulunan C vitamininin damar tıkanıklıklarına iyi geldiği ve tansiyon düşürücü özelliğe sahip ol­duğu bilinen bir gerçektir. Düzenli tüketilen C vitamininin kalp kri­zi, felç ve erken ölüm riskini azalttığı saptanmıştır.

John, Güneybatı Teksas’taki bir turunçgiller çiftliğinde doğ­muştu. Çiftçilik deneyimlerinin iyisini ve kötüsünü hâlâ hatırlamak­tadır.

Birkaç kuşaktan beri ailesi çiftçilik yapıyordu ama iş meslek seçimine geldiğinde John çiftlikten ayrılıp öğretmen olmaya karar vermişti. Okulda öğrencilerine çiftliği matematikten fene dek uzanan tüm derslerde örnek vermeye başlamıştı. “Bu örnekten öğrenilecek o kadar çok şey var ki,” dedi John. Ayrıca öğrencilerine en sağlıklı meyve olduğuna yürekten inandığı portakal yemelerini de hatırlatıp duruyordu. Babası çiftlikte çalışırken John da ona elinden geldiğince yar­dım ediyordu. Bir süre sonra da turunçgiller çiftliğinin başına gele­bilecek en büyük felaket geldi ve ürünler dondu. Bölgede uzun za­mandan beri ilk kez böylesine yoğun bir ayaz yaşanıyordu. Soğuk­tan tüm ağaçlar donmuştu. Bu olay karşısında çok üzülen John’un babası sonunda kendini emekliye ayırmaya karar verdi.

John emekli olunca çiftliğe ne olacağı konusunda endişelen­meye başlamıştı, ama öte yandan da öğretmenliği bırakmaya kendi­ni hazır hissetmiyordu. Sonunda her iki işi de birden yürütmeye ka­rar vererek çiftliğin yönetimini eline aldı. “Çok değerli iki işi birden yapıyorum. Söz konusu olan bu her iki iş de farklı bağlamlarda in­sanların yaşamlanna bir şekilde katkıda bulunuyor ve onlann temel gereksinimlerini karşılıyor.”

Cambridge Üniversitesi doktorlarına göre, C vitamini içeren meyvelerin günlük tüketimi erken ölüm riskini yüzde 10 azalt­maktadır.

Yoganın yararları

Genellikle ilk üç aylık dönemde hamile kadınların yoğun fi­ziksel egzersiz yapmaları tavsiye edilmez. Özellikle de dü­şük olasılığının olduğu durumlarda bu geçerlidir. Bu yüzden hamileliğin dördüncü ayından itibaren bir egzersiz programının uygulanması önerilir. An­cak daha önce düşük yapmamış, aktif ve sağ­lıklı bir anne adayı kendisini hazır hissel ligi andan itibaren kendini zorlamadan bedenini güçlendirmeye, kaslarını geliştirmeye ve esnek­liğini artırmaya başlayabilir. Duruş pozisyonlannı kişisel gereksinimlerinize ve formunuza uyarlayarak hamileliğiniz boyunca yoga yapa­bilirsiniz. Bu durum kişiden kişiye değişecektir. Bu yüzden bedeninizle uyum içinde olmanız, ortaya çıkan rahatsızlık verici duruşları belirleyerek onları kendinize uygun bil ha­le getirmeniz gerekir.

Yoganın hamile kadınlara kazandıracağı fiziksel yararlar şunlardır: gücün, kasların, duruşun ve dengenin gelişmesi; kas sisteminin tamamının daha elastik ve esnek olması: hormon üretimini sağlayan salgı bezlerinin uyarılması; kan akışının hızlanması ve dolaşımın iyileşmesi: ve mükemmel nefes kontrolünün sağlanması. Yoga uygulaması sırasında iç organlara da masaj yapılmış olur. Ayrıca mide egzersiz­leri de (bkz sayfa 82-84′e) doğum yaptıktan sonra eski for­munuza kolaylıkla kavuşmanıza yardımcı olacaktır. Yoga­nın uyku bozukluklarını azalttığı ve uykusuzluk hastalığı­na iyi geldiği bilinmektedir. Yaşama pozitif gözlerle bak­manın ve genel anlamda sağlıklı olduğunuz hissinin oluş­masını destekler. Avın zamanda yoga kişisel gözlem yap­mayı öğretir. Yoga yaptıkça sezgisel olarak bedeninizle ve duygularınızla yakın temas halinde olursunuz.
Ancak mükemmel geçen bir hamilelik süreci ve doğum için yoganın tek çare olmadığını aklınızdan çıkarmayın. Yoga, bu heyecanlı dönem boyunca size yardımcı olabile­cek ve yaşadığınız deneyimin toplam değerini artıracağını umduğumuz bir araçtır. “Doğum” zor bir iştir ve birçok ka­dının doğum yapmakla ilgili yaklaşımları biraz korku ve en­dişe içerir. Bu, oldukça normal bir durumdur ama yoganın hamilelik ve doğum sürecinizi biraz daha kolaylaştırmaya ve bu dönemle ilgili sakin ve kontrollü bir yaklaşım benim­semenize yardımcı olabileceğini umuyoruz.